Rasululah sallallahu aleyhi ve sellem'in Allah-u teala'tan nasıl korktuğuna bak!
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 12-10-2012, 17:56 #1

(¯`•¸•´¯)ẓἔvᾄł_

Foruma Alışıyor

Rasululah sallallahu aleyhi ve sellem'in Allah-u teala'tan nasıl korktuğuna bak!



Enes (r.a)’ten şöyle dediği rivayet edilmiştir

“Rasulullah (s.a.s) vaktinde malların fiyatı yükselmişti. Bunun üzerine sahabeler

Rasulullah’a gelerek:
“Ey Allah (c.c)’ın rasulü! Malların fiyatı yükseldi. Bizim için fiyatları tayin et!” dediler.

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

“Fiyatları sınırlandırabilecek olan ancak Allah’tır. Rızkı o çoğaltır, o azaltır. Ben; hiç kimseye kan ve malda zulmetmemiş olduğum ve hiç kimsenin de benden birşey taleb etmediği bir halde Allah’a kavuşmayı dilerim.”
(Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace ve başkaları sahih senedle)
~~~~~~~~~

İşte bu hadis gösteriyor ki, Allah-u teala'nın izni olmaksınız, pek önemi olmayan çarşıda bir malın fiyatını sınırlandırma hususunda bile Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hüküm verme hakkı yoktur. Şimdi, önce Rasululah sallallahu aleyhi ve sellem'in bu konuda Allah-u teala'tan nasıl korktuğunu düşün!

Sonra da onun ayakkabası kadar bile değeri olmayan insanlara, kanun koyma hakkını verenlerin durumuna bir bak!

Onlar, sadece pazardaki malların fiyatını sınırlandırma hakkına sahip olduklarını iddia etmekle kalmamış, aynı zamanda koydukları fiyatlara muhalefet edenlere ceza uygulamışlardır. Bununla da yetinmeyip, daha önce açıkladığımız gibi, kanun koyma hususunda Allah-u teala'tan başka kendilerine de yetki vermişlerdir.

Yazıklar olsun onlara!

Yok olsun onlara!

Allah-u teala kanun koyma hakkının yalnız kendisine ait olduğunu, bu konuda hiçbir ortak kabul etmediğini, bu konuda ortaklık iddia edenlerin batıl olduklarını, bu yaptıklarının kötü ve şirk olduğunu, cezasının cehennem olduğunu kesin bir şekilde bildirmişken ister arap olsun ister olmasın, İslam devleti olduklarını iddia eden devletlerin yesağı, kanun koyma yetkisini kullara vererek:

"Kral, cumhurbaşkanı veya başbakan, millet meclisiyle beraber kanun koyma hakkına sahiptir" demektedir.

Ne olursa olsun, kim olursa olsun, hüküm verme (kanun koyma) hususunda hiç kimsenin Allah-u teala'ya ortak olma hakkı yoktur. Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Hükmünde hiçbir şeyi ortak kabul etmez." (Kehf: 26)

Yine ne olursa olsun kim olursa olsun, Allah-u teala'nın kanununa karşı hiç kimsenin herhangi bir itiraz hakkı yoktur. Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Allah hükmeder, O'nun hükmünü iptal edecek hiçbir kimse yoktur." (Ra'd: 41)

Aynı şekilde, Allah-u teala'nın hükmüne boyun eğme hususunda hiç kimsenin seçim hakkı yoktur. Her bir fert kaza, kader ve yaratılma hususunda nasıl muhayyer olmayıp isteyerek veya istemeyerek Allah-u teala'nın emrine boyun eğiyorsa, aynı şekilde kanun koyma hususunda da muhayyer olmayıp Allah-u teala'nın kanunlarına boyun eğmek zorundadır. Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçme hakları yoktur. Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir." (Kasas: 68)

Mümin ve müslüman olduğunu iddia eden bir kişi nasıl Allah-u teala'nın kaderine ister istemez boyun eğiyorsa, Allah-u teala'nın şeriat ve hükümlerine de tam olarak, şeksiz şüphesiz bir şekilde boyun eğmesi gerekir. Allah-u teala şöyle buyuruyor:

"Şüphesizki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir." (A'raf: 54)

"Allah ve rasulü bir konuda hüküm verdiğinde inanmış erkek ve kadınların artık işlerinde başka yolu seçme hakları yoktur. Her kim Allah'a ve rasulüne başkaldırırsa apaçık bir şekilde sapmış olur." (Ahzab: 36)

Mü'min olmak ve cenneti kazanmak isteyen kimselerin durumu işte budur!

Fakat müslüman ve mü'min olmak istemeyen, cenneti bırakıp cehenneme gitmek isteyen kimseler böyle değildir. Onlar muhayyerdir.

Böyle kimseler bütün dünya işlerinde Allah-u teala'nın şeriatine boyun eğmedikleri, kalpleri ve organlarıyla bu şeriate tam teslim olmadıkları, Allah-u teala'nın şeriati dışındaki her türlü şeriati ve onlara boyun eğenleri reddedip tekfir etmedikleri müddetçe sakın kendilerini müslüman görmesinler.

Bu sadece şeytanın aldatıp kandırması ve boş umutlarla oyalamasından başka bir şey değildir. Böylelerine şöyle diyoruz:

"Allah-u teala'tan başka ibadet ettiklerinize ve sizlere yazıklar olsun! Artık akletmez misiniz?"

Kim Allah-u teala dışında kanun koyanlara rıza gösterir, koydukları kanunları kabul eder, onları tekfir etmez, onlardan beri olmaz, yine bu kanunlara tabi olanlardan da beri olup onları tekfir etmezse, kanun koyma hakkını kendinde gören bu kişileri Allah-u teala'la beraber bir rab edinmiş ve onlara kölelik yapmış olur. Böylece bu kanun koyucular da onun ilahı ve putu olmuş olur.

Bil ki "şirk"; Allah-u teala'ya ibadet etmeyi reddetmek değil, Allah-u teala'ya ibadet etmekle birlikte başka ilahlara da ibadet etmektir. Herkes nefsi için bir yol çizsin!

Herkes için iki yol vardır:

- Ya mü'min ve muvahhidlerin yolu
- ya da facir ve kafirlerin yolu...

Ya Allah-u teala'nın vahyettiği halis dini
ya da beşerin uydurduğu asrımızın yesağı anayasa (demokrasi vs.) dini...

"Dinde zorlama yoktur. Hak ile batıl ayrılmıştır. Tağutu inkar edip Allah'a iman eden kimse kopmak bilmeyen sapasağlam kulpa tutunmuştur." (Bakara: 256)



Benzer Konular

Görüntüleme:694, Cevaplar:1

İlginizi Çekebilir >
Alt 13-10-2012, 00:48 #2

TaM{1}Manyak

Mutsuz.


Adaletine Kurban Olduğum ..

ALLah Razı OLsun





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:26 .