Kanla Gelen Geçmiş
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 24-06-2010, 15:45 #1

sana ne

!

Kanla Gelen Geçmiş


08:35 24.06.2010
Afganistan / Nimroz
Kanlanmış tişörtümü değiştirip yüzümü yıkar yıkamaz yazmaya başladım...
***
Hayatımın Araf'ıydı dün geceki düşüm; geçmişim ve gelecek arasında gelip giden bir düştü gördüğüm. Bu güne dek bir çok kez hayalini kurmuştum; uyuduktan sonra yıllar öncesi bir sabah vakti uyanmanın ve geçmiş hatalarımı düzelterek her şeyi yeni baştan yaşamanın. İşte dün kafamı yastığıma koydum ve bir 2001 sabahında uyandım...
***

Kanla Gelen Geçmiş

Kafamı yastığa koymamla uyanmam bir oldu ama ters başlayan bir şeyler var. Afganistan da vantilatör ve klimaya rağmen sıcak olan odamda değil, yıllar önce taşınarak veda ettiğim evdeki havadar odamdayım. Ayna grubu posteri ve kendi çizdiğim kara kalem resimlerim duvarda asılı, en çok sevilen 'ejderha' resmimi çizmeye başlamamışım bile. Bu kadar basit olamamalı; bir den uyanıp geçmişe mi döndüm yani...

Odamın kapısını açınca annem çıkıyor karşıma, evde normalde bulunmayan bir sessizlik havası hakim. 'anne Görkem nerede', 'Görkem kim oğlum? Rüya gördün herhalde...'. Evet, rüya gördüm. Ama sana nasıl bir rüya olduğunu, Görkem adın da bir oğlun daha olacağını ve adını benim koyacağımı nasıl anlatabilirim sana bilemiyorum anne.

'Soner aradı seni oğlum, anneleri İzmit'e dönmüş, 'bizde kalmaya devam edebiliriz' dedi, ben kahvaltını hazırlıyorum, sen çocuğu bir ara konuş istersen' Soner... En eski dostum. Yıllardır görmedim onu, adı bile kıpır kıpır etti içimi. 'kahvaltı hazırlamana gerek yok anne, çok işim var çıkmam lazım, hem zaten öğlen olmuş anlaşılan' suratını asıyor 'seversin oğlum patateste kızarttım'

Vakit kaybedilebilecek bir gün değil. Yüzümü yıkadıktan sonra üstümü değiştirmek için dolabımı açıyorum. Ama Allah'ım... bu elbiseleri bile bu kadar özlediğimi bilemezdim, onları tekrar bir arada görmek bile tarif edilemez. Bir kaçını sevgililerimi koklar gibi kokladıktan sonra apar topar üstüme geçirip çıkıyorum evden.

Sokaklar... Zaten gurbette özlemiştim Türkiye'yi. Ama bu hissettiklerim çok daha uçarı hisler, tarif bile edemiyorum. Masadaki biletleri de hatırlayaraktan kuzenlerimin evine doğru ilerliyorum. Apartmanlarının önüne geldiğim de tuhaf bir his çöküyor içime, hoş anılar yaşamadığım bir yerdeyim. Zile basıyorum, çok geçmeden açıyor kapıyı küçük kuzen, 'Nerede kaldın Hakan abi? Gelmeyeceksin diye Duygu abla çok meraklandı' ben onu dinlerken birisi sarılıyor bile boynuma. Bu o; lisedeyken sözlendiğim kişi, en büyük hatalarımdan biri.

Okey oynadıkları belli olan masaya oturuyoruz. Duygunun sıcak ve sevgi dolu tavırları inanılmaz derecede tiksinti verici geliyor bana. Kurtulmak için aklıma gelebilecek en saçma çözüme sarılıyor ve onlara bu gelecek olayından bahsediyorum. Hepsi beni şaşkınlıkla uzun süre dinledikten sonra, uzun süren bir sessizlik kaplıyor odayı. Yüzlerinde inanmak istemeyen sırıtmalar beliriyor başta. Ardından da anlatışımda ki gerçekçilikten kaynaklanan inanmış ama kendine itiraf edemeyen bir hal alıyor yüzleri. Halama torununa Berat adını koyduğundan bahsettiğimde, önce sırıtıyor sonra ciddileşiyor 'torunum olsa adını Berat koyardım sahiden'

Herkes ters düz olmuş düşüncelerle bana bakarken, birden yaşadığım sıra dışı olayla köşelenen jeton düşüyor. Şu ana kadar nasıl düşünmediğim için kızmaya başlıyorum kendime. Uzun Hakan, Özge, Bahar... Geçmişimdeki en önemli kişileri bulmalıyım, yani geleceğimdeki kişiler, yani hem geçmişimdeki hem geleceğimdeki kişiler... Uf aklım karışmaya başladı...

Tuhaf hisler kaplıyor bir anda her yanımı, tüylerim diken dike olmuş bir haldeyim. Gitmem lazım dediğimde önce Duygu yapışıyorlar koluma, ardından da Engin 'sinemaya gitmek için okulu astık şimdi nereye, bir rüyaya bu kadar takılıp kalmayacaksın dimi'. Bir anda sinirim tepeme çıkıyor, sanki bütün inanmışlıklarımı reddetmem istenmiş gibi geliyor bana 'o bir rüya değildi' diyerek sıyrılıyorum ellerinden.

Dışarı çıkınca düşüncelerimi toparlamaya çalışıyorum. Adaşım Hakan ve Bahar'ı bulma şansım yok, büyük ihtimalle ikisi de şu anda Trabzon sokaklarında bir yerdeler. Bu iş sandığımdan daha zor olacak anlaşılan. Anlaşılan geleceğimdeki değerli şeyleri kazanmak için geçmişimi de aynı şekil de yaşamam ve korumam lazım. Bu yüzden bütün kalbimle gitmek istediğim yer okul...

İleride beni sevecek kadının beni yine sevmesini istiyorsam, geçmişimde ondan önce başlayıp biten bir aşkı tekrardan yaşamalıyım. Beni romantik ve gerçek aşka inanır yapan, sonrasında kadınlara bakış açımı değiştiren ve beni şair yapan ilk aşkı. Sanki parça parça anıları elbise gibi üstüme giyerek, karakterimi yeniden kazanmaya çalışıyor gibiyim.

Otobüse atlayıp lisenin yolunu tutuyor, o esnada da telefona sarılıp Soner'i arıyorum. Daha sonraları kapattırmış olduğu hattından ona ulaşarak her şeyi ana hatlarıyla anlatıyorum. Hiçbir tereddüt duymadan bana inandığını söylüyor. 'Her şeyi çok merak ediyorum, geleceğimizi... Bende sinema için hazırlanıyordum ama umurumda değil okulda buluşuruz' diyerek kapatıyor telefonu.

Otobüsten indiğimde, lise yıllarımı bütün hızıyla yaşadığım yer karşımda duruyor. Kim bilir kaç kere bu geçmişe dönebilmeyi hayal ettim ve şimdi karşımda duruyor. Tek yapmam gereken ise ona doğru koşmak...

Hızlı adımlarla merdivenlerden çıkıp giriş kapısına doğru ilerliyorum. Tanıdık yüzlere selamlar vererek ilerlerken rengi ve kokusu değişiyor hayatın, onu görüyorum. Sanki ilk kez insan gören bir melek gibi şaşkın, aynı zamanda ilk kez melek gören bir insan gibi tutuğum... Aşık gibi...

Daha tanışmamış olduğumuz gerçeğiyle bakışlarıma anlam veremeden yüzüme bakıyor. Bense hiçbir şey söyleyebilecek halde değilim... Ona her şeyi anlatmak geçiyor içimden, onun hayallerini, onun korkularını, gelecek kaygılarını ve gelecekteki başarılarını... belki o zaman inanır diye düşünceler geçiyor aklımdan...

Son bir kez cesaret toplamak için gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum ve gözlerimi açıyorum...

Vantilatör sesleri ve bunaltıcı sıcağın kapladığı bir odadayım. Az önceden tuttuğum derin nefesi bırakırken düşlerim ve gerçeklerim birbirine karışıyor, çok zor geliyor inanmak. Bütün kalbimle reddetmek istiyorum geleceği... Bir anda Ankara dan Afganistan'a geçmiş olmak bile yeterince ağır. Her şey o kadar yakın ve o kadar gerçekti ki, sanki arkamı dönsem hala orada duruyor gibi...

Aklımdan gözlerimi kapatıp tekrar uykuya dalma fikri geçerken, elimdeki sıcaklığı fark ediyorum. Kafamı aşağı çevirmemle hızla fırlıyorum yataktan. Tişörtüm tamamen kana bulanmış ve hala oluk oluk kan boşalıyor burnumdan...



Benzer Konular

Görüntüleme:416, Cevaplar:8

İlginizi Çekebilir >
Alt 24-06-2010, 20:40 #2

! ÖmRümm !

Azimli Üye


Çok iLqinç
Paylaşım için teşekkürLer!!





Alt 29-06-2010, 14:13 #3

kaygısız

Foruma Alışıyor


emeğine sağlık





Alt 29-06-2010, 14:14 #4

yaqmuR'jacoP'

£şek'm .


teşekkrler





Alt 29-06-2010, 17:12 #5

sinem42

Yeni Üye

Paylaşım için teşekkürler...





Alt 29-06-2010, 19:35 #6

2733

Yeni Üye

emeğine sağlık





Alt 29-06-2010, 22:09 #7

oSmAn666

Foruma Alışıyor


İLGİNÇ !!!





Alt 30-06-2010, 10:24 #8

sana ne

!


tşkler yorumlar için.





Alt 30-06-2010, 10:56 #9

oSmAn666

Foruma Alışıyor


BİRŞEY DEĞİL





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:55 .