Peygamber Efendimizin Annesi Hz. Amine'nin Vefatı
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 20-07-2017, 06:14 #1

M. A.

Forumun Tiryakisi

Peygamber Efendimizin Annesi Hz. Amine'nin Vefatı



ALLAHIN rahmeti ve bereketi üzerinize olsun sevgi ve saygıdeğer arkadaşlar!

Bugün sizlerle EFENDİMİZ (S.A.V.)'in Annesi Hz. Amine'nin vefatını paylaşmak istiyorum.
Lütfen bu paylaşımıma değerli zamanınızın bir kaç dakikasını ayırın zira zerre kadar zarara uğramayacak ve pişman olmayacaksınız inşALLAH!

Evet...

... Peygamber Efendimizin Annesi Hz Amine'nin Vefatı


Hz. Âmine, Kâinatın Efendisi oğluyla Medine"de bir ay kaldıktan sonra, Mekke"ye dönmeye karar verdi. Akrabalarıyla vedalaşarak şehirden ayrıldılar.

Çöl seccadesinde üç yolcu: Hz. Âmine, şanlı evladı ve Üm­mü Eymen... Hep­si­nin de mana âleminde bir başkalık vardı. Aziz anne ve şerefli evladının ruh­larını, ayrılık ve hasret rüzgârı dalga dalga dövüyordu.

Henüz genç yaşta ve evliliklerinin ilk aylarında ebedî âleme yolcu ettiği ko­casını hatırlayan Hz. Âmine"nin gözleri oluk oluk su akıtan bir pınarı andırı­yordu. Resûl-i Kibriya Efendimiz de, aziz annesinin bu gözyaşlarına dayana­mıyor, o da ışıl ışıl ağlıyordu. Damla damla akan gözyaşları, rahmet yağmuru gibi elbisesini ıslatıyordu.

Henüz yolu yarılamışlardı ki Hz. Âmine aniden rahatsızlandı. Peygamberi­miz ve Ümmü Eymen"i bir telâş kapladı. Gittikçe şiddetini artıran hastalık kar­şı­sında ne yapabilirlerdi?

Ebva köyü yakınlarında bir ağacın gölgesinde konakla­maktan başka elle­rinde çare yoktu. Hz. Âmine"nin dizlerinden güç kuvvet çekilmişti ve kendisini tutamayarak aniden yere yıkılıverdi. Üstünü örttüler. Hz. Âmine, hastalığın şiddeti içinde ter döküyor, Sevgili Peygamberimiz ise, onu kaybedeceği ve an­nesiz kalacağı endişesi içinde gözyaşı akıtıyordu. Sanki her şey kendileriyle birlikte lâl kesilmişti. Yerde ses yok, gökte sükût hâkimdi.

Hz. Âmine, yerde halsiz bir şekilde yatıyordu.

Bir ara Peygamberimiz kendini toparlayarak, “Nasılsın anneciğim?” diye sor­du.

Gönlü şefkat hazinesi anne, biricik yavrusunun üzülmesini istemiyordu. Şiddetiyle kıvranıp durduğu hastalığının ağır ol­duğu hissini uyandırmamak için, “İyiyim canım oğlum, bir şeyim yok” diye cevap verdi.

Bu birkaç kelimelik konuşmadan sonra da kendinden geçti. Artık hastalık, konuşacak takati dudaklarından çekip almıştı. Bir ara “Su” dediği işitildi. Yay­dan fırlayan ok hızıyla Peygamber Efendimiz, aziz annesine suyu yetiştirdi.

Hz. Âmine suyu içti. Su kabıyla birlikte ciğerpâresinin yumuşacık ellerini de tuttu. Gözlerini açtı. Efendimizin nur saçan simasına doya doya baktı ve el­lerini bir anne şef­katiyle okşadı!

Kâinatın Efendisi bir ara, annesini biraz doğrultup, başını kucağına aldı. Gözlerinden akan mübarek yaşlar, annesinin omuzlarına Nisan yağmuru gibi düşüyordu.

Hz. Âmine"nin ruh ve kalbinde feryatlar kopuyor, fırtınalar esiyordu. Koca­sını kaybediş ızdırabına, şimdi de oğluyla vedalaşma hasretini mi ekleyecekti? Bu dayanılmaz bir ızdırap, çekilmez bir dert idi. Kendisini yakalayan hasta­lık­tan daha çok, bu ayrılık onu ya­kıp kavuruyordu! Ama ne yapabilirdi? Bu, İlâhî Kader"in değişmez hükmüydü!

Hz. Âmine, kendisini yakalayan hastalıktan kurtulama­ya­cağını artık anla­mıştı. Son olarak, güneş gibi parlayan nur yavrusunun yüzüne, ayrılık ve has­retin verdiği duygu içinde baktı; ellerini doya doya kokladı ve dilinden şu cümleler döküldü:

“Ey, dehşetli ölüm okundan, Allah"ın yardım ve ihsanıyla yüz deve karşılı­ğında kurtulan zâtın oğlu! Allah, seni aziz ve devamlı kılsın. Eğer rüyada gör­düklerim doğru ise, sen Celâl ve bol ikram sahibi olan Allah tarafından Âde­moğullarına helâl ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin. Sen, ceddin İbrahim"in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin. Al­lah, seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten koru­yacak ve alıkoyacaktır. Her yaşayan ölür, her yeni eskir; yaşlanan herkes zevâl bulur. Her şey fanidir, gider. Evet, ben de öleceğim. Fakat ismim ebedî yad edilecektir. Çünkü tertemiz bir evlat doğurmuş, arkamda hayırlı bir yad edici bırakmış bulunuyorum.”[1]

Acıklı ve adeta istikbâlden haber veren bu sözlerinden sonra, Hz. Âmi­ne"nin gözleri kaydı ve ruhunu orada Yüce Allah"a teslim etti.

Yer, Mekke ile Medine arasında bulunan Ebva köyü.
Tarih: Milâdî 576...



Evet sevgi ve saygıdeğer arkadaşlar, ayırdığınız değerli zamanınız için çok teşekkür ederim!

ANNELERİMİZİN ve ANNE ADAYLARININ (yani yakında inşALLAH evlat sahibi olacak hanım hatunlarının) HAKLARINI HİÇBİR ZAMAN ÖDEYEMEYİZ!

ALLAH RIZASI İÇİN değerlerini bilelim diyor,

sevgi ve saygılarımı sunuyorum...

Mehmet A.



Benzer Konular

Görüntüleme:432, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:14 .