*** Telefon***
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 04-11-2007, 16:36 #1

aşк-ι ѕüкũη

ÖZEL ÜYE

*** Telefon***


Tuğçe ile evde oturmuş her zamanki korkunç gecelerimizden birini yaşıyorduk. Korkunç diyorum çünkü; Tuğçe korku filmi seyretmeyi çok seviyor ve ben her ne kadar sevmesem de ona eşlik etmek için bu duruma katlanıyordum. Filmin en gerilimli sahnelerinden birine gelmişti sıra, Tuğçe heyecanla gözlerini televizyona dikmiş neler olacağını beklerken zavallı ben kalp atışları içerisinde elime aldığım minderi yüzüme tutarak bakıp bakmamak arasında korkuyla gerilmiş bir halde gidip geliyordum. Tam gerilimin en doruğa ulaştığı anda ikimizde bizim ev telefonunun o avaz avaz sesiyle havaya sıçradık. Ömrümden ömür gitmişti. Tuğçe hanım kendisininde sıçramasına aldırmadan benimle dalga geçerek gülüyordu. Benim rengim benzim solmuştu telefona cevap verecek durumda değildim. Tuğçe telefonu açtı. Tuğçe'nin yüzündeki ifadeden birşeylerin ters gittiğini anladım. Telefondaki ses Gülfem'di ve ağlıyordu, beyoğlu'nun ücra köşesindeki barlardan birinde olduğunu, kendisini çok kötü hissettiğini yanına gelmemizi istediğini ağlayarak söylüyordu.
Tuğçe, Gülfem ve ben çocukluktan beri arkadaştık. Ben konservatuar tiyatro bölümünde okuyordum, Tuğçe müzik, Gülfem ise; psikoloji bölümünde okuyordu.
Tuğçe ile alelacele hazırlanıp apartmandan dışarı çıktık. Biraz sonra bir taksi gördük, adamı durdurup hemen arabanın içine atladık. "Beyoğlu'na lütfen." dedim. Saat gece yarısını geçiyordu. Bizim oradan Beyoğlu'na giden yollar ise oldukça tenhaydı. İkimizde çok endişeliydik.Gülfem'e birşey olmasından korkuyorduk. Beynimizi kemiren düşünceler yüzünden ikimizinde ağzını bıçak açmıyordu. Bir süre sonra Tuğçe gerilmiş bir vaziyette elimi tuttu. Çaktırmadan şoförü işaret etti. Adam sık aralıklarla dikiz aynasından sanki bizi yiyecekmiş gibi ikimizi birden kesiyordu. Bir anda buz kestik içimize tarifi imkansız bir korku yayıldı. Geçtiğimiz sokaklar bomboş ve karanlıktı. Adam caddeden gitmek yerine bu ara sokakları kullanmayı tercih etmişti. Adam bir sokaktan diğerine sapıp duruyordu. Bir ara titrek ince bir sesle "Beyefendi caddeden gitseydik daha kestirme olurdu" dedim. Adam dikiz aynasından ikimize birden korkunç bir bakış fırlattı, ters bir tavırla "Buralar daha kestirme" dedi. Tuğçe daha fazla dayanamadı, korkudan bembeyaz olmuş yüzüyle bana döndü. " Hilal boşver inelim, başka bir taksi buluruz." Ben de çok korkuyordum ama sokaklar o kadar tenha ve karanlıktı ki, arabadan inmeyi gözüm yemedi. "Dur bakalım biraz daha sabret, dışarıya baksana in cin top oynuyor. Şimdilik arabada olmak daha güvenli." Adam bir süre sonra şoför koltuğunun altından birşey çıkardı. Bir poşetti bu. Poşetin içinden gazete kağıdına sarılmış bir şişe çıktı. Adam bir yandan arabayı kullanıyor, diğer yandan da gazeteyi yırtıyordu. Gazeteyi yırttığında bunun bir şarap şişesi olduğunu gördük. Adam dişleriyle mantarı çıkartıp attı, sonra da bir güzel kafaya dikti. Tuğçe ile ikimizin gözleri korkudan fal taşı gibi açılmıştı. Adam dikiz aynasından arsız arsız gülerek şişeyi bize doğru uzattı "Siz de bir yudum almaz mıydınız?İyi gelir gevşetir sizi..." dedi. Tuğçe tuttuğu elimi daha da sıkarak "Dur şurda, ineceğiz." dedi. Adam o yüzünden hiç eksik etmediği arsız gülüşü ile "Buralar tekin değildir." dedi. Tuğçe daha fazla dayanamıyordu "Hemen durdur arabayı, yoksa avazım çıktığı kadar bağırırım." dedi. Adam birden ani bir fren yaptı. "Aman be ne haliniz varsa görün." diye parladı. Tuğçe çantasından acele ile çıkarttığı parayı adamın önüne atıp beni çekiştirerek arabadan indi. Adam sinirini belli etmek istercesine uzun bir patinaj çekerek karanlığın içinde kaybolup gitti.
Bomboş ve karanlık sokakta iki ürkek kedi yavrusu gibi kalakaldık. Tuğçe söylenip duruyordu "Hayvana bak ya, dağ başımı burası." Ben korku ile etrafımı süzüyordum. Tuğçe'ye "Peki şimdi ne yapacağız?" dedim. Sonunda Tuğçe sinirinden sıyrılıp içinde bulunduğumuz durumun farkına vardı. O da çok korkuyordu ama sakin olmaya çalışarak "Sokağın sonuna doğru yürüyelim belki başka bir taksi buluruz" dedi. Karanlık ve ıssız sokakta ilerlemeye başladık. Bir süre sonra arkamızda beliren ayak seslerini fark ettik. İkimizin de geriye dönüp bakacak cesareti yoktu. Kısa bir süre sonra iki kişinin nefesini ensemizde hissettik. Sonra birden önümüzü kestiler. İki tane serseri tipli adamdı bunlar. İsterik dışı birden Tuğçe ile birbirimize yaklaştık. Adamlardan biri "Ne o yavrular, böyle gecenin bir vakti tek başınıza ne yapıyorsunuz burada?" Ben Tuğçe'nin elini tutup biraz gerileyerek "Çekilin be, eşkıya mısınız siz?" dedim. Lafı diğeri kaptı " Hem şirin hem de hırçınlar..." Her iki adam da etrafımızda dönüp bizi süzmeye ve sözlerle taciz etmeye başladılar. Adamlardan uzun boylu olanı "iyi mal düşürdük bu gece." Diğeri Tuğçe'nin etrafında dönerek "İyi malda ne kelime derya kuzusu oğlum bunlar derya..." Tuğçe ile artık ne yapacağımızı şaşırdık avazımız çıktığı kadar bağırmaya yardım istemeye çalıştık. Adamlar birden panik oldular. Arkamızdan dolanıp ağzımızı kapatmaya ve sürüklemeye çalıştılar. Bir süre boğuştuk fakat erkek kuvveti galip geldi. Bizi köşe başında duran arabanın içine tıktılar. Onlardan ayrı bir de şoför vardı. Adam son hız gaza bastı. Arabanın içinde deli gibi çırpınıyorduk. Sonra ıssız bir yerde müstakil bir evin önüne geldik. Etrafta tek tük ağaçlar dışında başka hiçbir şey yoktu. Bizi kavradıkları gibi evin içine sürüklediler. Kanepenin üzerine fırlattılar. Uzun boylu olan " Uslu uslu oturun. Biz hemen döneceğiz. Gelince şenlik yapacağız sizde hazırlansanız iyi edersiniz." diyip kapıyı üstümüze kilipleyip gittiler. Kapıyı zorlayarak açmaya çalıştık ama nafile camlarda açılmıyordu. Artık yapacak bir şey yoktu. Onlarla arabada boğuşurken çantalarımızı da düşürmüştük, telefon etmemizde imkansızdı. Tuğçe bir köşeye çekilip hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı, ben de başka bir köşede sessizce ağlıyordum. Tuğçe'ye "İçinde bulunduğumuz duruma bak. O çok sevdiğin korku filimlerinin içindeyiz sanki. Tuğçe şimdi ne yapacağız?" diyebildim titrek bir sesle. Tuğçe sessiz bir çığlık atar gibi baktı gözlerimin içine ve kafasını bacaklarının arasına gömerek ağlamaya devam etti. Bu sırada kapının açılma sesiyle irkildik. Birde baktık arabasından zorla indiğimiz taksi şoförü karşımızda, hemen arkasında da diğer üç adam. İkimizinde korkudan dili tutuldu. Tuğçe neredeyse bayılmak üzereydi ki; adamların arkasından elinde doğum günü pastası ile Gülfem belirdi. "İyi ki doğdun korku filimlerinin vazgeçilmez kızı." diyerek Tuğçe'ye üflemesi için pastayı uzattı. Arkadanda bütün arkadaşlarımız belirdi. Hepbir ağızdan "İyi ki doğdun Tuğçe"diye bağırıyorlardı. Tuğçe yaşadığı olayların etkisiyle hala etrafa şaşkın şaşkın bakıyordu. Tuğçe'nin yanına yaklaşıp yanağından öptüm "bundan sonra bize zorla senin şu müthiş korku filimlerini izletmezsin umarım." diyip eline onun için aldığım hediye paketini sıkıştırdım.
Sonra ne mi oldu? Ne siz sorun ne ben söyleyeyim...
Tuğçe seyrettiği korku filimlerinin hakkını verircesine bir canavara dönüştü. Canımızı zor kurtardık...

alinti !!



Benzer Konular

Görüntüleme:654, Cevaplar:3

İlginizi Çekebilir >
Alt 04-11-2007, 16:49 #2

Serseri Gönlüm

Deneyimli


Teşekkürler duygucum





Alt 04-11-2007, 18:23 #3

* $aRi__seqeR *

Forum Üstadı

emgıne sqlıq





Alt 04-11-2007, 19:41 #4

seker_seyh

Azimli Üye


güseldi kız haklı ama napsın
emeğine sağlık





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:50 .