Sponsorlu Bağlantılar:
  Türk Klasikleri
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Lahana Çorbası Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 28-02-2013, 13:28 #1

"umut"

Deneyimli

Türk Klasikleri

Altın Işık - Ziya Gökalp

Türk Klasikleri

Manzum ve mensur hikâyelerin bir araya geldiği Altın Işık’ta, Ziya Gökalp’in babaannesinden dinlediği masallar vardır. Doğruluk, dürüstlük gibi değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılması, aile bağlarının korunması, kötülere boyun eğilmemesi gibi erdemlere yapılan vurgu, kitabın hemen her sayfasında derinden hissedilir.

Altın Işık, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisini oluşturan fikir adamladan biri olan Ziya Gökalp'in halk edebiyatına yöneliş biçimini göstermesi açısından da dikkatle incelenmesi gereken bir çalışmadır.


Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem

Türk Klasikleri

Maceraperest, şımarık ve sorumsuz, babasından kalan mirası fütursuzca harcayan, meşhur “alafranga züppe” Bihruz Bey’in romanı...

Bihruz Bey, bir gün son derece gösterişli landosuyla eğlence yerlerini arşınlarken, sarışın güzel Periveş Hanım’ı görüp âşık olur. Landosunun ihtişamına aldanıp yüksek bir mevkiden sandığı Periveş Hanım aslında hafifmeşrep bir kadındır. Kafasındansız romanlarından ve şiirlerinden okuduğu aşklara benzer, hayali bir aşk kurgulayan Bihruz Bey bıkıp usanmadan “asil sarışınıyla” tekrar buluşacağı günü bekler.

Türk Edebiyatı’nın ilk gerçekçi romanlarından biri olan Araba Sevdası, İstanbul’un Batı’ya özenen sosyete yaşamını komik ve alaycı bir dille ele alır. Recaizade Mahmut Ekrem, son dönem Osmanlı’da Batılılaşma hareketiyle birlikte yaşanan değişimi Bihruz karakteri ile ironik biçimde anlatır.

Aşk-ı Vatan - Zafer Hanım

Türk Klasikleri


Aşk-ı Vatan, İspanya’da yetişmiş ve daha sonra talihinin kötü bir cilvesiyle cariye olarak İstanbul’a, Laz Ahmet Paşa’nın yanına gelmiş Gülbeyaz’ın hikayesini güzel bir dille anlatmaktadır. Eser vaktinde hem konusu hem de edebî uslubunun ustalığı nedeniyle kadınlarımız tarafından beklenenden daha fazla ilgi görmüştür.

Gerçi Zafer Hanım’ın bugün “roman”dır dediğimiz eserine Mehmet Zihni Efendi bir yerde;güzel bir hikâyenin tasviri”, bir diğer yerde “tercüme-i nakl”, yine başa bir yerde ise “güzel bir risale” ifadesini kullanmaktadır. Bugün dahi eserin bir tercüme olup olmadığı tartışılıyor. Bir kısmı İspanya’da diğer kısmı İstanbul’da geçen öykünün aslen bir diplomat eşi olan Zafer Hanım’ın dış ülkelerdeki izlenimleri olabileceği gibi eski cariyelerden Refia Hanım’dan dinledikleri üzerine naklen kurguladığı bir hikaye de olabileceği kesinlik kazanmış değil… Ama Zihni Efendi’nin yazdığına göre; o zamanki kadın okuyucular, “beklenenden çok daha fazla alaka” göstermişlerdir bu “edebi letafeti ve zarif halaveti” yüksek esere… Zihni Efendi’nin iltifatkar gibi duran bu vurgusunda; aslen eseri, taife-i nisa’nın bir kitabı olarak görme yatkınlığını da hemen hissedebilirsiniz…


Billur Köşk Hikayeleri - Anonim

Türk Klasikleri


“Bir varmış, bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş…” tekerlemesiyle başlayıp, arada çekilen onca ızdıraba, ayrılığa, haksızlığa rağmen sonu hep “Onlar ermiş muradlarına, darısı bizlerin başına.” cümlesiyle noktalanan sözlü edebiyatımız, masallarımız… Sözlü olarak üretilmiş ve geçmişten bugüne kulaktan kulağa yayılarak ulaşmış tek mirasımız…

Tahir Alangu ve Server Bed'in ardından Elif Konar’ın düzenlediği bu kitapla iyice ölümsüzlüklerini kazanan masallarımızla şehzadelerin, Hanım Sultanların, padişahların ve kötü kalpli insanların büyülü dünyasında biz de yerimizi alıyoruz. Onlarla ağlayıp, onlarla gülüyor, hayattan ders çıkarıyoruz. Bu büyülü dünyanın kırk gün kırk gece süren kutlamalarında yerimizi almanın tam zamanı…

Bize Göre - Ahmet Haşim


Türk Klasikleri



"Ahmet Haşim'in ince, zarif, nükteli, sanatlı, işlenmiş, kadife gibi yumuşak ve açılmış çiçekler gibi olgun nesrini methetmek için ne söylense az gelir. Ekseriyetle pek zeki ve bazen de için için alaycı olan bu nesir hakikaten ne güzeldir! Ahmet Haşim bunlarla "Bize Göre" hisler ve fikirler yazmıştır...

Hatırlıyorum, Ahmet Haşim, İkdam'da bir "Bize Göre" parçasını fikrinden ve kalbinden sızdıra sızdıra bün yarım gününü geçirerek, akşam doğru itirir ve imzalardı. En evvel, yazdıklarını birer birer herkese, İkdam'ın her yazarına ve her gelen misafirine okurdu. Hepsinden bir tavsiye, bir fikir, bir his almaya, her yeni okuyuşu üzerine bir tashih daha yapmaya çalışırdı."

Görüntüleme:1341, Cevaplar:3

Alt 28-02-2013, 13:32 #2

"umut"

Deneyimli

Define - Mehmet Rauf

Türk Klasikleri



“Ben Abdülhamid’in paşalarından, istibdat sonlarında paşalık etmiş ve evvelce birçok valiliklerde bulunmuş meşhur Abdüssamed Paşa’nın konağında kâhya kadın idim. Paşa’nın hanımı ölmüş, bir kızı kalmıştı…”

Abdüssamed Paşa, II. Meşrutiyet ilan edilince, Jön Türklerin el koymasından endişe ettiği mal varlığını altına çevirip son derece esrarengiz usullerle bir yere gömer ve definenin adresini remizlerle bir Fuzuli Divanı’nın satır aralarına yerleştirir.

Paşa’nın yurt dışında yaşayan kızı Hadiye Hanıma ulaştırılmak üzere evin kâhya kadınına teslim edilen Fuzuli Divanı, yıllar sonra Erzurum Hastanesi Başhekimi Şakir Feyzi’nin eline geçer…

Mehmet Rauf’tan sürükleyici bir macera romanı.


Eylül - Mehmet Rauf

Türk Klasikleri


Güneşin kavurucu ateşinin yürekleri yaktığı, o ilk sıcaklığın, zamanla karşı konulamaz bir tutkuya dönüştüğü yaz...

Ayrılık rüzgarlarının etrafta sinsice kol gezdiği sonbahar..

Kah güneşli sevdaları, kah fırtınalı pişmanlıkları tarif edilemez bir acıyla içinde saklayaonbaharın o en yalnız Eylül’ü...

Türk Edebiyatının bu ilk psikolojik romanında, Suad, Süreyya ve Necib arasındaki fırtınalı ilişkiler ve kahramanların iç dünyalarına doğru uzun ve keyifli bir yolculuk sizleri bekliyor.

Felatun Bey İle Rakım Efendi -Ahmet Mithat Efendi

Türk Klasikleri


Şekilsel Batılılaşmayı temsil eden ve kimlik bunalımı yaşayan Felâtun Bey, günlerini gezip eğlenmekle geçirir. Râkım Efendi ise tam tersine ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan, bilge bir Doğuludur. Ne var ki Felâtun Bey’in zevk ü sefa içinde geçirdiği tatlı hayat fazla uzun sürmez…

Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat devrinin karakteristik tiplerini resmettiğromanında Felâtun Bey ile Râkım Efendi üzerinden bir mukayese imkanı sunar.

Hüseyin Fellah -Ahmet Mithat Efendi

Türk Klasikleri


Düşmanları tarafından bıçaklanan Hüseyin Fellah karanlık bir köşeye atılır. O gece kendisine yardım eden Hüsna Hanım ve kızı Şehlevend'le Hüseyin Fellah'ın yolları daha sonra Cezayir'de, garip bir biçimde kesişir...

İyiyle kötünün mücadelesini konu alan Hüseyin Fellah sade bir dille, halkın zevkine göre ve halk için yazan Ahmet Mithat Efendi'nin en başarılı roman denemelerindendir.






Alt 28-02-2013, 13:39 #3

"umut"

Deneyimli


Jöntürk -Ahmet Mithat Efendi

Türk Klasikleri





Jöntürk, Ahmet Mithat Efendi’nin döneminin sosyal problemlerini roman formatıyla sunduğu, bilinmeyen bir eseridir. Kendisinin de ifade ettiği gibi roman, millî, ictimaî ve siyasî unsurları bünyesinde barındırır. 1908-1909 yılları, Osmanlı toplumunun batıyla yüzleşmesi ve bu yüzleşmenin akabinde toplumda meydana gelen tezahürlerinin birçok farklı vakıalarla ortaya çıktığı bir zaman dilimidir. Feminizm, kadın, kadın hakları, serbest evlilik, hürriyet, terakkî kavramlarının ve fikrî alt yapılarını Osmanlı toplumuyla çatışması ve bu çatışmalardan bir neslin nasıl etkilendiğinin romanıdır Jöntürk...



Kan Damlası -Mehmet Rauf

Türk Klasikleri


Pardon efendim, orası karakol değil midir?”

“Evet, ne istiyorsunuz?”

“Merkez memuru bey orada mıdır? Kendisine bir şey söylemek istiyorum. Oturduğum köşkte müthiş bir cinayet işlendi. Bir kadın öldürdüler. Hemen gelmeli, meseleye el koymalısınız.”

İstanbul halkı bir sabah, iki ayrı cinayet haberi ile uyanır. Biri Tarabya'daki İngiliz Köşkü'nde, diğeri Anadolu Hisarı'nda işlenen iki cinayette de aynı yöntemler kullanılmıştır. Maktullerin avuçlarına bırakılan "Numara Bir", "Numara İki" kayıtları ve alınlarındaki kan damlası, cinayetlerin devamının geleceğine işarettir...

Karagöz İle Hacivat -Anonim
Türk Klasikleri


Yüzyıllarca canlı kalmayı başarmış Türk gölge oyunu, toplumsal dokumuzu yansıtan en önemli sanat dallarındandır. Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş sınırları içinde hoşgörü denizinde yaşamış çeşitli din ve milletlere mensup insanların ilişkilerini yansıtır. Yüzyıllardır tüm kuşakları eğlendirmeyi başaran Karagöz ile Hacivat’ın sırrı, oyunun gerçekçi ve samimi ypısından gelir.

Hacivat karakteri düzeni temsil eder. Nabza göre şerbet verir. Az çok tahsil görmüştür, yabancı sözcüklerle konuşmayı sever.

Karagöz ise okumamış bir halk adamıdır. Hacivat’ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp yanlış anlamlar yükleyerek Hacivat ile alay eder. Patavatsızlığı sebebiyle zaman zaman zor durumda kalsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır.

Kurtuluş - Mehmet Rauf


Türk Klasikleri

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

Bir İstiklal Harbi romanı olan Kurtuluş (Halâs), Mehmet Rauf’un Kurtuluş Savaşı sonrasında, aralarında Halide Edip’in de bulunduğu, birkaç arkadaşıyla beraber çıktığı İzmir yolculuğunda tanıklık ettiği olayları anlatmaktadır. Mehmet Rauf, son romanı olan Kurtuluş’ta, tanık olduğu bu olaylara olan hassasiyetini coşkun bir dille kaleme almıştır.

Kurtuluş Savaşının o olağanüstü koşullarını yaşayan halkımızın, içinde bulunduğu sosyal şartların yanı sıra, iç dünyalarını da yansıtan bu eser, bir klasik niteliği kazanmıştır…


Muhayyelat -Giritli Aziz Efendi

Türk Klasikleri


Muhayyelat, sözlü kültürün yazılı kültürle, geleneğin moderniteyle, Doğu edebiyatının Türk edebiyatıyla iç içe geçtiği, Tanzimat dönemi roman ve hikâyelerine yön veren bir klasik. Yayımlandığı dönemde büyük bir ilgiyle karşılanan eser, Giritli Ali Aziz Efendi tarafından, Binbir Gece Masalları tadında, birbiriyle bağlantılı üç bölüm halinde yazılmıştır. Hikâye içinde hikâye tekniğinin kullanıldığı eser, sade bir üslûpla kaleme alınmıştır. Muhayyelat, Türk edebiyatında geleneksel hikâye ile modern anlatım tarzının buluştuğu noktadır. Osmanlı ve Türk edebiyatı için ilk fantastik eser, aynı zamanda modern edebiyata geçişte önemli bir mihenk taşıdır

Ölmüş Bir Kadının Evrak- ı Metrukesi -Güzide Sabri Aygün

Türk Klasikleri


Dönemin en meşhur kadın yazarlarından olan Güzide Sabri Aygün, Cumhuriyet Devri’nin ilk yıllarında halk arasında çok tutulan aşk romanlarını yazmıştır. Yayınlandığı zaman büyük bir yankı uyandırmış ve etkisi yıllar boyunca sürmüş bir aşk romanı olan Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, ülkemizde filme uyarlanmış, birçok defa basılmış ve Ermeniceye çevrilmiştir.

“Güzide Sabri, kelimenin tam anlamıyla bir kalem âşığıdır. Rahat ve çok yazabilmek için, “tazimle sevdiği” eşinin dahi uyumasını bekleyerek, gaz lambasının ışığı altında sabahlara kadar yazar. Ne parayı, ne mülkü sevdiğini, yalnızca kendi sebepsiz ızdıraplarını dinlemek, başkalarının felâketlerini ruhunda canlandırmak için yazdığını ifade eder. Güzide Sabri, kadınlara ait meseleleri kadınların daha iyi anlatabileceğine inandığı için, kadınlara yazar olmayı öğütlemiştir.” Nazan Bekiroğlu

“Bilincine tam varılmamış bir özgürlük istemi, bu tarz popüler karasevda romanlarıyla yerli okurun duygulanmalarında ifade bulmaktadır. Güzide Sabri’nin İstanbul romansları, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerin dışında, taşrada bile okurun ilgisini çeker.” Selim İleri

“Bayan Güzide Sabri, kadınların kafes arkasında bir mahpus hayatı yaşadığı zamanlarda muhitinin teşvikine kapılarak değil, kendi ruhundakini hissetmek ve hissettiğini neşreylemek ateşiyle yazıcılığa başlamış bir ‘münevver’ Türk kadınıdır. Ve Güzide Sabri’nin eserleri, yazıları kendileri yaşarken ölen bazı muharrirler gibi ‘ölmüş bir kadının evrâk-ı metrûkesi’ haline gelmeyecek derecede kuvvetli görünüyorlar.” Hikmet Münir


Pakize Süleyman Tevfik

Türk Klasikleri

Servet-i Fünûn Dönemi gazeteci-yazarlarından Süleyman Tevfik tarafından kaleme alınan Pakize, Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşamış bir kadının hayat mücadelesini anlatıyor. Pakize, çok iyi şartlarda yetişmiş, iyi bir eğitim almış, güzel, zarif, iyi huylu ve temiz kalpli bir genç kızdır. Evlendikten sonra kocası, komşularının kızına âşık olmuş ve karısından ayrılmaya karar vermiştir. Gururlu bir kadın olan Pakize, yanına hiçbir şey almayarak evini ve varlıklı hayatını terk eder. Pakize'nin, küçük kızı Nerime ile birlikte hayata tutunma çabasının temsilidir bu roman.


Piyale - Göl Saatleri

Türk Klasikleri



Ahmed Haşim, Türk edebiyatının şüphesiz en önemli şairlerinden biridir... Gerek başarılı bir temsilcisi olduğu Sembolizm akımının en güçlü temsilcisi olarak fakültelerde okutulması, gerekse imge dünyasının genişliği açısından günümüz okurlarını etkileyebilmesi, onun önemini daha da artırır. Özellikle şiir anlayışını, imge dünyasının şekillenişini anlattığı "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" başlıklı yazısı, günümüz şiir okurlarına ayrı bilinç katacak, genç şairlere de yol gösterecek nitelikte bir metindir. Bu önemli şairimizin şiirlerini okur ile buluşturmak, kültür hayatına önemli bir katkı olmakla birlikte, şairin edebiyatımızdaki yerine ve önemine binaen vefakar bir eylemdir










Alt 28-02-2013, 13:44 #4

"umut"

Deneyimli

Seçme Hikayeler -Ömer Seyfettin

Türk Klasikleri

Öykücülük bakımından Türk edebiyatında büyük yere sahip olan Ömer Seyfettin, kısa öykü tarzında da başarılı bir öncü olmuştur. Sade ve süssüz anlatım diliyle halka daha da yaklaşmış ve hayatlarımız içindeki yerini almıştır. Değişik tatlar ve konularla hayatı olduğu gibi hikâyelerine taşımış ve aynı zamanda değindiği dönemin sorunlarıyla da bizim sesimiz ya da dert arkadaşımız olmuştur. Kattığı bir tutam alaycı anlatımla da hikâyelerine renk yüzümüze tebessümü oturtmayı her zaman başarmıştır. Bizi, bizden biri olarak hikâyelerinde yaşatmış ve kazandığı beğeniler sonucunda da öyküleriyle Türk edebiyatında silinmez izler bırakmıştır.

Sefalet Emine Semiye

Türk Klasikleri


İlk kadın romancılarımızdan olan Emine Semiye, toplumun dertlerini kaleminin imbiğinden geçirmiş bir yazardır...

Dönemin ezici sefalet tabloları karşısında insanî erdemler daima parıldayan bir cevherdir onun için... Emine Semiye, sosyal yaraları ve bu erdemlerin genel-geçerliğini vurgulamıştır romanında…

Yabancı dillere çevrilmiş, yurt dışında bir de nişanla ödüllendirilmiş olan Sefalet, başta eserin kendisine ithaf edildiği Şair Nigâr Hanım olmak üzere, devrin yazarları tarafından büyük bir beğeni ve övgüyle karşılanmıştır.

Şehir Mektupları Ahmet Rasim

Türk Klasikleri



Edebiyatımızda "şehir yazıları"nın ilk örneğini, çoğu Malumat gazetesinde yayınlanan mektuplarla Ahmet Rasim vermiştir. Ahmet Rasim'in en büyük özelliği, yazılarını bir sohbet havası içinde yazması ve daha ilk cümleden okurunu kucaklamasıdır. Dönemin İstanbul'unu mekan, kültürel yapı, gelenekler, alışkanlıklar, insan ilişkileri gii unsurlarla ele alan ve bütün zenginliğiyle yansıtan Ahmet Rasi "Şehir Mektupları"nda büyük bir gözlem yetene, kıvrak bir üslup, kendine özgü bir dil ve tadına doyulmaz yazılar ortaya koyar.

Sergüzeşt Samipaşazade Sezai
Türk Klasikleri


“Rus şirketinin Batum’dan gelen ticari vapuru Tophane önlerinde demirledi. Vapurun gelmesini sandallarda sabırsızlıkla bekleyen birkaç kişi hemen güverteye atladı. Bunlardan biri uzun boylu, geniş omuzlu, siyah seyrek bıyıklıydı; etekleri ayaklarına kadar uzun, beli gayet dar bir Çerkez paltosu giymişti. Başında kendi milletine özgü bir kalpak, elinde gümüş saplı bir kırbaç buluna Çerkeze ‘Hoşgeldiniz, dedi, cariyeler nerede?’” Evinden ve yurdundan acımasızca koparılan küçük Çerkes kızı Dilber, bir esir gemisine bindirilerek İstanbul’a getirilir ve bir konağa satılır. Bu konak küçük Dilber’in yeni zindanıdır bundan böyle. Samipaşazade, 1888’de yayınlanan Sergüzeşt romanında, o yıllarda rağbet gören “esaret” konusunu işlemiş ve esaretin insanlık dışı olduğunu gözler önüne sermiştir.

Taaşşuk-ı Talat Ve Fitnat -Şemsettin Sami

Türk Klasikleri


Hacı Baba, üvey kızı Fitnat’ı kem nazarlardan korumak için adeta eve hapsetmiştir. Ne Fitnat’ın dışarı çıkmasına izin verir ne de nakış ustası Şerife Hanımdan başkasının eve girmesine. Oysa Talat, kafes arkasından gözüne kestirdiği Fitnat’a ulaşabilmek için ne gerekiyorsa yapacaktır.

Edebiyat tarihçileri tarafından “Batılı anlamda” kaleme alınan ilk Türk romanı sayılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, İstanbul sokaklarının cumbalı, kafesli evlerle süslendiği dönemlerden kalma bir aşk hikâyesi…

Vatan Yahut Silistre Namık Kemal
Türk Klasikleri

İslam Bey, gönlündeki tüm aşkları bir yana bırakarak savaşa koşar. Ne var ki gidenlerin geri dönemeyeceğini bilen Zekiye, İslam Bey'i yalnız göndermeyi düşünmemektedir...

Oynandığı dönemde büyük fırtınalar kopararak Namık Kemal’in Magosa’ya sürülmesine sebep olan bir eser; Vatan Yahut Silistre. Oyunun sahnelendiği gece sokaklar boşalmış, Gedikpaşa Tiyatrosu, üst düze yöneicilerin de aralarında bulunduğu bir kalabalıkla hınca hınç dolmuştur. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistre yalnız ülkemizde değil, Avrupa'da da ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir.













Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Türk Klasikleri Konusuna Benzer Konular

Türk Öğrenci Klasikleri


.->Sınavdan önce kopya planı hazırlar :D ->Kantinciyle kanka olup çoğu şeyde pazarlık yapar :D ->Sınıfa gelen nöbetçiye laf atar :D ->Genellikle...

Nostaljik Türk Filmi Klasikleri..


Ne güzelmiş eski türk filmleri.. Tükkan şoray, Ediz Hun, Kadir İnanır, Cüneyt Arkın, Filiz Akın, Kartal Tibet, Tarık Akan hepside türk sinemasının...

YEŞİÇAM KLASİKLERİ


SENİ SEVMİYORUM BUNU ANLAMADIN MI HALA-amansız hastalığa tuutulduğu zaman sewgiliye söylenen ilk cümle- ANNEN SEN DOĞARKEN ÖLDÜ YAWRUM NOLUR...

Amerikan Klasikleri


Amerikan klasikleri * Polisin araştırma yaparken,mutlaka bir striptiz barına gitmesi gerekir. * Amerika'da bütün telefon numaraları 555 diye...

blackbearl Klasikleri 1 :)))


Her geçen gün araba sanayiinde Japonlara yenik düşen Amerikalılar bir gün araba teknolojilerini incelemek üzere Japonya'ya giderler. Fabrikayı...




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:45 .