huzur dolu bir uyku..

#1

Yaşlı, zengin ve yalnız yaşayan bir Yahudi yaşardı kentin birinde.Sakin bir yere yaptırdığı son derece lüx villasında, yüksek güvenlik donanımlı, birbirinden sadık korumaları ile bile güvensiz olduğunu hissederdi. Fabrikaları, işhanları, kuyumcu dükkanları ve daha nice gelir getiren mülkleri banka gibi para basardı adeta.
Her gece uyumadan önce, villasındaki, gizli kasasını özenle açar, içindeki serveti sayar ve yatak odasına giderdi.Ama uyumak ne mümkün? Her gece soyulacağım, adi bir hırsızın elinde can vereceğim korkusu ile sabahı sabah ederdi.Uykusuzluktan kan çanağı gibi olmuş gözlerle kalkar, gerilim dolu ifade ile işine giderdi.
Yine böyle bir sabah villasından çıkarken gördü genç sebzeciyi. Bir gece içinde tahtadan yaptığı barakasının önünde tatlı tatlı gerinmekteydi.Üst tarafı çıplaktı, altında ise, rengi soluk bir pantolonu vardı. Yalınayaktı üstelik, barakanın önündeki varildeki suya avuçlarını daldırarak, gürültü ile yüzünü yıkıyordu.Meyve kasalarının birinden iri bir elma seçti, kirli pantolonuna sürerek temizledi, iştahla kütür kütür yemeye başladı.
İster istemez bu görüntü karşısında gülümsedi ihtiyar Yahudi,daha sonra şoförüne el işareti ile devam etmesini söyledi.Genç sebzecinin neşeli, huzur dolu, yaşam dolu görüntüsü o gün hiç gözünün önünden gitmedi. Artık her sabah uykusuz geçen gecenin moral bozukluğu, sebzecinin neşeli görüntüsü bir nebze olsun azaltıyordu.Bir sabah selamlaştı, diğer sabah hal hatır sordu, bir sabah ise ayak üstü biraz konuştu.
O sabah Yahudi hayatının kararını vermeye hazırdı.Güler yüzle sebzecinin yanına gitti, dostca elini sıkıp hal hatır sordu. Ve tüm cesaretini toparlayarak şu soruyu sordu.
- Genç dostum, halinden gelirinden memnun musun? Daha fazla para kazanmak ister misin?
Genç adam gülümsedi,
-Kim İstemez ki beyim? Ama gördüğün gibi akşam kadar şu birkaç kasayı satmaktan başka bi şey yapamıyorum, belki sermayem çok olsa, işimi daha da büyütürüm ama, yok işte..
İhtiyar Yahudi gülümsedi,
-Şimdi beni dikkatle dinlemeni istiyorum,seni bir süredir izliyorum, dürüst birisin bundan eminim.Sana bir teklifim var, birkaç gün seninle yer değiştirelim, ben bu barakada yatayım, sebzelerini satayım, sen de birkaç gün benim yerime geç, işyerimi yönet, villamda kal, dilediğin her şeyi yap, al şu anahtarı da , çalışma odasındaki kasanın anahtarıdır bu, hepsi senin emrinde.
Genç adam şaşkınlıktan dilini yutacak gibiydi adeta, gözleri açarak yutkundu bir süre,
-Sen benimle şaka mı ediyorsun beyim? Diye kekeledi..Benim gibi garibanla sabah sabah eğlenme noolur?
Yaşlı Yahudi ciddi olduğunu belirtti ve şoförü ile korumalarına emirler yağdırarak, genç sebzeciyi giydirip kuşatmalarını, işi öğretmelerini söyledi, ve, ceketini, kravatını çıkararak barakaya girdi, sırt üstü attı kendini kırık somyaya, teneke çatıdaki eliklerden giren ışık huzmelerini izledi bir süre.Sonra yerinden kalktı, barakanın önüne sebze, meyve kasalarını dizdi güzelce ve müşteri beklemeye başladı. Akşam olduğunda kaldırdı kasaları, para önlüğündeki bozuk paraları saydı, daha sonra fırına gidip taze bir ekmek aldı, bir de ucuzundan bir şişe şarap, gece güzeldi, yıldızlar parlaktı, dolunayın ışıltısına cırcır böceklerinin konseri eklenince, huzur dolu hissetti kendini Yahudi, neşeyle peynir, zeytin, domatesten oluşan yemeğini yedi, ardından da şarabını şişeden içti. Uykusu gelmişti artık, içeri girip derin bir uykuya daldı.Belki de uzun zamandır böylesine uyumamıştı, çok güzel rüyalar bile gördü.
Genç sebzeci, yeni halinden, yeni görüntüsünden memnundu, salondaki boy aynasında gururla kendini seyretti, pahalı giysiler pek bir yakışmıştı. Bir zil ile gelen hizmetciler, anında ne isterse yerine getirilen emirleri eğlenceli gelmişti. Gece yatak odasına çekilmeden, kasayı açmak istedi, açıp da içindeki muazzam serveti görünce gözlerine inanamadı. Sayması epey zaman aldı, tekrar kasayı kilitleyip, anahtarı özenle boynuna astı. Gece giysileri yatağın üzerindeydi, giyinip kuş tüyü yatağa uzandı, ama gözlerine uyku girmedi nedense. Kurt düşmüştü içine, soyulmak, soyulurken hırsızların, uğursuzların darbelerine maruz kalmak korkutmuştu. Bu nedenle sabahı sabah etti, o günden sonraki geceler de aynı durum devam etti..Beşinci günün sabahında hemen barakasına koştu, yaşlı adam daha uyanmamıştı, içeri girip sarsarak uyandırdı adamı, ağlamaklıydı..
-Beyim artık bu işkence bitsin ne olur, al !! her şeyini geri al, bana şu barakamı geri ver, ben yapamayacağım.
Kaşlarını aniden çattı Yahudi
-Bas git barakamdan efendi diye çıkıştı.Ben şurada uyuduğum gibi kaç zamandır uyumadım biliyormusun? Bu zenginlik var ya, tüm o geceleri saydığın kasanın içindekilerden daha değerli, haydi yoluna, hiç kusura bakma, bu baraka benim bundan sonra, sana yedirmem.

“ Huzur ve mutluluk bazen dünyanın tüm hazinelerinden daha değerlidir, önemli olan bunları nerede bulabilmeyi bilebilmek”

İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:03 .