Tutunamayanlar
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 05-10-2009, 04:45 #1

JeSsy

~TanımSızım~

Tutunamayanlar

Karanlığın içinde tehlike büyük! Bir film olsaydı bu, hoşunuza gidebilirdi belki. Ama bu bir film değil. Karanlığın içinde oturan sizsiniz. Ve bundan yıllar öncesi..


Bildiğin bütün çağlardan önceki bir çağ. Ne bu makinalar var, ne bu yazı, ne de ay.. Şey.. Aslına bakılırsa gökyüzünde ay yine var. Fakat başka ışık yok.. Yalnızca ay.. Yalnızca ay ve yıldızlar..


Aylardan Eylül yine. Fakat onlar bunu henüz bilmiyor. Takvim de yok saat de..


Karanlığın içinde tehlike büyük!


Bir film olsaydı bu, hoşunuza gidebilirdi belki. Ama film değil.


Film de yok.


Karanlığın içinde oturan sizsiniz. Yani siz: İnsanlar. Alınlar basık, köpek dişleri uzun ve keskin. Makyaj yok. Şimdi olduğunuzdan çok farklısınız. Ama yine de aynı: Gözlerinizdeki bakış, yalnızlığınız..


Aslına bakılırsa şimdiki insanlardan sandığımızdan da farklı bu grup. Karanlığın içinde oturuyorlar. Gözleri tuhaf bir şekilde parlak. Bu pırıltıda korkunun dışında bir şey daha var: Beklenmedik bir zeka.. Bir güven hissi.


Bu adamlar ve kadın, kendinden emin. Bir şeyleri görmüş onlar. Bir şeyi anlamış.


Bu şeyin ne olduğunu çözmeye çalışalım..


Kadın adamlara baktı. Aylardan Eylül. O ise bunu bilmiyor.


Bunu bilmemesine rağmen onlara baktı. İki adamın daha az kıllı ve daha yapılı olanı bu bakışa karşılık verdi. Diğeri gözlerini yaktıkları orta-ateşten bir an olsun ayırmadı.


İri yarı olan adam dönüp arkadaşına baktı. Sonra tekrar kadına doğru döndü ve başını ağır ağır iki yana salladı. Kıllı adam pes etmişti. Umutları tüketmişti.


Kıtlık, hastalık ve kasırga sorun değildi. Yırtıcı kediler ve kurtlar.. Sorun değildi. Sorun olan yalnızca ‘diğerleriydi’. ‘Farklı’ olanlar.. Diğer insanlar.. Onlar..


Onların kabilesiyle kabileleri arasında aylardır süren korkunç bir savaş vardı. Anlamsız bir şekilde, ‘farklı olanlar’ onlara saldırarak çocuklarını, kadınları ve erkekleri öldürüyorlardı. Koskoca bir kabileden, koskoca bir türden geriye yalnızca üç kişi kalmıştı. Son saldırı iki gün önce bir gece vakti olmuştu. Acımasız, avcı insanlar, ellerinde sivriltilmiş uzun sopalarla gelip gecenin korkusunu elleriyle büyüterek kabilelerine saldırmıştı. Çocukları, kadınları ve adamları katletmişlerdi. Sopalarını savunmasız insanların gözlerinden sokup ense köklerinden dışarı çıkarmışlardı. Sopaların ucundaki kan ve beyin ıslaklığı sönmeye yüz tutmuş sarı alevlerin ışığında parlarken, savaşçıların çığlıkları kaçışanlarınkine karışıyordu. Hepsini yakaladılar. İki adam ve bir kadın hariç. Bu üçü, gecenin korkutucu karanlığından hayatlarında ilk defa faydalanarak ağaçların arasında gözden kayboldu.


Savaşçı insanlar kabilelerindeki herkesi öldürmüştü. Bunu ne bir parça toprak ne de biraz et için yapmışlardı. Bu korkunç saldırıların belirli bir sebebi yoktu. Adeta, yalnızca var oldukları için saldırıya uğramışlardı. Oradalar diye. Bunun bir anlamı yoktu. Tamamıyle anlamsızdı.


Onlar bunu anlıyordu. Diğerleri anlamıyordu.


Gece karanlığında saldırıp çocukların kafalarını bedenlerinden ayırıyorlardı. Bunu sadece onlara zevk verdiği için yapıyorlardı. Bunun bir anlamı yoktu. Ama bunu göremiyorlardı.


Kadın adamlara baktı. Geceden korkuyordu. Onlara baktı. Alevlerin dalgalı ışığında aydınlanan yüzlerinden aslında onların da korktuğunu anladı. Onlar korkuyorlardı. O bunu anladı.


Onlara baktı.


İri yarı olanıyla gözgöze geldi. Adam gözlerini çevirip karanlığın içindeki ağaçları aradı. İşte oradalardı. Karanlığın içinde geceden daha kara, daha uzun ve ince.. Geceyi bölen, çizgi çizgi gövdeler. Arkada uzanan orman. Ve kim bilir daha neler..


Adam kadına baktı. Sonra dönüp diğer adama.. Sonra yine ağaçlara..


Savaşçı insanlar hiçbir şeyi anlamıyordu. Yaptıkları şey amaçsız, anlamsız ve saçmaydı. İnsanlara saldıran kediler, bunu onların etini yemek için yapardı. Fakat ‘diğer’ insanların böyle bir amacı yoktu. Onlar yalnızca öldürmek için öldürüyordu. Yalnızca o kadar.


Türlerinin sonu gelmişti. Bunu içgüdüsel olarak hissediyorlardı. ‘Tür’ kelimesinin ya da ‘bir türün soyunun tükenmesinin’ ne anlama geldiğini tabi ki bilmiyorlardı. Ama neler olabileceğini hissediyorlardı. Bu da onlara yeterdi.


Diğerleri aptal ve ilkel yaratıklardı. Acımasız ve vahşiydiler. Aslında onlar da akıllı canlılardı, fakat sabırsız ve korkaktılar. Korktukları için saldırıyorlardı. Korktukları için öldürüyorlardı. Mantıksızca ve korkakça. Bir şeyi önce öldürüp sonra da onun ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Öldükten sonra onun asla eskisi gibi olamayacağını anlamıyorlardı. Onlar kadar zeki insanlar değillerdi.


Onlar için yalnızca öldürmek vardı. Soykırım ve katliam! Yalnızca zulüm..


Gecenin içinde kadın adama baktı.


Adam diğer adama.


Diğer adam alevlere..


Yazık olacaktı. Onlar diğerlerinden daha sevecen ve daha akıllı canlılardı. Depremlere, sele ve kıtlığa dayanmışlar ve bütün bu evrimsel engelleri teker teker aşmışlardı. Fakat şimdi yok olmanın eşiğindeydiler. Çünkü diğerleri bunun böyle olmasını istiyordu. Ve bu böyle olacaktı. Artık başka yolu yoktu.


Belki de onlar hayatta kalsa ve soyları tükenmese Dünya denen bu koca gezegen şimdi bambaşka bir yer olacaktı. Belki de hayalini kurduğumuz barış, huzur ve refah şimdi bizim olacaktı. Tüm hastalıkların ç****i bulunacak (belki bir, aşk acısı hariç), ruhumuza dolan bu işe yaramazlık, anlamsızlık ve boşluk hissi bir nebze daha giderilmiş olacak ve çoktan uzak yıldızlara gidilecekti. Artık birbirimizi öldürmeyecektik. Uzun ve sivri sopaları çocukların gözlerinden sokup beyinlerini enselerinden çıkarmayı sürdürmeyecektik. Böyle bir şeyin ne kadar anlamsız ve saçma olacağını bilecektik. Böylesi bir düşünce aklımıza geldiğinde hafif bir titremeyle sarsılıp unutmaya çalışacaktık. Bu bir gerçek olmayacaktı. Bunda anlam aramayacaktık. Cinayetlerde de sebep. Çünkü artık cinayet diye bir şey de olmayacaktı.


Ancak artık bunları düşünmenin kimseye bir faydası yok. Hiç yaşanmayacak bambaşka bir zamandı o. Yoklukta kaldı. Belki de başka bir boyutta - ki bu bir umuttur..


Kadın adama baktı.


Adam diğer adama..


Diğer adam alevlere..


Geceden daha kara, daha uzun ve ince olan ağaç gövdelerinin arasından bir SÜRÜ fırladı. Kadını ve iki adamı oracıkta öldürdüler. Uzun, sivri sopalarla canlarına okudular. Sonra da başlarını koparıp sopalarının ucuna taktılar ve sönmeye yüz tutan alevlerin gölgesinde dansettiler.


Hiç yaşanmayacak bambaşka bir zamandı o. Yoklukta kaldı.


Yine de hikayeleri hala yazılabiliyorsa, hala umut var demektir.


Hala var bir şans.


Not: Homo sapiens dışında da insan türlerinin bir zamanlar Dünya üzerinde yaşamış olduğu fosil verilerine bakılarak anlaşılmış bilimsel bir gerçektir.



Benzer Konular

Görüntüleme:609, Cevaplar:1

Alt 06-10-2009, 17:37 #2

αѕι яυн_вנк

''αşкα ιηαηм

Emeqine we yüreğine sağLıkk..




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:28 .