İki Martı Son

#1
Köprüyü geçtiğimizde gün batmak üzereydi. Emirgan`a doğru sürdüm arabamı. Birkaç kere, yolda durup simit molası verdik. Daha önce defalarca gittiğim o yere vardığımda parkettim. Tam denizin önündeydik, sadece deniz ve gökyüzü...

Arkadan bir kıpırtı geldi ve dilenci “Hakkında düşündüğünden çok şey biliyorum” dedi. Devam ederken içimi garip bir his kapladı, ya da içimi garip bir his kaplarken o devam etti. Beyaz bir zarf vardı elinde…
“Sana bazı şeyleri söyleyemem. Ama yerine getirmem gereken bir görevim var. Yazanın kim olduğunu açtığında öğreneceksin. Okumak için doğru zamanı bulacağını söyledi. Ve sana güvendiğini de…”
Sus pus olmuştum. O an o an değildi, bir şekilde biliyordum. Gülümsedim, teşekkür ettim…

Bir süre sonra çıktık yola. Hava kararmış ve günün bitmesine birkaç saat var. Daha mektubu okumadan içimde çok güzel bir his, öyle gerçek ki, merakım hiç yok. Neyi bildiğimi bilmiyorum ama biliyorum. Şu anda aklımdaki, neler olacağı... Onları bir daha görebilecek miyim... Ve mektuptan öte, dilenci kim? Telaşları bırakalı çok oldu, anı bekliyorum.

Öyle gidiyoruz, arabada bir sessizlik. Onlarda benim gibimi düşünüyor? Yolları kesişen bu dört ruh bir daha bir araya gelebilecek mi? Bu güzel paylaşım bir daha yaşanabilecek mi? Gidiyoruz hala… Sokakların arasında, hiç konuşmadan, umarsızca dolaşıyoruz. Kelimelerin anlamsız olduğu o anları yaşıyoruz. Dilencinin "Burada dur lütfen" deyişiyle sessizlik bozuluyor. Boğaz köprüsünün tam ortasına gelmişiz fark etmeden. Yorgunum... Evet ben, durulur mu durulmaz mı, trafik, kural mural düşünmeden duruyorum. Güven…

"Hadi inelim arabadan" diyor. Rüyada gibiyim. Dünya sessiz. Etrafta bizden başka hiçbir canlı yok. Zaman durmuş sanki… Dilenciyle göz göze geliyoruz.
"Evet" diyor "Evet zaman durdu. Sanki değil, gerçekten. Bugün yaşadıklarımız… Sebep bu. Dinlemek, anlamak, Farketmek, güvenmek, hissetmek. Yapabildiğimizde zamanı durdurabiliriz. İşte bu noktada `zaman yoktur`."

Uzanıyor, ellerimi tutuyor. Martılar ellerimize konuyorlar. İstanbul`un en sevdiğim yerinde en sevdiğim şeyi yapıyorum. İki martı uçup giderken, sorularım, korkularım aklımdan kanatlanıp gidiyor, onlar gitmiyor sanki... Hiçbir şeyi merak etmiyorum artık.

Mektup mu? Nerden çıkardınız onu şimdi... Şu anda hiç önemi yok. Çok iyi hissediyorum ve hep böyle olsun umuyorum. belki... belki... Bir gün açarım... İyi hissetmeyeceğim için değil, zamanı geldiğinde...

Alıntı

İlginizi Çekebilir
  • Gül ve martı...
    Gül İle Martı Aşkın az bulunduğu şehirlerin birinde güzel beyaz bir gül yaşarmış. Olacak ya b...

  • Martı...
    Martı - Martılar Deniz kenarlarında ya da denizden geçen gemilerin peşinde görmüşüzdür onlar...

  • Bir Martı Çığlığındaki Sen...
    Bir Martı Çığlığındaki Sen Ve yine aklımdasın…Saatlerce,önce ölümü,sonra sensizliği düş...

  • Hırsız Martı...
    İçeri girince etrafı da kolaçan ediyor. 1...

  • STOP MARTI...
    -BİLMİYORUM ANLATMAMIM NASIL BİR YARARI VAR -SENİ SERBEST BIRAKA BILIRIM -ESKIDEN İŞTANBUL DENEN YERDE...



#2
çok güzel yazılar atıyorsun cnmm
emeğine sağlık hepsi çooook güzel


#3
al sana + rep
güle güle kullan


#4
Okuyan gözlerine sağlık.Beğenmene sevindim.


#5
teşekkürler cnm




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:49 .