Her Tercih Bir Vazgeçişse Eğer...,

#1
Sabah işe geldiğimde, her zaman olduğu gibi arkadaşların odalarının önünden geçerken başımı uzatıp, günaydın arkadaşlar derken, yine son günlerde alışık olduğum manzarayla karşılaşmıştım. Kavga kırılagidiyordu. Kızlar birbirlerine ağır kelimelerle saldırıyorlardı. Müdahele etmek zorunda kalmıştım.
--Ya siz delimisiniz elin ecnebisi için kaç yıllık dostluğunuzu yerle bir ettiniz. kenedy bir kişi siz dört kişisiniz ve elin ecnebisini paylaşamıyorsunuz. İsterseniz Kenedy yi fotokopi makinasında çoğaltıp herbirinize birer tane vereyim bu kavgadan kurtulun. dedimsede hiç kimse beni duymuyordu. Herkes kurulmuş plak gibi aynı şeyi söylüyordu.;
--"Kenedy benimle ilgileniyordu ama sen benim elimden almaya kalkıştın." suçlamaları ortalığı çınlatıyordu.
-- Anlamıyorum hiçbirinizi siz bu yabancıda ne buluyorsunuz. Hangi özelliği sizi bu kadar cezbetti?
İçlerinden biri bana şu cevabı verdi.
-- Kedi uzanamadığı ciğere pis dermiş. Seninle hiç ilgilenmediği için onda bir özellik bulamamış olmayasın?
--Doğrusu Kenedy benim için hiçbirşey ifade etmiyor, Onun ne Amerikalı oluşu, ne time news in gazetecisi oluşu, ne fizigi beni hiç ilgilendirmiyor. Nasıl birşey olduğunu hatırlamıyorum bile, çünkü o benim için sadece müdürün arkadaşı ve bu işyerine gelip giden pekçok misafirden sadece biri. Allah size akıl versin, deyip odama geçiyordumki koridorda kenedy le gözgöze geldik.Nasıl olduğunu anlayamadığım birşekilde sanki ikimizde kilitlenmiş gibi bir süre şaşkın ve hareketsiz kaldık. Kenedy bir anda sapsarı kesildi titremeye başladı buna rağmen sessizliği bozan yinede o oldu. Önce ingilizce selam dedi, ardından ingilizce biliyormusun diye sordu. Ben sadece selamına karşılık verdim ve başka birşey konuşmadan hızla odama geçtim. İçimde bir huzursuzluk oluşmuştu kendimi bir türlü toparlayamıyordum. Bir süredir bir araştırma için burada olmasına ragmen defalarca kez karşılaşmış olmamıza ragmen hiç ilgimi çekmeyen Kenedy le ilk kez gözgöze gelmiş ve selamını almıştım. Beni huzursuz eden asıl şeyse, onunla gözgöze geldiğimde sanki onun gözlerinden bir kapı açıldı ve kendimi o kapıdan içeri karanlık ve sonsuz bir boşluga düşmüş gibi hissetmemdi. Odamın kapısını kapatıp pencereyi açtım ve nefes almaya çalıştım titreme sanki kenedy den bana geçmişti.
Akşam iş çıkışı caddede birden karşıma çıktı yine selam verdi daha ben selamını almadan konuşmaya başladı.
--Sabah ingilizce biliyormusun dedim cevap vermedin. Belkide bilmiyorsun bende gün boyunca sözlük karıştırdım sana duygularımı anlatacak Türkçe kelimeler aradım. onları bu kağıda yazdım al oku.
Yarı ingilizce yarı türkçe birçok şey yazmıştı. Caddede hem yürüyor hemde bana uzattığı mektubu okuyordum.
--Biliyorsun ben araştırmacı gazeteciyim. pekçok ülke gezdim pek çok insan tanıdım. pekçok da kız arkadaşım oldu. Seni daha geldiğim ilk gün farkettim hatta ilk saatlerde, hatırlıyormusun sen o saban müdürün odasına gelmiştin, müdür yani arkadaşım beni sana tanıttığında sen şöyle bir bakıp sadece başınla bana selam verip sanki beni hiç önemsememiştin. Sizi anlamıyordum ama arkadaşımla öyle tatlı bir sohbet ve espiri içindeydinizki sen ne desen arkadaş gülüyor ve bana dönüp ingilizce olarak; "işte hayatımda tanıdığım en harika insan onu tanımak onunla çalışmak sahip olduğum en güzel şeylerden biri." Diyordu. İşte o an yüzün ve mimiklerin beynime kazındı. Hayatımda ilk kez kendimi birine keşfettirme ihtiyacı duyuyordum ama sen sanki benim varlığımı hissetmiyordun bile. Senin bu umursamaz tavrın bana çok ağır gelmişti. Çünkü hayatım boyunca hep kızlar benim çevremde pervane oldu, hep onlar ben onları keşfedeyim diye çaba sarfetti. Aynalara baktığımda hep fizigimle gurur duyardım. Hep zannederdimki beni bir kez gören bayan asla benden bir daha vazgeçemez. Hayatım boyunca beni farketmeyen yada farketmek istemeyen tek kişi sen oldun. Bu nefsime çok zor geldi. Önceleri acaba sana olan duygularım bana olan umursamaz tavrını hazmedememekten dolayı sadece varlığımı sana kabul ettirmekmiydi diye çok düşündüm. Arkadaşım zaman zaman senden bahsederken içimi fena halde bir kıskançlık kaplıyordu. Bir defasında sinirlerime hakim olamadım ve İnci'yle aranızda birşeymi var diye bağırmaya başladım. Arkadaşım çok şaşırdı. Neden bu kadar sinirlisin dedi. Ben yine bağırarak aranızda birşeymi var dedim? Arkadaş, sakin ol beni kabul edeceğini bilsem hemen teklif edeceğimde kabul etmeyeceğinden emin olduğum için susuyorum dedi. Otele döndüğümde kıskançlıktan çıldıracak gibiydim. Aslında benim Türkiyedeki görev sürem doldu ama ben birtakım bahaneler üreterek bir süre daha burada kalmaya gazeteyi ikna ettim. Sana duygularımı açmadan dönemezdim şansımı denemeliydim. Çünkü hayatımda kıskandığım tek kişi sen oldun. Ben bu duyguyu asla başkasında yaşamadım. Geldiğim günden beri seni sürekli takip ediyorum, hareketlerini gözlemliyorum. Ve göremediğim saatler içinde seni çok özlüyorum. Artık eminimki asla senden vazgeçemeyeceğim. seni seviyorum.......... Ve hayatım boyunca yanında olmak istiyorum benimle evlenirmisin. Teklifimi kabul etmen için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.
Müthiş bir şaşkınlık içindeydim. Nasıl olmuştuda bunca zaman içinde onu ve duygularını anlayamamıştım. Bir cafenin önünden geçiyordukki beni kolumdan tutup cafeye yöneltti. Boş bir masaya oturmuş ve hiçbirşey demeden sadece onun yüzüne bakıyordum. Uzun boylu geniş omuzlu, hayatımda gördüğüm en güzel yüze sahipti. Koyu mavi gözleri vardı ve öyle sevgiyle bakıyorduki içimin titrediğini hissetmiştim. İçimden Hz. Yusuf'daki güzellik böyle birşeymiydi acaba diye düşünmeye başlamıştım. sessizliği bozan yine o olmuştu.
-- Beni anladınmı? ingilizce biliyormusun?
-- Biliyorum ve seni anladım.
-- Peki ne diyorsun teklifime?
-- Hiç beklemediğim bir şeydi sadece şaşkınım.
-- Hiçmi bana karşı birşey hissetmiyorsun?
-- Şu ana kadar gerçekten varlığının farkında değildim, ama bundan sonrasını bilemiyorum.
-- Bundan bana bir şans verme ihtimalinin olduğunu anlarsam doğrumu anlamış olurum?
-- Bilmiyorum
-- Düşünmek için bana zaman ver.
-- Eğer bana hayır demeyeceğini bilsem bir ömür beklerim bu bana zor gelmez.
-- Korkma sana hayır demek için seni bir ömür bekletmem.
-- Lütfen bana evet demeyeceksen asla hayırda deme. İçimdeki ümit ölürse yaşayamam.
-- Siz hep bu kadar kolay ve çabukmu seversiniz?
-- Ben bu güne dek hep sevilmenin hazzını yaşadım sevmekse çok farklı bir duyguymuş. Bunu bana yaşattığın için minnettarım sana.
-- Biliyorsun bunun için ben hiçbirşey yapmadım, bu yüzden minnettar olmana gerek yok.
-- Umyorumki en kısa zamanda sende benim hissettiklerimi hissedersin beni ancak o zaman anlarsın.Sevmek için ne kendinin nede karşı tarafın birşey yapması gerekmiyor. Allah bu duyguyu insanın kalbine yerleştiriyor.
-- Allaha inanıyormusun?
-- Evet kesinlikle, ben katoliğim. ve ailemden iyi bir din eğitimi aldım. Ya sen inanıyormusun?
-- Evet bende inanıyorum. Tahmin ettiğin gibi bende müslümanım.
-- Benim annem iyi bir katoliktir Alaha inanan bir gelininin olmasından mutlu olacak. Biliyorsun günümüzde pek çok ateist var.
-- Evet öyle sanırım. Benim kalkmam lazım ailem merak eder hiç bu kadar gecikmezdim.
-- Tamam kalkalım ama bir ricam var sabah kahvaltıyı burada yapabilirmiyiz? Zamanım çok az ve bunu çok iyi değerlendirmek istiyorum.
-- Olabilir, evet evet olur.
Eve geldiğimde hem duygularım hem kafam karmakarıştı. Neler oluyordu bana. Yalvaran ve sevgiyle bakan koyu mavi gözleri hiç aklımdan çıkmıyordu. Sabaha kadar hiç uyumamış iki paket sigara içmiştim. Sabah cafenin önünde beni bekliyordu bir çocuk kadar mutlu görünüyordu. Çaylarımızı yudumlarken,
-- Çok yorgun görünüyorsun? dedi
-- Hiç uyuyamadım ve çok sigara içtim ondandır.
-- Sigara içmeni hiç doğru bulmuyorum. Allaha inandığını söylüyorsun, sence Allah kendine zarar vermenden hoşlanırmı?
-- Bilmem bunu hiç düşünmedim.
-- Ben islamda zararlı şeylerin haram oldugunu biliyorum.
-- Doğrudur.
-- Benimle ilgili ne düşündün?
-- Doğrusu kafam çok karışık, birde ben aileme çok düşkünüm ve onların bana ihtiyacı var sanırım onlardan ayrılamam. Sende burada kalamayacağına göre!
-- Bunu dert etme ailenide götürürüz Amerikadaki imkanlar onlar için buradan daha iyi olacak göreceksin.
-- Bilmem ailem ne der bu duruma.
-- Bir an önce konuşalım onlarla lütfen. Hatta bu akşam müsade edersen geleyim onlarla tanışayım.
-- Benden çok şey istiyorsun.
-- Haklısın ama zamanımın sınırlı olduğunu biliyorsun buradan ortadoğuya geçeceğim.Akşam için annenden izin alamazmısın?
-- Telefon ederim anneme.
Kendimi bir türlü işe veremiyordum. Bu durumu müdürle paylaşmalıyım diye düşündüm, nede olsa onlar üniversiteden arkadaştı.Onu en iyi tanıyan müdürdü.
-- Müdür bey müsaitseniz biraz konuşabilirmiyiz?
-- Olur inci gel.
-- Kenedy nasıl biri bana anlatırmısınız?
-- Hayırdır?
-- Bana evlenme teklif etti kafam çok karışık duygularım hemen kabul et diyor ama onu hiç tanımıyorum.
-- Hiç şaşırmadım doğrusu bunu bekliyordum sana olan ilgisini benden sır gibi saklasada ilk kez aşık olduğunu kesinlikle anlamıştım. O ciddiye almadığı ilişkilerini hep bana anlatırdı havasını ata ata. Gerçek aşk bu işte en yakın dostundan bile saklarsın o duyguyu sadece içinde yaşar ve aşkın sahibinden başkasını buna şahit etmek istemezsin. Ama ben onu yıllardır tanırım onu ilk kez böyle görüyorum. O saklasada ben ondaki değişimin farkındayım. Kenedy mükemmel biri, diger ecnebilere pek benzemez. hiçbir kötü alışkanlığı yoktur dürüst temiz ve dindar bir ailede yetişmiş Allahtan korkan Allahın rızasını gözeten biri. kültürlü ve zengin bir ailesi var. Kendisininde ekonomik durumu süper, fiziği süper. Yani ben bayan olsam hemen evet derdim, inan sen türkiyede böyle birini asla bulamazsın. Devlet kuşu konmuş sana hiç düşünme evet de pişman olmayacak bana çok teşekkür edeceksin.
-- Öylemi dersiniz? Biraz rahatladım doğrusu sağolun.
Kenedy bir an bile yanımdan ayrılmıyor her dakikasını benimle geçirmek istiyordu. Onun sevgisi ve varlığı bana huzur veriyor beni çok mutlu ediyordu. Anneme durumu açtığımda, annem eğer onu gerçekten seviyorsam aileyi toplayıp benimle birlikte Amerikaya gelebileceğini söylediğinde çok mutlu olmuştum. Ama bu evlilik için tek şartı vardı; Kenedy'nin müslüman olmasını istiyordu.
-- Anne bunu Kenedy'den isteyemem.
-- Bende görüyorumki ve Kenedy'i tanıdığım kadarıyla o sana öyle düşkünki ve sana olan sevgisi öyle büyükki bu şartı kabul edecektir.
-- Ya etmezse?
-- Ozaman ben bu evliliği asla onaylayamam eğer sen beni dinlemeyip ona bu şartlarda evet dersen bende sana analık hakkımı helal etmem. tercih senin.
Öylesine zor bir durumdaydımki bunu Kenedy'e nasıl açıklayacağımı bilemiyordum. Gün boyu işte yine beraberdik ama iş ortamında konuşmak istemedim ona;
-- Akşam yemeğe dışarı gidelimmi? dedim,
-- Seninle cehenneme bile gelirim, dedi. Yemek boyunca çok sıkıntılı olduğumu farkediyor neyin var diyordu. Bense cesaret toplamak adına bir yandan şarap bir yandan sigara içiyordum.
-- Çok içtin yeter artık.
-- Sana birşey söylemek istiyorum.
-- Günlerdir benden cevap bekliyorsun sanırım artık son noktaya geldik. Birden bendeki huzursuzluktan paniğe kapıldı;
-- Sakın bana hayır deme, hiçbirşey deme ama hayırda deme buna dayanamam.
-- Hayır demiyorum.
-- Allahım sana teşekkür ediyorum.
-- Ama evet demem için bir şartım var.
-- Bütün şartlarını peşinen kabul ediyorum ne istersen isteyebilirsin hepsine evet.
-- Eminmisin?
-- Eminim.
-- Peki benim için aşkımız için müslüman olurmusun?
.................................................. .......................
.................................................. .......................
Kenedy'nin yüzü limon gibi sararmış ve şok halinde bakışlarını elimdeki kadehe dikmiş öylece robot gibi donakalmıştı.
-- Kenedy. Kenedy lütfen birşey söyle korkutuyorsun beni kendine gel.
Gözlerinden bir anda yaşlar boşandı diğer masadakiler bize bakıyordu.
-- Bana hayır demek içinmi böyle bir yol seçtin.
-- Hayır Kenedy ben seni seviyorum sana olan sevgimden ve seninle bir hayat geçirmekten kesinlikle eminim. Hayatımda senden başkasını asla istemiyorum lütfen sevgime inan.
-- Beni çok sevdiğin içinmi benden böyle ağır bir bedel ödememi istiyorsun.
-- Kenedy biliyorsun ben müslümanım ve bir müslümanın müslüman olmayan biriyle evlenmesi haram. Ne olur müslüman ol kıyma bize.
-- Sen benim ne kadar dinine bağlı olduğumu baştan beri biliyorsun, ve seni seviyorum diyorsun, bu nasıl bir sevgiki benim asla vazgeçemeyeceğim dinimi, aşkımızın gelecegimizin önüne bir duvar olarak örüyorsun.
-- Kenedy seni seviyorumve senin sevgindende eminim, öyleyse geleceğimizin önündeki bu duvarı sen neden yıkmıyorsun. Sen hırıstiyanken ben seninle evlenemem bu haram biizim dinimize göre, neden beni anlamak istemiyorsun.
-- Seni anlayamıyorum çünkü, seni aylardır tanıyorum, bana ben müslümanım diyorsun ama benim islamiyeti araştırdığım kadarıyla sen bana dayattığın dininin hiçbir gereğini yerine getirmiyorsun. En basit örnek; islamda namaz farz, ben senin hiç namaz kıldığını görmedim, Örtünmek farz ama sen hep dekolte giyiniyorsun, içki haram ama işte kadeh elinde alkol alıyorsun. Lütfen bana söylermisin sen benden farklı ne yapıyorsun veya bir dinsizden farklı ne yapıyorsunki benimde senin gibi olmamı bekliyorsun.Benimle evlenmen haramda Allahın diğer emirlerini yerine getirmemen haram günah değilmi? Kusura bakma ama eger benimde senin giibi bir müslüman olmamı istiyorsan bu demek oluyorki benim açımdan ben dinsiz olacagım. Çünkü bana göre senin bir dinin yok İnci. Ben inandığım gibi yaşıyorum, peki sende inandığın gibi yaşadığını söyleyebilecekmisin?
Donup kalma sırası bana gelmişti. Kenedy o kadar ağır ve haklı konuşuyorduki ona verecek tek bir cevabım bile yoktu.Şarap kadehi elimde öylece kalakalmıştım.
-- Kenedy seni seviyorum yeter artık beni yerden yere vurma beni anla.
-- Bende seni senin sevginden daha büyük bir aşkla seviyorum bunu biliyorsun aylardır senin için perişan oldum buralarda işyerimle kötü oldum ama sende şunu kabul etmelisin Allaha olan aşkım sana olan aşkımdan büyük İnci. Beni böyle imkansız bir tercihe sürükleme ben senden bunu istiyormuyum. İnandığım ve yaşadığım bir din için bunu senden istiyormuyumki sen asla yaşamadığın dinini bana dayatıyorsun. Seni anlamamı bekleme. Önce sen kendini anlaki sonra benim seni anlamamı bekle. Otur bu gece uzun uzun düşün. Sen kimsin, bu dünyaya niye geldin, ne yapıyorsun ve sonun nereye gidiyor? Bu soruların cevabını bulduğunda eminim herşey güzellikle hallolacak. Şimdi kalkalım.
Kendimi çok aşağılanmış hissediyordum. Bu hırçınlıkla önce anneme ateş püskürdüm.
--Ben kimim? Kenedy bana bunu sorduğunda cevap veremedim. Kenedy çok haklıydı ben kimliksiz hatta dinsiz biriyim. Utanmadan kalkıp ona dinimi geleceğimin önünde bir engel olarak gösteriyorum. İslam nedir anne? müslüman kim? Nasıl müslüman olunur? Ben La ilahe İllallah Muhammedun Rasulullah demekle müslüman olunduğunu sanıyordum , ama işte elin ecnebisi dinimi benden daha iyi biliyor ve benim dinsiz olduğuma hükmetti. sen ne biçim bir annesinki bana dinimin gereğini ögretmedin ve beni bir hıristiyanın karşısında yerle bir ettin, üstelikde bana sanki buna hakkın varmış gibi Kenedy müslüman olmazsa sana hakkımı helal etmem diye şart koştun.
-- Haklısın kızım diyecek söz bulamıyorum ama sayki ben cahilim sana birşey veremedim, ama sen onca okul okudun, fizik matematik kimya öğrenirken bir kerede merak edip dinini araştırsaydın?
-- Odama çekilip saatlerce ağladım. Kenedy'e o kadar bağlanmıştımki durum her ne olursa olsun asla ondan vazgeçemeyecek kadar onu çok sevdiğimi anladım. O dinini değiştirmeme hususunda kararlılığını kesin bir şekilde göstermişti akşam. Bana olan sevgisini yanında duyduğum huzuru düşündüm birden içim ısındı yüreğim aydınlandı. Bana hep cennetim derdi. Oysaki onsuzluk benim cehennemim olurdu. Yüreğim kesinlikle onu olduğu gibi kabul et ve bu aşkı doyasıya yaşa diye hüküm verdiğinde bu kararı sabaha bırakamadım belki oda akşamki gerginlikten uyuyamamıştır ona kararımı bildireyim içi rahatlasın diye gece saat 3.30 civarında oteli aradım. Tahmin ettiğim gibi uyumamıştı.
-- Ne oldu cennetim; daha bu akşamki şoku atlatamamışken bana ikinci bir şokmu yaşatacaksın?
-- Cennetin seni çok seviyor. Ve sensizliğin cennetine cehennem olur. Akşam seni üzdüğüm için bağışla beni. Seni böyle hesapsız severken ne kendime nede sana ayrılık acısını yaşatmaya hakkım yok. Ben artık eşin olmaya karar verdim, teklifini kabul ediyorum.
--- .................................................. ...........................................
-- .................................................. ............................................
Kenedy ağlamaktan konuşamıyordu.
-- Ya bu bir rüyaysa? ya sabah kalktığımda uyanırsam?
-- Korkma vazgeçemediğim, korkma yüreğimi avuçlarına bıraktığım, korkma uğruna herşeyi göze aldığım, bundan böyle sadece benimle uyanacaksın. Sarı saçlarına dokunduğumda rüya olmadığımı anlayacaksın. Hadi uyuyalım şimdi.
Kenedy'le konuşup bu kararı ona açıklayıp rahatlamayı umarken, telefonu kapatınca sanki yüreğime tonlarca ağırlık indi. Kalbim çatlayacak gibi çarpıyordu. Mutsuzdum huzursuzdum adeta beynim uyuşuyor yüzüm karıncalanıyordu.
-- Anne anne kendimi iyi hissetmiyorum kalbim daralıyor beynim uyuşuyor.
-- Ben sana dua edeyim okuyayım inşallah şifa olur rahatlarsın geçmezse hastaneye gideriz sakin ol olurmu.
-- Peki.
Annem sağ elini kalbimin üzerine koydu okumaya başladı. Onu dinlerken gözlerimi kapattım. Sanki duyduğum ses beni başka alemlere sürüklüyordu. Devam et anne devam et diyordum. bir hayli sakinleşmiştim.
-- Anne çok iyi geldi ne okudun bana
-- Fatiha ve bakara suresinden ayetler okudum. istersen sende türkçesini oku umarım dahadarahatlarsın.
Bakara Suresi: Elif lam, Mim, (1)
# Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır. (2)
# Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (3)
# Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (4)
# İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır. (5)
# Şüphesiz, inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar. (6)
# Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır. (7)
# İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (8)
# (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlarlar ve şuurunda değiller. (9)
# Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır. (10)

-- Anne Allah bana sesleniyor kalbinde hastalık olan kul benim. İnanıyorum dediği halde gereğini yaşamayan benim. Onlar için acı bir azap vardır dediği kulda benim. Anne ben kafirmiyim münafıkmıyım müslümanmıyım ben neyim?
Bu arada sabah ezanı okunmaya başladı. Sanki bu sesi ilk kez duyuyor gibiydim.
Allah büyüktür (uludur)
Muhammet onun kulu ve elçisidir
Haydin namaza
Haydin FELAHA
Namaz uykudan hayırlıdır diyordu. İçim öyle bir sıkıntıdaydıki FELAHA ERMENİN yollarını Rabbim işte böylece bildiriyordu bana.
-- Anne ben müslüman olmak istiyorum. Hıristiyanların cennet garantisi olmadığı halde tahrif olmuş bir dine kenedy bu kadar bağlıyken neden ben Allahın benim gibi bir günahkara nasip ettiği İslamın kıymetini bilmiyorum. Neden dinimi öğrenmek ve yaşamak için mücadele etmiyorum. Neden kısa bir dünya hayatı için ahiretimi riske atmayı göze alıyorum? Ben kenedy'i çok seviyorum ama kenedy Allahı beni sevdiğinden daha çok seviyor. Öyleyse ben ne yapıyorum ben delimiyim anne? Kenedy bana dünya hayatını vadediyor,Allah sa ebedi cennet hayatını vadediyor. Ben ebedi hayatımı dünyaya tercih edemem anne.
-- Ahh benim yüreği yaralı kuzum birde fatihayı oku.
Fatiha suresi:
# Hamd* Alemlerin Rabbi'nedir. (1)
# Rahman ve Rahimdir. (2)
# Din gününün malikidir. (3)
# Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz. (4)
# Bizi doğru yola ilet; (5)
# Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna* (6)
# Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil. (7
--Yaralı kuzum Allah bizi azanlardan ve sapanlardan eylemez inşallah. bundan sonra bilmediklerimizi öğrenelim ve Allaha hakkıyla layık kul olmaya çalışalım. Bak göreceksin o zaman Allah sana yardım edecek ve yüreğindeki acını hafifletecek. Çünkü güç ve kudret Allahın elinde Allah kalpleri dilediği gibi evirir ve çevirir kuzum. kenedy senin için hayırlıysa dua edelimki müslüman olsun, yok hayırlı değilse ayrılık sebebiniz Allahın dini olsun. Bu senin için şeref duyulacak bir ayrılık olur. Allahın katında derecen yükselir. Çünkü tercih ettiğin Alemlerin Rabbi.
-- İşe geldiğimde Kenedy odamın kapısında beni bekliyordu.
-- Günaydın cennetim
-- Günaydın
-- Neden solgunsun, uykusuzluktanmı yoksa hastamısın?
-- İyiyim merak etme
-- Neden yüzüme bakmıyorsun?
-- Yüzüne bakarsam kaybetmekten korkuyorum
-- Beni asla kaybetmeyeceksin cennetim
-- Ben seni değil kendimi kaybetmekten korkuyorum
-- Anlamadım ne demek bu?
-- Bir kere daha gözlerine bakarsam sana yenik düşer, geriye dönecek gücü bulamayabilirim
-- Geriye dönecek sebepleri ortadan kaldırmadıkmı gece?
-- Ben senden özür dilerim gece seni aramam hataydı, yüreğimin sesini dinlemiştim. Ama telefonu kapatınca uzun uzun düşündüm. Ve sana çok minnettarım.
-- Neden?
-- sevmenin yüceliğini sevilmenin güzelliğini bana doyasıya yaşattığın için. Ama asıl önemlisi bana kim olduğumu, kim olmam gerektiğini, dünyaya geliş gayemi hatırlattığın için. Sana artık müslüman ol demeyeceğim. Çünkü ben bu gece senin ve benim Rabbimize gönlümü öyle bir bağladımki, Onu sevmenin hazzı senin sevginde yoktu. İşte şimdi seni daha iyi anlıyor ve asla sana müslüman ol diye dayatmıyorum. Kalplere hükmedecek olan Allahtır. Allah dilerse sen kendiliğinden bu tercihi yaparsın. Benimse ancak kendi tercihime gücüm yeter. Seninle bu şartlarda evlenemem. Alemlerin Sahibi olan Allahı sana tercih edemem. Allahın kitabı seninle evlenmeme izin vermiyor.
-- Bana bunu yapamazsın....... Bir gecede ne oldu sana? Ben senin dinine yaşantına asla karışmam, yıkma dünyamı yıkma geleceğimizi kıyma sevgimize.
Müdür beye telefon edip;
-- Müdür bey ne olur alıp götürün arkadaşınızı odamdan, çok kötüyüm bayılacak gibiyim.
-- Hayırdır ne oldu?
-- Ben onunla evlenemeyeceğimi söyledim ama o çıldırdı. Onun üzülmesine dayanamıyorum
-- Bu konuda kesin kararlımısın?
-- Evet yüreğime kesinlikle taş basmaya ve bu acıyla yaşamaya kararlıyım, ne olur o biraz daha yanımda kalırsa tekrar pes etmekten korkuyorum. Lütfen onu götürün uçağa bindirin ve gitsin siz bunu yapmazsanız o asla gidemeyecek.
Müdürbey odama gelmiş ve ona;
-- Kenedy hadi biraz dışarı çıkıp hava alalım.
-- Benim oksijenim İnci onsuz nerede olursam olayım boğuluyorum.
-- Öyleyse inat etme müslüman ol
-- Bunu yapamam, yapamam bunu ne olur bunu istemeyin benden.
-- O zaman bu sonuca katlan
-- İçim acıyor yüreğim yanıyor anlayın beni dayanamıyorum bu acıya.
-- Hadi lütfen dışarı çıkalım.
-- Bir kere daha mantıklı düşüneceğine bana bir şans daha vereceğine söz versin İnci o şartla çıkarım.
-- Kenedy peki düşüneceğim benimde içim acıyor yüreğim yanıyor, seni bu halde görmeye dayanamıyorum ne olur biraz dışarı çık.
Sanki bir daha beni hiç göremeyeceği içine doğmuş gibi, müdür bey onu asansöre kadar götürüyor o bir dakika hemen geliyorum deyip tekrar benim odaya geliyor " SENİ NASIL SEVDİĞİMİ BİLİYORSUN SENSİZ DÜNYAMIN YIKILACAĞINIDA BİLİYORSUN. BANA ZERRE SEVGİN VARSA BUNLARI HESABA KATARAK DÜŞÜN." diyor tamam diyorum geri gidiyor. bu asansöre kadar gidiş gelişlerinin dördüncüsünde daha fazla dayanamayıp ona ilk kez kollarımı açmış ve birbirimize sıkı sıkı sarılmış, gözyaşlarımız omuzlarımızı ıslatırken bende ona;
"SENDE BENİM SANA OLAN SEVGİMİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ BİLİYORSUN BU SEVGİ ASLA BİTMEYECEK BEN CENNETİ SENDE SENİDE CENNETTE DİLİYORUM HADİ GİT ARTIK. dediğimde o bu sözlerimin kesin bir veda olduğunu anlayamadan birazdan dönerim cennetim diyerek ayrıldı odamdan. Asansöre bininceye kadar gözyaşlarımla arkasından bakmış onunla birlikte içimden birşeylerin ayak uçlarıma kadar akıp gittiğini adeta içimin boşaldığını hissedip;
-- Kulu sevmeyide Allahı sevmeyide senden ögrendim varlığına doyamadığım Rabbimin seni bana ebedi hayatta geri vermesini umarak seni yüreğime yüreğimide rabbime emanet ediyorum. Umuyorumki bu tercihimden dolayı sende benim cennet vesilem olursun deyip, Kenedy türkiyeden ayrılıncaya kadar bir daha işe dönmemiştim. Bu acı bu sevgi ve bu ruh haliyle onun gözlerine bir kere daha baksam verdiğim karardan geriye dönebilirdim. Müdür bey onu geri dönmeye çok zor ikna etmiş, her ikimiz içinde kaybedilen ler tarafında iki yaralı yürek, kazanılan tarafta ise Alemlerin Rabbı kalmıştı.................................

İlginizi Çekebilir
  • tercih döneminde tercih rehberi kesilen eş dost...
    evet böyle insanlar çevremizde oldukça fazla olmakla birlikte tercih döneminde daha da sık rastlanır hal...

  • 2 Tercih Arasında Kalsaydın Neyi Tercih Ederdin?...
    2kişi arasında kalmış olsaydın cocuklugundan beri en yakın arkadaşın mı yoksa uzun süredir beraber o...

  • Tercih...
    İki mühendislik ögrencisi kampus içerisinde yürürken biri digerine sorar, - Bu muhtesem bisikleti de n...

  • öss tercih...
    bi sorum olucaktı öss sonuçları açıklandı tercih formlarınıda aldık tercih yapıcaz bunu en son ...

  • Son Tercih...
    Show Tv’nin yaz işi ise bir gençlik dizisi. Üniversite sınavını kazanamayan bir grup gencin yeni k...





Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:34 .