>>İntihar <<
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 02-08-2007, 17:19 #1

CurseD~DreamS

.....

>>İntihar <<






Düşünceli adımlarla evine doğru yürüyordu. O boş ,sesiz ,kupkuru evine doğru , kararını vermişti artık…

Ne yaparsa yapsın bir türlü eve bir neşe getirememişti. Duvarları renklendirmiş, yeni mobilyalar almış süslemiş ,püslemişti. Ama nafile evdeki kasvet bir türlü dağılmak bilmemişti. Üstelik bu çabaları evi daha komik trajikomik bir hale getirmişti. Evden hiçeri her adımını attığında rengarenk elbiseler içerisinde etrafa hüzünle bakan palyaçolar aklına geliyordu. Hayatı da öyle değil miydi sanki, ev nasıl değişsindi ki? Hayatına renk katmak için denemediği yol kalmış mıydı ki , zavallı evi gibi. Her seferinde ruhundaki kasvetin biraz daha arttığını acıyla fark etmemiş miydi sanki..

Evin kapısını açıp içeriye girerken acı bir tebessümle;



“işte şimdi hüzünlü palyaço sende kurtulacaksın ,bende bu anlamız hayattan. Daha doğrusu sen benden kurtulacaksın ,bende bu hayattan. Ümit ederim benden sonraki sahiplerin hayat dolu ,aptal insanlar olsun duvarlarını aptal hatıra fotoğraflarıyla doldursunlar. Hayatım boyunca aşağıladığım ,aptallar dediğim o insanlardan biri olmayı ne çok isterdim halbuki. Onlar gibi ufacık şeylerde sevinen hatta bir anlık sevinci yıllarca taze tutabilen anısıyla bile tekrar mutlu olabilen o aptallardan biri olmayı ne çok isterdim. Umarım bir gün duvarlarında aptal kahkahalar yankılanır, yıllardır seni hasret bıraktığım neşeli kahkahalara kavuşursun. Sana söz veriyorum eğer ölümden sonra hayat varsa bile korku filmlerindeki gibi gelip ne seni ne de hayat dolu sahiplerini rahatsız etmeyeceğim.”

>>İntihar <<

Dudaklarındaki acı tebessüm hiç silinmeden bir yandan ecza dolabında ki hapları avucuna boşaltıyor bir yandan da kendi kendine konuşmaya devam ediyordu.;

“sonunda bu anlamız ,her acının ,sevincin,üzüntünün,bir ana saklı olduğu,geçmişte kalmaya mahkum olduğu,insanı çaresizliklere iten zalim hayattan ayrılacağım ve bu sefer kararı zaman değil, doğa değil, BEN vereceğim! En azından ölüm anıma ölüm şeklime hükmedemeyecek hiç kimse ve son ,her şey bitecek ve karanlık. Ama bu benim iradem benim kararım olacak. Belki hiç kimse beni hatırlamayacak bu meydan okumayı anlamayacaklar belki ama ölümümle bir an olsun korkaklıklarını yüzlerine vuracağım onlar bunu anlamasa da yapacağım. Yıllar boyunca geçici duygularla hazlarla yetinip sonunda yatalak vaziyette bir nefes için daha yalvararak öleceğime şerefli bir şekilde buna kendim son vereceğim. Ama dur biraz ilaçlar yeterli tüpü de açmalıyım evet kaçışım olmamalı son anda korkaklık göstermemeliyim. Ömrüm boyunca bu aptallarla alay ettim, ölümümle de onlarla alay ettiğimi onların saçma kurallarını hiçe saydığımı kesinlikle belirtmeliyim. Acaba bir mektup mu bıraksam yo, yo, gerek yok soğuk kaskatı bedenim onlara yazılamayacak pek çok şeyi anlatacaktır.” Yatağında oturmuş elinde haplarla düşünmeye devam etti.

Hem benim mektubum kimin umurunda olur ki ne mektubum ne de ölümüm. Kimin umurunda ki? İnsanlar tozpembe hayalleriyle yaşadığı dünyalarında bir gerçekçiyi ne yapsınlar ki? Demiş ya şair “Dante gibi ortasındayım ömrün” ben de “Nietsche gibi sonundayım ömrün “ Acaba çıldırdım mı onun gibi ama onun çılgınlığına kim karar verdi ki?

Deliler arasında bir akıllı nasıl görünürse ben de insanlara öyle görünüyorum . beni deli olarak görmeleri yetmezmiş gibi onlara gerçekleri hatırlattığım için beni kasvetli karanlık birisi olarak görüyorlar.

-Yazık demişti Nietsche “yanlış zamanda dünyaya geldim bu çağdakiler beni anlayamaz” onlar gibi olamıyorsam hem onları hem bu evi hem de kendimi kurtarmalıyım. Yapayalnızım nasılsa arkamdan üzülecek kimse yok nasılsa…

Acaba cesedim kaç gün sonra bulunur, yada kaç hafta sonra gazetelerin birinde belki de bir yerel gazetenin iç sayfalarında köşelerde bir yerde ölümüm hangi sözcüklerle ifade edilir. Her neyse onlarda kurtulacak ,bu evde , ben de…

İlaçları komodinin üzerine bırakarak tüpü açmak için mutfağa doğru yöneldi. Tam o sırada bir ezan sesi sessiz evin içine doluverdi. Öyle ki sanki evin içinde,hemen yanı başında okunuyordu. Sanki yalnızca ona hitap ediyordu. Her kelime kulaklarında ayrı ayrı yankılar yapmaya başladı. Sesin şiddetinden mi ,şaşkınlığından mı yoksa yaklaşan ölümün korkusundan mı bilinmez daha fazla ilerleyemedi. Olduğu yere , daracık koridorda ki halının üzerine çöküverdi.kendini okunan ezanın sarhoşluğuna bıraktı.

Neydi acaba anlamı küçükken hatırlayamadığı birisi anlatmıştı ona galiba. “haydi namaza ,haydi namaza HAYDİ KURTULUŞA HAYDİ KURTULUŞA “diyordu bir yerlerde galiba. Küçükken ezan dinlemeyi ne kadarda severdi. Ama o günlerden şu ana kadar geçen zaman içerisinde , yıllar boyunca sanki hiç ezan sesi duymamıştı ,sanki bu ülke de hiç ezan okunmamıştı. Sanki küçükken yasaklanmıştı da ilk defa şu an okunmaya başlamıştı. Ne yapmıştı ki o uzun yıllar boyunca. Şimdi düşününce sanki bir girdabın içine yuvarlanmış ve o girdap onu buraya ,bu eve ,bu ana atmıştı. Neredeyse her türlü fikri akımı her türlü yaşam tarzını denemiş kitaplar okumuş ve intihara sürüklendiği bu anlarda hiçbirinin onu doyurmadığını aksine önce tatmin eder gibi olsa da sonrasında daha fazla doyumsuzluğa çaresizliğe sürüklediğini fark etmişti.

Din ise sanki küçüklük hatıralarında ve korkakça yaşlılık günlerinde yaşanan, ihtiyarlığın acısına katlanabilmek için ebedi gençlik hayalleriyle sımsıkı sarılınan MARKS’ın deyimiyle bir afyon gibi görünmüştü gözüne. Görünmekten öte sanki kazınmıştı beynine. Beyninin bir köşesinde gerçekliği tartışılmaz bir olgu bir düşünce haline gelmişti okul çağlarından bu yana.

Oysa üniversitede dalga geçtiği karşısına alıp konuşmaya değer bile bulmadığı ,gerici dediği gençler ne kadar huzurlu görünürlerdi. Her zaman yapacak ne çok işleri olurdu ne yapsak acaba diye sıkıntıdan patladıkları anlarda.

Onlar hayatlarına renk katmak için ne yapacaklarını şaşırırken ,tüm hazlara doyup her şeyden sıkılmışken nasıl da acıyarak bakarlardı o gençler. Dahası aralarından cesur olanları gelir konuşmaya çalışırdı. Ne yazık ki ne anlatmaya çalıştıklarını delicesine merak ettiği şu anda hiçbir şey hatırlamadığını çünkü tek kelimesini bile dinlemediğini acıyla fark etti.

Ya doğruysa inandıkları Allah yaşadıkları hayat doğruysa ve kendisi çukura saplanmışsa…

- Haksızlarsa bile afyon dediğimiz dinleri ,onları uyuşturduğu ve tatmin ettiği için benim hiç sahip olamadığım kadar huzurlu bir hayata sahip değiller mi? Ve benim hiç sahip olamadığım bir hedefleri var. İnandıkları Allah’ın rızasın kazanmak ve bu onları iyi bir yaşam sürmeye zorluklara göğüs germeye metanetle karşılamaya itiyor. Öldükleri zamansa onlar da toprak olacak ben de .

Başı ellerinin arasında sessiz çığlıklar atıyordu beyni içten içe kaynıyordu sanki. Gözlerinin önünde bir bataklık vardı. Bataklığın içerisindeyse kendini hayal ediyordu sadec eli kalmıştı dışarıda boğulmak üzereydi ,tutunmaya çalışıyordu.sayıklar gibi tekrar etmeye başladı;

- Ya doğruysa ,ya haklılarsa ,ya ölümden sonra hayat varsa . Ya iddia ettikleri gibi yaşamımız ve yaptıklarımız için hesap vereceksek. Ya doğruysa. Ya doğruysa. Ya haklılarsa…

Uzun süre bu şekilde bekledi çok uzun süre düşündü tüm hayatını tanıdığı insanları düşündü. Karşıt ,benzer görüşlerden tanıdığı herkesi ve o gericileri(!).

Ayağa kalktığında ise kararını vermiş insanların parıltısı vardı gözlerinde. Doğru veya yanlış kararını vermişti. Yatak odasına gitti ve tüm ilaçları avucuna aldı renkli hapları seyretti bir süreve avucunda haplarla mutfağa gitti ve hepsini fırlatırcasına çöpe attı;

- Denemeye değer, toprak bir süre beklesin vücudumu bekleyen böcekler de biraz daha sabretsin. Ve hüzünlü evim sende biraz daha bekle. Dışarı çıkmak üzere kapıya doğru yöneldi, çıktığında ise en yakın camiye doğru gidiyordu. Seyretmekle başlayabilirdi.

Birkaç yıl sonra ise aynı evde pencereden dışarıyı seyrediyordu,yine acıyordu insanlara ,yine yüreği buruktu ama huzursuzca değil ve alayla hiç değil.

- Bilmiyorlar Ya Rabbi diyordu Bilmiyorlar.

Aklına nietsche geldi birden “yazık ki tüm dehana rağmen sen de bilmiyordun Nietsche. Zaman değildi yanlış olan mekandı. Yazık…



Benzer Konular
  • intihar var...
    intihar var içer'im'de ve hani güz geldi diye ıslanıyor ölüm aklında hiç yokken tanrının... yaşa...


Görüntüleme:927, Cevaplar:10

İlginizi Çekebilir >
Alt 03-08-2007, 15:30 #2

bns

Deneyimli


paylasım için tşkler cnm





Alt 03-08-2007, 15:35 #3

^^erdog^^

~[G]~a~M~z~[E]~


emeğine sağlık





Alt 11-08-2007, 17:41 #4

CurseD~DreamS

.....


Teşekkürler





Alt 11-08-2007, 17:48 #5

DAMLA IRMAK

blueonesmile


emeğine sağlık canım





Alt 11-08-2007, 23:46 #6

Vişиє

için şu zıkkımı


yuregıne saglık guzelmıs





Alt 12-08-2007, 13:46 #7

CurseD~DreamS

.....


Teşekkür ederim.Bakan gözlerinize sağlık





Alt 13-08-2007, 16:47 #8

piskop@t_girl

Foruma Alışıyor

tebrik edeim emeğine sağlık..





Alt 13-08-2007, 17:16 #9

DaphNe

Azimli Üye

PayLa$. için saqoL





Alt 14-08-2007, 17:13 #10

umutsuzkız

Foruma Isınan Üye

paylasım için tesekkurler





Alt 19-08-2007, 23:33 #11

CurseD~DreamS

.....


Rica ederm bakan gzlerinize sağlık





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:42 .