287.Haftanın Konuğu Melodram
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
 
Seçenekler
Alt 30-11-2013, 15:50 #1

Vera.

nevbahar

287.Haftanın Konuğu Melodram



287.Haftanın Konuğu Melodram

Merhaba arkadaşlar bir haftayı daha geride bırakmış bulunuyoruz.
287. Haftamızın konuğunu açıklamak üzere karşınızdayız.

Bu haftamızın Konuğu "Melodram" nicki ile tanıdığımız "Cansu" arkadaşımızdır.

287.Haftanın Konuğu Melodram


Sorunsuz bir başlık olmasını dileyerek sizleri baş başa bırakıyorum.

Kendisine şimdiden kolay gelsin.

Tatlı ve Keyifli sohbetler...



Benzer Konular

Melodram Bunu beğendi.
Görüntüleme:4486, Cevaplar:38

İlginizi Çekebilir >
Alt 30-11-2013, 15:51 #2

Yönetmen

Karmate


Cansu, tebrikler. Uğrarım daha sonra inşAllah.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 30-11-2013, 15:57 #3

Havin

Eylül.


Aha, tebrikler Cansu'm, sorularımla seni delirtmek için tekrar geleceğim.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 30-11-2013, 16:01 #4

Vera.

nevbahar

Tekrar tebrikler Cansu
ve sorularla başlayalım.

Kimsin bakalım sen ? Kısaca öz geçmişini Anlatırmısın
Kötü alışkanlıkların var mıdır ?
Hayatta örnek aldığın kişi/kişiler kimlerdir?
Keşkeci misin/iyikici misin ?
Zor bir insan mısın ?
En büyük zaafın nedir?
Ölüm ile yaşam arasındaki Fark ?
Ne zamandır Sanaldasın ?
Kullanmış olduğun veya kullanmaya devam ettiğin başka nicklerin var mı ?
Nickinin Anlamı Nedir?
Kader ile şansa inanır mısın ?
En dikkat çekici yönün nedir?
Hobilerin ve Fobilerin nedir?
Aşk ı bizlere anlatır mısın?
Engellilerin daha iyi şartlar da hayatlarını sürdürebilmeleri için neler yapılabilir sence?
Bilgisayar ile ne zaman tanıştın ? Yani İlk bilgisayarın olduğunda neler yaptın ?

Neden Tatlıaskım?
Tatlıaskım Hakkındaki düşüncelerin nelerdir?

Son Olarak İsyanlı Sükut` hakkında ki düşüncelerini yazarmısın ?




Melodram Bunu beğendi.

Alt 30-11-2013, 22:46 #5

Kitapokuru

x

tebrik ederim.
Şimdilik tek söylemek istediğim;iyiki geri döndünüz mutlu oldum ben kendi adıma eheh. Hoş geldin sen ve arkadaşın..
Daha sonra sorularımlada uğrarım inşallah




Dramelodi ve Melodram Bunu beğendi.

Alt 30-11-2013, 23:31 #6

Alaz

mother's daughter


Tebrikler dram sorularla geleceğim




Melodram Bunu beğendi.

Alt 30-11-2013, 23:34 #7

KαувσLαηяυн

Forum Üstadı


Tebrikler..




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 00:34 #8

Sürenbayan.

ikizlerin annesi.


Tebrikler.
Soracak bir şeyler bulur bulmaz çalacağım kapını Cansu.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 00:40 #9

Hastasıyız

Deneyimli


Kolay gelsin.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 00:43 #10

Forsaken.

eyvallah.


Tebrik ederim.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 00:56 #11

fermina daza

Forumun Tiryakisi

unuttun mu beni ? her şeyi mi ? (jnvjfvndfjkb)




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 02:02 #12

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
İsyanlı Sükut´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tekrar tebrikler Cansu
ve sorularla başlayalım.

- Teşekkür ederim efenim, gelir gelmez renk kattım rengimle.

Kimsin bakalım sen ? Kısaca öz geçmişini Anlatırmısın

- 8 Mayıs 1990 tarihinde, dünyaya zor da olsa gözlerini açmış, büyükbabası tarafından erkek olması beklenen, küçük halası tarafından dört gözle beklenen ama bütün özellikleriyle büyük halasına benzeyen bir tutam Cansu oluyorum ben. 1999 depremine kadar Bolu'da yaşamış, daha sonra Ankara'ya gelmiş ve buraya hapsolmuş, eğitimde bir üst tura geçerken hep İzmir'de okuma hayali kurmuş ama ne yazık ki bunu gerçekleştirememiş, Bolu'daki ilkokul öğretmeni Nuriye Özekmekçi ile Ankara'daki ilkokul öğretmeni Tülin Çörekçi ve ilkokul arkadaşlarıyla, hâlâ görüşmek de olan, arkadaş kıymeti bilen, merhametli de bir insan tanesiyim. Hayatının en güzel yıllarını 2000-2008 arasında geçirmiş olan bu hanım kızımız, her zaman sağlam dostluklar kurmuş ve 2008-2013 yılları arasında bir değişime uğrayarak ilkokuldaki kompozisyon aşkını melankoliğe dönüştürerek kendini '' bir tutam melodram '' ilan etmiştir. Şu an Gazi Üniversitesi'nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünün okula sadece sınavlarda uğrayan ve okuldan en çok nefret eden öğrencisiyim, aynı zamanda Sosyoloji okumaya da çalışıyorum, sadece çalışıyorum şu an, aynı zamanda da bir araştırma şirketinin editörlüğünü yapıyorum ve aynı zamanda da pilates eğitmeni olmak için kendimi pilatese adamış bulunuyorum. Bu kadar olsun bu soru, yoksa kaptırabilirim.

Kötü alışkanlıkların var mıdır ?
- Hayır yok, yani alkol kötü alışkanlıksa onu sayarım ama alkolü kötüye kullanmadığım için kötü alışkanlıktan saymıyorum.

Hayatta örnek aldığın kişi/kişiler kimlerdir?
- Kimseyi örnek almıyorum, çocukken karşımda hep iki rol model vardı, annem ve babam ama büyüdükçe aslında onlarla her konuda uyuşmadığımı, fikirlerine katılmadığımı, hatta çoğu zaman zıt düştüğümü ve kendi fikirlerimi onlara kabul ettirmek için savaştığımı gördüm. Bu yüzden kimseyi örnek aldığımı söyleyemem, kendi kendime, kendime yetmeye çalışıyorum diyelim.

Keşkeci misin/iyikici misin ?
- Keşke dediğim anlar da var hayatımda, iyi ki dediğim anlar da. O yüzden bu konuda net bir cevap veremem.

Zor bir insan mısın ?
- Çok inatçı bir insanım ama çok. Çok inatçı olduğum için de benim düşüncelerimi değiştirmek zordur, bir şeyi ben doğru bulduysam başka insanların ne dediğini pek önemsemiyorum, o yüzden evet zor bir insanımdır. Annem öyle diyor ve bu durumdan çok şikayetçi.

En büyük zaafın nedir?
- Kardeşim.

Ölüm ile yaşam arasındaki fark?
- Bazen o fark sıfıra iniyor ama birinde az da olsa umudun oluyor, diğerinde umutlarınla beraber yok oluyorsun.

Ne zamandır sanaldasın?
- Çok net hatırlamıyorum ama 2005-6 gibi, kuzenimin gelip '' Ya siz de internet var niye kullanmıyorsun '' demesiyle başladı her şey. Öyle habersizdim çünkü harika bir arkadaş grubum vardı, tüm gününü sokakta geçiren çocuklardandım ben.

Kullanmış olduğun veya kullanmaya devam ettiğin başka nicklerin var mı?
- Hayır yok.

Nickinin Anlamı Nedir?
- Aslında birçok anlamı var, sinema dilinde farklı, tiyatro dilinde farklı, edebiyat dilinde farklı, benim dilimde daha farklı. Aslında görüldüğü gibi bir anlamı var, içinde bolca dram var. Sinema da bu dram biraz daha değişikliğe uğruyor, tiyatro da bunu sözsüz sadece müziklerle ifade ediyorlar, edebiyatta yine dramı anlatan tür olarak, benim için de işte yıllardır yazdığım şeylerin dışa vurumu diyebiliriz.

Kader ile şansa inanır mısın?
- İnanmam, kader bana hep saçma gelmiştir, bir şeylere '' kader '' diyerek sineye çekemedim hiçbir zaman, bunun bir çeşit avunma olduğunu ve sığınma olduğunu düşünüyorum, o yüzden inanmıyorum. Şans, bilmiyorum aslında, garip bir şey ama hiç şanslı olmadım ben, hep kendi yarattığım kadar şanslıydım ve ona da şans denmiyor aslında o yüzden sanırım inanmıyorum ikisine de.

En dikkat çekici yönün nedir?
- Dikkatini çektiklerim cevaplasın bunu. Burada eğer yazdıklarım kadar bilen varsa sanırım cümlelerim dikkat çekiyordur, reel yaşantımda direkt ben de dikkat çekiyor olabilirim, insanları güldürebilmem de ayrı bir dikkat çekici yönüm olabilir, bilmiyorum ya, bu soruyu geçelim. Hiç dikkat etmedim kendime. :ı

Hobilerin ve Fobilerin nedir?
- Hep klasik oluyor bunun cevabı da ama ne yapalım. Müzik dinlemek hobiden de öte benim, aslında bu hobi midir acaba? O zaman dinlemek demeyelim de, yeni şeyleri keşfetmeyi sevmek hobimdir evet. Spor yapmak hobim, bir de uyumak. Fobilerim de bütün hayvanlar-korkuyorum ama hepsini de çok seviyorum, çok başka bir şey bu- ve yükseklik, bir de ailemden birini kaybetmek.

Aşkı bizlere anlatır mısın?
- Bir gün uyanıyorsun, artık tek kişi değilsin, ne kadar uzağında olursa olsun yanında hep biri var. Bazen gerçekten yanında, bazen uzak olsa bile yanında. İki kişilik kararlar veriyorsun, kendin kadar onu da düşünmek istiyorsun, düşünüyorsun da; çünkü sadece kendini düşünmek ona yapacağın en büyük haksızlık gibi geliyor. Bir şeye gülüyorsan eğer, ilk o senle gülsün istiyorsun. Ağlıyorsan bazen ilk onun haberi oluyor bazen ona haber vermediğin için sana kızıyor, o gün biraz daha büyüyorsunuz. Yürüdüğün en karanlık ve pis sokaklar sana hep baharı hatırlatıyor, güneşi sevmesen bile sırf sizin için doğduğuna inandığın için her gün '' günaydın '' diyorsun. Bazen aynı şeyi düşünüyorsunuz, bazen tamamen zıt düşüyorsunuz ve zıt düştüğünüzde orta yolu bulabilmek için uğraşıyorsunuz, bir gülümsemeyle bütün gerginliği yok edebiliyorsunuz. Kendinizi güzel bulmak için hiçbir sebep aramıyorsunuz, aynalara daha çok bakıyorsunuz belki ama orada kendinizden çok onu görüyorsunuz. Sonra eğer her şey yolundaysa o aynanın karşısında yan yana duruyorsunuz, eğer bir şeyler ters gittiyse, o ayna paramparça oluyor ve siz bir süreliğine bütün aynalara küsüyorsunuz. ( çok biliyormuş gibi oldu, aslında pek anlatılmaz aşk ama ilk aklıma gelenler bunlar oldu. )

Engellilerin daha iyi şartlar da hayatlarını sürdürebilmeleri için neler yapılabilir sence?
- Bir kere yaptıkları işleri doğru yapmaları gerekiyor, görme engelli insanların kolayca yolu bulabilmesi için yaptıkları o sarı yolların gittiği yerler belli değil. Yaşadığım semtin metrosunda, o yollardan bir tanesini duvarın karşısında bitirmişler, adam yola aldanıp yürüse kendini duvarda bulacak. Yürüme engeli olanlar için yeterli çalışma yapılmıyor. Toplu ulaşımlar için, özellikle metrolara binmek için asansör yapıyorlar ama ben o asansörlerin içinde daha çok yürümeye üşenen insanları görüyorum, oysa tekerlekli sandalyede oturan insan nelerini vermezdi onlar gibi yürüyebilmek için. Kaldırımlara çıkmak için yol yapıyorlar, yol bile denmez, küçük bir yokuşumsu bir şey ama onun önüne de gelip arabalar park ediyor. Kızılay'da bakanlıklardan aşağı yürürken, Zara'nın önündeki üst geçidin sadece ilk merdiven kısmına yokuş yapışmış, diğer kısımlara yapılmamış, yani bu adam ilk merdivene yokuşla çıktıktan sonra ayaklanıp merdiven mi çıkacak? O yüzden önce bir işi yaparken gerçekten isteyerek ve onları düşünerek yapılması gerekiyor. Öyle televizyon programlarına çıkıp, yanına da 3-5 ünlü alıp '' Oh bugünde 1 trilyon topladık, şak şak şak '' demekle olmuyor ne yazık ki bu işler. Önce bilinçlenmek ve onların birey olduğunu kabullenmemiz gerekiyor, daha sonra her şey rayına oturacaktır.

Bilgisayar ile ne zaman tanıştın ? Yani İlk bilgisayarın olduğunda neler yaptın ?
- 2002'ydi o da sanırım, çok da tanışık değildik aslında, süstü o benim için. Disketlere Wolf diye bir oyun vardı, okulda onu yüklerdik gelir evde oynardık ya da evde yükleyip gidip okulda gizlice takar bilgisayar derslerinde onu oynardık. Bir de paintte resim yapardım. Dağ, güneş, ev, nehir, ağaç, çim, çiçek, çocuk. Her şey çok masumdu.

Neden Tatlıaskım?

- Hiçbir sebebi yok aslında, keyif.

Tatlıaskım Hakkındaki düşüncelerin nelerdir?
- İçindeki bazı insanları gerçekten çok seviyorum, hem onlar için hem de keyfim böyle istediği için giriyorum şu an. Bir forum nasıl geriye gider, konulu bir yarışma olsa, ilk 3'ü zorlar aslında, pek bir güzel düşüncelerim yok yani ama bunun bir önemi de yok. Ha güzel bulmuyorsan niye geliyorsun da diyebilirsiniz, işte keyif.

Son Olarak İsyanlı Sükut` hakkında ki düşüncelerini yazar mısın?

- Uzun uzun konuşma fırsatımız olmadı hiç ya da biz o fırsatı yaratmadık ama hep bir ağırbaşlı tavrın vardı ki, hâlâ da öyle devam ediyorsun. Kesin hüküm vermeden önce bir kez daha düşünen ve her iki tarafı da dinlemenin mantıklı olduğunu bilen bir yapın var. Hep sessiz sakin duruyorsun ama nickindeki '' isyanlı '' kısmı, içindeki fırtınaların dışa vurumu belki de. Bazı şeylere susarak yanıt veriyorsun, bazen de ufak ufak yazarak. Bana hep değişik bir hüznün var gibi geliyor, eğer ki daha çok tanıma fırsatımız olursa devamını bir gün üye sözlükte yazarım.
Tekrardan teşekkür ederim soruların için Leyla, ha bu arada ismini de çok seviyorum.

-

Havin; Lütfen sorularınla delirt beni, delirt ahah. Ya da delirtme, korktum şimdi.
Kahvekitap; Repini gördüğümde sevinmiştim ama geri dönüş yapmayı unutmuşum, çok teşekkür ederiz, şu an pek alışamasak da hoş bulduk.
Alaz ve Mah Peyker lütfen kolay sorularla gelin, gelebilirseniz eğer, Karmate sen de öyle. Yine kaçırmayın beni.



Alıntı:
Aylak Madam´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
unuttun mu beni ? her şeyi mi ? (jnvjfvndfjkb)
Ya seni nasıl unuturum, hatta az önce PM kutunuz %100 dolu yazısını gördüm, silmeye başladığımda bizim mesajları gördüm, uu dedim şu kıza bir mesaj atayım derken sen gelmişsin. Bizim zaten böyle bir elektriğimiz vardı.
Unutmadım seni, hiçbir şeyini unutmadım hem de, çok romantikleşiyor bunun sonu.




Vera. Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 12:52 #13

Mathilda

Forumun Tiryakisi



Merhabalar canım, öncelikle bu üstün başarından ötürü tebrik ediyorum. Hemen konuk oldun, aslında hiç haketmiyordun biliyorsun değil mi? Ahh tabi ki biliyorsun, biliyoruz. Neyse tekrardan tebrikler. Ne soracağım hususunda hiçbir fikrim yok büyük ihtimalle saçmalayadabilirim ama olsun, maksat uğramış olmak. " "

Hayattaki en büyük pişmanlığın?
Bir şeyi değiştirme imkanın olsaydı, şu an hayatında olan neyi değiştirirdin?
En değer verdiğin insan?
Üstteki soruyla beraber aklıma buradaki değerlin geldi, Dramelodi yani Melek ile kardeşliğiniz nasıl başladı? Ne oldu da sizi birbirinize bu kadar bağladı? Anladın işte sen beni.
En sevdiğini sordum, en nefret ettiğin kişi? Öldürmek hakkın olsaydı, kimleri kaldırırdın ortadan? (höhöhö)
Okuduğun bölümü nasıl seçtin? Okulundan niye memnun değilsin bir de, adı bile yetmez mi? (Tabi biliyorum bir Ege veya Dokuz Eylül değil senin için. )
Kendini çok mutlu hissedeceğin son nokta neresi, nerede görüyor hayal ediyorsun?
Aşkı anlatmışsın biraz, hiç aşık oldun mu tam anlamıyla?
" Öldürmeyen acı güçlendirir " sözü ne kadar doğru sence?
Hayat felsefen var mı?
Yanından hiç ayırmadığın, şansına inandığın bir eşyan var mı? (varsa bana yolluyorsun hemen ahsdjghsk)
Uykucu musundur? (hiiiç değilsindir aslında biliyorumda öylesine soruyorum öhhöhöhö)
Ölüm... Neyi anlatıyor sana? Öleceksek bir gün niye neden yaşıyoruz bu hayatı?
Bir kalp kaç defa sever? (orada bana da var mı yerrr diye iğrençleşmeyeceğim tamam.)
Neden İzmir'e büyük bir aşk var?
Ay neyse, daha fazla soru sorasım gelmedi. Zaten İzmir dedim, moralim bozuldu bak yine. Çok özlem doluyum biliyor musun? Bilirsin evet. Hadi gitttöööm ben.
Belki tam da sevinecektin bu soruyla karşılaşmadım diye ama üzgünüm, olmazsa olmazdır sormasam ayıp olurdu.
Dışarıdan gözüken ben?
Cansu'nun gözündeki ben?
Cansu'nun hayatındaki, içindeysem de yüreğindeki ben?
(çok afilli sordum ahaha, kolay gelsin domuzcuğum. öptüms)





Dramelodi ve Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 15:53 #14

Eflâl.

Forum Üstadı


Tebrikler..




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 17:15 #15

Kathie

Foruma Alışıyor


İlk önce seni tebrik eder ve sorumlarımla şaşırtacağımı belirtmek isterim.
Canso şimdi şu konu üstünde beş on dakika geçirdim. Düşündüm sana ne sorsam diye.
İlk aklıma gelen soru şu; Aralık ayına girdik, soğuk iliklerimize işliyor. Sonbahara veda ettik. Bu geçtiğimiz sonbahar mevsiminde en çok hangi ayı kendine benimsetiyorsun?
İkinci soru; Sonbaharı bana tanımlar mısın? Ama öyle kısa bir şekilde değil, uzun uzun!
Kısa cevapları sevemem ben.
Bu soruları düşündükten sonra; aklıma bomba bir soru geldi.
Gülmediğimiz kadar güldüğümüz konuyu buldum. Baştan okudukça ilk günkü gibi kahkahaları bastım. Gene doydum ben buna (:
Bu konu hakkında sormam gereken bir şey bulmalıyım dedim ve buldum.
Bu resmi bana tanımlarmısın? Eheh


287.Haftanın Konuğu Melodram

Hiç aklıma gelmezdi böyle bir soru soracağım, ahah (:




Melodram Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 18:36 #16

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Cruel Devil´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


Merhabalar canım, öncelikle bu üstün başarından ötürü tebrik ediyorum. Hemen konuk oldun, aslında hiç haketmiyordun biliyorsun değil mi? Ahh tabi ki biliyorsun, biliyoruz. Neyse tekrardan tebrikler. Ne soracağım hususunda hiçbir fikrim yok
büyük ihtimalle saçmalayadabilirim ama olsun, maksat uğramış olmak. " "
- Evet ya, bir insan hemen nasıl konuk olur çok saçma gerçekten. Benim önce yöneticilere ve üyelere hakaret edip, 1 yıl banlı kalıp sonra gelip özel üye olmam falan lazımdı, konuk olmam çok yanlış oldu gerçekten. Saçma sorularınıza bakalım efenim, soracak bir şeyinin olmaması normal ama olsun. Dolsun konu da, bu haksızlığa renk katalım.

Hayattaki en büyük pişmanlığın?

- İnsanlara inandığım zamanlar ve Gazi'yi tercihlerime son anda eklemem.
Bir şeyi değiştirme imkanın olsaydı, şu an hayatında olan neyi değiştirirdin?

- Okuduğum bölümü ve şehrimi değiştirirdim, zaten ikisi aynı kapıya çıkıyor, biliyorsunuz siz.
En değer verdiğin insan?

- Kardeşim.
Üstteki soruyla beraber aklıma buradaki değerlin geldi, Dramelodi yani Melek ile kardeşliğiniz nasıl başladı? Ne oldu da sizi birbirinize bu kadar bağladı? Anladın işte sen beni.

- 2009 yılında başladı, soğuk bir Aralık sabahıydı ahah. O sinirli sinirli küfrederek yürürken, ben endamımla onun yanından geçiyordum ki, ah dedim, işte bu o, bu aradığım aşk. Tamam tamam ciddi olalım. 2009 Aralık ayıydı, daha önce aslında biz bir forumda daha berabermişiz ama o zaman tanışmıyoruz, tanıdıkça o forumda da beraber olduğumuzu anladık. Şu 4 yılın her gününde gülecek bir şeyler bulduk biz, üzülmedik mi hiç, üzüldük evet ama öyle bir enerjimiz var ki, bir anda her şeyi de silip atabiliyorduk. Dışardan bakılınca belki de çok zıt gibi duruyoruz, bunu söyleyenler oldu yani işte bu zıtlık bizim birbirimizi tamamladığımız noktalar aslında. İkimizde haksızlığa gelemeyiz mesela, o söverek karşılık verir ben insanı hayattan soğutacak kadar uzun uzun konuşarak. O hep '' koy g*tüne rahvan gitsin ''cidir, ben biraz daha kafaya takarım ama sonunda onun dediğine gelirim. Bakmayın o böyle duygusuz gözüküyor ama onun en duygulu olduğu anları da ben bilirim. Ahah, şeytana uydurup anlattıracaksınız bana ama yok öyle bir dünya. Ayrıca konuşma sesiyle şarkı söylediği sesi arasındaki fark, dünyayı 25 kez dolanır yine de kapanmaz. Dehşet güzel sesi var, şarkı söylerken tabii. ahah. Bunların hepsi bizi birbirimize bağlayan şeyler aslında. Bir gün bile bir kavgamız olmadı, tartışmamız bile olmadı bizim, hatta geçen gün aradığımda dedim '' Biz niye iyi anlaşıyoruz ya? Bir gün kavga edelim, ilişkimiz monotonlaştı '' diye. Çünkü, netiz birbirimize karşı. Diğerlerinin dediklerini önemsemeyecek kadar da biliyoruz birbirimizi. Herkes konuşur durur ama bizim aramızdaki efsane muhabbeti bir görseler, ülkeyi terk eder giderler. Duygulandım ben birden ya. Seviyorum tamam mı? Şimdi gidin lütfen, ağlamak istemiyorum. Melek anladı anlattıklarımın hepsini, öyle bir şeyler işte ya. İki güne böyle olmadık biz, iki-üç insanın lafıyla da birbirimizi kaybedecek değiliz. Dağılın.
En sevdiğini sordum, en nefret ettiğin kişi? Öldürmek hakkın olsaydı, kimleri kaldırırdın ortadan? (höhöhö)

- Çok genel cevap veriyorum buna, Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyorum, elimde olsa hiç gözümü kırpmadan önce günlerce işkence yapacağım, ardından parçalara ayırıp torbalara doldurup ona oy verenlerin kapısına kömür diye bırakacağım bir kişiliktir kendisi. Çok güzel olurdu ama onun yanında yine öldürebileceğim insanlar olurdu da, öleceklerine inanmıyorum onların. Başka bir tür çünkü. :ı
Okuduğun bölümü nasıl seçtin? Okulundan niye memnun değilsin bir de, adı bile yetmez mi? (Tabi biliyorum bir Ege veya Dokuz Eylül değil senin için. )

- Tercihler için dershaneye gitmiştim, ben tabii doldurdum İzmirler, Eskişehirler falan ama Ankara'dan da yazıyordum bölüm, annemin gönlü olsun diye, öyle bir bakıyordu ki. Sonra dershanenin sahibi olan meymenetsiz herif geldi yanıma. '' Cansucuğum Gazi - Çeko'yu yaz, diğerlerini sil, bu hepsinden iyidir '' dedi, ben de itiraz etsem de, iyi dedim ötekileri silelim bunu sıkıştıralım araya. Sonra tercihler açıklandı, tatildeydim ben annem aradı '' Sevmediğin ot dibinde bitti '' dedi, kapadım telefonu suratına. Gazi - Çeko olduğunu anladım hemen. Hep önyargılıydım, ilk sene okula gittiğim zamanlarda oldu, gittikçe önyargım kırılır diye düşündüm ama yanılmadığımı anladım. İnsanlarıyla beni hepten itti okul ama evet dediğin gibi adı yeter. Mezun olduğumda Gazi Üniversitesi yazacak, bu benim iş bulmamda kolaylık sağlar biliyorum. Özellikle kamuya öğrenci sokmak için çabalayan bir okul, akademik olarak pek bir şey katacağına inanmıyorum. İdari hakim olabiliyoruz bu bölümde ve idari hakimliğe en çok Gazi - Çekocuları alıyorlar, çünkü eşek gibi hukuk dersi görüyoruz biz. Öyle 2 tane değil, her dönem 4 tane görüyoruz rahat, bu dönem tam 5 tane dersim var. O yüzden adı yeter diyorum ama hiçbir zaman sevmedim ve sevmeyeceğim, bitti oh.
Kendini çok mutlu hissedeceğin son nokta neresi, nerede görüyor hayal ediyorsun?

- Çok gülmekten kırışmış dudak kenarlarım ve yıllardır yanımda olan eşimle, küçük bir evde hayal ediyorum hep. İzmir'in bir ilçesi olacak bu, denizin kenarında. Sadece bu kadar düşünüyorum ama bu değişebilir belki zamanla bilemiyorum.
Aşkı anlatmışsın biraz, hiç aşık oldun mu tam anlamıyla?

- Aşk diye yaşanılan her şey aşk değildir, o yüzden olmadım ama bu olmayacağım anlamına da gelmez, zor da olsa bir gün belki olurum. ( Yapım aşamasındaymış meğer )
" Öldürmeyen acı güçlendirir " sözü ne kadar doğru sence?

- Çok doğru, özellikle benim için, hatta aşağıda sorduğun hayat felsefesi sorusuna bile bunu yazabilirim. Özellikle bu sene yaz boyu yaşadıklarımdan sonra-sen biliyorsun- buna daha çok inandım. Ben kendimi güçlü hissetmeyi öğrendikçe bazı şeyleri daha kolay aştım, bu güçlü duruş bazen güçsüzlüğümün simgesi de oldu, bazen dizlerim kırıldı, bazen düştüm ama bir şekilde kendimi kontrol etmeyi öğrendim. Ailemden birini kaybedene kadar buna inanacağım ama bir gün başıma geldiğinde ne kadar güçlü olabilirim hiçbir fikrim yok.
Hayat felsefen var mı?

- Yukarıdaki söz işte. :ı
Yanından hiç ayırmadığın, şansına inandığın bir eşyan var mı? (varsa bana yolluyorsun hemen ahsdjghsk)

- Yok ki öyle bir şey ama sana bir şey yollayabilirim istersen, ben şansa inanmıyorum da sen inanıyorsan, o senin uğurun olsun. :*
Uykucu musundur? (hiiiç değilsindir aslında biliyorumda öylesine soruyorum öhhöhöhö)

- Hiç değilimdir tabii, bir kere zor uyuyorum ben. Haftanın 6 günü 4-5 saat uyurum, bazen 3 saat ama bazen de dibe vurur 17-18 saat uyurum. Bayılıyorum uykuya, keşke her gün deli gibi uyuyabilsem.
Ölüm... Neyi anlatıyor sana? Öleceksek bir gün niye neden yaşıyoruz bu hayatı?

- Yaşam içinde bize dayatılan bir sürü şey var ve aslında hayatın kendisi bir dayatma. Bizim isteğimiz dışında geldiğimiz bu hayatı, yine birilerinin koyduğu kurallar, birilerine göre doğru gelen şeylerle yaşamaya devam ediyoruz, mecburiyetten yapıyoruz bunu ve hayatın içine bazen güzellikler katarak onu değerli kılıyoruz, bazen de isyan edip çekip gidesimiz geliyor ama yine kalıyoruz, saplanıyoruz buraya. Ölüm en korktuğum şey, sevdiklerimin ölümü yani. Bilmiyorum ne anlatıyor, hiçbir şey ifade etmiyor aslında, o kadar acı çünkü.
Bir kalp kaç defa sever? (orada bana da var mı yerrr diye iğrençleşmeyeceğim tamam.)

- Imm.. Aslında birkaç kez sevebilir, birden daha çok sevebilir çünkü sevmek başka bir şeydir. Birilerini sevdiğiniz için, bunun bir adı olsun diye de ilişkiye başladığınız olur, o ilişki bitse bile onu seversiniz, sevmeye devam edersiniz; çünkü ona bir saygınız vardır, bu saygının altında da büyük bir sevgi yatar. Bir insanın konuşmasını seversiniz, bir insanın bakışını, bir insanın düşüncelerini. Yani farklı farklı insanları sevebilirsiniz ama bir gün hiç beklemediğiniz bir zaman birini sevdiğinizde, her şey silinir ve her şey yeniden başlar. Sana da yer var bebeğim, gel gel.
Neden İzmir'e büyük bir aşk var?

- Çok küçüklükten beridir olan bir şey bu, yani öyle hevesten değil. İlk gittiğimde çok sevmiştim, Foça'ya aşık olmuştum ilk, sonra kuzenimin arkadaşlarıyla olan ilişkisini çok güzel bulmuştum, insanların ne kadar sıcak olduğunu düşünmüştüm. Kuzenimin arkadaşlarından biriyle de aşk yaşadık tabii ama küçüktük, aşk denmiyor ona düşününce. Sonra büyüdükçe daha çok sevdim. Ankara'da rahat olamadığım bazı haller İzmir için çok normaldi, orada kendimi daha özgür hissediyordum. Ankara'da da özgürüm tabii, birinin kısıtlaması olduğundan değil şehir yapısından kaynaklı bir şey bu. Çok farklı bir şey ya, İzmir'den dönerken Salihli'ye kadar ağladığımı bilirim ahah. Seviyoruz işte, heyecanlandırıyor beni.
Ay neyse, daha fazla soru sorasım gelmedi. Zaten İzmir dedim, moralim bozuldu bak yine. Çok özlem doluyum biliyor musun? Bilirsin evet. Hadi gitttöööm ben.

- Ya kıyamam, özlersin tabii biliyorum, bir de o hayırsız arkadaşların tek bırakmış seni Hemen geri dönsünler, yalnız kalınca özlemin daha çok artmıştır tabii, neyse ki Rusça ödevin var onu yap.
Belki tam da sevinecektin bu soruyla karşılaşmadım diye ama üzgünüm, olmazsa olmazdır sormasam ayıp olurdu.

- Tüh ya, cidden seviniyordum niye soruyorsun bunu niyeee.
Dışarıdan gözüken ben?

- Biraz içine kapanık, biraz cıvıl cıvıl, biraz hüzünlü, biraz isyankar, biraz sakin ama hep sevecen, hep insanlara değer veren biri gibi gözüküyorsun, peki bakalım öyle misin?
Cansu'nun gözündeki ben?

- Evet öylesin. Gözümdeki sen, dışarıdan gözüken senle aynı işte, aynı soruyu 3 farklı şekilde sorduğun için kafanı kırarım senin.
Cansu'nun hayatındaki, içindeysem de yüreğindeki ben?

- Hah tamam buna kesin cevap vereyim. Evet efenim yüreğimde de size ait yer vardır, hatta hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkıp, hayatıma dahil oldun desem yeridir. Tabii başta biraz daha uzaktık, soğuktuk, şüpheciydim bu benim genel yapım zaten kahretsin ki ama biliyordum seni, az da olsa tanıyordum ama hep o dışarıdan gözüktüğün kadar tanıyordum, sonra tabii içime aldıkça farklı bir gözle de bakabildim. Çok duygusalsın mesela ama bir şekilde sen de güçlü durmaya çalışıyorsun. Bir zamanlar birbirimize ne kadar uzaksak şu an birbirimize anlattıklarımızla o kadar yakınız. İnsanlara güvenmenin zor olduğunu biliyorsun ama yine de güvenmek istiyorsun, bir şeylerin değişeceğine inanmak istiyorsun. Bir kere çok güzel gülüyorsun ve senin hep gülmen lazım aslında. İnsanlar tanımadan, etmeden sırf rencide ettiğini düşünerek saçma salak şeyler söylese de, seni tanıyan birinin senin aslında ne kadar olgun düşündüğünü bilir. İnsanlara inanmayı da seviyorsun, korkak davranıyorsun ama insan yerine koyduğun için şans vermeyi düşünüyorsun. Bazen o şanslar pişmanlık yaratsa da, bunun da olması gereken bir şey olduğunu düşünüp boşvermeye çalışıyorsun. Ben inanıyorum ki, kalbinden geçen şeylerin hepsi bir gün olacak, sen küçük bir domuz olmaktan çıkıp, kocaman bir domuz olacaksın ve güzel yüzün de hep gülecek. Anlaştık mı? Gerekirse ben dalarım seni üzenlere, o potansiyel var biliyorsun, yakarım.
(çok afilli sordum ahaha, kolay gelsin domuzcuğum. öptüms)


Hıı öpmüşmüş.
Öf ya siz çok zor soruyorsunuz, ya ben çok uzun yazıyorum neden bu kadar uzun sürüyor bu cevaplar

-


Alıntı:
Kathie´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İlk önce seni tebrik eder ve sorumlarımla şaşırtacağımı belirtmek isterim.
- Teşekkür eder ve şaşırmayı beklerim. :ı

Canso şimdi şu konu üstünde beş on dakika geçirdim. Düşündüm sana ne sorsam diye.
İlk aklıma gelen soru şu; Aralık ayına girdik, soğuk iliklerimize işliyor. Sonbahara veda ettik. Bu geçtiğimiz sonbahar mevsiminde en çok hangi ayı kendine benimsetiyorsun?
- Eylül'ü sanırım, çünkü başlangıçları severim.

İkinci soru; Sonbaharı bana tanımlar mısın? Ama öyle kısa bir şekilde değil, uzun uzun! - Sonbahar'da birçok şey gibi moda olmaya başladı, bir sonbahar aşkı, bir Eylül aşkı, bir Kasım başkalığı derken beni soğutacaklar diye düşünsem de, pek öyle olmadı. Ben soğuğu seven bir insanım, her ne kadar Eylül pek soğuk olmasa da, yine Ankara geceleri insanı üşütüyor diye soğuktan sayabilirim. Sonbahar ve kışı, benim en verimli olduğum mevsimler olarak düşünüyorum, yani daha üretken olduğumu, daha mutlu olduğumu hissediyorum nedense. Bu da soğukla alakalı tamamen, soğukta kendimi rahat hissediyorum her ne kadar zorlansam ve çok üşüsem de. Sonbaharın başka bir hüznü ve çekiciliği de var tabii, yaprakların renk değiştirmesi, bir kısmının yavaşça yerlere düşmesi, onlara basarken çıkan hışırtı sesi, pencereden izlenen yağmuru, üzerine çöken ağırlığı, kara bulutları, toprağın kokusu, hepsi bir başka oluyor sonbaharda. Bu da haliyle insanlara farklı bir ilham veriyor, ondan dolayı da sonbahar şiirlere, şarkılara, yazılara ve aşklara oldukça çok konu oluyor. Ben birazda, aşkın sonbahara yakıştığını düşünenlerdenim, yazın cıvık cıvık sıcağındaki samimiyetle sonbaharın kasvetli havasındaki samimiyetin yanında çok geride kaldığını düşünüyorum. Toparlayacak olursam eğer, popüler kültüre malzeme olduğu için değil, gerçekten kendimi mutlu hissettiğim için sonbaharı seviyorum.

Kısa cevapları sevemem ben.
( ivit ben de uzun yazmaya çalıştım -,- )

Bu soruları düşündükten sonra; aklıma bomba bir soru geldi.
Gülmediğimiz kadar güldüğümüz konuyu buldum. Baştan okudukça ilk günkü gibi kahkahaları bastım. Gene doydum ben buna (:
Bu konu hakkında sormam gereken bir şey bulmalıyım dedim ve buldum.
Bu resmi bana tanımlarmısın? Eheh

287.Haftanın Konuğu Melodram


- Ya şu an aklım direkt o konuya ve o an yazdıklarımıza gitti ve yine ben de senin gibi gülmekten kendimi alıkoyamadım. Hatta cevapladıktan sonra o konuyu bulup, baştan sona okuyacağım çünkü çok keyifliydi. Sen, ben ve Simge'nin önderliğinde sanırım birkaç haftamızı geçirdiğimiz ve gülmekten kendimizi kaybettiğimiz bir konuydu. Başka kahramanlarda vardı tabii, bu fotoğraftaki bayansı erkeğim tarzı insan benim sevgilimdi sanırım. Doğru mu hatırlıyorum bilemedim, yanlışsa bile önemi yok, o konudan aldığımız tadı başka bir konuda alabildik mi bilemiyorum yani. Yoksa senin miydi bu? Çok karıştı, keşke önce konuyu bulsaydım ama neyse, aşkın her şeyin üstünde olduğunu anlatan bir fotoğraf bu. Aşkın dış görünüşe hapsolmadığını anlatan en iyi fotoğraflardan hatta. Sevince insanın gözü kör oluyorsa eğer, bu arkadaşı sevenin gözünün kesinlikle kör olduğunu düşündüren fotoğraf ama yine de fotoğraftaki şahsın, her şeye rağmen gülümseyen yüzü ve dişleri de insana umut vermiyor değil.


Hiç aklıma gelmezdi böyle bir soru soracağım, ahah (:

Cidden nereden aklına geldi bu, cevabı yazarken bile sırıyorum aynen şöyle. '' '' Çok iyi oldu bu, kendime geldim.
Teşekkür ederim balım soruların için de.




Dramelodi ve Kathie Bunu beğendi.

Alt 01-12-2013, 19:31 #17

Ethereal.

yorgunum ve ağrılar


İçime nasıl doğdu, nerden doğdu bilmiyorum ama şu zıkkım performans ödevlerini yapmak için bilgisayar açtım ve birden siteye giresim geldi. Ve ne göreyim cansuyum gelmiş. Hoş gelmiş, iyi ki gelmiş. Sensiz zaten hiç tadı yoktu be buraların. Ben ne kadar eskisi kadar aktif olamasam da sen artık aratmazsın bizim yokluğumuzu. Buradan da melekciğimize -değerli dramelodi, melodramelodinin diğer yarısı- kucak dolusu sevg,ler ve öpçükler göndererekten açılışımı yaptım. :d Şimdi sorulara gelelim dicem ama aklıma soru gelmiyor. Neyse gelir birzdan.

Şu an okuduğun kitap:
Pencereden dışarı baktığında ne görüyorsun:
Ankara soğuğundan haber ver bakalım bi:
Motionless-The Windmill dinlerken neler hissediyorsun? Çünkü senden dinledikten sonra her sabah mutlaka dinliyorum ve artık annem yasak koyacak. :<
Sence ben ne zaman akıllanıcam? Bunu hayal kırıklığıyla söylüyorum :<
Ve sence ben kimim?




Melodram Bunu beğendi.

Alt 02-12-2013, 17:45 #18

Kathie

Foruma Alışıyor


Meleğim yazmadan es geçmek istemedim. Gülüp eğlendiğimiz tek olay buydu herhalde bizim, güzel hatırlanacak bir anımız oldu. Keşke cevaplamadan önce bir baksaydın gerçekten de ve evet yanlış hatırlamıyorsun *bu kişi seninpembe damattı eheh :d Yazdığın cevabı kahkahalarla okudum resmen, yüzüm hep sırıtık yahu.
Ve belki sadece gülmek içindi bu, doya doya. İyi oldu iyi.
Gelelim soruya; Bana demişsin ki *Hep sakin, hep bir huzur var köşesinde bir yerlerde.
Huzuru neye göre değerlendiriyorsun; diğer bir değişle huzur sana ne ifade ediyor?
Tek kişilik bir huzur mudur sana iyi gelen yoksa yanlızlaştırdığın kendin misin?
Gri bir başlangıcın bütünü mü, yoksa sonun yarısını mı ifade ediyor?
Bir soru daha aklıma geldi balım.
Hayat kısa, kuşlar uçuyor*Cemal Süreya;
Bu söz sana ne anlatıyor?




Melodram Bunu beğendi.

Alt 02-12-2013, 18:20 #19

Sürenbayan.

ikizlerin annesi.




Hayat her zaman mı bu kadar zor, yoksa sadece çocukken mi?
Sen ne kadar inanıyorsun kendine?
Gel akıl ver bana nasıl katlanıyorsun bunlara?
Elinden birini almaları gerekiyor. Gülmek mi, ağlamak mı?
Herkesin bir insanı vardır değil mi özlediği?
"Genel olarak" erkekler neden bir kadınla sadece dost olunabileceğini anlayamıyorlar?
Korkular yenilebilir mi, yenilebiliyorsa nasıl?
287.Haftanın Konuğu Melodram
Bu fotoğraf hakkında uzun uzun açıklama yapar mısın? Sana neyi ifade etti? Neyi çağrıştırdı?
Ve son olarak sence bu insanların sorunu ne?




Melodram Bunu beğendi.

Alt 02-12-2013, 20:03 #20

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Ethereal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İçime nasıl doğdu, nerden doğdu bilmiyorum ama şu zıkkım performans ödevlerini yapmak için bilgisayar açtım ve birden siteye giresim geldi. Ve ne göreyim cansuyum gelmiş. Hoş gelmiş, iyi ki gelmiş. Sensiz zaten hiç tadı yoktu be buraların. Ben ne kadar eskisi kadar aktif olamasam da sen artık aratmazsın bizim yokluğumuzu. Buradan da melekciğimize -değerli dramelodi, melodramelodinin diğer yarısı- kucak dolusu sevg,ler ve öpçükler göndererekten açılışımı yaptım. :d Şimdi sorulara gelelim dicem ama aklıma soru gelmiyor. Neyse gelir birazdan.
-
İçime doğuşunu seveyim küçüğüm. Böyle diyorsunuz ama sanırım biz yine çok uzun kalmayacağız; çünkü insanlar bazı şeylerden hala vazgeçmiyor Hikom, nasıl bir ruh hali, nasıl bir psikolojidir bilmiyoruz, görmezden geldikçe gözümüze sokmaya çalışıyorlar ama bakalım, yine böyle bir darbe yapabiliriz. Sanki ben burada olmasam da sen benden ayrısın, boşver aktif olma sen, derslerine bak. Melek için de kucak dolusu sevgini ve öpücüklerini alıyorum, onu öpmeyin ya, o sigara içtiği için boğazında 10 kilo balgam var iğrenç ahah. Öperim kuzum, sorularına geçeyim ben de. -,-



Şu an okuduğun kitap: Albert Camus beyefendiden Düşüş'ü okuyorum, aylar önce aldım da hep ertelemeyi sevdiğimden, bu zamana kaldı.
Pencereden dışarı baktığında ne görüyorsun: Birbirine kenetlenmiş bir sürü bulut, birkaçını o bağın dışına atmışlar, bağın dışında kalan bulutlar simsiyah, hava soğuk, basık, insanlar rüzgar yüzlerine gelmesin diye kafalarını yere eğip yürüyor, otobüs biraz geç kalmış olacak ki duraktaki sevgililer birbirine sarılmış ısınmaya çalışıyor, bir de benim biricik sokak köpeklerimi biri kızdırmış olacak ki toplaşıp bir yere koşuyorlar.
Ankara soğuğundan haber ver bakalım bi: Tabii ki Aralık'ın gelmesiyle soğuklar iyice arttı, aslında bugün öğle saatlerinde güneş vardı, çok da soğuk değildi ama akşamları donduruyor, kesip atıyor.
Motionless-The Windmill dinlerken neler hissediyorsun? Çünkü senden dinledikten sonra her sabah mutlaka dinliyorum ve artık annem yasak koyacak. :< - Ya yapma bunu bana, bu şarkı niye beni benden alıyor bilmiyorum ama cidden çok fena oluyorum. Önce kendimi sabah enerjiyle uyanmış gibi hissettiriyor, sonra nefessiz kalana kadar rüzgara karşı koşmuş gibi hissediyorum, çok koşuyorum, sonra ellerimi dizlerime koyup hafifçe eğilip sanki karşımda onu görüyorum. O kim, onu da bilmiyorum, öyle hissediyorum. Sonra 01:10'a geliyor, oturup bulunduğum yerde ağlayasım geliyor. Çok garip be Hikom, ilk dinlediğim günden beri rutin olarak arada açıp kendime bu eziyeti yapıyorum. Hem umut veriyor hem de umutlarımı yerle bir ediyor. Annen yasak masak koymasın lütfen
Sence ben ne zaman akıllanıcam? Bunu hayal kırıklığıyla söylüyorum :< - Biraz düşüneyim bunu, ne zaman akıllanacaksııııın... ne zaman akıllanacaksııın... Faruk eczanesii.. ahah. Sen bana neler olduğunu anlat da bu soruyu sonra yüzüne karşı söylerim ben ama yakındır yakın.
Ve sence ben kimim? - Bu soruyu sormazsanız incileriniz dökülür, dünya tersine döner, kelebeklerin ömrü uzar, kediler doğduğu gün ölür sanki! Bir de hani bilmeseler.. Hikonun tekisin işte sen, kafası koltuk altına alınıp saçları dağıtılarak sevilecek kızsın. Biraz heyecanlı da bir yapın var, bazı şeyleri zamana yayarken, bazen hemen olsun bitsin istiyorsun. Çok kararsızlık yaşamana rağmen sonunda ne olursa olsun bir karar verip iyisiyle kötüsüyle onu yaşamayı biliyorsun. Senle ilgili en efsanelerimden biri de, senin birkaç dakikan mı ne kalmıştı, beni aramıştın bir şey anlatacaktın ama 10 saniyede bütün yaşadıklarını özet geçmiştin nefes almadan O hızına gülmekten olaya konsantre olamamıştım ki telefonda kapanmıştı. Seviyorum seni ay gız. Kara ay :ı



Alıntı:
Kathie´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Meleğim yazmadan es geçmek istemedim. Gülüp eğlendiğimiz tek olay buydu herhalde bizim, güzel hatırlanacak bir anımız oldu. Keşke cevaplamadan önce bir baksaydın gerçekten de ve evet yanlış hatırlamıyorsun *bu kişi seninpembe damattı eheh :d Yazdığın cevabı kahkahalarla okudum resmen, yüzüm hep sırıtık yahu.
Ve belki sadece gülmek içindi bu, doya doya. İyi oldu iyi.

- Bak ben yine bakmayı unuttum, kafamda bin tane şey olunca böyle oluyor ama doğru hatırlıyor olmama da sevindim tabii, dediğin gibi bizim güldüğümüz tek olay bu, hani dolu dolu gülüp de unutmayacağımız olarak bir tek bu var evet. Daha niceleri de olur umarım, ben yine hatırladım konuyu, benimde yüzüm hep sırıtık merak etme hiç.

Gelelim soruya; Bana demişsin ki *Hep sakin, hep bir huzur var köşesinde bir yerlerde.
Huzuru neye göre değerlendiriyorsun; diğer bir değişle huzur sana ne ifade ediyor?

- Aslında bunu kendime göre düşünerek yazmamıştım, senin sakinliğin, dinginliğin, duyguların ve duruluğundan etkilenerek yazmıştım. Ne olursa olsun bir insan geldiğinde senin bir köşende saklı huzurun var gibi geliyor, ona verebileceğin, öyle hissediyordum. Huzur, şu an sadece kafamın rahat olmasını ifade ediyor. İnsanlar zor dönemler atlatır, ben bu yılı hayatımın en zor dönemlerinden biri olarak seçiyorum, kendimi hiç huzurlu hissetmedim bu yıl. Bazen öyle gibi oldum ama aklımda hep beni kemiren şeyler vardı. Gitmek gibi, kalmak gibi, bitirmek gibi, başlamak gibi, birçok şey. Huzur, geçmişin yakamı bırakmasıdır benim için. Benim geride bıraktığım şeylerin tekrar gelip de ayağıma dolanmamasıdır. İnsanların bana karşı olan anlayışıdır bazen huzur. Bazen insanlar hakkında yanılmadığımı görmek de huzurdur benim için ama bunlar hep basitleştirilmiş cümlelerden ibaret, huzurun da çok net bir tanımı olabileceğini düşünmüyorum çünkü insanlar hiçbir zaman tam anlamıyla hayatta olduklarını hissetmez ve hayatlarından memnun olmaz. Birinin şikayet ettiği şey, diğerinin huzuru olur, diğerinin huzur bulduğu şey öteki için anlamsız olur ama huzur bir insanın hayatında onu olumlu etkileyecek, insanın yeri geldiğinde sığınabileceği naif bir duygudur, histir.

Tek kişilik bir huzur mudur sana iyi gelen yoksa yanlızlaştırdığın kendin misin?
- Bir insan da huzur bulmayı herkes kadar ben de istiyorumdur, kendimi yanında huzurlu hissedebileceğim ve artık huzuru buldum diyebileceğim birini kim istemez? Bu işin iki kişilik tarafı. Ailem ve sevdiğim insanlarla olmak da bana farkına varamadığım bir huzur verir, bunun farkına sadece o anlarda varabiliyorum ama o an bunun huzur olduğu aklıma gelmiyor, şimdi yazarken düşündükçe anlayabiliyorum ama şöyle de bir şey var ki, ben tek başıma olmayı da severim. Ben birilerine bir şey anlatmaktan yoruldum artık, birilerinin merakından sorduğu '' ne oldu ki? '' sorularından sıkıldım, yoruldum. İnsanların birbirini de tam olarak anlayacağını düşünmediğim için, çünkü yaşanan her şey kişiye özeldir, onun bedeninde farklı bir yerdedir, onun bedeninden yine farklı bir şekilde yansır. Bu yüzden tek başıma olmayı seçtim ben, huzuru buldum mu tam anlamıyla, hayır bulmadım ama bu bana iyi geliyor. Kendi kendime yettiğim günden beri, ben huzurun bir köşesinde misafir gibi hissediyorum kendimi. Bu ne kadar sürecek bilmiyorum ama bu tek kişilik huzurumu-olduğu kadar huzur tabii- kimsenin bozmasına izin vermediğim için ve vermeyeceğim için, bu duruma alıştım ve şikayetim yok.
Gri bir başlangıcın bütünü mü, yoksa sonun yarısını mı ifade ediyor?

- Aslında gri ne bir başlangıç ne de bir son, kimisi için ruh hali, kimisi için yaşam biçimi gibi bir şey oldu bu gri. Keskin kararlar verebileceğin siyahın biraz daha önünde durup boynunu bükerken, bütün sevgisiyle yeni bir sayfa açmaya hazırlanan beyazın hemen arkasında onun bu umudunu çürütecek kadar da acımasız bazen ama hep bir burukluğu var grinin, bir eksikliği var gibi geliyor bana. Belki de gri bir şehir de yaşadığım içindir, gri şehir diyoruz biz Ankara'ya, Cem Adrian rengarenk boyamak istese de, bazen hangi rengi seçersen seç altındaki gri hep seni ele verir.
Bir soru daha aklıma geldi balım.
Hayat kısa, kuşlar uçuyor*Cemal Süreya;
Bu söz sana ne anlatıyor?

- Cemal Süreya'nın bu dizeleri bir kuş cinsinin sandığından daha kısa yaşadığını öğrendiğinde yazdığı söyleniyor, sanırım kırlangıçların. Aslında bunu anlatabilecek kabiliyetim olduğunu düşünmüyorum; çünkü insana tokat gibi çarpıyor gerçekleri. Şimdi herkesin dilinde, herkesin bir yerlerinde belki bu cümle ama derinliği de bir başka. Her aklıma geldiğinde hayatın bu kadar kısa olduğunu da bildiğim halde neden bazı şeyleri bu kadar kafama taktığımı düşünüyorum. Özellikle bu yaz boyu aldığım ölüm haberleriyle, belki de bu sözü en iyi benimseyecek insanlardan biriyimdir ben de. Ne olursa olsun kuşlar uçuyor. Sen üzüldüğünde, ağladığında, mutlu olduğunda, yürürken, koşarken, gülerken, giderken, gelirken ne olursa olsun gökyüzüne baktığında bir kuş muhakkak uçuyordur. Belki de burada Cemal Süreya hayatın kısalığından dem vururken, bir yandan da umudun hep olduğunu anlatmak istemiştir. Kuşlar uçmayı biliyorsa bunu yapıyorlar, insan ne biliyorsa, ne düşünüyorsa onu yapsın, onu yaşasın demek istemiştir belki de ama kesinlikle anlatılabilecek kadar basit değil ya da ben bu cümle bana çok şey çağrıştırdığı için hepsini toparlayıp da anlatamadım.
Teşekkür ederim balım tekrardan, güzel sorular oldu bunlar.




Kathie Bunu beğendi.

 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:23 .