Çarpık Kişilik
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 07-10-2009, 01:01 #1

TaM{1}Manyak

Mutsuz.

Çarpık Kişilik

Çeşitli renkteki ışıklar yanıp sönerek etrafı bir renk cümbüşüne dönüştürüyorlardı. Müzik çalıyor, insanlar durup dinlenmeksizin dans ediyordu. Verilen baloya birçok insan katılmıştı. Müzik bitince insanlar masalarına çekildiler ve rahat bir nefes aldılar.

Bir süre hiç müzik çalınmadı. Sadece çevreden gelen konuşmalar duyuluyordu.

İki kişi bir masaya çekilmiş konuşuyorlardı. İkisi de daha 25 civarında gösteriyordu. Şık elbiseleri gözden kaçmıyordu.

" 'Bazı günler olur, günün yarısını nasıl geçirdiğimi hatırlayamıyorum' diyordun dedi Nejla hanım. Doktora gittin mi?”

"Gittim" dedi Vedat bey. "Saçma sapan bazı şeyler söylemekten başka bir şey yapmadı." Biraz gülümsedikten sonra: "Dediğine göre iki kişilikli bir insanmışım. Aslına bakarsan buna pek inanmadım. Bu nedenle başka doktorlara da gideceğim."

Biraz sonra Nejla hanım ve Vedat beyin oturdukları masaya bir adam yanaştı.

"Oturabilir miyim?" diye sordu.

Vedat bey ayağa kalkarak: "Hoşgeldiniz doktor bey" dedi. Doktor sandalyeye oturdu. Vedat bey, doktoru göstererek Nejla hanıma döndü:

"Bu beyefendi, biraz önce sana anlattığım doktor." Vadat bey doktora dönerek, Nejla hanımı gösterdi:

"Doktor bey, bu hanım da benim nişanlım Nejla."

"Memnun oldum hanımefendi."

"Ben de memnun oldum."

Meyve sularını içtikten sonra Nejla Hanım:

"Doktor bey! Nişanlımın nesi var?"

"Aslında kesin bir teşhise varamadık daha. Ama anlattıklarına bakılırsa bu hastalık çok büyük bir ihtimalle çift kişilikli olma halidir."

Nejla hanım içinden "başka doktor mu bulamadı sanki" diye geçirdi. Daha sonra da "Çift kişilikli olmak ne demektir doktor bey?" diye sordu.

"Nişanlınızın dediğine göre bazı günler ne yaptığını hatırlayamıyormuş. İşte bu durumun sebebi, diğer kişiliğin devreye girmesidir. Bir bedende iki insan gibi. Ama şöyle bir durum da varki, bu iki kişilik birbirinden tamamen bağımsızdır, birbirlerinden haberleri yoktur."

"Anlattıklarınız çok ilginç" dedi Vedat bey. "Peki nasıl tedavi olacağım?"

"Şu sıralar diğer doktor arkadaşlarımla birlikte sizi incelemeye alacağız. Gerek geçmiş yaşantınızı, gerekse ruhsal durumunuzu değerlendirerek bu hastalığın sebebini bulmaya çalışacağız. Sebebi bulunduktan sonra tedaviye başlayacağız."

Vedat bey biraz sıkılmıştı.

"Nedir başıma gelenler. Allahım. Bir keresinde hatırlıyorum, evde kitap okurken, nasıl oldu anlayamadım, kendimi bir kavganın ortasında bulmuştum. Kavgadan zar zor paçayı sıyırdıktan sonra eve döndüm. Bir de ne göreyim: Kitap ikiye yırtılmış, birkaç sayfası yolunmuş."

"Evet" diye karşılık verdi doktor bey. Bu lafı söylerken heyecanlanmıştı. "İşin kötü tarafı, diğer kişiliğin ne zaman faaliyete geçeceği belli olmaz. Siz kitap okurken diğer kişilik ortaya çıktı. Dışarı çıkıp bir kavgaya karıştı. Merak etmeyin Vedat bey, bu işi çözeceğiz. Yarın gelin, ilk olarak hayat hikayenizi öğreneceğim. Birkaç mürekkep testinden geçirileceksiniz."

"Sağolun doktor bey. Yarın geleceğim."

"Ayrıca geçen defa geldiğinizde ücretimi ödememiştiniz. Biliyorsunuz ki biz peşin çalışırız."

"Pardon doktor bey. Hemen vereyim." Vedat bey cebinden çıkardığı parayı doktora uzattı. "Pis herif, yarın verseydim ne farkederdi sanki." diye söylendi içinden.

Balo gece yarısı sona erdi. Davetliler yavaş yavaş salonu boşaltmaya başladılar. Nejla hanım ile Vedat bey, son model Mercedes markalı arabalarına atladılar. Doktor bey bu sırada aracın yan camına yaklaştı.

"Aman Vedat bey gözünü seveyim. Bu hastalık psikolojik bir hastalıktır, vakit kaybetmeye gelmez."

"Merak etmeyin doktor bey. Yarın size mutlaka geleceğim."

Mercedes hareket etti. Vedat beyin sinirleri gergin olduğundan arabayı Nejla hanım kullanıyordu. Yolun sağ tarafı uçurumdu.

"Bu kadar sinirli olma Vedat. Herşey düzelecek."

"Nasıl olmam Nejla. Şu bedeni iki farklı kişilik paylaşıyor. Hayatım altüst oldu."

"Sen bu doktora aldırma. Palavra atıyordur. Parayı bile yarını beklemeden alıyor. Hem de balonun tam ortasında. Bence bu adam para sızdırmaya çalışıyor. Yarın başka bir doktora gidelim.

"Haklısın. Yarın iyi bir doktora gideceğim."

Nejla hanımın kafasına bir düşünce takılmıştı: Yarın öbürgün bu adamla evlenecekti. Peki bu adamın ruhsal durumu ne olacak. Sürekli korku içinde yaşayamazdı. En iyisi evliliği tekrar düşünmekti.

Nejla hanımı bu düşüncesinden motorsiklet sesleri uyandırmıştı. Motorsikletler iki taneydi ve yavaş yavaş yaklaşıyordu.

Bir motorsiklet sol kapıya diğeri ise sağ kapıya yanaşmıştı. Adamların uzun sakalları, gece olduğu halde güneş gözlükleri vardı. Başlarını bir bez parçasıyla bağlamışlar, pis pis gülüyorlardı.

Soldaki motorsiklet iyice arabaya yaklaştı ve hafifçe kapıya çarptı. Nejla hanım ve Vedat bey telaşa kapıldılar.

Nejla hanım: "Ne istiyorsunuz be, gidin başımızdan" diye bağırdı. Birden bire sol camın açık olduğunu farketti ve telaşla camı kapadı. Vedat beyin alnında boncuk boncuk terler birikmişti.

"Daha çabuk sevgilim. Daha hızlı sür şu arabayı." diye bağırıyordu Vedat bey. İki motorsiklet de öndeki kapılara yakın bir şekilde, hizada gidiyordu. Sol taraftaki motorsikletli:

"Hey bebek. Durdur şu arabayı da biraz eğlenelim, ne dersin. Hah Hah Hah."

"Canınız cehenneme köpekler." Nejla hanımın da sinirleri iyice bozulmuştu. Gaza ne kada bassa nafile, motorsikletliler sürekli onların yanında seyrediyorlardı.

Vedat bey birdenbire kendini kaybetmeye başladı. Başı dönüyordu. Şuurunu yitirdi ve karanlıklara gömüldü. Bir kişilik değişimi geçiriyordu. Ve nihayet arabanın içindeki Vedat bey değildi artık.

Adam birdenbire şaşkına dönmüştü. Kendini aniden arabanın içinde buluşu, şaşkına çevirmişti onu. Cebinden selpak mendilini çıkardı ve alnındaki, neden biriktiğini anlayamadığı terleri sildi. Yüzünde ciddi bir hal vardı. Yanındaki kadına döndü. Peki yanındaki bu kadın kimdi. Bu araba neyin nesiydi. Herşeyden önemlisi neredeydi. Bu motorsikletliler ne yapıyordu." Motorsikletlilerin amacını anlamakta gecikmedi; çünkü pis küfürler ediyorlardı.

"Bayan" diye seslendi adam. Sesi Vedat'ın sesinden biraz daha kısıktı.

"Ne bayanı Vedat, neler diyorsun."

"Bakın bayan. Buraya nasıl geldim bilmiyorum ama, direksiyonu bana verin. Siz sürmeye devam ederseniz bu adamlar peşimizi bırakmaz."

Nejla hanım Vedat'ın hastalığını hatırladı. "Demek ki doktorun söyledikleri doğruymuş" diye düşündü. Nejla hanımla adam yer değiştirdiler. Direksiyona kurulur kurulmaz vitesi beşe aldı ve gaza bastı.

Fakat motorsikletler muhteşemdi. Yeni çıkan motorlar olduğundan geride kalmıyorlardı. Sağ taraftaki motorsikletli bağırmaya başladı:

"Korkak köpek, durdur şu arabayı."

Nejla hanım titriyordu. Korkarak yanındaki adama bakıyordu. Adam kendi kendine mırıldanmaya başladı. "Peki bunu siz istediniz."

Yolun sağ tarafı uçurumdu. Üç araç da o kadar süratliydilerki kaza yapmaları an meselesiydi.

Direksiyondaki adam müsait bir yer bekliyordu. Gözlerini biraz ileriye dikince yolun biraz genişlediğini gördü. Bir dakika sonra genişliğe gelmişlerdi.

Şoför, direksiyonu aniden sağa kırdı ve tekrar sola kırarak yolun normal seyrine geçti. Eğer dar yolda bu işi yapsaydı, aşağıya uçma ihtimali vardı. Direksiyonu sağa kırdığı anda motorsiklete çarptı. Motorsikletteki adam dengesini kaybetti ve motorsikletle birlikte sonu görülmeyen uçurumdan aşağıya uçtu. Nejla hanım korkmuş, bir çığlık atmıştı. Uçurum tarafında gittikçe kaybolan sesler duyuldu.

Sol taraftaki motorsikletli "Hüseyin..." diye yanık yanık bağırdı fakat bu bağırış boşunaydı. Çünkü Hüseyin parçalanmış halde uçurumun dibinde yatıyordu. Hayvanlar kanın kokusunu almışlardı bile.

Son kalan motorsikletli "bunun hesabını soracağım." diyerek hızını yavaşlattı ve mercedesi geriden takip etmeye başladı.

Kadın yanındaki adama dönerek: "Bakın bayım. Kim olduğunuzu bilmiyorum ama Vedat olmadığınız kesin. Kimbilir aracın kapısı ne kadar hasar görmüştür. Bu arabanın ne kadar olduğunu biliyor musun?"

"Başka çarem yoktu." Sesi gittikçe kısılmaya başlıyordu. Ayrıca sesin kesik kesik gelmesi de artıyordu. Nejla hanım bu durumdan korkarak olduğu yerde kalakaldı.

Adam, dikiz aynasından, arkadan gelen motorsikletliye bakarak: “Şimdi sıra onda..." dedi.

Mersedes hızını iyice arttırdı. Arkadaki motorsikletli de hızını aynı oranda arttırıyordu. Aniden büyük bir ses duyuldu. Bu ses, Mercedesin el fenerinin çekilmesiyle, lastiklerin asfaltta uyguladığı sürtünme sonucu çıkan sesti. Bu ani duruş, gerideki motorsikletin arabaya çarpmasıyla sonuçlandı ve motorsikleti kullanan adam fırlayarak mersedesin önüne düştü. Adam yerde yatıyordu, yarı baygın haldeydi. Burnu kanamaya başlamıştı. Şimdi sadece arabadan gelen donuk motor sesi duyuluyordu.

Adam vitesi geri aldı. Mersedes yaklaşık yirmi metre geri geri gitti ve durdu. Kız, adama bakıyordu. Korkusu iyice artmıştı. Yapacağını sezmiş gibi bir hali vardı.

Aracın arka tekerleri dönerek olduğu yerde hız kazanmaya başladı. Mercedes müthiş bir süratle yerinden fırladı. Yerde yatan adam kendine geldi fakat ayağı sakatlandığından yerden kalkamadı. Sadece korkudan attığı çığlıklar duyuluyordu. Mercedes adamın üzerinden geçtikten on metre sonra durdu. Şoför, dikiz aynasından geriye baktı. Yerde yatanın kafası hafif yassılaşmış, kulaklarından kan geliyordu. Nejla hanım "Aman Allahım..." diyerek ağlamaya başladı. Mersedes tekrar yoluna devam etti. Araç giderken, şoför kendini kaybetmeye başladı. Beden, yeni bir kimlik arayışına girmişti. Bir müddet sonra, arabayı kullanan Vedat beydi. "Benim direksiyonda ne işim var Nejla! Neden ağlıyorsun?"

Nejla hanım "Vedat" diyerek sarıldı. Vedat bey şaşırmıştı: "Bizi takip eden motorsikletlilere ne oldu. Nasıl aniden kayboldular."

"Kaybolmadılar. Onları öldürdün. Yarın beraber doktora gideceğiz tamam mı?

"Yine hatırlamıyorum ne olduğunu. Tamam yarın doktora gidiyoruz." Vedat'ın yüzünü bir korku almıştı. Nejla hanım yaşadığı olayların etkisinden kurtulamamış, ağlamaya devam ediyordu.

Doktora gittiklerinde, Vedat beyin geçmiş hayatı incelenirken bir olay doktorların dikkatlerini çekmişti. Bu olayı Vedat bey şöyle anlattı:

"Babam her zaman sert bir insan olmamı isterdi. Her zaman şu lafı tekrarlayıp beni üzerdi: 'Zayıf olup da çevrene yem olacağına, sert olup karşındakileri yen. Kendini böylelikle zalimlerden her zaman koruyabilir, onlara karşı koyabilirsin. Yoksa böyle pısırık olursan, çok dayak yersin.' derdi herzaman. Ölürken bile son cümleleri bu olmuştu. Ama ne yapayım benim kişiliğim bu. Zorla değiştiremezdim ki."

Doktor bey Vedat beyin rahatlamasını sağladıktan sonra:

"Peki, geçenlerde bana kitap okurken kendinizi birden kavgada bulduğunuzu söylediniz. Kimlerle kavga ediyordunuz."

"Bir gün yolumu kesip benden zorla paramı alan insanlarla. Nasıl oldu anlayamadım ama onları dövdükten sonra kendime geldim ve oradan kaçtım."

"Kitap okurken de paramı kaptırmanın huzursuzluğu sürekli içimdeydi. Babamın sözleri aklıma gelince kendimi kaybetmişim."

"Kurtulacağım değil mi doktor bey. Buna care bulacaksınız değilmi."

"Merak etmeyin Vedat bey, sorunu halledilmiş sayın."

Vedat bey kendini iyi hissetmemeye başladı. Hemen lavaboya koştu. Elini yüzünü yıkadı. Yüzünü kuruladıktan sonra aynaya baktı. Bir gözü korkudan parlarken, diğer gözü kendinden emin bir şekilde rahattı.


Benzer Konular
  • Çarpık bacak...
    karar ver artık yar ben çok sabırsızım başka biri mi var? çarpık bacak mıyım :jheh: Sözndn yola cıkrsk in...

  • Çarpık Diş Tedavisi...
    Düzgün dişler için ortodontik tedavi insanın içini ısıtan hoş bir gülüşün sırrı dişlerde saklıdır. Bunun önem...

  • ÇArpık Ayak...
    Çarpık Ayak - Clubfoot Çarpık Ayak - Clubfoot - Çarpık Ayak Sendurumu - Çarpık Ayak Nedir Çarpık ...

  • Bacaklarım Çarpık...
    Bacaklarım çarpık ama ben böyle mutluyum Gülşen "Bacaklarım biraz çarpık ama mutluyum" s...


Görüntüleme:437, Cevaplar:2

Alt 11-10-2009, 02:11 #2

Sαнil

Fener.

TesekkürLer..




Alt 11-10-2009, 04:11 #3

TaM{1}Manyak

Mutsuz.

riCa..




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:43 .