“GÖRÜŞMEK ÜZERE”
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 04-08-2011, 01:24 #1

Fatih

ÖZEL ÜYE

“GÖRÜŞMEK ÜZERE”


Sevgili arkadaşım İlker’in ruhuna binler fatiha duasıyla.....
Her yeni gün, güneşin ziyası kızıla çalan gökyüzünün eteklerinden tutunup dünyamıza misafir olur. Ve yepyeni bir alemin kapısına götürür bizi. Hayatla bezeli, duygularla örülü bir alemin. Geceyle hasretlendiğimiz hayata sabahla kavuşturuluruz. Furkan-ı Hakim “ Sizi geceleyin öldüren O’dur”(1) ferman eder. Ve yine “nefes almaya başladığı zaman hayat’a “(2) yemin eder. Her nefes alışımızda, kalbimizin her ritminde hayatı kucaklarız. Sonra hayatı sevgiyle öreriz, anne ve babamızı severiz, arkadaşlarımızı, dostlarımızı severiz, bir kelebeği, laleyi, menekşeyi, yağmuru, baharı, severiz. Sevmekler dünyasıdır bu. Kainatın derununa kök salan hissiyatımızla muhatap oluruz hayata. Ne ki, dünya durmamakta dönmektedir. Zaman olur, gündüz geceye kalb olur, beyaz siyaha yol alır. Siyah hayat üzerine serili bir örtü olur, ve dünyamız ışıksızlık garibliğine bürünür, “Gece ile gündüz örtülür” (3). Gündüz elimizden çıkar, meftun olduğumuz güzellikler bizden gizlenir, cemil olanlar karib olmazlar gayri. Ne ki cemil olan karib olmayınca cemilin dokunuşu ilişmez kalbimize. Bunun için mi acaba tesbihatta “Ya Cemil” ‘i “Ya Karib” takib eder.? Zaman olur Falikul Esbah sabaha ulaştırıp, yeniden kavuşturur bizi cemal tecellilerine. Siyah ve beyaz birbiri ardınca dürülür, zaman ihtiyarlanıp güze ulaşır bir gün. Menekşe solar, agaçlar çiçek libasından soyunur, hayat çekilir bir nebze canlılardan, cansızlığa bürünür, yapraklar gazel olur, kuşlar terkedip bizi göç yollarına koyulur, rüzgarın hercai esmesi kalbimizden bir yaprak koparır. Duygularımız hüzünle dolar, bir mutsuzluk yerleşir yüreğimizin köşesine. Acının kemendine bağlanır kalb. Ve gün olur bir sevdiğimiz ölür. Ölümün soğukluğunu hissederiz kalbimizin derinliğinde. Hüzün kaplar ruhumuzu, hüznümüz sevgimize tercüman olur ve gözyaşı lisanıyla damla damla anlatır kendini. Hiç düşünmemiştik oysa, severken hep ebedi sevmiştik, hep beraber olacaktık, ayrılırken bile “görüşmek üzere” ayrılmıştık. Ne zaman güz rüzgarının bir yaprağı soldurup önüne kattığını görsek, bahar da ağaç tepelerine konduracağı nermin buseleri hatırlamıştık. Ne zaman solmus gülü görsek, onun bast edilişi gelirdi aklımıza. Agacların güz garibliğinde hemhemelerini işitsek baharda giyecekleri çiçek libasları canlanıverirdi gözümüzde. Her ayrılık “görüşmek üzere” bir ayrılıktı yani. Her ayrılığın sonu duygularımızın en derunundan gelen ve ruhumuzun aşk-ı beka tercümanı olan esaslı bir “görüşürüz” sözü değilmiydi.? Firaklardan gelen feryatlar aşk-ı beka dan gelen ağlamaların tercümanı idi yani. Öyle ise ölümde ki ayrılık da “görüşmek üzere “ bir ayrılıktı. “Yer altına girmiş bir çekirdeğin hava aleminde ağaç olması gibi yer altına giren insanda, alem-i berzahta elbette bir hayat-ı bakiye sünbülü verecekti. Ve ölüm beyaz olan gündüzden siyah olan geceye kavuşmaktı belki de. Yani ölüm beyazdan siyaha, temsil den öze dönüşün bir adıydı. Siyah öze dönüşün, vatan-ı asli ye kavuşmanın rengiydi yani. Bel ki de bunun için Rasulullah (a.s.m) mekkenin fethinde siyah sarık takmıştı kimbilir? “Görüşmek üzere” bir ayrılığın asıl adı ise Refik-i Alaya kavuşmaktı. Ölmek için doğuyor, buluşmak için ayrılıyorduk. Firake değil visale müteveccihtik yani. Yusufla Yakubun visali de bir “gayabetul cubb” dan geçmemişmiydi. Dünya firaklar dünyasıydı, visal ler ise bir başka aleme kalıyordu. Asıl ve esas vazife hayatın her anını ölümden sonraki firakten münezzeh visallerle müzeyyen bir alemin boyası ile renklendirebilmekti. O boya Allah’ın boyası idi, ve “Allah’ ın boyasından daha güzel boyası olan kim?”(4) di.
İşte o zaman her anımıza aşk-ı bekanın güzelilkleri komşu olur. Ve dünyevi firakler ebedi hayatın tatlı birer kıpırtısı olur. Ve her an bitmez tükenmez visallerle dolu bir sahil-i selametin eişiğine yanaşırız. Ve duygularımız biricik şimdimize ebedi bir visal aleminin rengiyle muhatap olur. Her firak anı ebedi bir visal anının tatlı muştusunu iletir bize. Ve der ki:” Ademe değil, vucud-u daimiye sevk olunuyorsunuz”. Öyleyse ne gam...



Benzer Konular

Görüntüleme:345, Cevaplar:1

İlginizi Çekebilir >
Alt 12-08-2011, 00:24 #2

}##

Yasaklı Üye

paylaşım için teşekkürler.





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:12 .