>> TARİHİ Hikayeler <<
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 02-03-2009, 17:38 #41

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


SIĞIRTMAÇ MUSTAFA



Atatürk tarafından 1929 yılında himaye altına alınıp okutulan Yalovalı sığırtmaç Mustafa anlatıyor:
“O zaman daha sekiz yaşında idim. 1929 yılının yaz ayları içinde (15 Eylül) bir gündü… Sığırları otlata otlata çiftliğe geliyordum. Derken>> TARİHİ Hikayeler << uzakta yirmi kadar atlı belirdi… En öndeki atlı bana doğru geliyordu. Yaklaşınca atından indi; çiftliğe nereden gidildiğini soruyordu.
Elimle işaret ettim:
-Siz>> TARİHİ Hikayeler << yanlış yoldan gelmişsiniz… Çiftliğin yolu>> TARİHİ Hikayeler << şuradadır!
Bu atlı>> TARİHİ Hikayeler << benden adımı öğrenmek istedi:
- Mustafa! diye cevap verince gülümsedi:
- Benim de adım Mustafa… Demek adaşız!
Sonra birdenbire:
-Gazi’yi tanır mısın? diye sordu.
-Tanımam! dedim.
-Onu sever misin?
-Severim!
-Niçin seversin?
-Paşa olduğu için severim!
Tekrar gülmeye başladı. Ben>> TARİHİ Hikayeler << cılız>> TARİHİ Hikayeler << çelimsiz>> TARİHİ Hikayeler << hasta bir çocuktum.“Bu adam>> TARİHİ Hikayeler << benimle eğleniyor galiba…” dedim. Fakat o>> TARİHİ Hikayeler << sorgularının arkasını kesmiyordu; bir aralık sordu:
-Sen>> TARİHİ Hikayeler << ne iş görürsün?
-İşte şu gördüğün sığırları güderim!
-Ne kazanırsın?
-Ayda üç lira…
-Peki>> TARİHİ Hikayeler << söyle bana>> TARİHİ Hikayeler << ayda üç lira>> TARİHİ Hikayeler << senede kaç lira eder?..
Kendisinin ve yanındakilerin yardımıyla>> TARİHİ Hikayeler << ayda üç liranın bir senede ne ettiğini hesaplayarak cevap verdim:
-Otuz altı lira eder!
-Sana bu otuz altı lirayı versem>> TARİHİ Hikayeler << ne yaparsın?
-Hiç!…Almam ki…
-Neden almıyorsun?
-Otuz altı lira çok para…
Sonra biraz düşünerek ekledim:
-Neden aldın?diye sorarlar…
Tanımadığım yolcu>> TARİHİ Hikayeler << tekrar gülümseyerek:
-Aferin oğlum>> TARİHİ Hikayeler << dedi>> TARİHİ Hikayeler << böyle olmalı… Fakat>> TARİHİ Hikayeler << bu parayı yol gösterdiğin için veriyorum sana! Kimse bir şey demez!
Hâlâ benimle alay edildiğini sanıyordum. Otuz altı lirayı kabul etmeye bir şartla razı oldum. Yolda yemek için getirdiğim yarım okka kadar ceviz vardı:
-Bu cevizleri alırsan>> TARİHİ Hikayeler << ben de senin paranı alırım! dedim.
O>> TARİHİ Hikayeler << bana bir avuç para verdi>> TARİHİ Hikayeler << ben ona bir avuç ceviz verdim. Böylece ödeşmiş olduk.
Ayrılacağı sırada>> TARİHİ Hikayeler << tekrar adımı sordu:
-Mustafa>> TARİHİ Hikayeler << dedim.
-Benimki de Mustafa>> TARİHİ Hikayeler << ama>> TARİHİ Hikayeler << dedi>> TARİHİ Hikayeler << yanında “Kemal”i var. Mustafa ile Kemal>> TARİHİ Hikayeler << bir araya gelirse ne olur?..
Küçük kafamın içi>> TARİHİ Hikayeler << birdenbire karıştı. İlk defa olarak kendime:
-Sakın>> TARİHİ Hikayeler << dedim>> TARİHİ Hikayeler << bu atlı; Mustafa Kemal Paşa olmasın?…
Sonra etrafındakilerin ona karşı gösterdikleri saygılı hareketleri hatırlayarak; kararımı verdim:
-Odur!…Odur!…Gazi Paşadır! Ama>> TARİHİ Hikayeler << kendisine onu tanıdığımı belli etmedim.
Giderken sordu:
-Beni>> TARİHİ Hikayeler << başka bir yerde görsen tanır mısın?..
Başımı salladım:
-Tanımaz mıyım ya… Sen Gazi Mustafa Kemal Paşasın!
Hayvanlarını dörtnala sürüp gittiler. Ben de sığırlarımı alarak çiftliğe döndüm.
Ertesi gün(16 Eylül) kaplıcalara çağırdılar. Kapıdan içeri girince>> TARİHİ Hikayeler << hiç şaşalamadım. Hemen gidip elini öptüm:
-Mustafa… dedi>> TARİHİ Hikayeler << seni çiftliğime kâhya yapacağım! İster misin?..
Sordum:
-Kâhya ne demek?
-Çobanların en büyüğü odur!
Cevap vermedim. O tekrar sordu:
-Kâhyalık işi için ayda dört lira versem yetişir mi?
-Siz bilirsiniz! dedim. Gülümsedi.
-Hayır>> TARİHİ Hikayeler <<Mustafa… Seni kâhya yapmayacağım>> TARİHİ Hikayeler << mektebe göndereceğim. Orada okuyup yazma öğreneceksin!Sevindim:
-Mektebe gönderiniz!…Bu>> TARİHİ Hikayeler << daha iyi … dedim.
Aradan yirmi dört saat geçmeden kendimi Şişli’deki Himaye-i Etfal (Çocuk) Hastahanesinde bulmuştum. Bana>> TARİHİ Hikayeler << orada çok güzel bakıyorlardı. Dört ay içinde tanınmayacak kadar değiştim. Yüzümün sarılığı kayboldu>> TARİHİ Hikayeler << iştahım geldi.
Bir gece yarısı hiç unutmam>> TARİHİ Hikayeler << hastahaneye gelmişti (21/22 Eylül). Doğruca benim yattığım odaya girdi. Onu görünce şaşırmıştım. Ayağa kalkmak istedim. Atatürk eli ile engel oldu:
-Sen ayağa kalkmayı bırak da>> TARİHİ Hikayeler << buradan nasıl çıkacağını düşün! diye gülümsedi.
Sonra:
-Hani>> TARİHİ Hikayeler << dedi>> TARİHİ Hikayeler << seninle pazarlığa girişmiştik>> TARİHİ Hikayeler << dört lira aylığa razı olmuştun!Şimdi ver bakalım hastahane paralarını…
Küçüktüm>> TARİHİ Hikayeler << sığırtmaçtım. Ama>> TARİHİ Hikayeler << şaka ettiğini anlamıştım:
- Sen koskoca Gazi Paşasın. Elbette hastahane parasını da verirsin! dedim.
Hastahaneden çıktıktan sonra Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << beni gene aratarak>> TARİHİ Hikayeler <<Beşiktaş’ta 19’uncu İlk Mektebe yazdırdı.
Beşiktaş’daki okula bir yıl kadar devam ettikten sonra Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << beni Maçka’daki Fevziye Lisesine yazdırdı. Lisenin dokuzuncu sınıfında iken>> TARİHİ Hikayeler << imtihan vererek Kuleli Askerî Lisesine geçtim.”





Alt 02-03-2009, 17:39 #42

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Zülüflü İsmail Paşa

Antalya’ya gidiş Yozgat’tan dönüş>> TARİHİ Hikayeler << kar>> TARİHİ Hikayeler << kış…

Çankaya Köşkü’nün rahat ve sıcak salonlarına dönüşte Mustafa Kemal çevresindekilere şu hikayeyi anlatır:

“Biz Harbiye’de öğrenci iken>> TARİHİ Hikayeler << okulun sobaları yanmazdı. Bütün kış>> TARİHİ Hikayeler << titreşir dururduk. Nihayet bir gün arkadaşlar beni müdüre çıkarmak için seçtiler. Müdür>> TARİHİ Hikayeler << Zülüflü İsmail Paşa adında bir saray adamı idi. Müsaade aldık>> TARİHİ Hikayeler << huzura çıktık; önce Padişaha sonra müdüre dualarımızı arz ettik. Nihayet>> TARİHİ Hikayeler << maksada geldik>> TARİHİ Hikayeler << işi anlatmak istedik. Ama müdür>> TARİHİ Hikayeler << daha ilk cümlelerde kükredi: Ne soğuğu be nankörler! Padişah nimeti gözünüze dizinize dursun. Görmüyor musunuz? Sobalar nasıl gürül gürül yanıyor. Defolun buradan! Gerçekten>> TARİHİ Hikayeler << müdürün sobası gürül gürül yanıyordu. Müdür>> TARİHİ Hikayeler << buram buram terliyordu>> TARİHİ Hikayeler << sıcaktan göğsünü bağrını açmıştı ve zannediyordu ki>> TARİHİ Hikayeler << bütün okulun sobaları da böyle yanar… Çocuklar>> TARİHİ Hikayeler << biz bu Çankaya Köşkü’nde>> TARİHİ Hikayeler << bazen>> TARİHİ Hikayeler << galiba bu Zülüflü İsmail Paşa gibi kendimizi aldatıyoruz…”





Alt 02-03-2009, 17:39 #43

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Atatürk ve Halil Ağa

Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << sık sık memleketi dolaşan bir liderdi. Çiftçi ile>> TARİHİ Hikayeler << işçi>> TARİHİ Hikayeler << sanatkar>> TARİHİ Hikayeler << esnaf ile konuşur; memleketin derdini arar bulur>> TARİHİ Hikayeler << meclise getirir>> TARİHİ Hikayeler << milletvekillerinden>> TARİHİ Hikayeler << bakanlardan hesap sorardı.
İşte böyle yurt gezilerinden birinde Orta Anadolu’da tarlasında çift süren bir çiftçi ile karşılaşmıştır.
- Kolay gele>> TARİHİ Hikayeler << bereketli ola ağa.
- Allah razı olsun bey
- Hayrola ağa>> TARİHİ Hikayeler << öküzün teki ne oldu?
- Devlete borcumuz vardı bey>> TARİHİ Hikayeler << icra kapımızı çalınca çaresiz kaldık>> TARİHİ Hikayeler << koca öküzü satıp borcumuzu ödedik.
- Sağlık olsun ağa>> TARİHİ Hikayeler << diyerek konuşmasını kısa kesmiştir.
Çiftçinin adı Halil Ağa idi. Atatürk’ün yanındakiler>> TARİHİ Hikayeler << İçişleri Bakanı Şükrü Kaya>> TARİHİ Hikayeler << Salih Bozok>> TARİHİ Hikayeler << Kılıç Ali>> TARİHİ Hikayeler << Hüsrev Gerede>> TARİHİ Hikayeler << Emir Subayı Resuhi Bey>> TARİHİ Hikayeler << daha birkaç yakını vardı. Yürüyorlardı. Atatürk düşünceli idi. Salih Bozok’u yanına çağırdı.
-Salih>> TARİHİ Hikayeler << yarın sabah git>> TARİHİ Hikayeler << Halil Ağayı bul>> TARİHİ Hikayeler << bana getir. Benim kim olduğumu sorarsa>> TARİHİ Hikayeler << bizim bey seni bir kahve içmeye çağırıyor de.
Ertesi gün Salih Bozok>> TARİHİ Hikayeler << Halil Ağa’yı bulmuş Atatürk’ün yanına getirmiştir. Atatürk ayağa kalkarak:
-“Buyur Halil Ağa>> TARİHİ Hikayeler << deyip bir sandalye göstermiştir.
Zamanın başbakanı İsmet İnönü de salonda bulunuyordu ve olanlardan habersizdi. Atatürk Halil Ağa’ya dönerek:
-Halil Ağa>> TARİHİ Hikayeler << anlat şu vergi işini bir daha>> TARİHİ Hikayeler << demişti.
Halil Ağa>> TARİHİ Hikayeler << vergi borcunu>> TARİHİ Hikayeler << icrayı>> TARİHİ Hikayeler << satılan öküzünü tekrar anlattı. Atatürk kaşlarını çatarak>> TARİHİ Hikayeler << İsmet Paşa ve Şükrü Kaya’ya dönerek:
-Arkadaşlar>> TARİHİ Hikayeler << biz İstiklal Savaşı’nı Halil Ağa’nın öküzünü icra yoluyla satalım diye yapmadık. Bu memlekette adaleti>> TARİHİ Hikayeler << vatandaşı böyle mi koruyacağız>> TARİHİ Hikayeler << gerekirse vergi borcu ertelenebilir. Köylünün çift sürdüğü öküzü elinden alınmaz.
Halil Ağa:
-Sen Atatürk Paşamsın galiba>> TARİHİ Hikayeler << beni bağışla>> TARİHİ Hikayeler << kusur ettim>> TARİHİ Hikayeler << diye yalvaracak oldu.
-Sana güle güle Halil Ağa>> TARİHİ Hikayeler << sen bizim gözümüzü açtın>> TARİHİ Hikayeler << diye Halil Ağa’yı ayakta uğurlamıştı. Atatürk Türk Köylüsünün borcu hususunda çok titiz davranmıştır





Alt 02-03-2009, 17:40 #44

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Sevgisini kaybetmenin ne anlamı var?




Bir gün Çankaya yöresinde bir köylü evine gitmiştik. Evde ihtiyar bir köylü karısı ile oturuyordu. Bize ikram edilen kahveleri içerken Atatürk bana köylü ile konuşmamı söyledi. Köylüye ilk aklıma geleni sordum:



- Sen Gazi’yi tanır mısın?



İhtiyar beni saçma bir soru sormuşum gibi küçümseyerek süzdü:



- Gazi’yi tanımayan var mı ki>> TARİHİ Hikayeler << dedi ve ekledi:



- Ben görmedim ama>> TARİHİ Hikayeler << her hafta Hacı Bayram Camii şerifinde Cuma namazı kılarmış. Taa göbeğine kadar sakalları varmış. Melek gibi>> TARİHİ Hikayeler << nur yüzlü>> TARİHİ Hikayeler << peygamber gibi mübarek bir ihtiyarmış…



Gülmemi zor tutarak Atatürk’ün genç ve tıraşlı yüzüne baktım. O>> TARİHİ Hikayeler << kaşlarını çatarak kendisini tanıtmamamı emretti. Dışarı çıktığımız zaman da güldü ve:



- Varsın>> TARİHİ Hikayeler << dedi>> TARİHİ Hikayeler << o öyle bilsin. Gerçeği öğrenmek belki biçarenin hayalini yıkar>> TARİHİ Hikayeler << onun hayalindeki şirin sakallıyı öldürüp de sevgisini kaybetmenin ne anlamı var.





Alt 02-03-2009, 17:41 #45

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Atatürk ve İğneciyan




Mustafa Kemal’in dostları arasında İğneciyan adında bir de Ermeni vatandaş vardı. Zengin bir kişidir. Sık sık Mustafa Kemal’i Şişli’deki evinde ziyaret etmekte ve kendisine birçok yardımlarda bulunmaktadır.



Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra bir Ermeni örgütü ile ilgisi olduğu iddiasıyla İğneciyan’ı tutuklayıp Malta’ya sürüyorlar. Tüm servetine el konuluyor.



İğneciyan Malta’dan döndükten sonra üzerinde bir elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan fakir bir kişi durumundadır. Bir de kızı vardır. Yedikule’de bir gecekonduya sığınmışlardır.



Atatürk zaferi kazanmış>> TARİHİ Hikayeler << devlet başkanı olmuştur. Devrimler için geceli gündüzlü çalışmaktadır.



Atatürk 1927’de ilk kez İstanbul’a gelmiştir. Bu İğneciyan için iyi bir fırsattır. Hem dostunu görmek>> TARİHİ Hikayeler << hem de uğradığı haksızlığı anlatmak için doğruca Dolmabahçe Sarayı’na gider. İlgili memura başvurur:



- Ben>> TARİHİ Hikayeler << Gazi hazretlerini görmek istiyorum.



- Sen kimsin?



- Ben İğneciyan… Gazi’nin eski bir dostuyum>> TARİHİ Hikayeler << arkadaşıyım.



Memur>> TARİHİ Hikayeler << İğneciyan’ı baştan aşağı süzer. Kılık kıyafeti pek güven verici değildir. Bir bahane uydurarak atlatır. Birkaç kez daha başvurur>> TARİHİ Hikayeler << fakat sonuç alamaz.



Bir gün de kızını alıp birlikte saraya giderler. O gün sarayın önünde olağanüstü bir hal vardır. Motor sesleri>> TARİHİ Hikayeler << sağa sola koşturan insanlar. Bu>> TARİHİ Hikayeler << Gazi’nin bir geziye çıkacağına işarettir.



Polisler ve muhafızlar oradan uzaklaşması için İğneciyan’a işaret ederler. O sırada Gazi de Saray’dan çıkmıştır. Etrafındaki insan çemberi arasında otomobiline doğru ilerlemektedir.



O anda İğneciyan’ın kızı fırlayarak insan çemberini yarıp Gazi’nin karşısına sokulur. Gazi sorar:



- Kim bu kız?



Kız cevap verir:



- Ben İğneciyan’ın kızıyım.



- Nerede baban?



- Dışarıda bekliyor>> TARİHİ Hikayeler << sokmuyorlar…



Gazi hemen emir verir. İğneciyan’ı huzuruna alırlar. İki dost özlem içinde kucaklaşırlar. İğneciyan başından geçenleri anlatır. Gazi’nin gözleri dolu dolu olur. Emir verir. Gerekli soruşturma yapılır. İğneciyan’ın haklı olduğu anlaşılır ve alınan malları geri verilir.



Yıl 1938… Kasım’ın 12’si… Atatürk’ün acı kaybına dayanamayan İğneciyan üzüntüsünden ölür.



Bu ölümlü dünyanın en güzel şeyi karşılıklı vefalardır.





Alt 02-03-2009, 17:41 #46

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Atatürk ve kin

Atatürk’ün asla kini yoktur. Bir kimseye ne kadar kızarsa kızsın>> TARİHİ Hikayeler << bir süre sonra affeder>> TARİHİ Hikayeler << olanları unutur>> TARİHİ Hikayeler << bir daha duymak bile istemezdi. Bu yüzden civarındakilerden birçokları zaman zaman gözden düşer>> TARİHİ Hikayeler << sonra yeniden affedilir>> TARİHİ Hikayeler << yeniden eski mevkiini alırdı. Fakat>> TARİHİ Hikayeler << asla göz yummadığı şey>> TARİHİ Hikayeler << bir kimsenin ekmeğiyle oynanmasıydı.

Yeni harflerin kullanılmasının kararlılıkla takip edildiği dönemde bir seyahati esnasında bir hükümet bürosuna girdi. Açtığı bir defterde bir deste eski harflerle yazılmış notlar ve kağıtlar buldu. Defterin sahibi yaşlı bir memurdu.

Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << hayatında ender rastlanan bir hiddetle memurdan başladı>> TARİHİ Hikayeler << amirde bitirdi>> TARİHİ Hikayeler << hepsini kovdu. Dışarı çıkarken de:

- Bunlar mikroptur>> TARİHİ Hikayeler << efendim! Milli bünyenin iyiliği namına temizlenmeli!… diye bağırdı.

Akşam oldu>> TARİHİ Hikayeler << vilayet konağında bir ziyafet vardı. Bir aralık söz yine yeni harflere geldi. Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << valiye sordu:

- Bugünkü yobazlara ne yaptın?

Vali:

- Görevlerine son verdim>> TARİHİ Hikayeler << paşam. Esasen ücretli hizmetlilerdi.

Atatürk durakladı>> TARİHİ Hikayeler << sonra usulca:

- O olmadı işte!… dedi. Bu adam>> TARİHİ Hikayeler << kabahatli>> TARİHİ Hikayeler << muhakkak!… Fakat>> TARİHİ Hikayeler << çoluğunun çocuğunun suçu ne? Onları aç bırakmaya hakkımız yok. Onu görevine usulca iade et!… Biz adamları cezalandırmalıyız>> TARİHİ Hikayeler << ama ekmekle oynamak doğru değildir!…





Alt 02-03-2009, 17:42 #47

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Hacer Nine

Hacer Nine yine bunalmıştı. İçi içine sığmıyordu. Beş gözlü evinin içi yine birkaç gündür zindan kesilmişti. Düşündükçe yüreği yerinden kopuyordu. Yetmiş yaşındaki bu kimsesizlik ona büsbütün koymuştu.

Kocasını Yemen’de kaybetmişti. Bir oğlu Balkanlarda>> TARİHİ Hikayeler << ikisi de çöllerde kalmıştı. Bir gelini ile üç torunu vardı. Gelini hastalıktan öldü>> TARİHİ Hikayeler << torunlarının biri de Büyük Muharebede şehit düştü. Birisi İkinci İnönü’den dönmedi.

En son torununu da Sakarya’ya gönderdi. Bir gün haber aldı ki en son delikanlısı da Duatepe Muharebesi’nde öteki ağalarının yanına göçüp gitmişti.

Çok ağladı. Fakat>> TARİHİ Hikayeler << Sakarya Savaşı kazanıldı haberi gelince ağlaması durdu>> TARİHİ Hikayeler << gülmeye başladı.

Ondan sonra vakit vakit böyle bunalırdı. Ve her bunalışında çarıklarını çeker>> TARİHİ Hikayeler << değneğini alır>> TARİHİ Hikayeler << Ankara’nın yolunu tutardı. Bu sefer de öyle yaptı. Saatlerce yürüdükten sonra ikindide Ankara’ya geldi>> TARİHİ Hikayeler << doğruca gitti>> TARİHİ Hikayeler << Büyük Millet Meclisi’nin kapısı önünde durup çömeldi.

Aradan biraz vakit geçti>> TARİHİ Hikayeler << sordular:

- Nine>> TARİHİ Hikayeler << ne istiyorsun?

- Hiç>> TARİHİ Hikayeler << hiçbir şey.

- Ya neden burada duruyorsun?

- Onun gözlerini görmek için çıkmasını bekliyorum.

- O dediğin kim?

- Gazi Paşa.

Sonunda hikayesini anlattı ve dedi ki:

- İşte böyle>> TARİHİ Hikayeler << ara sıra çok bunaldıkça buraya gelirim. O>> TARİHİ Hikayeler << Millet Meclisi’nden çıkarken gözlerine bakarım. Mavi gözbebeklerinde bütün şehitlerimin gözlerini görür gibi olurum. Son içime bir ferahlık dolar>> TARİHİ Hikayeler << kalkar köyüme giderim.

İşte siperlerde evlat>> TARİHİ Hikayeler << torun gömmüş Türk Ninesi buna derler.





Alt 02-03-2009, 17:42 #48

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Atatürk’ün Topkapı Sarayı’nı ziyaret edişi

Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << bir gün Dolmabahçe’den gizlice çıkar Topkapı Sarayı Müzesine gelir. Müzeyi gezmek ister. Kendisini kapıcıya tanıtır>> TARİHİ Hikayeler << fakat kapıcı henüz saat 9 olmadı>> TARİHİ Hikayeler << memurlar da gelmedi>> TARİHİ Hikayeler << Atatürk değil>> TARİHİ Hikayeler << kim olursan ol>> TARİHİ Hikayeler << bekleyeceksin>> TARİHİ Hikayeler << der.

Hiç şüphe yok ki>> TARİHİ Hikayeler << kapıcı Atatürk’ü tanımamış ve bu sözlere birden fazla muhatap bulunduğu için gelenin Atatürk olabileceğine inanmamıştır. Fakat bu anekdotta önemli olan nokta Atatürk’ün kapıcının sert cevabı karşısında ısrar etmeyerek>> TARİHİ Hikayeler << bir kenara çekilip>> TARİHİ Hikayeler << saatin 9 olmasını ve memurların gelmesini beklemesidir.





Alt 02-03-2009, 17:43 #49

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Atatürk ile suikastçisi

İzmir’de hazırlanan o alçakça suikastten sonra>> TARİHİ Hikayeler << bir gün bize Atatürk şu olayı anlatmıştı:

- Ziya Hurşit’in beni öldürmek için görevlendirdiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunlardan birini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:

- Sen Mustafa Kemal’i öldürecekmişsin>> TARİHİ Hikayeler << öyle mi?

- Evet! dedi.

Ben gene sordum:

- Mustafa Kemal>> TARİHİ Hikayeler << ne yapmış ki onu öldürecektin?

- Fena bir adammış da… Memlekete çok fenalık yapmış!… Sonra>> TARİHİ Hikayeler << bize onu öldürmek için para da vereceklerdi!…

- Sen Mustafa Kemal’i tanıyor musun?

- Hayır!

- O halde>> TARİHİ Hikayeler << tanımadığın bir adamı>> TARİHİ Hikayeler << nasıl öldürecektin?…

- Geçerken işaret edecekler>> TARİHİ Hikayeler << “Mustafa Kemal>> TARİHİ Hikayeler << işte budur!” diyeceklerdi. Biz de öldürecektik.

O zaman cebimden tabancamı çıkararak>> TARİHİ Hikayeler << kendisine uzattım:

- Mustafa Kemal benim!… Haydi>> TARİHİ Hikayeler << al eline tabancayı… Öldür!… dedim.

Adam>> TARİHİ Hikayeler << benden bu cevabı alınca>> TARİHİ Hikayeler << yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir müddet şaşkın yüzüme baktıktan sonra>> TARİHİ Hikayeler << diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.





Alt 02-03-2009, 17:44 #50

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


Bu millete uşaklığı öğretemedim

İngiliz Kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman>> TARİHİ Hikayeler << Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce:

- Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur>> TARİHİ Hikayeler << onu bilen birisini yahut bir aşçı bulunuz!… dedi.

Sonunda İngiliz sofra merasimini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular… Akşam Kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun oldu. Atatürk’e dönerek:

- Sizi tebrik eder ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere’de zannettim>> TARİHİ Hikayeler << diyerek memnuniyetini bildirdi.

Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekte idi. Bunlardan bir tanesi heyecanlanarak>> TARİHİ Hikayeler << elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesildiler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek:

- Bu millete her şeyi öğrettim>> TARİHİ Hikayeler << fakat uşaklığı öğretemedim>> TARİHİ Hikayeler << dedi. Bütün sofradakiler Atatürk’ün zekasına hayran oldular. Atatürk garsona da “görevine devam et” emrini verdi





Alt 02-03-2009, 17:45 #51

∂i$i вєℓα`

Forumun Tiryakisi


General ile asker

Atatürk>> TARİHİ Hikayeler << Sümerbank Dokuma Fabrikası’nın açılış töreninde hazır bulunduktan sonra askeri manevra sahasına hareket etmişti.

Yolda bir sel yatağına saplanmış olan top arabasının tekerleklerini bataklıktan çıkarmaya uğraşanlar arasında bir generalin bulunduğunu görünce>> TARİHİ Hikayeler << kendisine sonsuz takdirlerini bildirdiler ve iltifatlarda bulundular.

Daha sonra>> TARİHİ Hikayeler << “Maviler” tarafına ait bir tank birliğinin yaptığı hücum sırasında “Pembeler”den bir askerin ansızın siperinden fırlayarak tanklardan birinin üstüne sıçradığını ve şoförüyle mücadeleye başladığına tanık oldular. O zaman yakında bulunanlara>> TARİHİ Hikayeler << evvelce gördüğü generalin fedakarlığı ile bu askerin gösterdiği cesaretin birbirine denk olduğunu beyan ederek>> TARİHİ Hikayeler << şöyle dediler:

- Biz Milli Mücadele’de bütün Türk Milleti bu şekilde çalıştık. Böyle kahraman generaller>> TARİHİ Hikayeler << subaylar ve askerlere dayanarak savaşı kazandık. Onlar var oldukça kimse vatanımıza göz dikemez!…





Alt 02-03-2009, 20:52 #52

Meltem -YK

Foruma Alışıyor


çok güzeldi sağol





Alt 03-03-2009, 01:27 #53

pride

Azimli Üye


sen ne yapmışsın yaaa EMEĞİNE SAĞLIK WALLA döktürmüssün son nokta gibi mükemmelsin !





Alt 06-03-2009, 21:56 #54

greeneyes8

Aktif Üye


teşekkürler





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:41 .