Peygamberimiz’in Liderlik Yonu...
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 17-06-2009, 09:03 #1

яσ¢кη

« Figen »

Peygamberimiz’in Liderlik Yonu...



Peygamberimiz’in Liderlik Yonu

Gunumuzde liderlikle ilgili degisik yaklasimlar bulunmaktadir. Takim calismasini, toplumun katilimini ve isteklerini dikkate alarak kararlarin alindigi kolektif liderlik, ahlâkî degerlerle uyusan ve insanlara daha fazla deger veren etik merkezli liderlik, insanlarin, maasin otesinde sahsî ve meslekî gelisimlerini de koruyup gozeten ve toplam kalite yonetimini benimseyen, insanlarin butun hayatini zenginlestiren ve deger katan ilke ve deger merkezli liderlik ile hizmetkâr (hizmetci) liderlik bunlardan birkacidir. Hizmetkâr liderlikte sahip olunan guc ve kuvvet, calisanlarin her turlu ihtiyacinin karsilanmasi icin kullanilir.

Peygamberimiz'i bu tur liderlik yaklasimlarindan birisiyle degerlendirmek yeterli/dogru degildir. Ancak mutlaka bir benzerlik kurmak gerekirse hizmetkâr liderlik tanimi Allah Resûlu’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) liderlik profiline yakin/benzer gorunmektedir. Hizmetkâr liderlik anlayisi, diger liderlik modellerinden cok farkli bir lider profili ongormektedir.

Hizmetci ile liderin bir arada olmasini saglayan ve iki rolu sentezleyen hizmetkâr liderlerde su on vasfin bulunmasi ongorulmektedir: 1) Dinleme becerisi 2) Empati 3) Iyilestirme 4) Farkinda olmak 5) Ikna etme gucu 6) Kavramsallastirma 7) Ileri gorusluluk 8) Cobanlik (Emniyet) 9) Insanlarin gelismesi ve buyumesine hususi ihtimam gosterme 10) Is hayati disinda kucuk birliktelik saglayici gruplar ve topluluklar insa etme.

Hazreti. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayati incelendigi zaman, bu ozelliklerden daha fazlasinin O’nda bulundugu gorulecektir. Biz, bu makalede herhangi bir liderlik modelini olcu almadik. Ama genel olarak basarili bir liderde ve idarecide bulunmasi gereken ve dikkat cekici olan temel liderlik vasiflarina gore Efendiler Efendisi’nin bu yonunu ele almaya calisacagiz.

Peygamberimiz’in Liderlik Vasiflari

1. Cesareti
Bir liderde bulunmasi gereken ozelliklerden biri cesarettir. Lider, gozu kara, yuregi de pek olmalidir. Zaman gelir o, tek basina kalabilir. Fitrî cesareti, onu iste o anda zilletten kurtarir. Davasini ve idealini yalniz gogusleme zorunda bulundugu boyle bir anda lider, arkasinda binlerce insan var gibi davranabilmelidir ki, varilmasi gereken hedefe ulasabilsin. Lider, asla olumden korkmamalidir. Her seyden korkan, urken sevk ve idarede lider olamaz.

Cesaret, diger butun olumlu ozelliklerin guvencesidir. Kuvve-i maneviyenin temel dinamiklerinden biridir. Insan, olumsuzluklarla mucadele etmeye hazir ve her turlu zorlugu asmaya azmetmisse mucadele icin gerekli diger ozellikler de arkadan gelecektir.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) fitraten cesurdu. Hayatinda bir kere bile korkaklik emaresi sayilabilecek bir tavri olmamistir. Islâm tarihi, Resûl-i Ekrem’in azim ve cesaretine sehadet eden bir abidedir. Resûl-i Ekrem, butun Arabistan sirk icinde yuzdugu sirada, yalniz basina tevhid sancagini kaldirmis, buyuk bir dusmanlik âlemi ile yalniz basina mucadele etmisti. Azim ve cesareti sayesinde asilmaz gibi gorunen butun engelleri asmis ve tek basina basladigi mucadelenin sonunda bir gun, cevresinde yuz bin insan toplanmisti.

Butun hayati cesaret ornekleriyle dolu olan Peygamber Efendimiz’in, cesaretiyle ilgili en guzel misaller, savaslarda gosterdigi yigitlik ve kahramanliklarda ortaya cikmaktadir. Hazreti Ali gibi cesur bir sahabî diyor ki "Bedir savasinda baktim ki Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) siginiyor, O’nun arkasina sokuluyoruz. O ise dusmana hepimizden daha yakin durumdaydi. Hepimizin en cesuru O idi."

Lider, zor anlarin adamidir. Gercek liderler kriz donemlerinde ve kritik anlarda ortaya koyduklari performansla kendilerini gosterirler. Peygamberimiz bu yonuyle erisilmez bir cesaret timsalidir. Huneyn Savasi'nda ordu dagilma tehlikesiyle karsi karsiya kalinca atini mahmuzlayip one atilmak istemesi ve “Ben Peygamber’im bunda yalan yok, ben Abdulmuttalib’in ogluyum.” diye haykirmasi orduya cesaret asilamis ve yeniden toparlanmasini saglamistir.

2. Kararliligi
Liderler inandiklari davayi buyuk bir kararlilikla savunmalidirlar. Davasina kararlilikla sarilmayan liderler baskalarini yonlendiremez, onlari heyecanlandirip ask u sevke getiremez, dolayisiyla kendileri de basarili olamazlar.

Liderin sundugu mesajlardan hicbiri hayatla zitlasmamali ve o, bu mesajlarin gecerliligi hususunda, hem bugun hem de yarinlar adina emin olmalidir. Bir insan, gozleriyle gordugu bir vak’âyi, nasil hic cekinmeden ve tereddut etmeden anlatir, anlatirken de asla yalanlanacagindan korkmaz; zira kendinden emindir! Lider de sundugu mesajlarda ayni duyguyu ve ayni emniyeti tasimali ve o mesajin dogruluguna, gozuyle gordugu bir hâdiseden daha kat’i inanmalidir. Hattâ, muvaffakiyeti icin sadece kendi inanci da kâfi degildir. Ayni zamanda bu mesajin hayatla zitlasmamasi da gerekmektedir. Yani sunulan mesajlar, hayatin donen carklari icinde, tipki sirli kapilarin acilip kapanmasi gibi onlarin acilis ve kapanisini kendi hesabina degerlendirmeli ve o kapilara takilmamalidir.

Peygamberimiz bu yonuyle de ulasilmaz bir ululuk sahibi olarak karsimizda durmaktadir. Insanlarin buyuk kabul ettikleri pek cok liderin hayatina baktigimiz zaman degisik sarsinti ve kararsizliklar gorulebilir. Hic sarsilmadan konum ve durusunu koruyabilen lider yok denecek kadar azdir. Ama Peygamberimiz, sikintinin her cesidine maruz kalmasina ragmen davasi adina hic sarsinti yasamamis ve hâdiseler karsisinda kendine has durusunu daima muhafaza etmistir. Onun bu kararliligidir ki, sahabe gibi, inandiklari dava ugrunda canlarini seve seve feda eden ornek bir cemaat yetistirmistir.

Nebiler Sultani’nin Mekke’de cekmedigi sikinti kalmamistir. En buyuk destekcileri olan hanimi ve amcasini pesi pesine kaybetmis ama O, sarsilmamis, davasi adina umitsizlige ve kararsizliga dusmemistir. Davasi icin Mekke’de calmadigi kapi, dolasmadigi panayir kalmamistir.

Sikintilar karsisinda sarsilmadigi gibi, Mekkelilerin davasindan vazgecmesi karsiliginda teklif ettikleri dunyevî imkan ve nimetleri de elinin tersiyle itmis ve kendi mesajlarini anlatarak durusundan taviz vermemistir.

3. Hizli ve Isabetli Karar Verebilmesi
Her lider, seri ve sihhatli karar verme ozelligine sahip olmalidir. Bilinen bir husustur ki, karar verme, yapilacak islerin esasi mesabesindedir. Ancak, her karar isabetli olmadigi gibi, vakitsiz de olabilir. Ister gecikme, isterse vaktinden erken verilen kararlar, asla isabetli kararlar degildir. Onun icin, bir liderin aldigi karari, siradan bir karar olmaktan kurtaran husûsiyet, zamaninda ve isabetli alinmis olmasinda aranmalidir.

Cok âni karar verilmesi gereken hayatî anlar vardir. Lider, bu anlarda, siradan insanlardan ayrilir ve kendi buudunu yasar. O keskin zekâsiyla âniden karar verir, verdigi karar da tam isabetlidir. Halbuki ekseriyetle acele verilmis kararlar isabetten uzak olurlar. Cunku, isabet ve acele birbirinin zittidir. Iki zit ise bir arada zor bulunur. Iste bu zor anin adami liderlerdir. Onlar bu zitlari cok kolay bir araya getirebilirler.

Ozellikle kriz zamanlari ve sikintili donemler, gercek liderlerin ortaya cikmasina ve yine gercek liderlerin siradan lider ve idarecilerden ayrilmasina vesile olmasi bakimindan onemlidir. Normal zamanlarda verilen kararlarin onemi fark edilemeyebilir. Ama insan hayatinda oyle anlar vardir ki, orada verilecek bir karar hayatî onemi haizdir. Ve yine oyle anlar vardir ki, orada hemen karar verilip harekete gecilmelidir. Bazen boyle durumlarda her bekleme ve gecikme, basarisizliga ve belki de hezimete bir adim daha yaklasma anl..... gelebilir.

Peygamberimiz’in fiyaskoyla sonuclanan bir karari olmamistir. Tam aksine O, verdigi yerinde kararlar sayesinde yenilgiyi de zafere donusturmeyi basarmistir. Ozellikle Uhud Savasi bu konuda en guzel orneklerden biridir..

Peygamberimiz, hizli karar verme ve hareket etme ozelligini olumsuz durumlara mani olmak icin de kullanmistir. Benî Mustalik seferinde munafiklarin basi Abdullah bin Ubey bin Selûl’un yaktigi fitne atesinin meydana getirebilecegi kotu sonuclari bu metotla bertaraf etmistir. Abdullah bin Ubey bin Selûl, Cahcâh bin Mes’ûd el-Gifarî ile Sinan b. Veber el-Cuhenî arasinda su sebebiyle cikan catismayi iyi kullanmis ve oraya gelen munafiklari Peygamber Efendimiz aleyhine su sozuyle kiskirtmistir: “Topraklarimizda bizi rahatsiz ediyorlar. Kureys’ten Musluman olanlarin bize karsi durumu eskilerin ‘Besle kargayi oysun gozunu!’ sozu gibidir. Medine’ye donunce aziz olanlar zelil olanlari oradan cikaracaktir.”

Peygamberimiz, fetanetinin bir boyutu olan suratli muhakemesi ve karar vermesi sayesinde dogmakta olan fitneyi yok etmistir. Abdullah bin Ubey’in sozunu isitir isitmez orduya yola cikma emri vermis, otuz saate yakin yol gidilmis, insanlar yorgun dusmus ve mola verdikleri zaman hemen uyumak zorunda kalmislardir. Boylece fitne cikartacak konu hakkinda konusulmasina engel olmustur.

4. Problemleri Cozmesi
Bir liderde bulunmasi gereken ozelliklerden biri de her turlu problemin ustesinden gelebilme kabiliyetidir. Modern yonetim anlayisinda yonetici, ayni zamanda “problem cozen kisi” olarak da tanimlanir. Bu acidan yonetim, problem cozme sanatidir, denebilir.

Yonetimde, yoneticinin varliginin sebebi, problem cozmektir. Cunku yoneticiye surekli olarak problem getirilir ve bu bunlari cozmesi istenir. Yoneticinin yonetimdeki basarisi da problem cozmedeki basarisi ve becerisine gore degerlendirilir. Zira, bir kisinin bilgisini ve yetenegini ortaya koyan basari kistasi, problem cozme kabiliyeti ve basarisidir.

Bir liderin, cemaati ve arkasindaki insanlar tarafindan her yonuyle husn-u kabul gormesi ve onun guvenilir, itimad edilir bir insan haline gelmesi; ferdî, ailevî, ictimaî, iktisadî, siyasî, o topluma ait butun problemleri cozmesine baglidir. Bir lider arkasindaki insanlarin boyle ferdî, ailevî, ictimaî problemlerini cozdugu olcude kabul gorur ve onlar tarafindan sevilir, sayilir, omuzlara alinir, bayraklastirilir ve ebedlere kadar ona sahip cikilir. Iste Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem), insanlik icin butun problemleri cozen boyle bir liderdi.



Benzer Konular

Görüntüleme:673, Cevaplar:2

İlginizi Çekebilir >
Alt 17-06-2009, 09:04 #2

яσ¢кη

« Figen »


Hazreti Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ozellikle, Haceru’l-Esved icin yaptigi hakemlik, Medine’ye hicret edince hicretin getirdigi problemleri Ensar-Muhacir arasinda kardeslik tesisi ve Medine Anayasasi ile cozmesi, Huneyn ganimetlerini dagitilmasi meselesinde cikan problemi hemen cozmesi vahiy buudlu nuranî bir firasetin sahibi oldugunu ve problemleri cozmedeki essizligini gostermektedir.

5. Insan Yetistirmeye Onem Vermesi
Bir liderde bulunmasi gereken vasiflardan biri de insan yetistirmeye onem vermesidir. Onem vermek, onemli oldugunu soylemek degildir; bizzat insanlarin yetismesiyle mesgul olmak ve bunu ihmale tahammulu olmayan bir vazife olarak gormektir.

Gunumuzde liderlik ve yoneticilik anlayisiyla ilgili cesitli yaklasimlar bulunmaktadir. Insan yetistirmeye onem verme konusu, ozellikle hizmetkâr liderlik anlayisi icerisinde oldukca onemli bir yer tutmaktadir. Bu yaklasima gore, lider, insanlarin gelismesi ve buyumesine ozel ihtimam gostermelidir. Zira, her insan ozel bir onem ve degere sahiptir. Bundan dolayi lider, her ferdin buyuyup gelismesine ozel gayret sarfeder ve emri altinda calisanlarin veya sorumlu oldugu fertlerin sahsî, meslekî ve ruhî gelisimlerini tamamlamalari icin sahip oldugu butun gucu kullanma hususunda mesul oldugunun suurundadir.

Liderin en buyuk sermayesi insandir. Bundan dolayi lider, raiyetinin her yonden gelisip yetismesine calismali, bunun icin gerekli imkân ve ortamlari hazirlamalidir.

Peygamber Efendimiz bizzat kendisinin bu yonune isaret ederek, “Ben muallim olarak gonderildim.” buyurmaktadir. O, okuma-yazma bilmeyen ummî bir toplum icinde nes’et etmisti. Bundan dolayi okuma-yazma orani oldukca dusuktu. Resûl-i Ekrem Efendimiz, ozellikle Medine doneminde bu konuda seferberlik baslatti. Bu maksatla mescidin bir kismini bu ise tahsis etti. Buraya Suffa denmekteydi. Suffa ilk Islâm universitesidir. Bizzat Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) burada dersler veriyordu; fakat henuz baslangicta bulunanlara okuma-yazmayi ve Kur’ân’i ogretmek uzere diger bazi ogretmenler de vazife goruyorlardi. Ubâde bin Sâmit, Kur’ân ve okuma-yazma ogreten muallimlerden birisidir. Bunu bizzat kendisi ifade etmekte ve Suffa ehlinden bazilarina Kur’ân ve yazi yazmayi ogrettigini soylemektedir. Yine, Abdullah bin Said el-Âsî de Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafindan Medine’de halka yazi yazmayi ogretmek icin
gorevlendirilenlerdendir.

Peygamberimiz’in bu konudaki dikkat cekici bir uygulamasi da Bedir esirlerine yaptigi muamelede ortaya cikar. Bedir esirlerinden yazi yazmayi bilen kimseler vardi. O sirada Ensar’dan guzel yazi yazan kimse bulunmamaktaydi. Esirlerden hic mali olmayanlarin, on cocuga yazi yazmayi ogretmesi karsiliginda serbest birakilmasi kabul edildi. Zeyd bin Sâbit de Ensâr cocuklarindan bir grup icinde o sirada yazi yazmayi ogrenmistir..

Medine’de Suffa’nin yani sira egitim-ogretim faaliyetleri mahallelere de yayginlastirilmistir. Bu maksatla daha henuz hicretin ikinci yilinda Mahreme bin Nevfel’in evinde Dâru’l-Kurrâ adinda ve Kur’ân ogretimine tahsis edilmis yeni bir okul faaliyete gecirilmistir.

Peygamberimiz’in calismalari kisa surede netice vermis ve O, 23 yillik risaletinin sonunda bedevî bir toplumdan, butun insanlara rehberlik yapacak aydin bir cemaat cikarmistir.

6. Ikna Etme Gucu
Bir liderde bulunmasi gereken ozelliklerden biri de ikna etme gucudur. Lider, karar verirken sahip oldugu makamin otoritesini kullanma yerine, o kararla alâkali insanlari ikna etme metodunu kullanir. Zorlama yerine muhataplarin akil ve kalblerine hitap ederek, akillarini, hislerini ve ruhlarini da fethederek onlara is yaptirir.

Nebiler Serveri’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatina baktigimiz zaman bu hususu acikca musahede etmekteyiz. O, muhataplarini ikna etmeye calismis, onlarin akil ve kalblerine de hitap etmistir. Huneyn ganimetlerinin dagitilmasi hususunda ortaya cikan problemin cozumu icin Ensara yaptigi konusma bunun en guzel gostergesidir. Kendisine gelip zina etmek icin izin isteyen Culeybib’e soyledikleri de muhataplarini ikna etme yonunu gosteren guzel bir misâldir.

7. Sorumluluk Duygusu
Lider, bir mesuliyet insanidir. Sorumluluklarini yerine getirme mevzuunda, ne karsisina cikan engellerin zorlu ve asilmaz olmasi ne de imkânlarin genisligiyle gelen yasama zevki, rahat ve rehavet onu yolundan donduremez ve ona mukellefiyetlerini unutturamaz. Uzerine aldigi mesuliyetleri mutlaka yerine getirir. Yapip ortaya koydugu hizmetler karsisinda herhangi bir ucret ve mukafat beklemez. Bu ozellik “cobanlik” kelimesiyle de ifade edilmektedir ki, Peygamberimiz’in “Hepiniz bir cobansiniz ve guttugunuzden mesulsunuz.” hadisi bu hususu ifade etmektedir.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tam bir mesuliyet insaniydi. O’nun sorumlulugu tebligdi. Butun insanlara tek tek Allah’i anlatmakti. O’nun ilk vazifesi buydu. Zaten teblig her peygamberin varlik gayesidir. Teblig olmasaydi, peygamberlerin gonderilisi de mânâsiz ve gayesiz olurdu. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) teblig vazifesini yapma hususunda cok hirsliydi. Kur’ân’in ifadesiyle insanlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edecekti.

8. Ileri goruslu olmasi
Lider, yarinlara uzanan yolda insanlara rehberlik yapan insandir. Lider, yurudugu yolun neticesini gorebilmelidir. Bu da, liderin ileri goruslu olmasiyla mumkundur. Ileride olmasi muhtemel hâdiseleri onceden gorebilme kabiliyetini tanimlamak zor olmasina ragmen, bu isi yapabilenleri tespit etmek kolaydir. Onceden gorme sezgiyle alakali bir maharet olup liderin gecmis ve bugunun realitelerinden dersler alip bugun alinan kararlarin gelecekteki muhtemel sonuclarini anlamasina yardimci olur. Liderin ileri goruslu olmasi, ortaya koydugu ilke, prensip ve fikirlerin tutarli olmasi acisindan da onemlidir. Bulundugu sartlari asamayan bir insanin verdigi kararlar nihaî olmaz. Bugunku kararlariyla yarin soyleyecegi seyler celisebilir. Bu durum da, arkadan gelen insanlar arasinda gorus ayriligina sebep olabilir. Ayrica lidere olan guven de sarsilabilir.

"Peygamberimiz ileri gorusluydu." demek hem eksik hem de bir manada saygisizlik ismam edebilir. O’nun ileri goruslulugunu, peygamberlik vasfindan ayri olarak degerlendirmemiz mumkun degildir. O, bir peygamberdi. Peygamber oldugu icin de, bunun tabiî bir neticesi olarak icinde bulundugumuz mekanin dar sinirlarini asiyor ve bizim icin gayb olan âlemlerle irtibata geciyordu.

Hazreti Peygamber’in ileri goruslugunu tespit icin sadece Hudeybiye sulhunun maddelerinin incelenmesi bile kâfi gelecektir.





Alt 17-06-2009, 09:04 #3

яσ¢кη

« Figen »


9. Raiyetini Sevmesi ve Onlar Tarafindan Sevilmesi
Peygamberimiz'in, ozellikle ashabiyla olan munasebetlerinin karsilikli sevgi temeline dayandigini soyleyebiliriz. Zaten lider, raiyetinin her ferdi, kendini ona en sevgili bilecek kadar insanlari seven ve onlar tarafindan da ayni olcude sevilen seckin bir ruhtur. Hem onun raiyetine hem de raiyetinin ona guveni tam olmalidir. Lider, ozuyle ve zâtî hususiyetleriyle her zaman kendini hissettiren ve gonullerde yasamasini bilen bir sahsiyettir. Peygamberimiz de seven ve sevilen bir liderdi. Oyle ki her fert kendini O’na en sevgili sanirdi. Yine her fert kendini O’nu en cok seven insan olarak kabul ederdi. Peygamberimiz'i taniyip iman ettikten sonra, O’na kizdigi icin Muslumanliktan ayrilan bir insan olmamistir. O, beraberinde bulundugu herkese, yakinligini hissettirmesini bilmistir.

10. Kabiliyetleri Tespiti ve Degerlendirmesi
Lider, insan sarrafidir. O idaresi altindaki insanlari herkesten cok daha iyi tanir. Kimi nerede, ne kadar ve ne maksatla istihdam edecegini; kime hangi isi gordurecegini bilmeyen ve bunda isabet kaydetmeyen insan, iyi bir lider olmak soyle dursun, siradan bir idareci bile degildir.

Peygamber Efendimiz, cevresindeki insanlari tanimada da essizdir. O, arkasindaki insanlari cok isabetli ve yerli yerinde istihdam etmistir. Kime hangi vazifeyi vermisse muhakkak ki mevcut arasinda o ise en liyâkatlisini hem de tam bir isabetle tespit etmistir. Oyle ki, O’nun peygamberliginin hicbir delili olmasaydi, sadece insanlarin istidat ve kabiliyetlerini kesfedip kullanmasi ve her insani yerli yerinde vazifelendirmesi, fertlerin enerjisinden tam istifade etmesi ve bunlarda da hic yanilmamasi; yani kimi nereye koymussa onu sonuna kadar orada tutmasi (bir kisim belirli sahislarin belli hislerine mudârâtin disinda) ve kimi nereye yerlestirmisse hayatinin sonuna kadar onun orada kalmasi peygamberliginin ispati icin yeterli olurdu.

11. Temiz Bir Gecmise Sahip Olmasi
Bir liderin gecmisinin temiz olmasi kendisini tohmet altinda bulunduracak bir fiilinin bulunmamasi cok onemlidir. Gunumuzde pek cok yoneticiyi sikintiya sokan ve yoneticilik/liderlik kariyerlerinin bitmesine sebep olan hususlardan biri, bir donemde yaptiklari hatalar ve yanlis islerdir. Oysa Hz. Peygamber 40 yasina kadar aralarinda bulundugu bir topluluk icinde tertemiz gecmisiyle bilinmis ve kendisine her firsatta “Muhammedu’l-Emîn” denmistir. O, peygamberliginden once de nebi gibi yasamistir.

SONUC
Basarili bir lider ve idarecide bulunmasi gereken vasiflar cogaltilabilir. Ancak burada yer verdigimiz bazi ozellikler acisindan bile bakildigi zaman Efendimiz’in liderlik yonuyle farki ortaya cikacaktir. Ideal liderlik profiline O’nun hayatinin konulmasi, gunumuz insanini sapmadan ve egoizm muhtevali liderlik tavirlarindan koruyacaktir. Cunku Allah Resûlu (sallallahu aleyhi ve sellem) insan-i kâmil ufkunun en buyuk temsilcisidir.





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:21 .