“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.”

#1
“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.”
Bu satırları karaladı defterinin boş sayfalarından birine. Aslında bütün sayfaları boştu defterinin. Kim bilir en son ne zaman not tutmuştu girdiği her hangi bir derste. Uzun zamandır derslere girmez olmuştu ve derse girdiği zamanlarda da yaptığı şey bir şeyler okumak ya da bir şeyler yazmak oluyordu.
Canı sıkkındı uzun zamandır ki bu can sıkıntısı içindeki karanlığın gittikçe büyümesine sebep oluyordu. Acımasız bir tümör gibi yayılıyordu bedeninin her bir zerresine. Onun ışığı yoktu. Karanlığa mahkûm gibiydi aylardır. Işığı gördüğü vakit kaçıyordu arkasına bakmadan kendi karanlık dünyasının derinliklerine doğru.
Hiç ışığı olmamış mıydı peki onun? Tabii ki olmuştu zamanında. Dünya üzerinde mevcut olan ve göze en tatlı gelen“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” en hoş ışık ondaydı. Aşk ondaydı aylar önce“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” karanlık dünyaların vazgeçilmez parlaklığı.
Gidenin arkasından bakakaldı saatlerce“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” gidenin arkasından ağladı günlerce ve gidenin arkasından “gideni” yazdı satırlarca. Karanlığ a teslim etti kendini müebbedi kabul edip. Uzanan her bir yardım elini fütursuzca geri çevirdi“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” gözyaşlarını silmek isteyen her elden kaçtı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” o elin nereden geldiği bilmeden.
Kırk dakikalık gerilim halini alan“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” katılmak zorunda olduğu derslerde bunaltılarla mücadele ediyordu her gün. Okuldan çıkıp karanlık dünyasına doğru yol alıyordu bir an bile beklemeden“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” her gün. Gün ışığı katlanılmazdı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” insanlar katlanılmaz ve sahteydi onun için. O ise aylar önce inmişti bu yalancı sahneden ve teslim etmişti kendini bir bilinmeze. Herkes ölmüştü“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” herkes ölmüştü ve ciğerleri oksijenle dolan herkes ölümü çoktan tatmıştı aslında.
Sadece koşuyordu karanlığa ulaşabilmek adına. Bir toplu taşıma aracıyla daha hızlı kavuşabilirdi karanlığına fakat o koşuyordu durmadan. Aylardır kulaklarında çınlayan“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” sevdiğinin sesini bastırabilirdi araçların gürültüsü“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” korkuyordu. Bayılacak gibi olana dek koşuyordu. Amaçsızlık derman bırakmamıştı fakat o bunlara rağmen koşuyordu ciğerlerine nefes gibi dolan aşk ile birlikte.
Ne demişti sevdiği ona? İmkânsız! Fakat imkân dâhilinde olmayan hiçbir şey yoktu ona göre. “Birbirimize sahip olmamız gibi bir durum“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” ikimizde ölmeden mümkün olamaz.” Böyle demişti aylar önce. Ne demekti ki bu? Yani ikisi de ölürse birlikte olabilecekler miydi? Kesinlikle!
Bir saat içinde sayfalarca yazdı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” yazdı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” yazdı… Duvarlara yazdı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” bağırdı. Kâğıtlara yazdı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” ağladı. Kollarına yazdı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” kanattı. Duvarlarda onun adı vardı“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” kâğıtlarda ve kollarında da. Her yerde o vardı.
Karar verdi…
Vakit kaybetmeden sırt çantasını alarak sevdiğinin oturduğu eve doğru koşmaya başladı. Kaybedecek bir saniyesi bile yoktu. Saatlerce koştu“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” bir an bile durmadı. Aşk nefes olup dolarken ciğerlerine“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” özlem bir anne oldu ve bir anne şefkatiyle bez koydu terli sırtına.
Kapıyı çaldı…
Kapıyı açan sevdiğiydi ve onun gözlerine bakarak “İkimizin ancak ölünce birlikte olabileceğini söylemiştin hatırlıyor musun? Bundan sonra hep birlikte olacağız” dedi ve apartmanın merdivenlerini çıkarken sırt çantasından çıkardığı silahla önce sevdiğine“İmkânsız dediğimiz şeylere çözüm yolu bulmak imkânsız değildir.” sonra da kendi kafasına bir el ateş etti.
Kana bulanmış merdivende yatan cesedi gülüyordu…

İlginizi Çekebilir


#2
Allah insanlara imkansızı vermemiştir. her için üstesinden gelinebilecek yükler verir . imkansız sandığımız şeylerin bile bir çözüm yolu vardır ki imkansız değildir..=)

güzel paylaşım


#3
tşk.ederim


#4
ben teşekkür ederim =)




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:35 .