***Altın Vuruş***
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 29-10-2007, 00:19 #1

aşк-ι ѕüкũη

ÖZEL ÜYE

***Altın Vuruş***


Altın Vuruş (1)

—Yeter anne yeter bu kadar da sıkıştırılmaz ya!
—Kızım sen ne diyorsun? Ben sana karıştım da ne yaptım?
—Daha ne yapacaksın ki, oraya gitme, bunu yapma, şununla konuşma bıktım bu evden de sizden de.
Özlem annesinin şaşkın ve korku dolu gözlerinin önünden kapıyı vurup çıktı. Vakit akşam ezanı üzereydi. Dışarısı kararmıştı. Ay ise Ekim ayının soğuk bir gününde bulutların arkasına gizlenmişti. Belki de üşümemek için bulutların ardından çıkmıyordu. Özlem, hafiften yağan yağmur tanelerinin altında bilinçsizce yürüyordu. Ayakları kendisini o güne kadar morali bozulduğunda gittiği arkadaşı Burcu’nun evine götürdü. Zili çaldı. Gözleri boş boş bakıyordu.
Kapıyı üstünde dekolte bir gecelik olan yirmi beş yaşlarında, düz ve uzun sarı saçları omuzlarından dökülen bir kız açtı.
—Sen! Bu saatte ne arıyorsun? Hani eve gidecektin?
—İçeri almayacak mısın?
—Ne demek ya gel, dedikten sonra Özlem’i eve aldı. Sonra sağa sola bakarak kapıyı kapattı.
—Ne oldu anlat bakalım? Böyle moralsiz bir şekilde…
—Ne olacak her zaman ki gibi dırdır ve güvensizlik kokan sözler tırmaladı kulaklarımı. Artık annem çekilmez oldu. Ben de kapıyı çarptığım gibi evi terk ettim. Daha fazla dayanamazdım.
—İyi ettin be Özlem. Artık genç bir kızsın. Özgürsün. İstediğin gibi davranmak senin de hakkın. Bizi doğurdular diye üzerimizde bekçi olmaya hakları yok. Gel sana bir iğne yapayım da rahatla.
Burcu, ilk önce Özlem’in koluna bir lastik sardı. Sonra da damardan bir iğne yaptı. İğnenin etkisiyle Özlem kendinden geçti. Oturdukları divana uzandı. Uykuda çok masum görünüyordu. Kıvırcık saçları yastığın etrafından sarmaşık gibi sarkıyordu.
Bu sırada Burcu, telefonu almış birilerini arıyordu.
—Mösyö bu gün bir kuş daha kondu. Yuvadan uçmuş. Sığınacak bir dalı yok. Sıcak bir dosta ihtiyacı var.
-…………………………………….
—Tamam anladım. Uyandığı zaman size getiririm. Sanıyorum özgürlük şarkıları çaldıkça bizim yuva kuşsuz kalmayacak. Anne babalar da bizlere yardım ediyor. Onları anlamak yerine, daha çok işimize yarayacak şekilde tepkisel oluyorlar.
-…………………………………..
—Peki efendim bir daha böyle konuşmam. Anladım. Bye.
Burcu sinsi bir gülüşle divanda yatan Özlem’e baktı. Sonra mini barda doğru yöneldi. Bir kadeh viski alarak bu yeni gelen sermayenin tadını yudumlamaya başladı.
Bu sırada Özlem’in evinde annesi ağlıyordu. Kızına ne olduğunu bir türlü anlamıyordu. Sadece onun iyiliğini istiyorlardı. Bunun için de bir anne ve baba olarak onu uyarmaya çalışıyorlardı.
Zil sesi kendisini gözyaşlarından uzaklaştırdı. Gözlerini elleriyle sildi. Kapıya yöneldi. Selim gelmiştir diye düşündü. Kapıyı açtı.
—Hoş geldin Selim.
—Hoş bulduk. Nasılsın?
—Şey iyiyim. Ne olsun her zaman ki gibi. Temizlik, yemek derken gün geçiyor.
Selim içeriye geçti. Çeketini çıkarıp vestiyere astı. Divanın üstündeki kumandayı alarak televizyonu açtı. Haber kanallarını taramaya başladı. Hep karamsar haberlerdi. Ölüm, cinayet, trafik kazaları, terör haberlerin birinci sırasında yer alıyordu. bu sırada karnının açlığını hatırladı.
—Hanım daha yemek hazır değil mi? Karnım zil çalıyor.
—Tamam, şimdi hazırlıyorum.
Selim uzandığı divandan kızına seslendi.
—Özlem kız Özlem, bana bir bardak su getir.
Selim’in sesi karşılık bulmamıştı. Sesi bumerang gibi dönerek kendisine gelmişti.. bu sefer daha yüksek bir şekilde seslendi;
—Kız Özleeeeeeem sana sesleniyorum. Bir bardak su ver dedim.
Songül Hanım içeriye girdi. Selim’in sesine özlem’in yerine karşılık verdi.
—Buyur bey ne istiyorsun?
—Senden değil Özlem’den istedim. Hangi cehennemde? Ne yapıyor yine?
—Şey…
—Ne geveleyip duruyorsun söyle be!
—Özlem evde yok.
—Nasıl yani yok? Şimdi evde değil mi?
—Hayır, evde değil. Kapıyı çarptı ve gitti.
—Nasıl yani gitti? Nereye gitti?
—Ne bileyim işte gitti, dedikten sonra gözyaşları bir pınar gibi akmaya başladı.
—Sus be ağlamaya kes! Ne oldu söyle bakalım?
—Ne bileyim işte bazı arkadaşlarıyla gezmemesini söyledim. Nerede kaldığını sordum. “Bıktım artık” diyerek kapıyı çarptığı gibi gitti.
—Bu kıza son haftalarda ne oldu böyle? Süslenmekten başka bir şey düşünmez oldu. Kendi başına buyruk davranışları arttı. Ben çıkıyorum.
—Nereye gidiyorsun? Dur ben de geleyim.
—Sen evde kal. Ben karakola gidip haber vereceğim. Sen de Özlem’in bazı arkadaşlarını ara.
Selim hırs ve öfkeyle çeketini giydiği gibi dışarıya çıktı. Bu sırada Songül Hanımda telefona yöneldi. Tek tek okul arkadaşlarını aramaya başladı. Ama hepsinden de olumsuz cevap aldı.



Benzer Konular

Görüntüleme:1141, Cevaplar:3

İlginizi Çekebilir >
Alt 29-10-2007, 00:20 #2

aşк-ι ѕüкũη

ÖZEL ÜYE


Altın Vuruş (2)

Özlem yavaş yavaş kendine geliyordu. Burcu ise viskisini içmiş televizyon seyrediyordu. Özlem’in ayıldığını görünce yanına gitti.
—Kalk kardeşim kalk. Seni iyi bir insanla tanıştıracağım. Sana hem para kazandıracak hem de özgürce göklerde uçmanı sağlayacak.
Özlem uykudan yarı ayılmış gözlerle Burcu’ya baktı. Lavaboya giderek elini yüzünü yıkadı. anlamız gözleri evi gezindi. Burcu’ya dönerek;
—Ya Burcu sen de olmasan ben kime gidecektim. Beni anlayan kişi bir tek sensin. Sağol kardeşim.
—Önemli değil be Özlemciğim. Arkadaşlık bu günlerde belli olur değil mi? Hadi hazırlan gidelim. Sana benim elbiselerimden vereyim. Daha şık ve zarif görünürsün.
Özlem, Burcu’nun mevsim normallerinde giyilmeyecek derecede açık elbiselerinden birini giyindi. Ev de bunları giyinseydi kıyamet kopardı. Ama şimdi istediği gibi giyiniyor ve kimse de kendisine karışmıyordu. Üstelik yakıştığını söyleyerek kendisine iltifatta bile bulunuyordu. İki arkadaş hazırlandıktan sonra kapıya yöneldiler.
Selim mahallenin biraz ilerisindeki karakola varmıştı. İçeriye girerek komiserle görüşmek istediğini söyledi. Kendisini amirin odasına aldılar. Amirin karşısına geçerek;
—Sayın amirim bu akşam kızım evden kaçmış. Başına bir kötülük gelir diye korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.
—Nasıl yani kaçmış haberin yok mu?
—Efendim ben gelmeden önce annesiyle tartışmış, sinirlenerek kapıyı çarpıp çıkmış.
—Belki arkadaşlarına gitmiştir. Onları aradınız mı?
—Eşim arayacak ama ben umutlu değilim. Çünkü son aylarda oldukça asabileşti. Hiç söz dinlemez oldu. Okulu da fazla taktığı yoktu. Onun için doğruca yanınıza geldim.
—İstersen evi bir ara ondan sonra ne yapacağımıza bakalım.
Amirin bu sözü üzerine Selim izin isteyerek evi aradı. Ama tahmin ettiği gibi arkadaşlarının hiçbirinde yoktu. Amire evden aldığı cevabı iletti. Amir;
—Peki, sizin şüphelendiğiniz veya gideceğini tahmin ettiğiniz bir yer var mı?
—Şey doğrusunu isterseniz var sanıyorum. Geçenler de kendisine bir telefon gelmişti. Lavaboda olduğu için bakamayınca ben baktım. Burcu isimli okuldan olmayan bir kızdan telefon gelmişti. Babası olduğunu ev ne istediğini sorunca telefon kapandı. Sonra kızıma kim olduğunu sorunca iyi bir arkadaşı olduğunu söyledi.
—Peki, bu kızın nerede oturduğunu biliyor musun?
—Bir gün merak ederek takip etmiştim. Sultan mahallesinde oturuyor.
—Bir ekip vereyim bakın. İnşallah dediğin gibi oradadır. Kızınıza biraz daha ilgili olun. Hadi şimdi sen çık, dışarıda bekle.
Selim dışarı çıktıktan sonra amir bir ekip hazırlatarak Selim’in yanına verdi. Doğruca Burcu’nun evinin olduğu yere gittiler. Evin ışığı yanmıyordu. Bir polis arabadan inerek kapının zilini çaldı. Cevap veren olmayınca uzun uzun tekrar çaldı. Ancak ev sessizliğini bozmamakta ısrarlıydı. Kimseyi bulamayınca tekrar karakola döndüler. Durumu amire rapor ettiler. Evin tam yerini öğrenince amir Selim’e;
—Efendi bu ev zaten bizim gözetimimiz altında. Uyuşturucu ve kadın tacirliği hususunda takipte bulunuyor. Sen merak etme. Ben bu gece bir ekibi nöbetçi bırakacağım. Bir gelişme olur olmaz hemen sana döneriz.
Selim amirin bu sözü üzerine omuzları çökmüş bir vaziyette karakoldan çıktı. Hafiften çiseleyen yağmurun altında dalgın bir şekilde yürümeye başladı. Kızının doğumunu ilk yaş günü kutlamasını hatırladı. Nasıl da sevinmişlerdi. Uzun zaman çocukları olmamıştı. Sonra göz aydınlığı olarak Özlem dünyaya gelmişti. El bebek gül bebek yetiştirmişlerdi. Belki de çok şımartmışlardı. Gençlik döneminde gerektiği kadar ilgilenememiş sadece ekonomik anlamda isteklerini karşılamışlardı. Gereken sevgi ve ilgiden onu mahrum bırakmışlardı. Bu düşüncelerle ayaklarının onu eve getirdiğini bile fark etmedi. Bilinçsizce zili çalarak içeriye girdi. Songül’ün sorularını duymadı bile.





Alt 29-10-2007, 00:21 #3

aşк-ι ѕüкũη

ÖZEL ÜYE


Altın Vuruş (3)

Burcu ve Özlem’in bindiği araba sileceklerini çalıştırarak ilerliyordu. Şoförün sürüşünden talimata gerek kalmadığı anlaşılıyordu. Belli ki tanıdık bir yere gidiyordu. Özlem, Burcu’ya dayanmış yarı uykulu bir vaziyetteydi. Burcu ise özlem’in saçlarını okşuyordu. Araba büyük bir modern bir lokantanın yanından sağa döndü. Beş katlı lüks bir binanın önüne geldiğinde arabanın farlarını söndürerek durdu. Arkaya dönerek;
—Geldik bayanlar haydi iyi eğlenceler, diyerek onları bıraktıktan sonra oradan uzaklaştı.
Burcu kendisine sarılan Özlem’in koluna girerek ona destek oldu. Beraberce daireye girerek asansöre bindiler. Burcu üçüncü katın düğmesine bastı. Sinsi gözlerle Özlem’i süzüyordu. Sanki bu haliyle özlem daha da masumlaşmıştı. Gözleri “abla ne olursun bana acı” der gibiydi. Burcu ise bu bakışların kendisine getireceği kazançtan başka bir şey düşünecek durumda değildi. Asansörden çıktıktan sonra sekiz numaralı dairenin ziline bastı. Kapıyı ağzında piposu olan biraz göbekli, kırmızı yanaklı, saçlarının ön tarafı kel bir adam açtı.
—Buyur prenses merakla seni bekliyordum.
—Mösyö bu güzel kızımızı seninle tanıştırmak istedim. Oldukça cesur ve özgür bir kızdır. Ailesini falan taktığı yok. Kendi başına karar verecek ve ailesini terk edecek kadar özgür.
—Ben böyle cesur kızları çok severim. Sen bize bir şeyler hazırla bakalım, dedikten sonra Özlem’in gözlerinin içine baktı. Aç kurtların vahşiliği okunuyordu adamın gözlerinde.
—Ne kadar güzel gözlerin varmış senin. Seninle iyi vakit geçireceğimize inanıyorum. Hadi bana eşlik ette rahatlayalım.
Bu sırada Burcu’nun getirdiği votka dolu bardağın birini alarak Özlem’e uzattı. Özlem bu güne kadar kendisine böyle iyi davranılmadığını düşünüyordu. Adamın elinden bardağı aldı. Yavaşça dudaklarına götürdü. Burcu ise işveli bakışlarını Özlem’in bedeninde gezdiriyordu. Mini barın yanındaki müzik setinden yabancı bir parça çalıyordu. Özlem içkinin etkisiyle kendisinden geçmişti. Başını tutarak koltuğa doğru ilerledi. Sonra da oraya yıkılıverdi.
Burcu mösyö Joker’e sırıtan bir yüzle bakarak;
—Uyku ilacı koymuştum. Size karşı koyarak zor durumda bırakmasın diye.
—İyi düşünmüşsün prenses. Sen bu işin hakkını veriyorsun. Primine zam yapacağım. Bunu hak ediyorsun. Senin gibi efendi görünümlü ama sinsi bir tilkiyi nereden bulabilirim.
—Teveccühünüz efendim. Kızlarımız bu özgürlük sevdasıyla yanıp tutuştukça daha niceleri sizin yatak odanızı süsleyecektir. Ben bir şey yapmıyorum. Sadece onlara özgür bir kız olmanın güzelliğini anlatıyorum. Onlar da bana takılıp hayatlarını yaşıyorlar.
Kel adam Özlem’i iri kollarına alarak yatak odasına doğru ilerledi. Burcu adamın arkasından sırıtarak bakıyordu. Alacağı primin artışı gözlerindeki hırsı kamçılamıştı. Daha fazla kız, daha fazla prim demekti. Yıkılan hayaller, absürtleşen hayatlar, donuklaşan gözler onun umurunda değildi. Ve kapı kapandı. Burcu yabancı müziğin eşliğinde kendi kendine dans etmeye başladı. Kısa bir süre sonra o da koltuğu düşerek sızdı.





Alt 29-10-2007, 00:22 #4

aşк-ι ѕüкũη

ÖZEL ÜYE


Altın Vuruş (4)

Güneş bu sabah gülen yüzünü göstermemişti. Etraf hala soğukluğunu ve donukluğunu muhafaza ediyordu. İnsanların yüzleri de sabahın ritmine ayak uydurmuştu. Sanki kavgalı bir gecenin sabahını yaşıyor gibiydiler.
Bu sırada Özlem yavaş yavaş kendine geliyordu. Gözleri açılırken sanki oda başına yıkılacakmış gibi geliyordu. Bir kazan içki içmiş gibi sarhoş hissediyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı. Ama birden gözleri yatakta çıplak bir şekilde uzanmış olan kel adama takıldı. Şaşırdı. Bu sırada kendisini karşıdaki dolabın boy aynasında gördüğünde yıkıldı. Kendiside çırılçıplaktı. Saçları dağılmış, gözleri morarmıştı. Kalktı aynada kendisini süzdü. Güzellik işte ortadaydı. Hem de kendisine anne ve babası karışmıyordu. Hiç tanımadığı bir adamın yatağında sabahlamıştı. Genç kızlık diye bir kaygısı kalmamıştı artık. Pencereyi açıp dışarıya baktı. Gök ağlıyordu, kendisi gibi gencecik çocukların özgürlüğe, uyuşturucuya ve servete kurban edilişine.
Kendinde değildi. Anlamsız gözlerle etrafa baktı. Babası yaşında bir adam kendisine özgürlük veriyordu, genç kızlığını alarak. Çıplak bir vaziyette kapıya yöneldi. Üzerine aldığı örtü yavaşça elinden kayıyor ve bedeninin en mahrem yerlerini bile fütursuzca sergiliyordu. Kardeşim dediği Burcu ise bir koltukta hala uyuyordu.
Kenarda sehpanın üstünde duran bir toz torbasını gördü. İlk önce anne babası canlandı gözlerinde. Sonra gelinliği ve evliliğini hayal etti. Ağlayan bir annenin dua eden dudaklarından yankılanan sesi duymuyordu. Eğildi sehpadaki tozu burnuna götürdü. Çekti çekti çekti. Hayat çekildi gözlerinden. Özgürlüğe uzanan bir yol çekilen bir nefes beyaz toza kurban edilmişti. Pürüzsüz bembeyaz bedeni bütün masumluğuyla yere uzanmıştı.
Dışarıda yağmur yağıyordu. Baba ağlıyor, anne ise dua ediyordu. Özlem ise özlediği hayata kanat çırparken tam hayallerinden vurulmuştu. Bir kuş gibi özgürlüğü hayal ediyordu. Ama avcıların pusuda durduğunu ve çeşitli tuzaklarla küçücük yüreklerinden vurarak hayatlarını alacaklarını düşünememişti.
Bir babanın kızgınlığı, bir annenin azarlaması tanımadığı bir adamın yatağında bulunmaktan çok daha iyiydi. Bunu anlayacak kadar tecrübe yaşamamıştı zavallı özlem.
Dışarıda yağmur yağıyordu. Gök ağlıyordu gençliğin mahkûm edilmeye çalışıldığı özgürlük kaderine. Modern bir yaşam hevesiyle evlerini terk eden kızlar, lüks yataklarda kel ve göbekli adamların iğrenç arzularına yem oluyorlardı.
Elveda özgürlük. Özlem’in dudakları mosmor olmuştu. Mösyö Joker ise ayıldığında keyifli bir geceyi bir genç kızın yıkılan hayalleriyle geçirmenin mutluluğuyla gerindi. Yanında Özlem’i göremeyince umursamaz bir tavırla kalktı. Yatak dağılmış, örtü yerlerde geziyordu. Odanın kapısı açıktı. Dışarıya baktı, Özlem yerde yatıyordu. Burcu’ya uyandırdı.
—Kalk şu kaltağı yok et.
Bir genç kızın özgürlük hayali ******lığın acımazlığında göklere kanat çırpmıştı.







Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:00 .