Sponsorlu Bağlantılar:
  Kitap Önerme ve Sohbet..
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree142Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 19-11-2008, 15:11 #21

evla

Aktif Üye

Alıntı:
kraliçe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kitap Önerme ve Sohbet..



"Boleyn Kızı ve Kraliçenin Soytarısı romanının yazarından, Kraliçe Elizabeth döneminin ilk yıllarını ve o tehlikeli günleri anlatan, nefes kesici bir roman.


Tarihi gerçekleri çağımızda devam eden söylentilerle birleştirip karıştıran Philippa Gregory, Tudor günlerini anlatan karanlık ve gerilim dolu bir roman ortaya çıkarıyor ve büyük kraliçe I. Elizabeth’i daha önce hiç kimsenin göstermediği bir şekilde resmediyor. Tutkulu, korku dolu ve duygusal ihtiyaçları bitmeyen bu kraliçeyi hiçbir şey durduramıyor. "
Elizabethi kraliçenin soytarısında zaten yazar anlatıyor ben filminide izlemiştim şimdi bunuda alıp okumalıyım mutlaka Tudorların soyu tükenene kadar okumaya devam edicem herhalde





Alt 19-11-2008, 22:35 #22

evla

Aktif Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..


Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi. Bir katille boğuşmamıştı. Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı. Çorapları bile kaçmamıştı. Kaptıkaçtı tipi arabası, parke taşı döşeli dümdüz avluda, aklın alamayacağı bir nedenle kayarak, dört parmak yüksekliğindeki seti atlamış, meyil aşağı inmiş, ön tekerlekleri yolda, arka tekerlekleri duvara takılı durmuştu. Aylin, arabanın altına çaprazlamasına girmiş, sırtüstü yatıyordu. Üstünde abiye bir gri döpiyes, yakasında yarım ay biçiminde bir elmas broş, parmağında tek taş yüzük vardı. Otopsi raporuna göre, iki gün önce, Salı gecesi ölmüştü. Türkiye’nin tartışmasız en ünlü kitaplarından biri Adı: Aylin, prenseslikten Amerikan ordusuna uzanan baş döndürücü bir hayatın romanı...





Alt 19-11-2008, 22:39 #23

evla

Aktif Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..


Dört kuşağı içine alan anne-kız ilişkileri, aile içi çatışmalar, sık tekrarlanan askeri darbelerin değişik kuşaklar üzerindeki izleri... Geçmiş araştırılırken ortaya çıkan sırlar, ertelenmiş, söylenmemiş sevgi sözleri, dolayısıyla pişmanlıklar...

Kulin, Egeli büyük bir ailenin 40'lı yıllardan başlayarak günümüze kadar gelen öyküsünü anlatıyor.





Alt 19-11-2008, 22:54 #24

evla

Aktif Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..

Bir kralın aşkı için birbiriyle savaşan iki kız kardeşin hikâyesi..

Mary Boleyn, on dört yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde, VIII. Henry'nin gözlerini kamaştırır. Gördüğü ilgiyle tüm varlığı alt üst olan Mary, hem altın prensine aşık olur, hem de gayrıresmi kraliçe olarak her geçen gün artan rolüne. Ancak öyle bir an gelir ki, kralın kendisine olan ilgisi gittikçe sönmeye başladığında, ihtiraslı planlar yapmakta olan ailesinin piyonuna dönüştüğünü fark eder ve en yakın arkadaşından uzaklaşmaya ve rekabet etmeye zorlanır: Kız kardeşi, Anne Boleyn'den. İşler iyice çığırından çıktığında ailesine ve kralına baş kaldırması gerektiğinin farkına varır ve kaderinin iplerini kendi eline alır.

Son derece zengin biçimde işlenmiş, etkileyici bir aşk, sek*, ihtiras ve intikam masalı. Boleyn Kızı, Avrupa'nın en heyecanlı ve gösterişli saraylarından birinin tam kalbinde yaşamış, sıradışı eğilimleri ve ihtirasları olan, içindeki sesi dinleyerek varlığını sürdürebilmiş bir kadını tanıştırıyor dünya okuruna.

Gregory'nin artistik ehliyeti sağlam yerden, bu belli, bir kurmaca yazarı olarak ortaya çıkaramayacağı hikâye yok.
-Times

Tarihi romanslara düşkün okur için nefis bir deneyim olacak.
-Publishers Weekly

Tudor Hanedanı’nı ortaya seren, sürükleyici bir roman. Hatta son yılların en çarpıcı tarihi romanı!

----
Tarihi roman meraklılarına tavsiyemdir. Her ne kadar iki kız kardeşin krala olan aşkları ve çekişmeleri diye yansıtılsada ortada aşk yok entrika var hırs var okurken bu entrikaların içinde kendinizi kaybedeceksiniz. Filmini izlemeden okumanızı tavsiye ederim. Film kitabın özeti gibi olmuş bir çok şey atlanmış.




Alt 19-11-2008, 22:58 #25

evla

Aktif Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..


XIX. yüzyıl sonu, Akdenizli iki büyük Yahudi ailesi: Sultan ve sadrazamların yakını, İstanbullu meşhur banker Camondolar ve Tunus'tan Livorno'ya göç etmiş zengin Scemamalar... İki aile arasındaki kıskançlıklar, yakınlaşmalar, uzaklaşmalar...
Dük Nessim Scemama'nın tek hayali vardır: Kızı Hannah'ı Camondo ailesinden biriyle evlendirip kontes yapmak. Ama Hannah, babasının ölümünden sonra aile servetini tek başına yönetmek zorunda kalır. Yaşadığı buruk bir aşk hikâyesinden sonra da Livorno'dan ayrılıp önce Tunus'a, sonra Paris'e yerleşir. Orada, saray yavrusu konağında Doğulu bir sultan hayatı sürmeye başlar.
Öte yandan, Camondolar nesillerdir, Hannah'ın büyüleyici konağının sahibi olmayı düşlemektedir. Çok geçmeden, Paris'te bankerliğe başlayan Hannah ile büyük koleksiyoncu Isaac Camondo ve sanat hâmisi kuzeni Mo'ise arasında, inişleri çıkışları eksik olmayan bir dostluk kurulur. Bu dostluk, bir süre, iki ailenin sonunda akraba olacağı inancını yaşatır. Yaşadığı dönem için fazla bağımsız bir kadın olan Sultan Hannah, nihayet kendini birine sevdirebilecek midir?





Alt 19-11-2008, 23:02 #26

evla

Aktif Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..


Bir Çerkez beyinin kızıydı o. Bir deli rüzgar, bir özgür kuştu. Kah göklere yükseldi, kah yerlere vurdu kolu kanadı kırılarak... Sevdiğine kavuşamadı. Kendisinden kırk yaş büyük bir nazırla evlendi, saray protokolünde ikinci kadın oldu. Sonra kader onu yıkık bir odun kulübesine kadar savurup attı. Acıların en büyüklerini yaşadı. Ve yavrularının bir bir elinden kayıp gitmelerini izledi çaresizce... Zamana ayak uydurmaya çalıştı yılmayarak. Şaşırdı, korktu, üşüdü. En zorlu acıları, büyük zenginlikleri benimsediği kolaylıkla kabullendi itirazsız... 19. yy.'ın son çocuklarındandı o. Kaybolan bir neslin son çocuklarından... 'Yüz Yılın Masalı' Nüveyre Menemencioğlu'nun gerçek yaşam öyküsüdür.




Alt 19-11-2008, 23:06 #27

evla

Aktif Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..

Masum bir kadının dinsel sapkınlık suçuyla yakılabileceği ya da cadılık suçuyla boğazlanarak öldürülebileceği bir dönemde, bir hainin aşkı uğruna kraliçenin casusluğunu yapmak en tehlikeli seçimdi...

KRALİÇENİN SOYTARISI

Kral Edward'ın ölümünden sonra tahta geçme sırası Mary'de, 'Kanlı Mary'de olacak. Boleyn Kızı, 'Bakire' Elizabeth ise bu gidişatı bozmak ve kaderini yeniden yazmak için planlar peşinde. VIII: Henrynin iki kızını tutuşturan gergin bir kıvılcım var. Mary sakince sırasını bekliyor. Ama sular durgun feğil. İki kadının arasında kocaman, kara bir nehir akıyor: Rekabet. Aralarındaki huzursuzluğun sebep olduğu entrikalar dudak uçuklatıyor. Engizisyon'dan kaçan bir Yahudi kızı olan ve Mary'nin sarayına yerleştirilen Hannah ise olan bitenin en mühim tanığı. O bir saray soytarısı. Bir bilge ve bir komik. Ve hatta, casus...
BOLEYN KIZI romanının devamı niteliğindeki Kraliçenin Soytarısı okuyucudan büyük ilgi görüyor...

-----

Her ne kadar Boleyn Kızının devamı gibi gösterilsede bence ikisi bambaşka kitaplar Boleyn Kızında olan kişilerin hiç biri Kraliçenin Soytarısında yok ve onlara neler olduğuna dair bilgide yok Boleyn Kızı kadar olmasada bu da güzel ve ilgi çekici bir kitap tavsiye ederim..




Alt 20-11-2008, 12:00 #28

Havin

Eylül.

Alıntı:
evla´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kitap Önerme ve Sohbet..



Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi. Bir katille boğuşmamıştı. Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı. Çorapları bile kaçmamıştı. Kaptıkaçtı tipi arabası, parke taşı döşeli dümdüz avluda, aklın alamayacağı bir nedenle kayarak, dört parmak yüksekliğindeki seti atlamış, meyil aşağı inmiş, ön tekerlekleri yolda, arka tekerlekleri duvara takılı durmuştu. Aylin, arabanın altına çaprazlamasına girmiş, sırtüstü yatıyordu. Üstünde abiye bir gri döpiyes, yakasında yarım ay biçiminde bir elmas broş, parmağında tek taş yüzük vardı. Otopsi raporuna göre, iki gün önce, Salı gecesi ölmüştü. Türkiye’nin tartışmasız en ünlü kitaplarından biri Adı: Aylin, prenseslikten Amerikan ordusuna uzanan baş döndürücü bir hayatın romanı...
Ah gençliğimin kitabı lisedeyken elden ele geçerdi.okumayan var mıdır hala Hepimiz birer Aylin'dik sanki...Hala okumamış olanlara benim de tavsiyemdir




Alt 22-11-2008, 15:27 #29

Havin

Eylül.

Kitap Önerme ve Sohbet..

İnci Aral



Yazarlığının 30. yılında İnci Aral’dan, Türkiye’nin bu zamanlarına dair, kolay unutulmayacak bir roman: Safran Sarı. Genç yaşta yükselmiş bir yatırım uzmanı; eski eser kaçakçısı bir kadın; üniversite mezunu bir telekız.

İnci Aral, 'Geleceksizlik' üzerine kurduğu romanında bu üç kişinin kesişen yollarını anlatıyor. Safran Sarı; para, güç ve başarı peşinde koşarken kimliklerinden, aşktan ve umutlarından uzaklaşan, en sonunda ruhunu kaybedişinin serüveni..




Alt 22-11-2008, 15:36 #30

×[ŁέyŁìfέя]×

Forumun Tiryakisi
Kitap Önerme ve Sohbet..

Harvard'lı simgebilim uzmanımız Robert Langdon bu kez sabahın köründe aldığı bir telefonla kendini bir dizi olayın içinde bulur. Arayan CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) başkanı Max Kohler işlenen bir cinayetle ilgili kahramanımızın yardımına ihtiyaç duymaktadır.

CERN'de çalışan fizikçilerden bir tanesi öldürülmüştür ve vücuduna ilginç bir damga vurulmuştur. Cinayetle ilgili bir ipucu bulunmamaktadır ancak katil sadece cinayeti işlemekle kalmamış bomba etkisiyle kullanılabilecek yeni bir icadı da CERN'den çalarak işleri içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

Olaylar Robert Langdon'u öldürülen fizikçinin kızı Bayan Vetra ile birlikte önce İsviçre'ye (CERN merkezi) sonra da Roma'ya (daha doğrusu Vatikan'a) sürükleyecektir.

Kitabın gerçekten mükemmel bir kurgusu olduğundan bahsedebilirim. Tüm taşlar yerli yerine oturuyor. Kitap, katili ve bombayı bulabilmek için kovalamaca başladığından itibaren kendini bir solukta okutuyor.

Kovalamaca sırasında Roma'nın tarihi mekanları arasında ustaca kurulan bilmeceler, eski yapıların tarihiyle ilgili verilen bilgiler ve Illuminati kardeşliğinin Roma'nın haritasının tam ortasına sakladığı gerçek okuyucuyu epey meşgul ediyor.

Kitabın sonunda ise tam bitti artık diye düşündüğünüzde, herşeyin çözümünü bulduğunuza inandığınızda "yok artık" dedirten bir sonla karşılaşıyorsunuz.

Şaşırtıyor mu? Evet. Ama inanma kapasitelerimizi biraz zorluyor. "Bu kadarı da olmaz" dedirtiyor.

Tarihle ve Roma ile bezenmiş, güzel, akıcı bir polisiye - gerilim ilginizi çekiyorsa mutlaka okuyun. Ancak bilmecelerin rüyalarınıza girmesine hazır olun.




Alt 22-11-2008, 16:39 #31

kıyamet

Yeni Üye

Kitap Önerme ve Sohbet..
Erkek egemen bir toplumda yaşamanın sonuçlarından olsa gerek, anne ile daha bir samimidir çocuklar... Babaya anlatılamayacak her ne varsa anneye rahatça anlatılır... Önce anneler bilir çocuklarının sevgililerini... Babaya bağırılamaz... Anneye bağırmak kolaydır... Anneye karşı tahammülsüzlük vardır... Babaya alabildiğine sabırlı davranılır... Anne ti’ye alınabilir... Baba asla... Bu samimiyet “Nazım sana geçiyor anne” ile laubaliliğe de dönüşebilir... Yer yer sevimsizlikler yaşanır... Çok feci bir duygudur; evladımın kalbini kırdım galiba... Ve aynı şekilde fenadır; anneyi üzmek... Hemen pişmanlık başlar ve taraflardan biri alttan almaya çoktan hazırdır bile... Çocukların itiraz sebepleri çeşitlidir... Fakat anneler sanki hep aynı kaynaktan faydalanıyorlarmış gibi, ortak bir dil kullanırlar... Yurdumuzun dört bir yanında her anne, aynı serzeniş dilinden, aynı kalıplaşmış ifadeleri kullanır:

Seni doğuracağıma taş doğursaydım
Senin çocukların da aynısını sana yapsın inşallah
Hep babanın tarafını tut sen
Benim günahım neydi de....
Bana anne deme
Kanser ettiniz beni
Kızdım mı adım kızdı oluyor
Öleyim de kurtulun benden
Sen de kulağını buraya verme
Kime çektin sen bilmem ki
Onu beni azarlarken düşünecektin
Seni alan üç gün sonra geri getirir
Yaptığın banaysa, öğrendiğin sana
Sen dururken ben mi gideyim ekmek almaya
Seni 9 ay karnımda taşıdım ben
Kimin çocuğuna gülüp, kınadıysam başıma geldi
Hep sen yüz veriyorsun buna
Gün yüzü göstermediniz bana
Sana da iyilik yaramıyor

Bu serzenişlere maruz kalmış... Kola almak için para istediğinde “ne kolası karpuz var evde” cevabını duymuş... Hava kararmadan evde olması gereken... “Babası şuna bir şey de” ile sarı kart gösterilmiş... Annesini ihmal etmiş... Üzmüş çocukların kitabıdır Meğer Annem Haklıymış... Bir nevi toplu özürdür... “Anneleri Anlama Kılavuzu”dur diğer yanıyla... Ne ister anneler?.. Ne beklerler?.. Neyi niçin yaparlar?.. Hem anneye hem çocuğa, geçmiş yıllarda kalan anıların toparlamasıdır zaman hızla akıp giderken... Annesinin söylediklerinin doğruluyla tek tek karşılaşıp, annesine hak verenlerin kitabıdır Meğer Annem Haklıymış...





Alt 22-11-2008, 19:13 #32

ً¹YağMuR PeRiﮔi*

-۰۪۪۫۫ `-¢уℓ

Kitap Önerme ve Sohbet..

Bu kitabı okumanIzı $iddetLe önerİrim..Atatürk'e hayran Bi insanIn anıLarıdır..
Çok duyguLu ve sürükleyici..
Bu kitabı tekrar tekrar okudum beLki 3 - 4 kez..
gerçekten etkiLeyici...

Füreya 82 yaşında ölüm döşeğindeyken büyük halası Sara’nın anlattığı olaylarla başlıyor. Füreya’nın ölmüş olan halası bir gün, küçük gözleri, gaga gibi burnuyla tıpki bir kuşu andıran yaşlı esmer haliyle Füreya’nın hayatının son günlerini geçirdiği penceresinin önünde beliriyor.

“Gitme zamanı kızım, seni götürmeye geldim. Ben senin refakatçinim” diyordu. Sara halası Füreya’yı onu götürme sebebini ise ona çok benzemesini gösteriyordu. Sara halası fiziksel olarak güzel ve çok alımlı Füreya’ya benzemiyordu ama, yaşadıkları hayat olarak birbirlerine çok benziyorlardı. Sen ve ben, bizi maddi yönden rahata erdirecek evliliklerimizin yavan tadını aldıktan sonra hayatımıza özgür ve yalnız devam etmeyi tercih ettik diyordu. İkiside ömürlerini kendilerine ait olmayan çocukları yetiştirmeye hercamışlardı.

Sara halası, onüç yaşındayken babasını, bir hafta sonrada annesini kaybetmiş kimsesiz kalmıştı bunun üzerine o küçük yaşına rağmen babasının pek yakın dostu Hüsamettin efendiye bir mektup yazarak kendi ve kardeşlerini himaye etmesi için yalvarmıştı kimsesiz kalan bu çocukları Hüsamettin bey yanına almıştı. Hüsamettin bey Sara’ya üç yıl baktıktan sonra onu ellisini çoktan geçmiş şişman ama zengin bir adamla evlendirdi. Sara nın kardeşleri Cevat ve Şakiri ise askeri okula yatılı olarak vermişti. Sara bu evliliğe kardeşlerine bakmak dolayısıyla paraya ihtiyacı olduğu için itiraz etmemişti.

Füreya, rüyasında halasını gördükten sonra derin bir hasret bastı içini, çocukluğundan itibaren çok çalkantılı ve enterasan geçen hayatı gözlerinin önünden birer birer canlanmaya başladı. Füreya’nın çocukluğu, teyzesi Aliye ve Cevat dayısının kızı Mutarra ile beraber Büyükadadaki Şakir paşa köşkünde geçti. Anaannesi, her zaman köşklerinin bahçesi için cennetten bir köşe derdi.

Füreya’nın annesi Hakkiye hanımdı, babası onu ve kardeşi Ayşe’yi iç güveyi olarak gelen, askeriyede yetişmiş yüksek rütbeli askerlerle evlendirmişti. Füreyyanın babası Emin bey teyzesi Ayşe’nin kocasının adı ise Ahmet’ti bu ailede olabilecek en büyük tatsızlık, Cevat ile babası Şakir paşa arasındaki bitmez tükenmez münakaşalardı. Şakir paşa tek oğlu olan Cevat’ı İngiltere’ye eğitime yollamış ama o okulu bitirememiş daha sonra İtalya’ya geçerek orada İtalyan bir kıza aşık olmuş ve onunnla evlenmişti. Bu olay ailede özellikle Şakir paşa tarafından hoş karşılanmamıştı. Cevat bey İtalya’dan eşiyle döndükten sonra babası Şakir paşayla Afyon’daki arazinin mahsül parasını almaya giderlerken babası Şakir paşayı bir anlık öfkeye kapılması sonucu öldürmüştü. Kader sanki Şakir paşa ailesinin ve ülke dıramını müthiş bir ayarlamayla aynı zamana denk düşürmüştü hem Şakir paşanın geride kalan eşi ve evlatları hemde ülke, 1914 yılının son aylarında derin bir yas ve şaşkınlık içindeydi avrupa devletlerinin 1914 de başlattığı Birinci Dünya savaşının korkunç girdabına, Osmanlı devleti gözü kapalı sürüklenecek ve o girdapta boğularak ölecekti.

O sırada Mustafa Kemal İstanbul’da kalarak mühim işler başarmaya imkan olmayacağını anlamıştı. Mustafa Kemal İstanbul’dayken silah arkadaşlarıyla gizli gizli toplantılar yapıyordu. Bu toplantılara, Füreya’nın babası Emin bey de katılıyordu. O günlerden birinde Füreya daha dokuz yaşındayken Emin bey kendi evinde gizli bir toplantı yaptı, toplantıya üç kişi katılmıştı Füreya bunlardan Seyfettin beyi tanımış, diğer iki kişiden uzun boylu, mavi gözlü adamı görünce onu çok merak etmişti, babası onun Harbiye’den sınıf arkadaşı Mustafa Kemal olduğunu söyledi....
(.....)




Alt 22-11-2008, 23:00 #33

evla

Aktif Üye

Ayşe Kulinin kitaplarını çok beğeniyorum Füreyya kitabını henüz okuyamadım en kısa zamanda okuayaağım tşk paylaşım için




Alt 23-11-2008, 14:42 #34

вέяzάн

~

Kitap Önerme ve Sohbet..

kerime nadir
dehşet gecesi
ben okudum çok güsel bir kitap
kitabın içinde kitap anlatılıyo rüyalar görülüyo ve çok deyişik bi yerde kitap bitiyo karışık kitapları çözebilen ve korku gerilimden hoşlananlar için çok güsel düşündürücü bi kitap çok tavsiye ederim




Alt 24-11-2008, 02:31 #35

CimCime68

Yasaklı Üye
Kitap Önerme ve Sohbet..





turgut özakman'ın kurtuluş savaşını roman tarzında anlatan ve son derece iyi kurgulanmış tamamen belgelere dayanan bir ulusun yoktan varoluş mücadelesini konu edinen bence türk gençlerinin muhakkak okuması gereken



ben okurken bir cok satirda agladim.. mesela yoktan var olan TURKIYE Bir bolum var ilk baslarda elbise yok silah yok ama mucadeleri inanmiyorum...


sanirim hakkini vermeiyoz TURKIYENIn muhtesem bir roman..






Alt 24-11-2008, 03:26 #36

Aşк-ι Łαl

Deneyimli

Kitap Önerme ve Sohbet..
Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin... Leyla: Yalılarda doğmuş büyümüş bir paşazade, bir Osmanlı soylusu... Ali Yekta: Uşaklık kaderini değiştirme ihtirasıyla yanıp tutuşan bir İstanbullu... Rukiye-Roxy: Almanya’da doğmuş, sek* modelliği yapmış bir hip-hop’çı.. Livaneli, birbirini hiç tanımayan bu üç ayrı kişiliğin yaşamını, bir 'İstanbul romanı'nda birleştiriyor. Kentlisi-köylüsü, varsılı-yoksulu, din hocası, söz sahibi bankacısı, gazetecisi... Her birinin bir nedenle ötekinin yaşamina girdiği, onu değiştirdiği, günümüz Türkiyesi... Ve bir roman kahramanı gibi öne çıkan pırıltılı Boğaziçi’nde, Bosnalılar Yalısı’nın ilginç dünyası... Leyla’nın Evi, dünyada sadece yaptığı müzikle değil, çeşitli dillere çevrilen, sinemaya aktarılan ve ödül alan kitaplarıyla da tanınan Livaneli’nin Mutluluk’tan sonraki romanı..

Bir solukta okudum bu romanı, çok sade ve yalın anlatılmış hiç sıkılmadan içinde kaybolacağınız bir roman tavsiye ederim okumayanlara.




Alt 25-11-2008, 07:15 #37

hassreet

Belki.)

Kitap Önerme ve Sohbet..




"Bir Dilek Tut Benim İçin" Binchy’nin 1982’de yayımlanan ilk kitabı.
Biri İngiliz, biri İrlandalı iki kız çocuğunun ilk aşkları, evlilikleri, doğumları, kavgaları, ölen yakınları…
Yaşadıkları imkânsızlıklara rağmen birbirine kenetlenen, dostlukları sayesinde ayakta kalmayı başaran iki arkadaşın hayatlarındaki çalkantılı 20 yılın hikâyesi…

Binchy, iki ülke ve iki aile arasındaki farkları gözler önüne sererek kitabın çatısını oluşturuyor. Kitabın ilk bölümleri fazlasıyla esprili.
Maeve Binchy, sıcacık bir dille ve büyük bir şefkatle yazdığı romanında iki uyumlu karakterin zengin tasvirleriyle dolu mükemmel bir hikâye anlatıyor.




Alt 25-11-2008, 07:16 #38

hassreet

Belki.)

Kitap Önerme ve Sohbet..







Hakkı Devrim ve Okan Bayülgen'in takdim yazılarıyla dilimize ayna tutan müthiş bir eleştiri kitabı.


İşte kitabın içinden bazı başlıklar:


* 'Turkcheyi Türkçe Konuşarak mı Saklasak, Türkçeyi Turkche Konusharock mı Yasuck'la Suck? '


* 'Seny Sevyyorum Türkçe! '


* 'CHATer CHATer Konuş Türkiye, Kapak Olsun AB'ye! '


* 'Batı Durmadan 'Yol Alıyor' Biz Daha 'Yol Arıyoruz'


* 'Youfka Yürekli, Diğerkam Türkler! '


* 'I'm The Best, Alayına Rest! '


Günlük konuşmalarda, televizyon, radyo, gazete ve dergilerde, işyeri ve alışveriş merkezi isimlerinde kullanılan dili gördüğümde çoğunlukla şu cümleler çıkıyor ağzımdan: 'Allah Allah, neler oluyor bu ülkede? ' 'Bu da nereden çıktı şimdi? ' 'Neresi burası? ! ' Aşağıdaki sözleri duyunca nasıl çıkmasın ki?


'Link'i tıkla, download yap bana mail at! '


'Tamam, ben hemen o e-maili reply ederim.'


'Benim için bir favor yapar mısın? '


'Süper lig, bugün yapılacak maçla start alacak.'


'Wow, çok fit görünüyorsun! '


'Off the record konuşuyorum, söylediklerimiz aramızda kalacak...'


'Şu enerji drinklerden varsa alalım bir tane, yoksa ice tea de olur.'


Hangi dili konuşuyoruz biz? Türkçe mi, Türkilizce diye ucube bir dil mi? Bu durum Karşısında sormadan edemiyorum: 'Alo Türkçe Neredesin? '


Kemal Atalay radyocu. Türkçeyle ilişkisi gazeteci ile televizyoncuya nispetle daha kapsamlı, demektir bu. Gazeteci için kelime dağarcığı, cümle yapısı ve imla önemli. Televizyoncunun imla derdi yok, ama telaffuz sınavı ve söylediği ile yüz ifadesi ve ses vurguları arasında uyum şartı var. Radyocuya gelince: imla ve noktalama işaretleri gibi, mimik ve jestler gibi destekleri yok. Onun imkânı, dilin ana malzemesi olan seslerle sınırlıdır. 'Oxford İngilizcesi' 'Comedie Française Fransızcası' yanında, bu sebepledir ki bana 'T.R.T. Türkçesi' nitelemesi daha değerli gelir.


Kemal Atalay, eline sağlık!


-Hakkı Devrim-


Bizler birbirimize 'aslında' ne demek istediğimizi anlatıncaya kadar daha kaç yüzyıl geçecek... Bu anlatım güçlüğümüzün tarihiyle bir 'aşk'ın tarihini, 'insan ömrü'nü, 'meclis tutanakları'nı karşılaştıralım. Tamam, böyle bir derde düşmeyelim. Sadece kavramlar hususunda anlaşabilsek 'usul hakkında' tartışmayı bırakır, temel meseleler hususunda anlaşır, ileriye doğru birkaç adım atabilirdik.


Bu kitap bu yüzden önemli!


-Okan Bayülgen-



_________________


Babıali Kültür Yayıncılık
192 sayfa




Alt 25-11-2008, 07:16 #39

hassreet

Belki.)

Kitap Önerme ve Sohbet..





"Açgözlülük, ihanet, ruhsal sorunlar, yalnızlığın verdiği keyif, modern işkadınının stresi... Yalın ve dokunaklı bir anlatım... Maeve Binchy hep bir numara." (Publishers Weekly )




Alt 25-11-2008, 07:18 #40

hassreet

Belki.)

Ölmeden Önce keşfetmeniz gereken 5 sır ====>>john izzo
Eğer Hayatınızın Sonunda keşke Demek istemiyorsanız Bu Kitabı Mutlaka Okumalısınız

'Eğer bu yıl sadece bir kitap okuyacaksanız, lütfen bu kitap Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken 5 Sır kitabı olsun. Dr. Izzo daha mutlu ve anlamlı bir hayatı elde etmek için gerekli olan temel noktaların sentezini yaparak bize tarihi bir hizmette bulunmaktadır. Bu olağanüstü bilgece bir eserdir -Larry C. Spears,

'Hayatınızın sonunda ‘Keşke şimdi bildiğimi daha önce bilmiş olsaydım’ demek yerine, şimdiden de bu bilgiye ulaşabilirsiniz. Bu kitap gerçekten önemli bakış açılarına sahip insanların inanılmaz bilgeliklerini toplayan bir kitap.'

-Marshall Goldsmith

'Hangi yaşta olursanız olun, bu kitabı gerçekten daha önceden okumuş olmayı dileyeceksiniz. Buradaki kişisel anekdot ve içten bilgelik yüreğinizi kuşatacaktır.'

-Stephen Covey, Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabının yazarı

'Gecelere kadar süren içten bir sohbet gibi, bu kitap hayatın anlam ve amacını arayan okuyucuları büyüleyecektir.'

-Richard J. Leider,

Mutlu bir hayatı yaşamanın sırrını bilmek istiyorsanız, bunu mutlu olmayı başarabilmiş insanlardan öğrenin.

Çoğunlukla yayınlanan televizyon programına dayanan bu kitap, kalıcı mutluluğu elde etmek için okuyucuyu içten ve samimi bir yolculuğa çıkarmaktadır. Bu kitap için, John Izzo 200’den fazla kişiyle röportaj yapmıştır. Röportaj yapılan bu kişiler 60 ile 106 yaşları arasında olan tanıdıkları tarafından hayatın anlamını ve mutluluğu bulmuş kişiler olarak gösterilen kişilerdir. Kasaba berberinden, Soykırım’dan kurtulanlara, kabile şeflerinden, CEO’lara kadar çeşitli meslek gruplarında olan bu kişilerin 18.000 yılın üzerinde bir hayat deneyimi bulunmaktadır. Izzo onlara şu tarz sorular sormuştur: Size en büyük mutluluğu getiren neydi? Daha önceden öğrenmiş olmayı dilediğiniz şey nedir? Sizin için tamamen önemli olan ve olmayan neydi? Burada Izzo birçok kişinin hayat hikayesini paylaşmaktadır. Bunların bazıları gülünç, canlı ve düşündürücüdür. Izzo beş sırrı bu insanları dinleyerek öğrenmiştir. Bu kitap ölmeden önce sizin için önemli olanı keşfetmenizde size yardımcı olacak, bazen güldürecek bazen de gözyaşlarınızın dökülmesine yol açacaktır.




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:40 .