Demirel, Özal, Erdoğan, Ecevit, Baykal ve Sarıgül Cehennemde

#1
Süleyman Demirel ölmüş. Ahiret kayıt-kabul melekleri karşılayıp
günah sevap defterini kontrol etmişler ve ceza çekmek üzere O'nu Cehennem
zebanilerine teslim etmişler. Zebaniler Demirel'i Cehennem'in dibine
göndermişler.

Bir süre sonra zebaniler periyodik kontrole geldiklerinde bir de ne
görsünler! Demirel mayosunu giymiş, hamağa uzanmış, gözlerinde güneş
gözlüğü, elinde minik şemsiyeli bir meyve suyu; keyif çatıyor.

Bu arada Cehennem'in çeşitli il, ilçe ve bucaklarından gelen kasketli
heyetler, sepetlerinde çeşitli sebzeler ve meyveler bulunduğu halde Demirel
tarafından kabul edilmeyi bekliyor.

Zebanilerden müteşekkil teftiş kurulu derhal incelemeye gelmiş. Bakmışlar ki
Demirel Cehennem'deki sıcak lav rezervlerinin üzerine termik santral kurmuş,
lav ırmaklarına da barajlar yapmış, onlardan elde ettiği enerji ile
Cehennem'in her yerine klimalar taktırmış. Kurduğu fabrikalardan taşlar
üreterek Cehennem'e otoyol ağı yapmış.

Hemen onu Cehennem'den çıkartmışlar. Evvelce vefat etmesine rağmen VIP
salonunda beklemekte olan Turgut Özal'ı Cehennem'e atmışlar. Cehennem'i
periyodik olarak kontrol eden teftiş kurulu zebanileri Özal'ı Cehennem'in
kapısının önünde para sayarken bulmuşlar.

- Hey! Sen neden Cehennem'de değilsin? diye çıkışmışlar Özal'a. Özal:

- Cehennem'i Fransızlar'a sattım, artık hem daha fazla lav üretiyor, daha
yüksek ısı sağlıyor, kapasitesini de arttırdık, daha çok yerli zebani
istihdam ediyor, artık kainat çapında hizmet veriyor, hem de artık ahiret
bütçesine yük olmaktan kurtuldu, demiş

Onu da derhal Cehennem'den çıkartıp yerine Tayyip Erdoğan'ı atmışlar.

Bir süre sonra kontrol etmek üzere geldiklerinde Cehennem'e girememişler.

Çünkükapıda tanımadıkları İngilizce, Fransızca ve Flamanca konuşan zebaniler
onların girişlerini engelliyor, girmek istiyorlarsa en yakın konsolosluktan
Schengen vizesi almaları gerektiğini söyleyip duruyorlarmış. Zavallı
zebaniler ne olduğunu araştırırken karşıdan Günter Verheugen ile Karen
Fogg'un geldiğini görmüşler. Meğerse Cehennem AB'ye girmiş.

Hemen Erdoğan'ı da oradan çıkartmışlar ve yerine Bülent Ecevit'i atmışlar.

Zebaniler "Ecevit'i gönderdik ya, artık Cehennem nihayet Cehennem gibi
olacak!" diye sevinirlerken bir de bakmışlar ki, Cehennem'de ateş sönmüş.
Hatta insanlar üşümeye, soğuktan kürklere sarılmaya başlamışlar. Kontrolör
zebaniler kontrole gelmişler ki ne görsünler? Kömür bitmiş. Kömür ve ateş
ithal edecek döviz olmadığından kuyruklar oluşmuş.

Cehennem çalışanları greve gitmiş. Cehennem mensupları birbirlerine anayasa
kitapçıkları fırlatmaya başlamışlar. Bu arada Ecevit ve Rahşan Hanım
dizlerine renkli birer battaniye örtmüş, huzur içinde el ele, diz dize, göz
göze oturuyorlarmış.

Derhal Ecevit'i Cehennemden çıkartıp yerine Deniz Baykal'ı koymuşlar.

Cehennem bu sefer daha da yaşanılmaz bir yer olmuş. Önce ikiye, sonra dörde
bölünmüş. Yakalayan yakaladığını yumruklar olmuş. Huzur güven kalmamış.

Baykal kızgınlıkla "Cehennem bizlerindir! Beğenmeyen çeker gider. Bakın
başka yerler de var! Yakınımızda Cennet bulunuyor! Hadi yallah!" diye
nutuklar çekerken Mustafa Sarıgül "Cehennem babanın malı değil. Bizim
yerimiz burasıdır!" diye bağırıyormuş!

İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:22 .