Aç Gözünü Eşkıya Vatanımızı İstiyor !

#1
Aç Gözünü Eşkıya Vatanımızı İstiyor !


Sustukça sıra geliyor, eşkıyanın sözcüleri artık meydanlarda sadece “meydan okumuyor” Türklere “terk et!” diyor... Eşkıyanın sözcüleri “Ne yapalım bizim devlet uçağımız yok!” bahaneleri ile işi savsaklamıyor, susup sinip beklemiyor, bağıra çağıra tepemizde tepiniyor!..

Saldırgan, bütün mevzilerde köşe tutmuş vaziyette!.. Medya hakimiyeti müthiş... Her akşam ekranlardan odalara taşmayı başarıyor!.. (Hakim medyanın ipini tutan sermaye ile, yöneticilerinden gördüğü destek dikkat çekicidir!)
İşte bu ahval ve şerait içerisinde eşkıya, Türk Milletini tasfiye ettiği inancı ile küstahlaştıkca küstahlaşıyor!..
Sen Erciyes’i boşalt, mevzilerine yerleşeni seyret!.. Tunceli’den sana çemkiren kadının, (kendisi Türk Milleti adına namus yeminli namus erbabıdır.) Anayasanın ilk üç maddesi de dahil, tümden değiştirilmesi gerektiğini söylemesini dinle, “Anayasa sadece Türkleri temsil ediyor. Beni etmiyor. Ben Kürdüm. Arap’ı temsil etmiyor. O Anayasada Arap yok. Çerkez yok. Laz yok. Boşuna meydanlara çıkıp kardeşiz kardeşiz demeyin; o Anayasa Türktür. Bu yüzden o Anayasa tümden değişmelidir” diye kurnazca yaptığı iç savaş çağrılarına kulak ver!..
Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz?.. Zangır zangır titriyoruz, kendimize ne zaman döneceğiz!!?
Türkiye’nin adını değiştiriyorlar!
Diyarbakır belediyesini elde tutan adam “Ecdadınız gelse burayı alamaz, geldikleri gibi gidecekler” tarzı laflarla Türk devletini kendi topraklarının işgalcisi ilan edebiliyor!..
Leyla Zana adlı kadın, “Diyarbakır nasıl ki Kürdistan’ın yüreği ve diliyse(!) Dersim de Kürtlerin aydınlık beyni ve gözüdür” diye sallıyor, sabırları zorluyor...

Tek bayrak, tek millet tanımı ile birleştirici-kardeşlik teması, kendi ırkçı tanımlarında yer bulan etnik arayışlarla (Krallıklarını kurma temelinde) saldırıya uğruyor, vatandaşlar “Asimilasyoncu güçlerin 80 yıllık politikasının bir iflasıdır bugünkü duruş.” sözleri ile isyana teşvik ediliyor!..
Haber sitelerinde hâlâ duruyor, isteyen açar okur. Leyla Hanım, Londra’daki Avam Kamarası’nda düzenlenen panelde milletvekilleri, lordlar ve İngiliz medyasına Türkiye ve Kürt meselesi hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Bulunurken de “Kürt halkı PKK’nın mücadelesini kendi sigortası olarak görmektedir. Bu halkın içerisinde ben de varım” demiş...
Bu, ırkçı faşist kafanın tezahürüdür...
“Sigorta, eli silahlı eşkıya!”
Yani vatandaşı tehdit, “Ya dediğimi yaparsın, ya da sigorta atar!..”
Öyle bir faşizmdir ki;
“Bana köle, robot, eleman olmayan Kürt değil!” diyecek kadar katı bir despotizm...
Köy basmalar, kadın, bebek katliamları ile kazanılan korku krallığı!..
Böyle açık tehdide, baskıya rağmen yüreğimize ışık tutan tek unsur;
Adalet Ve Kalknma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi mitinglerinde meydanları dolduran Kürt vatandaşlarla, asker ocağına koşan Kürt gençlerdir...
Seçim zamanı kerhen konuşma aklına düşen siyasilerle, Batının koruyup kolladığı Leylalara rağmen!..
Minarenin kılıfı!..
Batı “koruyup kolluyor” diyorsam, bizi yönetenlere bunu yaptırıyor!. Yasalar çıkartılıp bu saldırının adeta yasal zeminde dans etmesi, dokunulmazlık kazanması sağlanıyor.. Türkiye’de dört dönen AB komiserlerinin işi bu!..
Bu yüzden, ne “Apo” diye yırtına yırtına, ellerindeki bezlerle meydan okuyan bindirilmiş kıtalar için, ne de bu Leylagiller için, yasa korkusu yok!.. Geçtiğimiz günlerin bir haberi de şu idi; “Terör örgütü propagandası yapmak suçuyla yargılanan Leyla Zana beraat etti...”

Zana, Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde, beş yıl hapis istemi ile yargılanıyordu ki... Savcı mütalaasında, sanığın yaptığı konuşma metni ve görüntülerinin dosyalarında bulunmadığını; alınan bilirkişi raporunda örgüt propagandası mahiyetinde söylemleri olduğunun tespit edildiğini ancak, suç tarihinde yapılan konuşma olup olmadığının tespit edilemediğini belirterek, beraatini talep etti. Mahkeme, Zana’nın suçunun sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.

Zaten Leyla Zana da, panelde kendisine ‘Öcalan Kürtler için ne ifade ediyor’ şeklindeki soruya karşılık olarak, ‘İnsan için beyin ve yürek ne ise Kürt halkı için de PKK ve Öcalan o demek’ yanıtını vermediğini söylemiş, mesele kapanmış...
Mahkeme ne yapsın “Londra’da meydanlarda söyler mahkemede şaşar!”sa..?
İsmet Paşa’nın sözünden çağrışımla bağlayalım, “Memleket’te sahip çıkması gerekenlerin sesi de gür çıkmalı...”


İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:51 .