#1
Sen Oldukca...


Sen Oldukca... ( cuncun )





- ``Bana sakin asik olma...´´

- ``Olmam merak etme...´´

- ``Iyi, etmem...´´

- ``Iyi...´´

Sen oldukca..


Hikayenin ilk parcasi...


Her gün yeniden dogan günes, bu sabah da, Antakyanin bereketli topraklarinda, yeniden tüm güzelligini sergilemeye baslamisti. Günes, ucsuz bucaksiz denizin üzerinde piril piril pirildayarak tüm hakimiyetini sürdürüyordu.

Daglardan gelen soguk tatli su ise, yillardir kapladigi ve ayni zamanda köyü ikiye bölüp kücük ve büyük selaleler'le bir dere olusturdugu yolunda tüm hiziyla tatli su'yun tuzlu suyla, iki sevgilinin kucaklasmasi gibi birleserek denize karisir.

Günesin sicakligiyla, su altinda kalan kücük derenin kenarlari buhar olup kuruyor ve havada ucusan polen'lerle filizlenerek bahar mevsiminde ciceklerini acmak icin kücük alanlarini simididen kapliyorlardi.

Her rüzgar esmesiyle ise tarlalardaki basak saplari dalga dalga düzenli bir ritimde rüzgara eslik edererek bir dansa kalkismis gibi saliniyorlardi.

Ahsap evlerden olusan köyün her evi kendisine ait güzel ve farkli bir bahcesi vardi..
Kücük havuzlar, olmasi gereken serinligi yaratirken, mandalina ve portakal agaclarin, beyaz ve pembe cicekleri arasinda sakli kalan, islemli ahsap cardaklarda huzur veriyorlardi. Ilik rüzgarin her esmesiyle, etrafta tatli bir koku yayiliyor, cicekler oynayarak duru manzaraya renkli bir senlik katiyorlardi.

Günesin kendi sicakligini yaymaya baslamasiyla, kuslar dallarin arasinda kurduklari yuvalarini terk etmis, öterek etrafta ucusmaya baslamislardi...

Kap kara gecenin biraktigi son gölgeler de sicak isikla örtüsüp aydinlatildiginda, kumral bir kiz'in yol kenarinda sehire giden manolya agaclarla cercevelenilmis tek yolda, okul cantasini capraz sekilde boynuna takmis, sag elinde - ara ara burnuna götürüp kokladigi - sapsiz bir papatya, dudaklarinda bir tebbesüm, bal renkli gözleri isil isil, derin derin temiz havayi icine cekerek o sakin tarla yollarinda sehire dogru adimlarini atdigini görünülüyordu.


Kiz aklinda ki - cocukluktan kalma - annesinin kendisine uyumadan önce söyledigi nini'nin melodisi'ni sürekli mirildaniyordu.

Rüzgarin gül kokulu uzun kahverenkli dalgali saclarini yüzüne carpmasiyla bir elini yüzüne dügru götürerek kulaginin arkasina dogru itekledi. Icten bir gülümse vardi duaklarinda, mutluydu. Hayallerinden birisi gercek olacakti bugün.
Universite sinavini kazandiktan sonra bütün yaz boyunca iste tam bugünü beklemisti.

Sonunda, o da okuyacakti.
Kücük yasta kaybetdigi annesi'ne bir adim daha yakinlasmis olacakti. Bedeninde olusan bu mutlulukla dans eder gibi adimlarini zaman zaman biraz hizli biraz daha yavas atarak yol aldi..

- Aklindaki nini'yi devam mirildamayi ihmal etmeyerek.


Yaklasik bir saatlik yolu arkasinda birakip, yolun sonuna geldiginde, burnunu hosnutsuzlukla kipirdatarak etrafini süzmeye basladi. Cok kalabalikti... Bu tür ortamlari sevmiyordu.. Yillar önce yemyesil alanlar beton ve asfaltla kapatilmis kücük sehir gittikce büyümüs ve daha önce ki güzeliginden hic bir esir kalmamisti. Aksine, eggzoz dumanlarindan gecinilmez olmustu...

Gözlerine, duragin önünde genis bir kitle olusturup otobüsün gelmesini bekleyen insanlar takildiginda, yari yolda duraksayarak ve universiteye kadar yürümeyi tercih ederek diger tarafa dogru yöneldi, tekrar.

Uzun bir yol degildi.. Bes sene önce Dr. Mehmet Güven'in Istanbul kökenli Elif adinda genc bir mimarla evlenmesiyle, gidecegi universitenin ilk temelleri atilmis ve 10 km uzakliktaki "eski" universite tüm ögrenci ve hocalariyla oraya tasinmislardi.

"Iyikide öyle olmus" diye simdi icinden gecirir.. Hizli adimlarla yol alirsa onbes dakika icinde orda olurdu.. Bu düsünceyle basini yerden kaldirarak adimlarini hizlandirmisti ki... o esnada uzaktan, birisinin kornaya bastigini duydu.

Neler oldugunu anlamayarak kafasini yana dogru cevirdi ve o an cok kücük bir mesafeyle hizlica yanindan gecip giden, kirmizi üstü acik spor araci fark etdi.

O anin sokuyla eli belli bellirsiz kalbinin üzerine gitdi. Nabizi artdi, - bir kac saat kosmus gibi - nefes nefese kaldi. Kalbi güm güm diye atiyordu. Gözleri ise yanindan gecip giden kirmizi aracta takili kalmislardi.

Araba hizla ilerleyerek yolun sonundaki viracda yok oldugu icin, kullanan kisinin yüzünü secme sansi olmamisti. Sadece dikiz aynasindan siyah bir gözlügü ve ardindan koyu kahverengi saclarini görebilmisti. (Göremedigi yada fark edemedigi sey ise, arabayi kullanan kisinin de kendisine dikiz aynasindan bakip bir elini havaya kaldirmasiydi.. "Özür dilerim" der gibi...)

Dalgindi, hala yolun ortasinda durup aracin gittigi yöne baktigini fark edemeyecek kadar dalgin. Sonunda irkilerek ilk arabanin arkasindan gelen araclarin korna sesleriyle, bakislarini onlara dogru cevirdi ve hala oldugu yerde durdugunu fark ederek, hemen geriye dogru bir iki adim atdi ve onlara yanindan gecebilmeleri icin yol verdi.

Ardindan, araclarin yanindan gecip gitmeleriyle, hizli adimlarla kaldirima dogru kostu. Bu sirada kizgin ve endiseli "Kizim delirdin mi, bacim yoldan cekil.." diye seslenislere cevap vermedi.

Kaldirima ciktiktan sonra derin derin nefes aldi. Hersey cok ani gelismisti, kaslarinin gerildigini fark etdi. Karsisinda ki kücük subenin caminda yansiyan görüntüsüne gitdi gözleri. Beti benzi atmisti, yüzünde hic renk yoktu. Sag elini yanagina götürerek beli belirsiz inledi... Kalbi hala delice atiyordu. Elinin yüzüne gitmesiyle papatyayi düsürdügünü fark etdi. Etrafinda bakindi ama papatyayi göremedi. Üzülerek kalbini dizginlemeye calisti. Önünde durdugu kücük sari evin dis duvarina yaslanarak soluklanmaya basladi.

Biraz rahatladiktan sonra, kahverengi derisi olan kol saatine bir bakis atdi ve zamanin ne kadar cabuk gectigini anlamayarak, gec kalma korkusuyla hizli adimlarla yoluna devam etdi.


Sen Oldukca... ( cuncun )


Fark etmeden o kadar hizli yürümüstü ki, kendisini on dakika icinde universitenin özel otopark'i önünde bulmustu. Devam yürümeden önce büyük görkemli binanin üzerinde gözlerini gelisi güzel dolastirmis, ve ne kadar cok begendigi isildayan gözlerinden belli olmustu.


..Elif hanim gercekten bir harika yaratmisti. Unutmadan bunu bir kenara yazip, Mehmet bey ile bir daha ki karsilasmamizda bunu dillendirmeliyim...


Bedenini yavas yavas kaplayan heyecana karsi koymaya calisarak ellerini sikti. Aklinda ki tüm endise ve korkularini uzaklastirmaya cabaladi ve onun yerine, buraya neden geldigi gercege odaklanmaya calisti..


Hasret kaldigi biricik annesinin yüzü canlandi gözlerinin önünde..

Annesini kesin olarak göremesede göz önünde sisli yüz hatlari belli belirsiz canlandi... - Ici sicacik oldu..

"Ah anne ahh.. sende bugün burda benimle olacaktin..." diye mirildandi..

Ardindan bugulasan gözlerini arka arka kirpistirarak tasimak isteyen gözlerindeki yaslari engelledi. Tekrar derin bir nefes alip yoluna devam edecekken ise bu sefer ciliz bir sekilde "ben burdayim, bana bak" demek ister gibi tam önünde tüm saniyla park edilmis bmw markali kirmizi spor arabayi fark etdi.


Kirmizi arabayi görmesiyle ise bu sefer öfkelendi.. Biraz önceki duygusal anindan hic bir tiz kalmamisti.. Icinden cantasinda ki ev anahtari eline alip, boydan boya cizmek geliyordu.. Etrafina bakinarak birileri olup olmadigini kontrol etdi.. Fakat her yerde ögrenciler vardi.. Simdi bir hata yapsa, üstelik ilk gününde basina kesin büyük bir bela alirdi... Araba hususunda hic bir bilgisi olmamasina ragmen, önünde duran arabanin ne kadar pahali oldugunu az cok tahmin edebiliyordu... Bu durum ise uslanacagina, daha cok öfkelenmesine neden oluyordu.. "Zengin züppe ne olacak.." diye icinden gecirir.. Ardindan kendisini zar zor toparlayarak.. "Ahh Duru kendine gel... Bu gün iyi baslamamis olabilir ama iyi bitecek.. bitmeli.. Bu agiz satan kisi her kimse seni ilgilendirmez.. Takma kafana.." diyerek kendisini biraz olsun teselli etmeye calisti..


Öfkeyle arabanin üzerindeki bakislarini alarak gidecegi yola dogru cevirdi ve bir daha bakmadan her zaman korudugu eda'sini takinarak yoluna devam etdi. Bunu yaparken ise biraz önce büyük bir cabayla yok etmeye calistigi heyecanini giderdiginin farkinda degildi..


____________________


Selam..

bu isteye yeni üye oldum.. ve yazdigim hikayeyi burda da paylasmak istedim.. Umarim begenirsiniz..

Sevgilerimle..

İlginizi Çekebilir



Konu izмiяiηciѕi tarafından (18-05-2009 Saat 18:22 ) değiştirilmiştir.
#2
"€meğine Sağlık"


#3
Paylaşımın icin tşkler




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:34 .