TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 29-04-2009, 10:08 #201

hilarity

Aktif Üye


mükememleer





Alt 02-05-2009, 10:43 #202

Âρєгion

Yasaklı Üye

Meyrik Türküsü’nün Hikayesi

Meyrik, Pazarcık ‘ın Damlataş Köyü’nün “Kantarma Obası”nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir

Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan’la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik ‘in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır, ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı “Meyrik Türküsü”nün ağıt olarak , o anda irticalen Meyrik Gelin’in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970’tir.

Daha sonraları 1971 yılında Aşık Mahzuni Şerif köye gelerek Meyrik Türküsü’nü besteler. Halen Türk Halk Müziği’nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü, birçok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmeye de devam etmektedir.




Maraş'tan Bir Haber Geldi (Meyrik)

Maraş'tan bir haber geldi
Dediler ki Meyrik öldü oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Kesileydi elim kolum oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)

Doktor yarayı kesiyor
Gene Meyrik kan kusuyor oy oy oy
Dediler ki Meyrik öldü
Anası kime (bana) küsüyor oy oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)

Şu Meyrik'in acısına
Çarşaf serin gecesine oy oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Sabır onun kocasına (anasına) oy oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)





Alt 02-05-2009, 13:18 #203

кαηı∂єℓi

Foruma Isınan Üye


cok küzel bir konu tşkürler...





Alt 09-05-2009, 16:00 #204

αѕι яυн_вנк

''αşкα ιηαηм


eLLerine sağLıkk..





Alt 16-05-2009, 07:40 #205

Âρєгion

Yasaklı Üye

Kesik Çayır Biçilir Mi?

Meram bağları, Meram çayırları tanıktır, böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti, inadına yiğit, inadına yağızdı.

Konya'nın valisi o yıl Meram'da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin, Mevlevi dedeleri Meram'daydı, çelebiler hepten Meram'daydı. Ve Vali paşanın yâveri, genç yâveri Meram'dan çok az inerdi Konya'ya. Bütün oralar bu genç adamı, o da bütün oraları tanırdı, iyi tanırdı.

Yâver, fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü "Dutlu"dan Meram'a doğru, akşam namazından sonra. Korkmuyordu.

"Sırtıma sepken yağıyor."
"Yanuben yorgun gelirim."

demiş elin oğlu vaktinde. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya'yı. Ama Konya'dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi, bir hatun kişi vardı. Meram'a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konaya'lı değildi.

Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün, Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlerse, Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin, gençti. Konya'nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte.

Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları, kanatlarında "Günaydınlar" getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi, sol ellerinin üstünde bir "Ben" vardı ebabil kuşlarının.

Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram'ın o ördekbaşı ve şili çayırları o "incecik" çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının.

Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Kerpiç duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı, aldırmadı, hemen şöyle silkiverdi eliyle, ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı.

Çelebi kızı, Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı, kahverengiydi.
Yâver yanına gelince, oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu, edemedi. Oturdu.

Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı, bir zaman sonra, memleketini hatırladı, sonra kalkıp gitmek istedi, niye istedi bilmem, gidemedi.Oturdu.

Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendim, Dere tarafından bir bülbülü vurdular, ne hacetti, kız konuşuyordu, yâver öldü öldü dirildi.

Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerinde, ne zerdali ağaçları, Ne Meram, ne paşa, ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı.

Derken efendim, yâver "Haydi hoşçakalasız" diyecekti, diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendim, yâver "gidem" dedi, gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sa yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru "Konyalı" yı çağıraraktan yürüdüler.

Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı.
Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını "incecik" çayırların üstünde buldular.
Paşa, vali paşa, yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü.

"İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vaz geç derler
Yâr tat'lolur geçilir mi"

Sonra arkasından, mezar taşı olsun garibin diye bu türküyü yakıverdiler. "İnce çayır biçilir mi?" Biçtiler bile.

"Aman ben yandım, paşam ben yandım,
Ellerin köyünde vuruldum kaldım."





Alt 16-05-2009, 07:56 #206

swéét anqél =)

Bizden Biri


ellerine saqlık çok qüsell





Alt 18-05-2009, 15:47 #207

**DadLUuu**

Foruma Alışıyor


eklendimi biLmiyorUm....en seVdigiM türKüLerDeN biTanesi


Kırmızı Gül Demet Demet Ali diye bir oğlan varmış vaktinde.Savaş patlak vermeden evvel gönül vermiş bir güzele, evlenmiş ve evliliğinin daha kırkı çıkmadan askere çağrılıvermiş.Ali sevdiğini anası ile bir başına bırakıvermiş ve askere gitmiş.Ali askere gitmesinden epey bir süre geçmesinden sonra savaşın bittiği haberi gelmiş köye Ali'nin anası ile sevdiği mutluluk sarhoşu olmuşlar.Ali'nin içinde bulunduğu grubun şehre dönüş tarihi belli olmuş bunun üzerine anası ve karısı başlamışlar hazırlığa.Ve o gün geldiğinde anası demiş ki:

"Kızım ben gidip tren istasyonunda bekleyeyim oğlumu sende hazırlıkları tamamla evde" deyip tren istasyonun yolunu sabahın köründe tutmuş.Anası başlamış beklemeye.Bir tren gelir biri gider ve oğlan gelmezmiş.Anası hava kararıncaya kadar beklemiş ve oğlan gelmemiş.Umudunu kesen ana evin yolunu tutmuş.

Eve geldiğinde gelinin odasında sesler geldiğini duyup kapıya yanaştığında içerde bir erkek olduğunu anlar.Bizim Anadolu'nun anası namusunu kirli bırakır mı içerden tüfeği kaptığı gibi odaya dalıverir ve yorgana doğru boşaltır mermileri.Ortalık kan gölüne dönmüştür.O arada yorgan sıyrılıverir yatağın üstünden.Birde ne görsün iki yıldır askerde olan oğulcuğu ile ona gözü gibi bakan gelini yatağın içersindedir.Meğersem anası istasyonda beklerken görememiştir oğlunu, oğlanda koştura koştura eve gitmiş ve sevdiceğini yalnız bulunca dayanamamıştır.Bundan sonra ana az olan aklını da yitirip yollara düşer ağzında bir türkü;

Kırmızı Gül Demet Demet...





Alt 18-05-2009, 15:52 #208

Mavi_Kiyamet

Deneyimli


Alıntı:
Âρeгion´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Meyrik Türküsü’nün Hikayesi


Meyrik, Pazarcık ‘ın Damlataş Köyü’nün “Kantarma Obası”nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir

Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan’la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik ‘in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır, ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı “Meyrik Türküsü”nün ağıt olarak , o anda irticalen Meyrik Gelin’in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970’tir.

Daha sonraları 1971 yılında Aşık Mahzuni Şerif köye gelerek Meyrik Türküsü’nü besteler. Halen Türk Halk Müziği’nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü, birçok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmeye de devam etmektedir.




Maraş'tan Bir Haber Geldi (Meyrik)

Maraş'tan bir haber geldi
Dediler ki Meyrik öldü oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Kesileydi elim kolum oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)

Doktor yarayı kesiyor
Gene Meyrik kan kusuyor oy oy oy
Dediler ki Meyrik öldü
Anası kime (bana) küsüyor oy oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)

Şu Meyrik'in acısına
Çarşaf serin gecesine oy oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Sabır onun kocasına (anasına) oy oy oy

Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)
bu türküyü biLiorum k.maras eLbistanLiyim





Alt 22-05-2009, 21:38 #209

ஃ Éiεи ஃ

'ma douce souffrance'



"€meğine Sağlık"





Alt 30-05-2009, 09:24 #210

Õżпџѓ ッ



emeqine saqlık





Alt 30-05-2009, 11:42 #211

masum liseli

Acemi Üye


eline saglık paylaşımiçin tşkler..





Alt 31-05-2009, 00:46 #212

gamziş_abla

Forum Üstadı


türküler güzel oluyor bende severim





Alt 14-06-2009, 10:26 #213

ßü$R@

Acemi Üye


bunlardan en cok Arda Boylarına bitiyorum yaa
cok tesekkürler ..





Alt 20-06-2009, 23:44 #214

yasemn

Foruma Alışıyor

emenze sağlık teşekrler...





Alt 31-07-2009, 10:46 #215

quaRizMa_06

Foruma Alışıyor


güsell





Alt 31-07-2009, 13:09 #216

●нüzüη çiçєği●

๓єгฬє Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ


Dün Gece Yar Hanesinde

Erzurum'da yaşanmış bir aşk hikayesidir bu türkünün hikayesi. Genç delikanlı sevdalanır bir güzel kıza. Önünde ardında dolanır durur. Fakat kız yüz vermez delikanlıya. O yanıp tutuştukça uzaklaşır ondan. Günlerden bir gün kızın evinde düğün mü vardır davet mi orası karanlık bütün yöre halkı davetlidir. Sevdalı delikanlı da koşar gider davet evine. FFakat eş dost hısım akraba öyle doldurmuşlardır ki kızın evini delikanlı yabancıdır ya hepten dışlanmış hisseder kendini. Ama evden çıkamazTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ ayrılamazTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ sevdiği kızın bir görünüp bir kaybolmasını izlemek bile yeter ona.O gece yemekler yenir delikanlının eli varmaz kaşığaTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ döşekler serilir delikanlı yanaşamaz bir döşeğe .. Avluda çıplak ağacın altına serer hasırı.. O gece bir yağmur bastırır ama aşık genç aldırmaz yağmura.. Bütün gece gözleri sevdiceğinin penceresinde..Ertesi sabah konuklar dağılır..Aşık gencin ağzında bu türkü vardır kapıdan çıkıp yollara düşerken..

Amman amman
Dün gece yar hanesinde
Yastığım bir taş idi
Altım çamur üstüm yağmur
Yine gönlüm hoş idi

Amman amman amman
Amman amman amman
Ben yandım seni bilmem

Amman amman amman
Amman amman amman

Bir dağ ne kadar yüce olsa
Dağ kenarı yol olur
Buna bayram gün derler
Dostla düşman bir olur

Amman amman amman
Amman amman amman
Ben yandım seni bilmem





Alt 31-07-2009, 13:10 #217

●нüzüη çiçєği●

๓єгฬє Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ


Melik Şerif Düzü Türküsü


Doksan üç muhacirlerinden bir kafile Refahiye’nin (yurtbaşı) köyü yöresine geçiçi bir süre için yer değiştirmiş. Bu kafileninTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Şahin ismindeTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ zengin iki evli bir ağası varmış. Melikşerif Köyü’nün ağası ise İsak Bey adında biriymiş. İsak Bey’in Ak Hanım ve Zeynep adında iki kızıTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Şevket Bey adında bir de oğlu varmış. ŞamilTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ İsak Bey’in küçük kızı Zeynep’e dünür olur. Üçüncü Hanım olarak Zeynep’le evlenmek ister . Zeynep’i oldukça fazla sevmektedir. Fakat TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ İsak Bey bu işe rıza göstermez. Zeynep de iki evli bir kişinin üçüncü hanımı olmak istemediğini belirtir. İsak Bey’in iki kızı ve hizmetkarlarının hanımlarıTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ her gün Bulgarı Çayırları SemtineTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ koyunları sağmaya giderler . Bunu bilen ŞamilTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Zeynep’in yolunu beklerTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ kırık atlısı ile Zeynep’i alıpTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ zorla kaçırır. Bu kaçırma esnasındaTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Otuziki örük olan Zeynep’in saçının sekiz örüğü kopar. İsak Bey’e haber gelirTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ elli atlıyla Şamil’in peşine düşerTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ fakat yetişemez . O civarda barınamayacağını anlayan ŞamilTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Zeynep’i alarak Bayburt’un Pavnik Köyüne yerleşir.
İsak Bey TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ kızının kendi isteği ile kaçtığını zannettiğinden 7 sene Zeynep ile konuşmaz . 7 sene sonra TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Zeynep Hanım TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ bir kızı ile beraber babasının elini öpmeye gelir . İsak Bey 6 ay kızı Zeynep Hanım’ı misafir eder . 6 ay sonra TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ 7 katır yükü eşya ve birçok ziynet ile kızını yolcu eder . Zeynep Hanım TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Bayburt’a vardıktan 1 ay sonra kolera hastalığına yakalanır . Babasına haber gelir . Kolera bulaşıcı olduğu için TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ İsak Bey TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ oğlu Şevket’i Bayburt’a göndermek istemez . Fakat TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Şevket
dayanamayarak ablasını görmeye gider . Bayburt’un Pavnik Köyüne vardığında TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Zeynep Hanım defnedilip TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ cenaze alayının geri geldiğini görür . Zeynep Hanım’ın vasiyeti üzerine TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ kaçırılırken kopan 8 örük saçı ve kanlı yazması TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ kzı ile beraber İsak Bey’e gönderilir . Ancak o zaman İsak Bey kızının zorla kaçırıldığını anlar. Bunun üzerine yöre halkı Zeynep Hanım’a aşağıdaki türküyü yakar :
Melik şerif düzünü
Çiçek almış yüzünü
Gidek gelin getirek
İsak Beyin kızını
Oy yandım yandım gelin
Aç koynun dondum gelin
Küleği alamadım
Koyunu sağamadım
Deli Şamil gelende
Çemberi çalamadım
O niye niye niye
Öldüm yar diye diye
Şamil karakuş oldu
Aldı dereye daldı
Ağlama Zeynep bacı
Çeyizin bana kaldı
…………..
Şamil’in TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Ardahan’a yerleştiği rivayet edilmekte ise deTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Ardahan işgal altında olabileceğindenTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Bayburt’a yerleşmiş olması daha kuvvetli bir ihtimaldir.
Oy yandım yandım gelin
Aç koynun dondum gelin
Görücüler düzüldü
Zeynep hanım süzüldü
Süzülme Zeynep hanım
Atlıların düzüldü
O niye niye niye
Öldüm yar diye diye





Alt 31-07-2009, 13:10 #218

●нüzüη çiçєği●

๓єгฬє Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ


Menteşeli


Halk müziği açısından büyük bir olgunluk örneği olan Menteşeli Türküsü: Kocasını oğlunu ve damadını seferberlik yıllarında Yemen’e gönderen;Fatma *****n yakmış olduğu içli bir ağıttır.
Mengene yöresinde mutlu bir hayatları vardır Menteşeli ailesinin. Bir gün gelir erler seferberlik dolayısıyla askere çağrılır. Fatma ana kocasını oğlunu ve damadını büyük bir yüreklilikle uğurlar. Kendisi kızı ve gelini ve beş altı torunuyla kalakalır.
Bunlara kendisi bakar kendisi yedirir kendisi içirir. O yıl Konya’da büyük bir kış olur ki yıllardır görülmemiş bir kış. Kurtlar şehre üşüşür. Bu zorlu kış pek çok ana baba ve çocuğu kara toprağa çekmiş. Bu dar günlerde Fatma ana büyük bir fedakarlık yapmış. Yememiş yedirmiş. Giymemiş giydirmiş. Günlerden bir günde gidenlerin dönüşünü bile göremeden de bu dünyadan ayrılıp kara toprağın bağrına gitmiş.
MENTEŞELİ
Menteşeli menteşeli
Del oldum derde düşeli
Üç gün oldu yar gideli
Tükenmez derdim yalınızTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİyalınız
Lorostan bir bulut ağdı
Sulu sepken karlarda yağdı
Yolcularım hanlarda kaldı
Kaldım evlerde yalınızTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ yalınız.
Derviş olsam giysem hırka
Kimsem yok’ki verse arka
Götürdüler şamdar şarka
Kaldım çöllerde yalınız yalınız.





Alt 31-07-2009, 13:11 #219

●нüzüη çiçєği●

๓єгฬє Ƹ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒ


Kiraz Aldım Dikmeden

60-65 kadar sene önce Hüseyin Çavuşoğlu köyündeyiz… Hüseyin Çavuşoğlu’nun yarbaşında… Devrin ünlü Müderrislerinden Hüseyin Molla’nın oğlu Deli Mehmed ormana doğru şöyle bir geziye doğru çıkmış. Neden gezmesin ele güven olur mu hiç? Bakarsın kendilerine ait ormanda ağaç keserler.Nitekim ki öyle olmuş bir karı koca ağaç kesmişler.evlerine doğru dürüklerlerken Deli Mehmed çıkagelmiş karşılarına. Birden neye uğradıklarını anlayamamanın şaşkınlığı içinde donakalmış korkularından… Korkarlar tabiiTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ koskoca Deli Mehmed kolay mı? Koskoca bir müderris oğlu TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Müderris ki Hüseyin Çavuşoğlu ve civarı himayesinde. Deli Mehmed’in deliliklerine öylesine. Astığı astık. Kestiği kestik. Bıçağı da önünde keser arkasında… Hele omuzun da tüfeği oluncaTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ gel de çık karşısına. İşte durum böyle iken adamcağız Deli Mehmed’in ayaklarına kapanarak af dilemiş.Deli bu delirmiş de delirmiş; doğrultmuş namluyu adama vurur mu vurur… Karısı “Ben nasıl olsa kadınım bana bir şey yapmaz” düşüncesiyle onu vurma beni vur çocuklarımıza acı diyerek merhamete getirmeye çalışmış.Ne gezer merhamet çifteyi boşaltmış kadının bağrına. Kocası daha durur mu kaçıp gitmiş. Ne yapsın şimdi Deli Mehmed? Devrin kanunları sıkı.. Kaçmak düşmüş aklına ama babasına bir yol danışmaya ihmal etmemiş tutmuş evin yolunu. Babası önce fena halde kızmış oğluna ama ne kadar kötü olsa da oğul gene… Kaçmanın kanundan kurtulmanın yollarını sıralayıvermiş oğluna. Sevdiği ve aşık olduğu kızdan “Tombul Halime” ayrılmak bir yandan da her an zaptiyelere yakalanmak düşüncesi ve sıkıntıları sarıvermiş içine. İstemiş ki Halimesi de gelsin onunla beraber. Hizmetçilerin kapıyı her açtığın da Halime’yi geldi zannederTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ bir yol hoplarmış yerinden. Zavallı anacığı yolluğunu hazırlayıp vermiş eline. Deli Mehmedimiz yola revan olmuş.
Yarbaşından geçenken karşısında duran Halime ‘nin evine doğru bakmış derlenmişTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ duygulanmış.
Bir yandan da kar heryanı ağartmaya devam ediyormuş.
Bakalım Halimesine neler demiş?
“Kiraz aldım dikmeden
Halimem dallarını bükmeden
Bir armağan ver bana
Halimem ben gurbete gitmeden
Tombalacık Halimem
Yarbaşına gel
Ben gidiyorum Bolu’ya
Düş peşime gel”
Öyle ya Halimesinden bir yadigar almadan gidebilir mi buralardan hiçTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ Beklememiş öylece biraz Halimeyi yar başında… belki duyar düşer peşime diye… ne gelen var ne giden.
Devam etmiş söylemeye:
Tütün aldım hendekten
Halimem hekim gelsin Devrek’ten
Hekim buna neylesin
Halimem yanıyorum yürekten
Alçaklara kar yağdı
Üşümedin mi
Sen bu işin sonunu
Düşünmedin mi
Bu sıkıntılı bekleyiş esnasında hendek’ten getirdiği tütünü dumanlayan Deli Mehmedimizin iç yaralarını Devrek’in nam salmış hekimin iyi edebileceğine inanmış bir yol…
İnanmış yaTÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ hekim neylesin buna?…
Yine devam etmiş:
Ocak başında kaldım
Halimem ince fikire daldım
Kapılar açılırken
Halimem seni geliyor sandım…
Aygın mısın halimem
Baygın mısın gel
Hiç haberin gelmiyor
Dargınmısın gel
Deyip gitmiş Deli Mehmed Bolu’ya





Alt 07-08-2009, 16:43 #220

CAN_BEY

Foruma Alışıyor

ELLERİNE SAĞLIK





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:50 .