Sponsorlu Bağlantılar:
  Kitap Özetleri.
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Lahana Çorbası Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 20-06-2017, 15:14 #381

Jennifer

make-up artist

Sokrates'in Savunması Kitap Özeti - Platon (Eflatun)





Kitap Özetleri.




Yunan filozof Platon (Eflatun) tarafından yazılan eserde, Sokrates bazı kişiler tarafından suçlanmaktadır. Ancak suçlayanların kim olduğu tam olarak bilinmemekte; ama suçlayanların başında Meletos'un olduğu düşünülmektedir. Ünlü komedi yazarı Aristophanes de Sokrates'i Sofistlerle (Şüphecilerle ) aynı kabul etmiştir. Sokrates'in kötü, yalancı bir insan olduğu, her şeye karıştığı, eğriyi doğru diye gösterdiği gibi suçlamalar ortaya çıkmıştır.
Aristophenes, eserine Sokrates'in öğrencilere para karşılığında ders sunduğunu, öğrencilerin aklını karıştırdığını yazmaktadır. Oysa Sokrates'in kimseye verecek bilgisi yoktur.
Bir gün, Sokrates'in bir arkadaşı halka Sokrates'ten daha bilgili kimsenin olup olmadığını sormuştur. Tanrı sözcüsü Sokrates'ten daha bilgili kimse olmadığını söylemiştir. Sokrates bu olanlardan sonra bilgili bir insan olmadığı hâlde Tanrı'nın neden böyle söylediğini düşünüp durmuştur. Sürekli kendinden daha bilgili birisini arar. Sonunda görür ki hiç kimse bilgili değildir. Yalnız kendisinin ayrıcalığı, bilgili olmadığını bilmesidir.
Sokrates daha bilgiliyi arama sürecinde çok düşman kazanmıştır. Çünkü pek çok kişinin gerçekte bilgisiz olduklarını ortaya çıkarmıştır. Önce sokratesin savunması adamlarının bilgisizliğini ortaya çıkarmıştır. Sonra şairlere gitmiş, onların şiirlerini yalnız içgüdü ile yazdıklarını göstermiştir. Sanat sahiplerinin de aynı kusuru taşıdıklarını, bilmedikleri şeylerden dem vurduklarını ispatlamıştır. Sokrates aslında asıl bilgiye sahip olanın Tanrı olduğunu düşünmektedir. Bu süreçte, Sokrates kafasını meşgul eden soruların cevabını ararken çevresinde olan bitenlerin farkına varmamıştır. Etrafındaki pek çok kişi, onun gençleri doğru yoldan ayırdığını, tanrıların yerine yeni tanrılar koyduğunu söylemektedir. Bu söylentiler onu mahkemeye sürükler. Sokrates, mahkûm olursa suçlandığı gibi tanrıtanımaz olduğu için değil üzerine kin çektiği içindir. Bu gelişmeler karşısında, Sokrates çok soğukkanlıdır. Ölmek veya mahkûm olmak onun umrunda değildir, o sadece doğruların peşindedir. Tehlike karşısında yılmamak, korkmamak onun prensibidir. Ona göre insanların en çok korktuğu şey olan ölüm aslında kaçınılacak bir şey değildir. O sadece kötülük yapmaktan korkar.
Sokrates, ideallerinden dönmemekte kararlıdır. O, asla Tanrı dışında kimseye boyun eğmez. Hakkında atılan iftiralar hep asılsızdır. Sokrates'in sürekli öğrencileri olmadığı gibi malı mülkü de yoktur. O dünya hayatına önem vermeyen bilge birisidir. Yargıçları yumuşatmak amacıyla asla mahkemeye ailesini ve çocuklarını getirmez. Karan, tamamıyla yargıçların iradeleri elinde olan Tanrı'ya bırakır.
Sokrates, mahkemece suçlu görülür. O bunu beklemektedir ve hemen hiç tepki göstermez. O, herkesten farklı bir kişidir. İnsanların geneli gibi makama, mevkiye, dünya hayatına hiç önem vermemiştir ki şimdi üzülsün, insanlara, hep ahlakı, erdemi öğütlemiştir. Böyle bir insana ancak sokratesin savunmasıin hesabına çalıştığı için ödül verilmelidir. Mahkeme, para cezası vermez; çünkü parası yoktur. Sürgün etmez; çünkü sürgüne gittiği yerlerde yine halkı yönlendirecektir. Sonunda ölüm cezası verilir. 0, ölüm cezasına rağmen başkaları gibi ağlayıp sızlamamıştır. Yaptığı hiçbir şeyden dolayı pişmanlık duymaz. Platon'a göre Sokrates'in öldürülmesi İçin oy kullananlar çok acı çekecektir. Kurtulması için oy kullananlar ise gerçek birer yargıçtır.
Sokrates'e göre ölüm bir ceza değildir. Sadece bir yolculuktur. Ayrıca öteki dünyada soru sormak yüzünden mahkûm edilme tehlikesi de yoktur. Sokrates, Atinalılardan son bir şey diler: Çocukları erdemden, doğruluktan ayrılırsa kendisinin Atinalılara gösterdiği gibi onlara yol göstersinler. Çocukları kendilerine fazla değer verir ve bu dünyada bir hiç olduklarını unuturlarsa onları azarlamalarını ister Atinalılardan.
Sokrates, idam esnasında ölüme giderken yargıçlar da hayata giderler. Ancak Platon'a göre, bunların hangisinin daha güzel ve doğru olduğunu ancak Tanrı bilir.


Alt 21-06-2017, 17:47 #382

Jennifer

make-up artist

Kitap Özetleri.


Agatha Christie Acı Kahve


Neden hep cinayetlerin suçluları en tahmin edilemeyecek kişi olmak zorunda? Ya da biz neden insanları bu kesinlikle cinayet işleyemez diye kategorilere sokarız?

Neyse ki Hercule Poirot böyle düşünmüyor. Ve tam da emekli olmaya karar verdiği sırada kendisine sunulan cazibeli teklif, istisna yapmasına neden olmuştu. Bu sefer üslendiği görev ise bir cinayet yerine savaşların yönünü değiştirebilecek kadar güçlü olan bir patlayıcı formülüydü.

Sir Claud Amory, Bay Poirot’tan bulduğu atım formülünü bizzat kendisinin götürmesi gereken müesseseye iletmesini istemişti. O zamana kadar ayriyeten evine misafir olup, formüle göz kulak olmasını da istemişti. Çünkü yaşadığı ev halkında ki birilerinden formülü çalacağından endişe duyuyordu.

Endişesinde de haklıydı da zaten. Formül çalınmıştı. Ve çalan kişi daha sonra da korkarak Sir Claud Amory’ de öldürmüştü.

Olay artık değerli bir hazineyi korumaktan çıkıp bir cinayete dönüşmüştü. Neyse ki evin sadık uşağı Bay Poirot, erkenden davet etmişti ki; cinayetin işlenmesinden saliseler sonra Hercule Poirot ve yakın arkadaşı Hastings ile beraber olay yerine gelmişti.

Olay yeri ise misafir odası ve cinayet ürünü ise zehir… Evin halası Bayan Amory, evin gelini güzeller güzeli Lucia, evin oğlu Richard, yeğen Barbara, Sir Claud Amory ’un sekreteri Raynor, Sir Claud Amory o gecenin misafiri Dr. Carelli ‘nin bulunduğu bu odada Sir Claud Amory, formülün zaten çalındığını ve her kim çaldıysa ışıkların kapatıldığı o bir dakika içerisinde masaya bırakmasını istemişti. Işıklar kapandı. Fısıldaşmalar ve soluklar odayı doldururken, ışık açıldığında; Sir Claud Amory çoktan hayatını kaybetmişti.

Evdeki herkesin sırları vardı. Sir Claud Amory ecelinden değil zehirlendiği yüzünden ölmüştü. Peki, kim zehirlemişti?

Acı Kahve kitabında Lucia’nın bir kahve bardağına zehir döktüğü vurgulanıyordu. Ama o intihar etmek için zehir dökmüştü bardağa ve o bardağın Sir Claud Amory’nin içebileceğini tahmin etmemişti. Zaten katil o değildi. Çünkü onun korkulu ve şüpheli tavırlarının hepsi herkesten sakladığı gizli kimliğiydi. Ve Dr. Carelli onun aşığı falan da değildi. Lucia sadece kocası Richard’a âşıktı. Zaten bu yüzden bu kadar yalan söylemişti ya.

Ve Hercule Poirot ‘un da eşsiz tecrübeleri Lucia’nın katil olmadığını söylüyordu. Kendisini babası yerine koymasını ve gerçekleri anlatmasını istediğinde olaylar biraz daha aydınlanmıştı. Aslında şüpheli sayısı azalmıştı.

Bayan Amory’nin verdiği ipuçları ise paha biçilemezdi. Hercule Poirot ve arkadaşı Hastings ile sürekli misafir odasında saklanarak nöbetleşen bu adamlar katilin bir açık vermesini bekliyorlardı.

Evde uygulanan dışarı çıkma yasağı sayesinde formülde, katilde evin içindeydi. Karanlık olan o bir dakika içinde neler olabileceğini tiyatro gibi sürekli canlandıran Hercule Poirot, formülü sonunda bulmuştu. Ama formülü korumak yerine onu bulduğunu belirten bir ifadeyle eski yerine koyarak, katilin açık vermesini bekledi. Ki katilde açık verdi.

Her şey açığa çıkmıştı. Hercule Poirot yine kusursuz bir şekilde sis perdesini aralayıp cinayeti çözmüştü ama katil bu sefer de Hercule Poirot zehirlemişti. Kimse gerçeği öğrenemeden Hercule Poirot ölecek miydi yoksa sadece hepsi bir numara mıydı?

Acı Kahve kitabı kısa bir romandı. Tek oturuşta bitirebilecek bir kitap. Gizem ve polisiye sevenlerin vazgeçilmezi olan Agatha Christie, karmakarışık bir kurguyla hiçbir zaman karşımıza çıkmadı. Acı Kahve adlı kitabında kurgu güzeldi ama katil sıradandı. Fazla alışılmışlık bir durum... Hercule Poirot karakteri zeki olduğu kadar da kendisine güvenen bir adam olduğundan birçok kişi tarafından nefret ediliyor –kitaplarda-.

Ve katil umulmadık biri değildi. Herkes katil olabilir. Ama kurgu anlatılırken gerçek katilin sadece birkaç sahnede bulunması düş kırıklığı açıkçası. Ardında bıraktığı ipuçları ise Hercule Poirot gibi görünmeyen ipuçlarından yararlanarak olayı çözebilen zeki adamlar kahraman olabilir. Ne diyeyim, kötü değildi ama iyi denilebilecek geçerli bir notada sahip değil.




Alt 21-06-2017, 17:50 #383

Jennifer

make-up artist

Kitap Özetleri.



Fi Özeti

Akilah Azra Kohen Fi


BU KİTAP HERKES İÇİN YAZILMADI

Azra Kohen… İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema ile Ottawa Üniversitesi Üçüncü Dünya ülkelerine yardım ekonomisi bölümlerinden mezun çiçeği burnunda bir yazar. Okuyucuya içsel yolculuğun kapılarını açan üçlemesi Fi, Çi, Pi’in ilk durağı Fi’dir. “Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu sek*, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur” diyor yazar. Kohen, verdiği bir röportajda ise Fi’nin yazılış amacını, ”Çaresizlik ve ihtiyaç. Çaresizlikten doğdu Fi. İzlemek zorunda bırakıldığım adaletsizliği engelleyebilmek için o kadar çaresizdim ki nerdeyse savaşa girecektim ve sonunda savaştığım o iğrenç şeye dönüşüp kesinlikle kaybedecektim, çünkü savaşlar savaşılarak kazanılmıyor, maalesef o kadar kolay değil. Ve ihtiyaçla büyüdü Fi, çünkü yazdıkça bir terapi gibi onardım kendimi.” diye tanımlar.

Yazara göre dünya büyük bir karmaşa içinde. Fakat bu karmaşanın nedeni ne eğitim, ne işsizlik ne de parasızlık. Ona göre annelerin çok büyük bir hatası var. Özellikle çocuklarını aşırı korumacı yetiştiren anneler, çocuklarına kimlik bilinci yüklemeyerek bireyselliğe erken yaşta uyanmalarını engelliyorlar. İşte bu kitap farkındalığını ortaya çıkarmaya çalışan dört ana karakter etrafında şekillenmiş bir eserdir. Kitabın ana karakterlerinden biri Can Manay… Ülkede çok ünlü ve zengin bir psikolog. Televizyonlarda program yapıyor ve özel seanslarında kendine özgü tarzıyla ünlü. Acımasız ve takıntılı bir avcı. İstediği ve açlığını çektiği şeyi elde etme pahasına her şeyini gözden çıkaracak kadar hırslı biri. Beraber olduğu kadınlarla buluşmasında rahatlık sağlayacak bir ev almak ister. Satın almak istediği eve bakarken yan evin bahçesinde dans eden bir kadın görür. Kelimenin tek anlamıyla çarpılır. İşte ondan sonra ‘bu benden de öte bir tutku’ diyerek tanımladığı dansçı Duru’ya aşkı başlar. Onu elde etmek için kendini kaybeder ve tüm kariyerini kaybetmek pahasına Duru’nun peşinden koşar. Fakat önünde çok büyük bir engel vardır. Kendi yeteneği altına ezilen bir müzisyen olsa da gayet karizmatik ve yakışıklı müzisyen Duru’nun sevgilisi Deniz. Bu yeteneğinin altında ezilmemek için kendini esrara veren yetenekli bir müzisyen. Can Manay, Duru’ya yakın olmak için bu evi satın alır. Birkaç kere çiftleri yemeğe davet eder. Duru en sonunda Can Manay’ın kendisine olan ilgisini fark eder, fakat Deniz’e olan aşkı ağır basar. Rahatsız olsa da bu durumdan Deniz’e bahsetmez. Fakat son zamanlarda Deniz’in esrara bu kadar çok bağlanmasından o kadar rahatsız olur ki aşklarında bir çatlaklık oluşur. Duru’ya olan bu ilgisi Can Manay’ı o kadar çok mahveder ki, sırf yakın olmak için projesi Deniz’e ona ait olan konservatuar açma teklifi götürür. Üniversitede hoca olan Deniz bu fikre o kadar çok sevinir ki, kafasında hazır olan projeyi gerçekleştirmek için hemen kolları sıvar. Diğer taraftan Can’ın Duru’ya olan ilgisini hiçbir şekilde fark etmez. Deniz’in bu tavrından Duru çok rahatsız olur. Ve Can Manay hiçbir şekilde Duru’dan vazgeçmez. Kendini kaybetme pahasına peşini bırakmamaya devam edecektir...

Romanın diğer ana karakterlerinden biri de Özge’dir. Köşeye sıkıştırılmış olsa da, potansiyelini kullanarak bu savaşı kazanmaya çalışan bir savaşçıdır. Can Manay’a istemediği bir soru sorulunca piyasada istenmeyen bir gazeteci olmuştur. Yine de yenilmez ve bu basın aleminin en başındaki kişiyle irtibata geçer. İnsanların sahte yüzlerini ortaya çıkaran ‘Darbe’ adında bir magazin dergisi çıkarır. Yine de Özge sansürlenmeye devam edecektir. Asla yenilmez ve savaşına devam eder...

Kitabın en sevilen ve en bilgece konuşmalar yapan dördüncü karakterimiz Bilge’dir. Şansız doğmuştur, fakat yine de hayatta kalmayı başarmıştır. Annesi yoktur. Doğru adında otistik bir abisi vardır. Can Manay’ın psikoloji sınıfından oldukça başarılı bir öğrencidir. Başkalarına ödev yaparak geçinmeye çalışan sıradan bir öğrencidir başlarda. Sonra Can Manay’ın danışmanı olarak yaşamaya devam eder. Ve sonra Can Manay’ın yaşam enerjisi olur. Ama nasıl?
Deniz'in oldukça yetenekli ve tüm yaylı çalgıları çalabilen bir öğrencisi var: Ada... Yeteneğine rağmen oldukça silik bir tip ve deli gibi Deniz'e aşık. Gösterişli biri olmadığından dolayı hiçbir erkek tarafından fark edilmez. Onu sadece tek bir kişi fark eder: Göksel. Oldukça iri yapılı konservatuarda öğrenci bir balet. Şans eseri Ada'nın müziğini dinlediğinde ona hayran kalır ve sapkınlık derecesinde Ada'ya bağımlı olur.

Bu kitap herkes için yazılmadı, der kitap. Farkındalığın ne kadar önemli olduğunu, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, (.............) asıl değerli olanın bizim için önemsizleştirilmeye çalışıldığını fark etmiş ya da fark etmeye hazır herkes için yazıldı, gerisiyse hikaye, der.

İnsanlar, anlaşılması için vardır metaforunu savunan kitabın kalınlığı sizi hiçbir şekilde vazgeçirmesin. Eminim Pi’yi de okuduktan sonra şu kanıya varacağız: Bir birey dahi doğru davranarak dünyayı değiştirebilir. Son olarak söyleyeceğim, kitabı okuyun ve tarafınızı seçin. Sizin için mi yazıldı bu kitap?

Fi Konusu

Akilah Azra Kohen yada diğer adıyla Azra Sarızeybek Kohen Çi, Fi, Pi üçlemesinin ikinci kitabı olan Fi okurlarına hayatın içinden dört farklı karakterin hikayesini sunuyor.

Fi, gerçek anlamda kusursuz güzellik ile ilgili geometrik ve sayısal bir orana verilen bir isim. Daha sonra güzelliği içeren Mimarlık ve Sanat dallarında da sık sık kullanılmaya başlamış gizemli bir sayıdır. Romanda da sürekli aşkta ve hayatta kendi Fi sayısını arayanlar anlatılıyor.

Canan Manay kafasına taktığı şeyi elde etmek için her şeyi yapmaya hazır biridir. Özge ise kendini sadece köşeye sıkıştığı anlarda, umutsuzluk içinde bulan bir karakterdir. Deniz, mükemmel bir müzisyendir fakat o kendini buna layık görmez ve kariyerinin altında ezilmeye başlar. Bilge ise kaderin gülmediği, hayatta hep şansızlık ile yürümek zorunda kalan bir isimdir.

Fi romanında hayata dair her şeyi bulmak mümkün. Aşklar, aldatmalar, arzular, lanetler, hayal kırıklıkları, zeka oyunları… Kitabın en güzel tarafı da burada ortaya çıkıyor. Akilah Azra Kohen ince zekası ile roman tadında bir kişisel gelişim kitabı sunuyor.







Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Kitap Özetleri. Konusuna Benzer Konular

Entellektüel hırsızlık anketi : Kütüphane, kitap fuarı, sahaf, kitapevi gibi yerlerden hiç kitap çaldınız mı?


Entellektüel hırsızlık anketi : Kütüphane, kitap fuarı, sahaf, kitapevi gibi yerlerden hiç kitap çaldınız mı?

Bugüne kadar okuduğunuz kitaplar arasında `işte kitap budur` dediğiniz bir kitap var mı?


Bugüne kadar okuduğunuz kitaplar arasında `işte kitap budur` dediğiniz bir kitap var mı?

İzmir Hikayeleri Kitap Özetleri (Halid Ziya Uşaklıgil)


Kitabın Adı : İzmir Hikayeleri Yazarı : Halid Ziya Uşaklıgil 1.KİTABIN KONUSU: Yazar bu kitabını, ömrünün son yıllarında yaşadığı olayları...

DÜNYAYI SARSACAK KİTAP: Apokrifal - Kayıp Kitap


Bu kitap hem Türkiye`yi hem de Hıristiyan dünyasını sarsacak: İNCİL`in orjinali bulundu. İsrail Cumhurbaşkanı İsak Rabin`in torunu Viktoria Rabin bu...

Kitap Özetleri


Merhabalar; Forumda Kitap bölümüne Kitap özetleri eklemek istiyorum. Bölüm Kurallarını göremedim en fazla 3 konu açabilme zorunluluğu burada da...




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:01 .