Ba$ka DünYaDa $aRKı SöYLeMeK
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 07-01-2006, 12:12 #1

_AnGeL_

Deneyimli

Ba$ka DünYaDa $aRKı SöYLeMeK


BAŞKA DÜNYADA ŞARKI SÖYLEMEK

Ben henüz çok küçükken eve bir telefon almıştıkTelefonun bağlı olduğu cilalı çerçeveyi ve parlak ahizeyi asla unutamam.
Saatlerce onun karşısına geçer ve seyrederdim. Hatta o derece ki, telefon numaramız olan 105'i bir an bile aklımdan çıkaramıyordum, telefonla konuşacak yaşta değildim, zaten boyum da telefonun bulunduğu yere yetişemezdi. Fakat annem konuştuğu zaman, onun karşısına geçip hayranlıkla ona bakardım. Bir keresinde beni kucağına alıp ahizenin yanına kaldırdı ve beni babamla konuşturdu. Bu, bence unutulması çok güç bir olaydı. Sevinçten ve mutluluktan uçuyordum.
Zamanla, bu telefonun içinde canlı bir yaratık bulunduğunu, "Lütfen Danışma" olduğunu ve bu Bayanın ne sorulursa hemen cevap sunduğunu öğrendim. Annem ona defalarca başkalarının telefon numaralarını sormuştu; bir iki kere de saatimiz durunca gene ondan sorup doğru saati öğrenmişti.
Telefondaki bu cinle konuşma fırsatını ilk olarak annemin yakın komşumuzu görmeye gittiği ve benim de evde yalnız bulunduğum bir gün elde ettim. Bahçede oynarken, kaza ile elimdeki çekici parmağıma indirmiştim, sancıdan kıvranırken, ansızın aklıma "Bayan Danışma" geldi. Koşa koşa içeri girdim ve ufacık iskemlenin üzerine çıkarak telefonun alıcısını kaldırdım. Alıcıdan acayip gürültüler geliyordu. Ağlar gibi bir sesle:
- "Danışma lütfen" dedim. Karşımda gayet tatlı bir Bayan vardı. Ben tekrar ağlayarak:
- "Parmağımı acıttım. Ne yapacağımı söyleyebilir misiniz?" diye sorunca, makinenin içindeki bayan bana:
- "Annen evde yok mu?" dedi.
- "Hayır, evde hiç kimse yok."
- "Parmağın kanıyor mu?"
- "Hayır, çekiçle vurdum, şimdi acıdan kıvranıyorum."
- "Buz dolabını açabilir misin?"
- "Evet", diye cevap verince, Bayan Danışma sözlerine şöyle devam etti:
- "Peki, dolabı aç ve buzluktan ufak bir parça buz çıkararak acıyan yerin üzerine bastır. Dikkat et, yerleri kirletip buzları dökmeyesin. Biraz sonra sancın dinecek. Artık ağlama ve bir daha sefere daha dikkatli davran."
O günden sonra da en ufak bir bilgi için Bayan Danışmayı rahatsız
ediyordum.
O ise, en ufak bir hoşnutsuzluk göstermeksizin hemen bana yardım ediyordu. Coğrafya derslerinde, aritmetik problemlerinde hatta ve hatta parkta bulduğum sincabın beslenmesi için bana yardımcı olmuştu.
Bir gün çok sevdiğim kanaryamız Peter kafesinde ölü bulundu. Ağlayarak hemen telefona sarıldım ve Bayan Danışmaya büyük acımı bildirdim. O da, diğerleri gibi, basit sözlerle beni yatıştırmaya çalışıyordu. Halbuki ben ondan daha fazla anlayış bekliyordum. Peter gibi güzel öten bir kuşun ölümünün olmayacak bir şey olduğunu ona anlatmak istiyordum. Sonsuz acımı anlayan ve onu paylaşmaya çalışan Bayan Danışma bana şu öğütte bulundu:
- "Beni dinle Paul, haklısın böyle güzel öten bir kuş ölmemeliydi, fakat unutma ki, çok daha güzel bir dünyaya gidiyor ve orada da ötmesine devam edecek. Onun için artık üzülmen yersiz."
Başka bir gün de, telefondaki cinden bir kelimenin anlamını soracaktım. Tam alıcıyı kaldırıp, Bayan Danışmayı istemiştim ki, yavaşça odaya giren kız kardeşim, beni korkutmak için ansızın bağırdı. Birden yerimden sıçradım. Sıçramamla birlikte duvara çakılı telefon alıcısı da benimle yere düştü. Telefondan teller fırladı. Bayan Danışma'nın sesi hiç duyulmuyordu. Yarım saat sonra kapımız çalındı ve telefon tamircisi olduğunu söyleyen bir adam gelerek telefonumuzu hemen tamir etti. Bizdeki bu bozukluğu kendisine yine Bayan Danışma'nın bildirdiğini de sözlerine ekledi.
Dokuz yaşıma bastığım yıl, evimizi değiştirdik. Evle birlikte, o eski telefon alıcısını da değiştirip, daha modern bir alıcı satın aldık. Bu alıcıyı hiç sevmemiş ve Bayan Danışma'nın ancak o eski alıcıda bulunduğuna nedense inanmıştım. Yıllar geçip de delikanlılık çağına girince, bazen eski günleri düşünür ve telefondaki o bayanın saatlerce ufak bir çocukla uğraşmasını ve onun saçma isteklerini ve sorularını eksiksiz yerine getirmesini takdir ederdim.
Yıllar geçmiş, ben büyümüş ve kolej öğrenimini tamamlamıştım. Bir gün iş için uçakla seyahat ederken, küçüklüğümün geçtiği bu kasabaya yakın bir merkezde uçak değiştirmek zorunda kaldım. Alanda beklerken, kız kardeşime telefon edip konuştuk. Sonra nasıl oldu bilmem, birden aklıma çocukluk yıllarımın Bayan Danışmanı geldi. Hemen alıcıyı kaldırıp, aynı kasabanın Danışmasını istedim. Hayret, karşıma çıkan, daha doğrusu alıcının içinden gelen o tatlı ve yumuşak sesi hemen tanımıştım. Birden hiç düşünmeden:
- "Benim çok güzel bir kanaryam vardı. Öldü. Ne yapayım, bu acıya nasıl dayanayım?" diye sordum. Öbür taraftaki ses bir iki saniye sustuktan sonra:
- "Herhalde parmağın iyileşmiştir artık." dedi. Gülerek:
- "Demek hâlâ siz burada çalışıyorsunuz. Yıllar öncesine gidecek olursak, o çocukluk yıllarımda sizin bana neler verdiğinizi, bende ne gibi anlaşılması güç duygular uyandırdığınızı bir bilseniz." Dedim.
- "Aynı durum benim için de oldu. Siz de akıllı ve tatlı bir çocuk olmak sıfatıyle bana çok şeyler veriyordunuz. Benim kendi çocuğum olmadığı için, sizinle konuşmak, sizin o çocuksu ve saf acılarınız paylaşmak, size bazı alanlarda yardımcı olabilmek de benim için sonsuz bir zevkti."
- "Yeniden buralara gelecek olursam sizi arıyabilir miyim?" diye sordum. O ise gülerek:
- "Tabi, Bayan Sally'i istiyorum dersen, hemen beni bağlarlar," dedi.
Bayan Sally! -Nedense bu isim bana acayip geliyordu. Bayan Danışma'nın bir ikinci ismi daha olamazdı. O, Bayan Danışma ve hep de öyle kalacaktı.
Bu olaydan üç ay sonra, yine o bölgeye işim düşmüştü. Hemen en yakın telefon kulübesine koşarak, Danışma'yı istedim ve oradan da bayan Sally ile görüşmek istediğimi söyledim. Bu seferki Bayan Danışma daha genç birine benziyordu. Biraz çekingen bir eda ile:
- "Siz bayan Sally'nin arkadaşı mısınız?" diye sordu.
- "Evet, çok yakın arkadaşı idim," deyince, üzgün bir sesle:
- "Maalesef, Bayan Sally beş hafta önce öldü. Uzun süreden beri hastaydı. Bir dakika, acaba isminiz Paul mu? Tamam size son bir haber bıraktı;
eğer bir gün onu telefonla arayacak olursanız, size, "Başka bir Dünya daha vardır ve orada da şarkı söylenebilir" dememizi istedi.
Teşekkür ederek telefonu kaparken, Sally'nin ne demek istediğini çok iyi anlamıştım.
Yanağımdan aşağı süzülen gözyaşlarını silerken, Bayan Danışma'nın ruhuna Tanrı'dan rahmet diledim



Benzer Konular

Görüntüleme:1613, Cevaplar:23

İlginizi Çekebilir >
Alt 07-01-2006, 12:48 #2

κıяıκ ĐüѕŁєя

Forumun Tiryakisi


eline salık canım çok güzel bi hikayee





Alt 07-01-2006, 13:28 #3

_AnGeL_

Deneyimli

_sevecen_, saol canım seninde gözlerine sağlık





Alt 07-01-2006, 15:43 #4

liseli16

Aktif Üye

sğol cnm çok güsell





Alt 07-01-2006, 17:37 #5

_AnGeL_

Deneyimli

liseli16, sen saol canım okuduğun için





Alt 07-01-2006, 20:15 #6

*°|CaRaMeL_a|°*

Forumun Tiryakisi


_AnGeL_, eline saglik canim





Alt 07-01-2006, 21:21 #7

_AnGeL_

Deneyimli

AySe, seninde gözlerine sağlık canım





Alt 07-01-2006, 21:22 #8

GamzeLim

Yüreğimdeki Yağmurlar


_AnGeL_, sekeycim eline saglik cok hüzünlü icten bi yazi uzun olsada güzel





Alt 08-01-2006, 00:26 #9

CanimSin_HL

Deneyimli


eLLerine SagLık.





Alt 08-01-2006, 02:28 #10

TaTLixPeRi

Forumun Tiryakisi


_AnGeL_, ellerine saglik





Alt 08-01-2006, 10:13 #11

_AnGeL_

Deneyimli

GamzeLim, saol canımmcım
CanimSin_HL, seninde gözlerine sağlık
TaTLixPeRi, seninde gözlerine sağlık





Alt 08-01-2006, 13:14 #12

meTo

Forumun Tiryakisi

_AnGeL_, çok güzel olmuş ellerine sağlık devamını bekliyoruz ona göre





Alt 09-01-2006, 10:07 #13

_AnGeL_

Deneyimli

meTo, saol tşk ederim





Alt 09-01-2006, 11:09 #14

male_man

Acemi Üye

eline salık canım devamını bekliyoruz





Alt 10-01-2006, 22:48 #15

_AnGeL_

Deneyimli

male_man, saol tşk





Alt 11-01-2006, 16:41 #16

-Akın-

Foruma Alışıyor

TeşeKKür Ederim Çok GüzeL Olmuş AngeL BaŞarıLar Diliyorum..!





Alt 11-01-2006, 16:44 #17

-Akın-

Foruma Alışıyor

Birde BunLar Var..!


Birde BunLara Bakarsanız Sevinirim ArkadaşLar ok..!


_____________________________________________________________

Anneme


Canim annem,yine döndüm bu monotonlar ülkesine,daha sana doyamadan oysa.Ama mecburum annem cünkü ben artik evliyim esim neredeyse onun yaninda olmam lazim.Ben bunlari yazarken,sende eminimki beni düsünüyorsundur.Artik yalnizsin annem kardesimde evlendi tipki benim gibi yalnizsin.Bugun aradigimda sesin titriyordu üzülmemem icin kendini zor tuttun annem biliyorum..Nasil anne kalbi herseyi hissederse,evlat kalbide annesinin agladigini hisseder.Annem hani taksi gelmisti kapinin önüne,icimden eyvah gitme vakti geldi dedim lanetler ettim binlerce kez bu uzakliga.Hani bavullari almaya odaya girdigimde pesimden gelip boynuma sarilmistin hickirarak aglamistin.Bende kokunu cektim icime anne cünkü kokuna cok ihtiyacim olacak annem hemde cok..7 hafta ne cabuk gecti anne hicbirsey anlamadim ALLAHA binlerce kez yalvardim saatler cabuk gecmesin diye.Havaalaninda ucak kalkana kadar hic durmadan agladim annem hemde ilk defa kimseden utanmayarak agladim,yüzüme bakmalarina aldiris etmeden..Annem ya yalnizim seni cok özlüyorum.5 Gün oldu geleli ama daha alisamadim,2 senedir herseyimi verdigim bu evim bile yabanci geliyor.Anne kardesimi cok kiskaniyorum biliyormusun,cünkü o evlendigi halde size cok yakin istedigi zaman yüzünüzü görebilir,ama ben cok uzagim ya annem istesemde göremiyorum sizi bu beni cok perisan ediyor..ALLAhima yalvariyorum günler cabuk gecsin diyesabir istiyorum..Türkiyedeyken cekim yapmistim dün o kasetleri izledim,gelip arada bir beni öpüyorsun,kurban oldugum pamuk kizim diyorsun,ahhhhhhhh cektim icimden hemde öyle bir ah tiki bu kalbimde derinden derine bir sizi hissettim.Annem icimde acayip bir bosluk var bunu ne gezerek kapatabiliyorum,nede resminize bakarak,kapanmiyor..Her arayisimda üzülme diyorsun benden birde söz istiyorsun,ama annem ben sözümü tutamiyorum.Kendi kendimi yiyorum.yanindayken gözlerimin ici gülüyordu ama simdi ise yapmacik gülüsler atiyorum.Annem sol yanimi orda birakip geldim ben,anne anilarimi cocuklugumu gencligimi yaninda birakip cirilciplak geldim buraya...Ah bu uzaklik ah bu yalnizlik benim sonum olacak süphesiz.Rabbime hep dua ediyorum birsey olsunda birsey ya annem bir mucize esimle oraya gelelim,orda yasiyalim.Annem ne güzel olurdu dimi? Yemek yaparken seni arardim,beceremedim anne yemek yapmayi gelip yaparmisin,eminimki sende kosarak gelirdin,sonra esim gececi calisirken,bende evde yalniz kalmazdim burdaki gibi,gelip hemen yaninda yatardim sabaha kadar.Birsey alip yedigimde bogazima dügümlenmezdi.Annem hani kizkardesim bizi yemege davet etmisti hep beraber gitmistik,bende cok yas pasta yedim diye sende kizmistin bana yakinda pasta yiye yiye yirtilicaksin demistin,babamda birak yesin 90 kilo olsun demistiNe kadar güzel günlerdi..Annem suan sana hep bagirarak söyledigim sarkiyi dinliyorum"ANNEM ANNEM COK YALNIZIM SANA GEL DIYEMEM,YALANLARDAN YORULDUM AHH SONUMU BILEMEM.."Anne kaynanamin yaninda dayanamayip agladim bugun,oda bana dönüp ne agliyorsun sen artik büyüdün dedi,cok iclendim cok gücüme gitti.Büyümekle ne alakasi varki,insan herzaman annesine ihtiyac duyar,zaten benide anlasalardi sasardim..Zaten bu lanet yerde insanlar cok taslasmis annem,belki ön yargili oluyorum ama tanidiklarim öyle.Halam bile tas kalpli olmus,oysaki oda buraya annesinden kardeslerinden ayrilip gelmis,yani beni anlamasi lazim ama nafile kimse anlamiyor..Hic arkadasimda yokki icimi dökecegim,sadece sigaram var,cokta bunaldigim zaman üzerine parfümünü sIKTIGIN oyuncak bebegim varya onu koklayip ona derdimi anlatiyorum,beni öyle usulca dinliyor hic yorum yapmadan,ona size olan hasretimi anlatiyorum,beni agladigim icin yargilamiyor,bana büyüdün ne annesi demiyor,yada halam gibi ben aglayinca gülmüyor..Yani annem burdaki insanlardan o kadar biktimki oyuncak bir bebege derdimi dökmek daha cazip geliyor..Annecim seni cok özledim,benim ne bu gözyaslarim nede hasretim taki sana kavusana kadar dinmeyecek,en iyisi daha fazla aglamadan gidip yatayim,rüyama gel annem,hic olmazsa orada bulusalim.. SENI COK SEVIYORUM ANNEM... Pamuk Kizin cok yalniz (





Alt 11-01-2006, 16:46 #18

-Akın-

Foruma Alışıyor

Artık..!


Artık Ölümden Korkmuyorum



Değerli Dostum,
Senin akıbetin Türkiye’de bir yerde, yeşillikler içinde bir mezarlığa gömülmek. Benim ki ise, ölümümden sonra soğuk bir mezarda, bir tabut içinde yirmi sene kadar dinlenmek. Yirmi sene sonra mezarım boşaltılacak ve kemiklerim bir kenara atılacak. Yani, yeni gelecek cesetlere, yer açılacak. Bir gün yol boyu yaparken; içi açılmış mezarlar gördüm. Sağa sola atılmış kafatası ve kemikler, tıpkı benimkilere benziyordu. Çok etkilendim. Ölümü düşündüm. Ölüm gerçekten bir yok oluş mu? Nihai son mu? Aslında, insan içinde taşıyor ölümü… Ölümün varlığı, hayatın sınırlı olması, yaşamımızı teşvik ediyor olmalı! Eğer ölüm olmasaydı, kimse kendini zora koşamazdı değil mi? Bu yüzden de; hayat sıkıcı, kasavetli ve monoton olmaz mıydı?
Buralarda insanlar yapayalnızlar. Yaşlılığında, onu arayan ne bir eş, ne bir dost, ne de bir akraba bulamaz. Gündüzlere ve geceler sığmaz olur. Ama ülkenizdeki insanların yardımlaşmaları, acı ve mutluluklarını paylaşmalarını, karşılıksız sevmelerini, ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir’ talimatını inananlarına yüz yıllar önce verenin ve onun dini asla küçümsenemez.
Belki tedavi ile veremden, kanserden, ameliyatlarla, kemoterapiyle ve bilimin temin ettiği bütün etkili yardımlarla tedavi olabilir ve çare bulabilirler. Ama ölüme çare bulamıyorlar. Aralıksız zevk ve eğlence peşinde koşan insan, zamanla etrafındakilerin kuklası haline geliyor. İçinde her gün, biraz daha büyüyen tatminsizliği, huzursuzluğu, mutsuzluğu ve bunalımı yok edemiyor. İnsanlar ölümden nefret ediyorlar. Ölümün bilinmezliği korkutuyor. Yok olmak! Arkasında her şeyi yutabilecek bir korkunç karanlık… arkası ve mahiyeti bilinmeyen bir kara delik. Ölüm hayal bile edilemiyor… Sıkıyor insanı… Onu anlamaya çalışmak akla işkence gibi geliyor, çünkü düşünerek “yokluğu” idrak edemiyor. Ölümün anlatmak istediklerini, vermek istediği mesajı siz o kadar güzel tarif ediyorsunuz ki size gıpta ile bakıyorum. Ölüm hakkında ki sorduklarıma verdiğin cevaplar bana çok mantıklı geldi. Onları anlamaya ve hazmetmeye çalışıyorum.
Diyorsun ki, “Ölüm bizden kim olduğumuzu sorar. Ben kimim? Hakikatte hayattan ne bekliyorum? Varlığımın, insan olmamın gayesi nedir? gibi… Kendi kendime yüzlerce defa sordum… Ama sözleri öyle ifade ediyorsunuz ki acziyetimden şaşırıp kalıyorum.
“Ölüm sayesinde insan, gayet aciz, muhtaç ve fani bir varlık olduğumuzu, gerçek yalnızlığımızı, son derece güçsüzlük ve ehemmiyetsizliğimizi fark etmeye zorlar. Nasıl dünyaya gelmek için ana rahmini terke mecbur olduğumuz gibi… Ahrete gidebilmek ve orada dirilebilmek için, dünyada ölmek gerek. Evrenin sahibine, yaptığımız her şeyin hesabını vereceğiz. Dünya ile ahiret arasında ki geçiş kapısı ölümdür. Hayat bir dünyadır, ahiret de bir dünyadır. İkisinin arasındaki perde ise ölümdür. Ama nefis, ahiret’i görmediği, bilmediği, tanımadığı için o tarafa yokluk olarak bakar, ölümden de acayip korkar, tir tir titrer. Bilse ki ondan sonra muazzam, sonsuz bir hayat var; o zaman ölüme koşa koşa gider. “Ölümden niçin çekiniyoruz?” sorusunun cevabı, bununla bilmem anlatılabildi mi? Evrenin sahibi: “Mutlak hükümranlık olan Allah, yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır...” ifadesi ne kadar manidar olsa gerek. Benim mantığım bunu kabul etmiyor. Bu mantık işi değildir. Emir ve itaat işidir. Madem ölüm öldürülemiyor. Ve madem ki kabir kapısı kapanmıyor. Ölümün hayattan ziyade bir isteği var! Hem madem ne iyilik ödülsüz ve ne de kötülük cezasız kalmayacaktır.”
“İman ehli için ölüm, hayat külfetinden terhis, dünya meydanında ki imtihanda, talim ve talimat alan ubudiyetten paydos, hem de öteki aleme gitmiş olan sevgili, dost ve akrabalara kavuşmak için bir vesiledir. Hakiki vatana, ebedi saadet makamlarına girmeye bir vasıta, hem dünya zindan ve mahpushanesinden kurtuluştur. Ölüm ayrılık değil kurtuluştur. Rahmet ve saadetin başlangıcıdır. Madem bu dünyada hepimiz birer misafiriz. Misafir haddini bilmeli… misafir yolunu düşünmeli…”
Mektupta yazıklarını yüzlerce defa okudum. Kitaplar karıştırdım. Günlerce araştırmalar yaptım. Yazdıklarınızın doğru olduğuna ve bende mutlu sona varmak için Müslüman olmaya karar verdim. Buradaki bir camiye gittim ve şahadet getirerek Müslüman oldum. İsmimi de Yusuf olarak değiştirdim. Huzurluyum. Kendimi bir kuş gibi hafif hissediyorum. Artık ölümden korkmuyorum. Ölüm benden korksun. Sana çok büyük ama çok büyük teşekkür borçluyum.





Alt 11-01-2006, 16:49 #19

-Akın-

Foruma Alışıyor

LeyLa..


LeyLa ' nın Mektubu


Ey âhımla dâima sırdaş olan bulut! Başını göklere ulaştırsan da şu inleyen benden beter olduğunu sanma! Bana şimşeğini, gürültünü ve yağmurunu sunma! Benimle ayrılık gününden söz etme! Seher vakti haykırıp, feleklere âhımın ateşini çektiğim zaman gözyaşı seylimi akıttığım zaman, gel, şu huzursuz ve inleyip ağlayan beni gör! Ey bulut; suyun her eksilişinde denizlere yüzsuyu dökme! Suyunu bu kan saçan gözümden al! Hem de denizlere ondan bağışla! Ey bulut; bana vefa göster! Sana bir hâcetim düştü, onu zârı ağla ve sevgiliye benden söyle:
-Ey genç ve nazlı güzelim, ey mahzûn gönlümün arzusu! Gel, gör, senin yolunda çektiğim gamdan halim nedir? Cânım, beden yükünü götürmez oldu. Gözüm vücudumun rengini görmez oldu. Ey cânımın cânı, ey gözümün ışığı! Acı bana, acıma zamanı geldi! Aşk bela imiş bilmezdim, aşk bir nevî macera imiş, bilmezdim! Bela yolunda merd olduğunu söylerdin, aşk içinde senin dert ortağınım derdin! Ne kadar dert varsa onu Leyla aldı! Sen bilirsin, acaba sana ne kaldı? Ey merd benim, deye laf uran! Bu insaf mıdır? Hani insaf? Tut ki ben senin yolunda çerçöpüm, toprak gibi değersizim; Cemâlinin güneşi ey yeni ay! N'olur toprağa bir pırıltı bıraksa! Ey taze inci, senin vuslat yağmurun, bu çerçöpü ıslatsa n'olur? Gaflet şarabıyla korkuya kapılma! Sohbet eylediğin dostunu unutma! Ey uygun ve vefalı sevgili; ey ben gibi olan ve bana yaraşan sevgili! Gel yanıma, tanışıklığı kesme! Yoksa vefasızlık yahşı mı oluyor? Seni, güzel yüzlü bir aşık, derler. Aşıkların huyu böyle mi olur? Herkesin kendi işinde olgun ve yetenekli olması gerek! Aşıkın gaflet içinde olması yakışmaz. Aşık, yerinde duramayıp devamlı olarak sevgilinin köyü etrafında dolaşmalı. Hâlbuki senin yolun bu tarafa düşmüyor, yoksa başka bir sevgilin mi var? Sevgilin bensem, bana bak! Bazan da bu taraftan geç! Eğer sendeki bu gönül rahatlığı bir an için bende olsaydı, kıvrım kıvrım ve birbirine geçmiş saçlarım boynumda zincir olmasaydı, eğer ayak bileziğimin bağı ayağımı aylar ve yıllarca bağlamasaydı; adımı ayıplayarak anmasalardı, billahî benim muradım şu idi: Ey nur, bu vücudum oldukça, gölgen gibi senden uzak olmayayım; amma nideyim ki bağlı bir esirim, boynu ve ayağı bağlı bir avdan ibâretim, üzüntü ve kederimi bildirmeye ve durumu açıklamaya bu şiir yeter!

Leyla





Alt 11-01-2006, 18:24 #20

vahşi_güzel

Foruma Alışıyor


ELLERİNE SAĞLIK





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:08 .