Çocuk ve Sevgi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 17-06-2009, 07:45 #1

яσ¢кη

« Figen »

Çocuk ve Sevgi


Çocuk ve Sevgi Çocuk ve Sevgi

Sevgi bekler çocuklar
Anne bağırır;
"Çabuk ol servisi kaçıracaksın!"
Baba kükrer;
"Ne yatmasını biliyorsun, ne kalkmasını!"
Çocuk ve Sevgi
Sabahları güneşin doğuşunu bilmez çocuk.
Taze bir sabah, bayat bir günün devamıdır çok zaman.
Her sabah adına yuva denen, adına kreş denen o yere
bırakılır. Başkalarının annesinde, kendi annesinin
hasretini çeker günboyu. Sabahın köründe
"benim annem ne zaman gelecek"
diye gözyaşları döker solgun yüzüne dizi dizi.
Akşam ne uzundur. Yuva nice gürültülü.
Sevgilerini konuşurlar efkarlı saatlerde.
"Benim babam beni çok seviyor."
"Hayır, benim babam beni daha çok seviyor."
"Hadi ordan, beni hem babam
hem annem daha çok seviyor."

Çocuk ve Sevgi
Baskalarının babası kendi çocuklarını çok severse,
sanki kendi babalarının sevgisi azalacakmış gibi
kavga ederler.En cok sevilen olmaktır tutkuları.
Her pazartesi ne kadar sevildiklerinin
ıspatını yapmaya koyulurlar.
"Benim babam beni hamburger yemeye götürdü."
"Biz hem hamburger yemeye gittik,
hem de Luna parka gittik."
"N`apalım.Benim annem beni sinemaya götürdü.
Aslan Kral filminde ağladık annemle birlikte."
"Kızlar ağlar zaten. Ağlamanın neresi eğlenceli?"
"Biz babamla maç ettiğimiz zaman çok eğleniyoruz."
"Benim babam benimle değil,
arkadaşlarıyla maç etmeye gidiyor."
"Bak demek ki benim babam beni daha çok seviyor.
Bi kere biz ikimiz, yani babamla ben, maç ediyoruz..."
Çocuk ve Sevgi
Pazartesileri hep böyle geçer.
Herkes kendi babasının en sevgili baba olduğunu ıspat
etmeye çalışır. Öteki çocuklar yeni sevgi ıspatlarını
ortaya koydukça içini bir ürperti kaplar. Başkalarının
babası çocuklarını daha çok mu seviyordur acaba?
O reklam gelir aklına. Kahrolası reklam.
"Evinizi seviyorsunuz, arabanızı seviyorsunuz...
Beni sevmiyor musunuz?"
inanmak üzeredir onu sevmediklerine.
Arka koltuğa gazoz döktü diye ne çok bağırmıştı
babası. Ama olsun, arkadaşlarına bunu
anlatmazsa eğer, babasının arabasını kendisinden
çok sevdigini nereden bilecekler.
Keşke her pazartesi en sevilen evlat
oyununu oynamak zorunda kalmasaydı.
Bunun için pazartesileri hep hasta numarası
yapması gerekiyordu. Uyanamama numarası.
En sevilen çocuk olmak yarışması,
bilseniz ne kadar zor diyebilse bir gün, her şey ne
kadar kolay olacak. Oyunu değiştirebilirdi.
Bu oyunun mağlubu olduğunu arkadaşları öğrenecek
diye her Pazartesi karanlık bir kuyu olmazdı o zaman.
Herkesin annesinin ve babasının ne kadar iyi
anne baba olduğu, çünkü onlara ne çok pahalı oyuncak
aldıklarının konuşuldukları bir sırada,
"Beni anneannem çok sever" diye bağırıverdi.
Sustu arkadaşları. Söyleyebilecek bir şey bulamadılar.
Akın boynunu büküp "Benim anneannem yok" dedi.
Üzüldü o zaman. Ama geri dönemezdi.
"Benim anneannem beni çok sever.
Masal anlatır bana. Oyunlar oynarız.
Yaramazlık yapınca "dayında böyleydi" der gülerek."
Çocuk ve Sevgi
Arkadaşları ne kadar dinliyor diye sustu birden.
Kendisine doğru yönelmiş meraklı bakışları keyifle
seyretti. Ağızları açık "Ee sonra?" diyorlardı.
"Sever beni. Masal anlatır. Hiç susturmaz beni.
Ben konuştukça güler."Hay çocuk" der.
"Sen beni güldürdün. Allah'da seni güldürsün, der."
Herkes bir masal büyüsü ile dinlerken onu,
anneannesini öteki çocuklarla paylaştığını
düşünüp susuverdi. Üsteledi arkadaşları.
"Hadi anlatsana!" dediler.Top havuzuna doğru koşup
"Herkesin anneannesi kendine"
diye bağırdı. Akın itiraz etti.
Hiç olmazsa arkadaşının anneannesinde
tatmadığı bir duyguyu tadacağını düşünürken
ne diye oyunbozanlık yapıyordu.
Kızdı. "Herkesin babası kendisine demiyordun ama!"
Duymazlığa geldi. Anneannesini hiç kimselerle yarıştırmak
istemiyordu, işte o kadar!
Çocuk ve Sevgi
Akşam çabuk oldu.
Bu oyunu kazanmıştı. Muzaffer bir komutan edasında
dolaştı bütün gün.Artık annesine neden Pazartesileri
yuvaya gitmek istemediğini anlatabilirdi.
Yorganın altına saklanmazdı bundan böyle.
Her Pazartesi anneannesinden bir demet yapıp götürürdü.
Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı :
"Anne biliyormusun bugün yuvada ne oldu?"
"Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum."
Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu.
Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.
Herşey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu
olduğunda. Bir de eve misafir gelecek oldumu kendisine
hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsindi?
Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere
kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti.
"Sana yardım edeyim mi?" dedi en sevimli halini takınarak.
Annesi manalı manalı baktı.
"Hayırdır. Bir yaramazlık filan...
Bak bir de seninle uğraşmayayım çok
yorgunum zaten."
Yorgunluk nasıl bir şeydi. Bazen elinde oyuncağıyla
uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça
elinden alır "Nasıl yorulmuş yavrucak.
Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni" diyerek
alnına bir öpücük konduruverirdi.
Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer,
ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın
konuşuyordu?! "Annecigim yorulduğun zaman
gül kokulu uykulara dalarsın.
Anneannem öyle söylüyor."
"Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın.
Yorgunluktan ölüyorum."Bu kelimeden nefret ediyordu.
Yorgunum...Yorgun olduğumdan...Böyle
yorgun yorgunken...
"Anneciğim sen yorulma diye..."
"Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi.
Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım.
Hadi sen oyna biraz." "Hani siz yoruluyorsunuz ya..."
"Eeee...." "Ben de oynamaktan yoruluyorum."
"Ne yapayım?" "Bilmem..."
Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler,
yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.
Işıklar söndü birden. Annesi öfkeyle söylenmeye
başladı."Mum da yok" diye karıştırdı dolapları.
Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin
köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli
tavşan masalını anlatışını. Deli tavşanın duvardaki
aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi
gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını
yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı "Bak deli tavşan"
diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların
farları duvardaki tavşana yol açtı.Tavşan alabildiğine
hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu.
Sonra yorgun düştü.Duvardaki görüntü o minik avuçların
açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı
sarktı. Neden sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hiç
konuşmadığını aklı etti birden. Kanepeye koştu.
Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek
uykuya dalmıştı. Masanın üstündeki dosyalara baktı
iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.
Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük
kondurdu. Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına,
"İşin bitince beni sever misin anne ?" dedi.
Çocuk ve Sevgi
Kadın, sevilmek için randevu alan cocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.


Yazarı Bilinmiyor




Benzer Konular

Görüntüleme:549, Cevaplar:5

İlginizi Çekebilir >
Alt 17-06-2009, 09:31 #2

●๒lยєฬ๏гl๔●

ÖZEL ÜYE


paylaşım için teşekkürler..





Alt 17-06-2009, 12:38 #3

Alaz

mother's daughter


PayLaşım için teşekkürLer





Alt 17-06-2009, 12:41 #4

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu

Paylaşım için teşekkürler





Alt 17-06-2009, 14:46 #5

Sαнil

&.


Teşekkürlerr





Alt 17-06-2009, 16:15 #6

-bktdr-

bukcan

TskLer cnm güzeLmiis(=





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:48 .