İcimdeki ben ( yasanmıs)
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 09-10-2009, 20:28 #1

||' puŕpŁé '||

Deneyimli

İcimdeki ben ( yasanmıs)

İçsel Konuşmalar Dışsal Susmalar şeklinde sürdürüyorum hayatımı. Sanırım ters yüz edilmiş bir yaşanmışlıktı benimki. Hayat, üzerimde eğreti duruyordu ve hiç bir zaman dilimi yaşamdan zevk almamı sağlamıyordu ..

Daha ilk yazısında benim hikayemi anlatmasını beklerdim B.Devrim`den anlatmadı sanırım hayatımın ilgi çekici olmadığını düşünüyordu sanki yaşama nefes alıp vermekten başka hiç bir katkım yokmuş gibi ... Onunla da yetinmiyordu beni bir böcekmişim bir asalakmışım gibi görüyordu.

Annem bir ****** değildi, yetiştirilme yurdunda işkence görmedim, bana tecavüz eden adamı öldürmedim ki zaten ben hiç tecavüze uğramamıştım.
Babam sefa p***** değildi, işin aksi disiplinli bir askerdi ülkesine yararlı olmak için evladını satabilecek kadar vatan severdi!..Oğlunu arkadaşlarına dövdürüp,öldürürcesine işkence ettirecek kadar bayrağına ve ülkesine bağlı bir milli(niyet)çiydi

Çağ büyük bir hızla kirleniyor ve kirlendikçe kendi sesini unutuyordu. Yüzümüzü geçmişe dönmüş yaşlanıyorduk. Ertelenemeyecek kadar yoğun anlaşımların ortasında birbirimizi takdis ederek bir uyutup bir uyandırıyorduk. Bu çarkın kurbanlarıydık hepimiz sistem hatası vardı bir yerlerde yahut hata bizdik..

Tepki(siz)dik olan bitene. Çaresiz göz bebekleriyle trafik ışıklarında arabamızın ön camına yapışıyordu çocuklar ; çıplak ayaklarında sefil yara izleri, soğuktan çatlamış ellerinde buruşuk bez parçaları..Öfkeyle kovalıyorduk onları,kurumuş dudaklarına dayadıkları naylon torbalardan zehir soluyordu, sidik kokulu sokaklarda uyuyordu tinerci çocuklar… aldırmıyorduk. Utançla gözümüzü ayak uçlarımıza eğiyordu kimimiz; kimimiz acımadan ziyade tiksinme sinmiş bir ses tonuyla “çalış da kazan” diye akıl veriyordu.

Açlardan bir ordu, paçavradan libaslar ve yitirilmiş inançlarla feryat figan büyüyerek üstümüze geliyor, biz teğet geçiyorduk. Asrımızın iç kanamasıydı onlar…İnsafımızın kuruduğu duraktı. unuttuğumuz bir hakikatin kederi, resimli bir 3. sayfa haberiydi.

Biz şeffaf camları olan şaşalı lokantalarda karnımızı doyurup üstüne bastırsın diye sodamızı içerken yanımızdan geçen bir kaç bebenin tok tutsun diye karnına taş bastırdığını ne çabuk unutuyorduk ama olsun ne önemi vardı bunların vatan sağolsundu(!)

Faşist babanın Devrimci oğluydu Cem abim böyle bir ailede yaşamımı sürdürmeye çalışıyordum, abim evde her gün yeni bir devrim yapar babamda onu odasına hapseder dayak atardı anlayacağınız evde sıkı bir ihtilal vardı.

Ben mi ?işten kovulmanın dayanılmaz hafifliğini taşıyordum üzerimde. Odamdan çıkmıyordum, zaten odam küçük bir dünyaydı,kitaplarım klavyem ve ben..

Her gün başka biri oluyordum kaç şehir barındırıyordum dört duvar arasında? Kaç kurbanım oluyordu, kaç kişiye hükmediyordum, kaç adamla sevişiyordum ...

Dün okuduğum kitapta adam sevgilisini aldatıyordu kesin dedim Serdal da beni aldatıyordur çünkü hikayedeki kahraman da ona benziyordu, zekiydi bir kere ve uzaktı sevgilisine..O da telefonda aşk sözcükleri fısıldıyordu, Serdal da ama yanında kesin başka bir kadın vardı sarışındır herhalde evet evet kesin sarışın.
Ben sarışın değilim diye beni aldatıyor olmalı yoksa şişman mı buluyordu beni, ya da çirkin mi?Aptal mıydım ben ne hakla aldatırdı beni ..öf arıyor yine açmasam?

__Aşkım neden telefonları mı açmıyorsun?

__Aşkım deme bana artık benimle ilgilenmiyorsun,sıkıldıysan söyle bitir alla alla beni küçültme daha fazla.

__Bebeğim ne diyorsun sen saçmalama seni ne kadar sevdiğimi bilmiyor musun?

__Bilmiyorum Serdal! ilgisizsin bana kullandığın sözcükleri internette başkalarına da kullandığını gördüm.

__Aşkım senin tedaviye ihtiyacın var, kafanda bir şeyler kuruyorsun sonra da onlara inanıyorsun psikolojik destek alman lazım.

__Sensin o geri zekalı deli miyim ben? arama beni önceden böyle değildin, bitti sana aşık değilim artık. Defol git hayatımdan .

Telefonu kapattığımda çok sinirliydim. Neredeydi şu kitap ? Cezmi abi`nin kitabı, heh burada işte! Bir kaç sayfasında diş izi var muhtemelen bir önceki kavgamızdan kalma bir hatıraydı bu .

``Hangisi bendim? İçimdeki, o güzelliğiyle dünyayı elde etmeye kışkırtılmış, karanlık ve ilgi tutsağı kadın mıydım; yoksa uğruna hayatından vazgeçmeye hazır olduğu aşkına mahkum, ezilmiş, kapılarda bırakılmış, verdiği güven ve taşıdığı masumiyetle sana cazip gelmeyen o sevdalı kadın mı? İkisi de olmak istemiyordum. Ama ikisinden de vazgeçemiyordum. Sanki biri olmazsa diğeri yıkılacak gibiydi. Birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına tahammül edemeyen bu iki benlikle yalnız kaldığımda çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyordum``işte kırmızı kalemle çizdiğim bu satırlar beni en iyi anlatan kelimelerdi sanki..

Aynı günün akşamı saat 21:13

Elimde bir aşk romanı var. Kız çocuğa sırılsıklam aşık ama çocuk yeşersin diye sulamak yerine kızı, damla usulünü kullanıyor çok can sıkıcı. 13. sayfadayım sanırım ben Serdalı özledim arasam mı?acaba bu çocuğu seviyor muyum? yoksa gururun haklı çekiciliği mi cazip gelen?Bir mesaj atayım bari..

``Seni çok özledim``

__Ben de seni minik kedi yavrum benim.

__Nerdesin Serdal sana çok ihtiyacım var

__Aşkım bu gün otelde kalacağım zaten bir haftadır otelde kalıyorum eve gidemiyorum çok kötüyüm.

__Nasıl yani otel mi? (Küçük yalanlar kitabının 3. paragrafıydı sanırım ne diyordu ``Senden ayrılınca perişan oldum Leyla dışarda kalıyorum ne yemek yiyor ne de konuşabiliyorum insanlarla``böyle diyordu hikayede, lakin olayın iç yüzü hiçte öyle değildi Karakter Leyla`yı seviyordu ama otelde yalnız değildi)

Demek otelde kalıyorsun o halde kimle sürtersen sürt bana da seni seviyorum masalları anlatma aptal..



Bu cümlelerden önce minik kedi yavrusuydum zamanla hayvan oldum düşündüm de aslında kedi yavrusu da bir hayvandı ve ben hep hayvanmışım onun gözünde diye düşündüm..

Tıpkı otomatik portakal filmindeki gibiydi her şey yaşananlar, düşünceler ,sistem(siz)lik hatta sevişmeler bile belirli saatlerde yapılıyordu, sanki bu programın dışına çıksak doğa kanunlarına aykırı bir davranış sergileyecekmişiz gibi..

Aynı günün gecesi saat 00.13

Cebimden en doyulmadık, en duyulmadık, en soyulmadık kelimeleri çıkarıp koyuyordum yastığına içime çekiyorum zararlı düşüncelerimi ,hayali bir sevgili düşüyor aklıma sakıncalı laflarla öpüşüyordum ayıp gözlerim en mahrem yerlerinde durup, soluklanıyordu. Dokunmak istiyordum dokunsam parçalanacakmış gibi duran bedenine sonra boşalan göz yaşı oluyordu beklediğinizin aksine.

Düşüncelerime bile sınır koyuyorlar ``olmazlar,yasaklar,günahlar`` bir bedenden aşk şarabı içmeye kalksak günahkar ilan ediliyoruz, sevmeyi bile beceremiyoruz ki sevişmeyi becerelim hayvansal iç güdülerimizle hayatın bir yerinden tutunmaya çalışıyoruz ağır geliyor yaşananlar ve ben altında eziliyorum..Yok oluyorum sonra bir başka adamın gamzelerinden doğuyorum ...

Özlem et yemeyin canım yanıyor diyor içimizi acıtan bir hikaye yazıyor, İhsan abi Bakire çıkmayan bir kadının yaşadıklarını anlatıyor İsyan bir hikaye yazıyor İçine Banu`yla Erdalı monte ediyor ...

Benim hikayemi kimse kayda değer bulmuyor İçsel Konuşmalar Dışsal Susmalar şeklinde sürdürüyorum hayatımı .Sanırım ters yüz edilmiş bir yaşanmışlıktı benimki hayat üzerimde eğreti duruyor ..

Her hikaye bir terk ed(il)işle başlıyordu Özgürlükler içe dönüp matematiksel fonksiyonların türevlerinde cisimlendiriyordu ve birbirimizi değil birbirimizin gözlerinde kendimizi seviyorduk ...


Benzer Konular

Görüntüleme:5851, Cevaplar:2

Alt 09-10-2009, 21:09 #2

Ay$enuR

Foruma Alışıyor

Hoş..




Alt 11-10-2009, 02:10 #3

Sαнil

Fener.

TeşekkürLer..




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:40 .