Sponsorlu Bağlantılar:
  Marquis De Sade - Sodom'un 120 Günü
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Lahana Çorbası Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 20-08-2015, 22:52 #1

José

Forum Üstadı

Marquis De Sade - Sodom'un 120 Günü

Eserin öyküsü ve Sade düşününün kodları

Hikaye; hiç kimsenin ulaşamayacağı, dış dünya ile bağlantısı kesilmiş, uçurumların ve sarp kayaların arasında bilinçli bir şekilde konumlandırılmış, 18.yüzyıl ortalarında bir şatoda geçer. Karıları ile birlikte bu şatoya kapanan dört şehvet düşkünü sefih, kimisi para ile kiralanmış kimisi de ailesinden zorla kaçırılarak şatoya getirilen, 13-17 yaş arasında olan kız ve erkek çocuklarına, 120 gün boyunca, fiziki, ruhsal ve cinsel şiddet ve işkence uygulamaktadır. Alem odası adı verilen geniş salonda, hikaye anlatıcısı ******lerin anlattığı fanteziler, dört sefih ve "vurucular" olarak kategorize edilen gençler tarafından kurbanlar üzerinde uygulanır. Dört bölümde anlatılan ve giderek şiddet dozajı yükselen hikaye, giriş bölümünde kahramanların detaylı bir biçimde tanıtılmasıyla başlar. Mesela, karakterlerin penis boyutları, anüsleri hakkında detaylar, toplum içindeki meslek ve konumları hakkında bilgiler verilir.

Hikayenin geri kalan dört bölümünde; aile içi cinsellik, çocuk istismarı, teşhircilik, gözetlemecilik, hayvanlarla sek*, insan eti yeme, cinsel sadizm ve mazoşizm, dışkıdan ve kandan cinsel haz alma gibi psikolojide parafili olarak tanımlanan çeşitli cinsel davranış sapmaları detaylıca işlenir. İlgi çeken nokta kurbanlar önce cinsel anlamda her türlü istismar edilirken, ilerleyen bölümlerde zorla dışkı yemek zorunda kalırlar, son bölümlerde ise çeşitli alternatif sonlar eşliğinde kanlı işkenceler eşliğinde acı içinde sona doğru giderler. Bu temelde hikaye, giderek ağırlaşan, çıkış yolu olmayan, umutsuz bir dünyayı tasvir eder.

Hikayenin oluşmasında daha eski dönemlerin Fransa'sında yaşanan bazı gelişmelerin de önemli etkileri vardır. Bunlardan birincisi, meşhur Gille de Rais davasıdır. Aristokrat bir ailenin çocuğu olan ve Britanya'nın Machecoul şatosunda dünyaya gelen Gille de Rais (1404-1440) adlı bir askerin, kız ve erkek çocuklarını kaçırarak kendi şatosuna kapatması, onları çeşitli cinsel ve fiziksel işkencelerden geçirdikten sonra öldürüp cesetlerini zindanlara saklaması olayı dönem Fransa'sında ve sonrasında toplumsal bir travma yaratmıştır. Ancak esas tartışılması gereken Rais'nin soylu bir kişi olmasından ötürü hakkında uzun yıllar soruşturma başlatılmamasıdır.

İkinci büyük hadise, Madam LaLaurie hadisesidir. LaLaurie, Fransa'da yaşayan soylu bir kadındır. Çalıştırdığı hizmetçilerini, zincirleyip onlara fiziki işkenceler yapan LaLaurie, kurbanlarının kemiklerini kırmış yada ters yönlere çevirmiş, derilerini yüzmüş, gözleri oyulmuş, elleri ve ayakları kesilmiştir. Ancak tartışılan nokta LaLaurie'nin soylu bir aileye mensup olmasından ötürü yargılanmaması ve sırra kadem basmasıdır. Soylu ve aristokrat olmak, yapılan her türlü işkenceye kılıftır da.


Bu noktada Marquis de Sade, Orta Çağ ve Yeni Çağ boyunca yaptıkları her eylemden ötürü idama mahkum edilen, din ve devlet baskısı altında kalıp özgürlükleri ellerinden alınan "halkın işlediği suçların, soylular tarafından ne kadar yaygın biçimde işlendiği hatta birer fetiş haline getirdiklerini düşünerek ve bilerek eserin adını Sodom koymuş ve etkileyici bir ironiye imza atmıştır" [3]. Hikayede her türlü sapkınlığın uygulayıcısı olan 4 sefihin meslek ve sosyal konumları ilgi çekicidir: Dük, Belediye Başkanı, Baş Piskopos ve Baş Savcı. Bu yönüyle Sade, din ve siyasi kurumların ve aristokrasinin sert bir sistem eleştirisini yapar. Onun için "erdem ahlaksızlıktır, ahlaksızlık ise erdemdir" [4]. Hazzın aykırı adı: Marquis de Sade (b.t.) adlı yazıda Sade'ın bu sözü şöyle analiz edilir:
Bu fikirlerden yola çıkarak kendine özgü bir ahlak psikolojisi oluşturan Sade, sonunda sapkınlık etiğine dek varıyor. Sade şöyle sorguluyor: Neden birey yanlış yapar? "Çünkü o yanlıştır". Sapkınlık kendisinin bir sonucu, bunun altında yatan gerçeği anlamaya çalışmak lüzumsuzdur. Aslında bu yeni bir felsefe değil, Judeo-Hristiyan kültürünün bir yansımasıdır: "Tanrı'yı Tanrı için izle". Neden iyi şeyler yapmalıyız? Çünkü onlar iyidir. Ancak Sade için bu ahlaksızlıktır, erdem değil.
Hikayede kurbanlara uygulanan işkencelerin, cezaların ve her türlü eylemin; bir zaman çizelgesi, saati, günü ve eylemin içeriğine göre değişen mekanı vardır. Sistemlidir. Mesela, sabah erken saatte alem odasında toplanılması emredilir. Yemek salonu, hikayelerin anlatıldığı oda, kurbanların kaldığı yerler, işkence çarkları ayrı mekanlardadır ve herkes bu programa uymak zorundadır. Bir ibadet gibidir, her şey bu ciddiyette yapılır. Bu yönüyle sert bir din ve din kurumları eleştirisi yapar.

Kubilay Akman'ın aktarımıyla [5] Georges Bataille, Sade'ın kötülüğü sevdiğini, tüm eserlerinde kötülüğü arzu edilebilir bir şey haline getirmek istediğini ancak sevdiğini için ne lanetleyebildiğini ne de olumlu karşıladığını belirtir. Evet, Bataille'nin tespitinde olduğu gibi Sade, eserlerinde kurbanlarına bazen acıdığını gösteren bir dil de kullanır. Ancak insanın karanlık yüzünü yansıtan sadist eylemlerin korkutucu ve tüyler ürpertici yönlerini ortaya koyarak bir ahlak felsefesi oluşturur ve bir ilkeye ulaşır. Bu ilkenin adı: kendi yararını koruma ilkesidir. Sade'a göre kişilerarası ilişkilerde insanı insan yapan değerler ve insanlık onuru bir defa yitirildiğinde ortaya kendi yararını koruma ilkesi çıkar, bu ilke sonuna kadar götürüldüğünde sonunda zorunlu olarak sadizme varılır. Çünkü insan kendi doğasıyla baş başadır. Yani bir işkenceci, hapishanedeki bir mahkuma neden işkence eder? Önce insani değerleri çiğneyen o sistemin bir parçası olur, bir çarkı haline gelir. Sistem, üzerindeki sorumluluğu kendisine itaat edenlere yükleyerek suçunu örtmeye çalışır. Kendini ve kendi yararını korumak adına, o işkenceci her türlü sorumluluğu almaya hazırdır. İşkence ettiği mahkuma ders verdiği düşüncesiyle, bir noktadan sonra, onun acılarından zevk duymaya başlar ve kaçınılmaz şekilde sadizme varır.

Sade'ın bu hikayesini alıp İkinci Dünya Savaşı dönemine uyarlayan İtalyan yönetmen Pier Paolo Pasolini (1922-1975), sadizm ile faşizm arasındaki ilişkiye odaklanarak oldukça sansasyonel, tabu yıkıcı, cesur; politik, dini ve otobiyografik alt metinleri oldukça kuvvetli, entelektüel içeriği açısından zengin Salo veya Sodom'un 120 Günü (1975) adlı metaforik filmi çekmiştir.

Notlar ve Kaynakça

[1] Yahudi dini metinlerini oluşturan Tanah'ın ilk beş kitabından ilki olan Tekvin'in 19.bölümünde yer alır. Aynı anlatı Yahudi ve Hristiyan dini metinlerinin bir araya getirildiği Eski ve Yeni Ahit'in ilk kitabında bulunur. İslam'da Lut kavmi olarak geçen ve bu bölgede yaşayan halkı tasvir ettiğine inanılan anlatı, Şu'ara, Hud ve Hicr surelerinde geçer.
[2] Ters ilişkiden kastedilen anal sekstir. Dini mitoslarında etkisiyle bir sapkınlık olarak görülen anal sek*, günümüzde bazı toplumlarda halen devam eden bir çeşit tabudur.
[3] SADE, Marquis de. (2010). Sodom'un 120 Günü. (Çev: Birsel UZMA). İstanbul: Chiviyazıları Yayınevi. s.10.
[4] Hazzın aykırı adı: Marquis de Sade. (b.t.). 03.12.2014,

Görüntüleme:412, Cevaplar:2

Alt 20-08-2015, 22:54 #2

José

Forum Üstadı

Marquis de Sade öleli yüz yılı aşkın bir süre geçmiştir. 1926'da bir grup mimar, Sade'ın hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Bastille hapishanesinde restorasyon çalışmasına başlar. Ancak eski olduğu tahmin edilen, el yazmalarına ve çok sayıda notlara rastlanmıştır. Restorasyon çalışması adeta bir arkeolojik çalışmaya döndüğünde bu keşfin sonuçları oldukça merak uyandırıcı olacaktır. Çünkü el yazmalarında "Sodom'un 120 Günü" yazar. Bu ifade Sade'ın diğer romanlarında sürekli gönderme yaptığı o kayıp çalışmaya aittir.

Edebiyat dünyasında heyecan yaratan bu keşif sonunda Sade tarafından başarıyla muhafaza edildiği tahmin edilen, imha edilmemiş, yeni bir eser ancak 20.yüzyılda ortaya çıkmıştır. Marquis de Sade tarafından 1785 yılında Bastille hapishanesinde kurgulanan çalışma, tahminlere göre bir ay gibi kısa bir sürede yazar tarafından kaleme alınmış, sonra bilinmeyen bir nedenle kendisi tarafından gizlenmiş ve 1926'ya kadar bu çalışmaya ulaşılamamıştır.

Sodom'un 120 Günü eserinin adı ve dini alt metni üzerine

Yahudi ve Hristiyan dini metinlerinde, oldukça detaylı bir biçimde, günümüzde Lut Gölü civarında olduğu tahmin edilen Sodom ve Gomorra adlı iki kentten bahsedilir [1]. Dini mitoslara göre bu kentlerde yaşayan halkın veya kavmin, erkekleri ile kadınları arasında doğal ilişkiler yerine ters ilişkiler [2] yaşanmaktadır. Sapkınlıklarla özdeşleşen bu kavmin her türlü "ahlaksızlığına" daha fazla tahammül edemeyen Tanrı, kenti cezalandırmaya karar verir. İbrahim peygamber bu kentlerde en azından 50 ahlaklı insan bulunabileceğini ve onlara yazık olacağını belirttiğinde, Tanrı sadece 10 ahlaklı insan bulunsa bile orayı affetmeyeceğini söyleyerek durumu saptamaları için kentlere iki melek gönderir. Melekleri, kentte yaşayan Lut peygamber karşılar, ancak kentin erkeklerinin huyunu bildiği için onların dışarı çıkmasını istemez ve evinde misafir eder.

Kentin "sapkınları" iki güzel erkeğin geldiğini duyunca Lut'un evinin etrafını çevirirler. Lut yalvarır ve onlara rüşvet olarak kızlarını teklif eder, ancak konuklarına dokunmamalarını söyler. Ama "kentin sapkınlarının" gözü meleklerdedir. Zor kullanmaya çalıştıklarında melekler onları kör eder ve Lut'a ailesini de alarak kenti terk etmesini söylerler. Lut, ailesini de alarak Tsoara kentine yerleşir ve Tanrı gökten taş ve ateş yağdırarak iki kenti yok eder. Lut'un karısı da yok olanlar arasındadır, çünkü o da aynı günahları işlemiştir. Sonunda Lut iki kızıyla dağa çıkar, babalarının zürriyeti yok olmasın diye ilk gece büyük kız, ardından da küçük kız babalarıyla yatarlar. Doğan iki çocuğun soyundan İsrailoğullarının, 12 kabilesinden sadece ikisi ürer. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet'in kabul ettiği ve üzerinde mutabık olduğu ünlü Sodom ve Gomorra veya Lut kavmi mitosu buna dayanmaktadır. Bu mitos, Sodom'u ters ilişkinin ve sapkınlığın sembolü haline getirmiş, sodomizmi anal seksin diğer adı olarak yerleştirmiştir.


Alt 20-08-2015, 22:56 #3

José

Forum Üstadı

Filmini izlemeyin hayal kırıklığına uğrarsınız ciltli kitap gidin alın kitabını okuyun, saygılar


Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Marquis De Sade - Sodom'un 120 Günü Konusuna Benzer Konular

Marquis de Sade


Donatien Alphonse François le Marquis de Sade (Fransızca okunuşu:maʁki: dəsad) (d. 2 Haziran 1740 - ö. 2 Aralık 1814), Fransız aristokrat ve felsefe...

AşKın SuçLarı // Marquis de Sade


Kitabın Yazarı Marquis de Sade Kitabın Çevirmeni Cemal Süreya Kitabın Yayınevi Say Yayınları Basım Tarihi :

Kayıp Sodom Ve GomoRRa


Ve Rab Sodom üzerine ve Gomorra üzerine göklerden kükürt ve ateş yağdırdı; ve o şehirleri ve bütün havzayı ve şehirlerde oturanların hepsini ve...

-SODOM ve GOMERE'NİN SON GÜNÜ


Hz Lût (a.s), Arap yarımadasını puta tapıcılıktan alıkoymak, ortaksız ve tek bir Allah'ı tanıtmaya çağıran ve bu mukaddes yolda büyük başarılar...

SODOM ve GOMERE'NİN SON GÜNÜ


SODOM ve GOMERE'NİN SON GÜNÜ Hz Lût (a.s), Arap yarımadasını puta tapıcılıktan alıkoymak, ortaksız ve tek bir Allah'ı tanıtmaya çağıran ve bu...




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:09 .