>
Kpss,Tarih notlarım.
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 11-11-2016 #1

`Minά.

Denizkızı#

Kpss,Tarih notlarım.

Mondros Sonrası Yayınlanan Raporlar Nelerdir?

Milne Hattı
: İngiliz General Milne tarafından çizilen bu rapor Yunanistan’ın gidebileceği sınırı belirtmektedir.

General Harbord Raporu: Türklerin doğu Anadoludaki halklılığını bildiren rapordur. Türk halkının sayısal olarak Ermenilerden fazla olduğunu bildirmektedir.

Doktor Esad Işık Raporu: Doğu Anadolu da Ermeni Yurttaşlar üzerinde aşı denemesi yapıldığını belirtmiştir.

Sandler Raporu: Hatayla ilgili İsveçli Diplomat Sandler ‘in hazırladığı raporun adıdır.

Amiral Bristol Raporu: Batı Anadolu’da Türk milletinin ne denli haklı olduğunu belirten ilk rapora denir. Bu raporda Yunanlıların Türkleri katlettiği belgelenmiştir. Bu belge ile İzmir’in işgalinin haksızlığı ve Türk mücadelesinin haklılığı ilk kez uluslarası bir belgeyle herkesin huzuruna sunmuştur.





Benzer Konular

Araf Bunu beğendi.
Görüntüleme:866, Cevaplar:15

Alt 11-11-2016 #2

`Minά.

Denizkızı#

ZARARLI CEMİYETLER

Özellikleri:
1. Osmanlı Devleti’nin parçalanması için faaliyet göstermişlerdir.
2. Bağımsız devlet kurmayı amaçlamışlardır.
3. İtilâf devletleri tarafından desteklenmişlerdir.
4. Bulundukları bölgelerde işgallere zemin hazırlamışlardır.
Mavri Mira Cemiyeti
– Rumlar tarafından kuruldu. Amacı Megola İdea’yı gerçekleştirerek büyük Yunanistan’ı kurmaktı.
– İstanbul’daki Rum Patrikhanesi tarafından organize edildi.
Etnik-i Eterya
– Rumların yaşadığı bütün toprakların Yunanistan’a katılması için çalıştı.
Pontus Rum Cemiyeti
– Amacı Trabzon ve çevresinde bir Rum devleti kurmaktır.
Kardos Cemiyeti
– Anadolu’ya gönüllü Rum nüfusu taşıyan bir cemiyettir.
Taşnak ve Hınçak Komitaları
– Ermeniler tarafından kurulan bu cemiyetlerin amacı Doğu Anadolu ve Çukurova’da bir Ermeni devleti kurmaktır.
Alyans İsralit ve Makabi Cemiyeti
– Yahudiler tarafından kurulan bu cemiyetin amacı orta doğuda bağımsız bir Yahudi devleti kurmaktır.
b) Milli Varlığa Düşman Cemiyetler
Özellikleri:
1. Müslümanlar tarafından kuruldu.
2. İşgallerin kolaylaşmasına neden oldu.
3. Ulusal direnişe karşı faaliyet yürütmüşlerdir.
4. İtilâf devletleri tarafından desteklenmişlerdir.
5. Saltanat ve hilafet yanlısıdırlar.
Sulh Ve Selamet-i Osmaniye Fırkası
– Kurtuluşun padişaha bağlı kalmakla sağlanacağını savunan kişiler tarafından kuruldu.
– Hürriyet ve İtilâf Fırkası ile birlikte hareket etmişlerdir.
İslam Teali Cemiyeti
– Anadolu’daki ulusal direnişe karşı olan bu cemiyet, halifelik yanlısı bir politika izlemiştir.
Kürt Teali Cemiyeti
– Wilson İlkelerine dayanarak D.Anadolu’da bağımsız bir Kürdistan kurmayı amaçlamıştır.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti
– Milli mücadeleye karşı çıkıp İngiliz mandacılığını savunmuşlardır.
Wilson İlkeleri Cemiyeti
– Amerikan mandacılığını savunmuşlardır.




Araf Bunu beğendi.

Alt 11-11-2016 #3

`Minά.

Denizkızı#

Türk milleti, Mondros’tan sonra başlayan işgaller üzerine haklarını savunmaya başlamıştır. Osmanlı hükümetinin olaylara kayıtsız kalması milletin harekete geçmesine neden olmuştur.Türk yurdunun parçalanmasını önlemek için çeşitli bölgelerde milli amaca hizmet edecek nitelikte mahalli cemiyetler kurulmuştur.Bu cemiyetlere genel olarak Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri (Hakları Savunma Dernekleri) adı verilmiştir

Kuruluş Nedenleri

• İşgallere, işgalcilere ve zararlı cemiyetlere tepki,
• İşgaller karşısında padişah yönetiminin bir şeyler yapmayışı,
• Halkın kendisini bilinçli bir şekilde örgütlenerek koruma isteği.
• Milliyetçi bilincin gelişmiş olması.

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ( 7 Kasım 1918 )

• Trakya’nın Yunanlara verileceği endişesi ile Edirne’de kurulmuştur.
• Osmanlı Devleti parçalandığı takdirde Batı Trakya ile birleşerek, Trakya Cumhuriyeti’ni kurmayı amaçlamıştır. Zamanla Kuva-i Miliye hareketine dönüşecek olan silahlı mücadeleyi esas almıştır.
• Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini önlemek ve Mavri Mira’nın zararlı faaliyetlerini önlemek amaçlarındandır.
• Mondros’tan sonra kurulan ilk direniş cemiyetidir
• Lüleburgaz, Edirne kongrelerini düzenlemişlerdir. Edirne Kongresi’nde (9-13 Mayıs 1920) TBMM’ye bağlılık kararı almıştır.

İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti (1 Aralık 1918)

• İzmir’de Nurettin Paşa tarafından kuruldu. Bu cemiyetin ilk adı “Müdafaa-i Vatan Heyeti”dir.
• İzmir’in Yunanlara verilmesini engellemek amacı ile kurulmuştur.
• Zamanla (Alaşehir Kongresinden sonra) İstanbul’da da etkinlik gösteren bu cemiyet,ulusal mücadeleye yardımcı gizli cemiyetlerle anlaşarak,Anadolu’ya silah ve cephane kaçırılması işinde yardımcı olmuştur.
• Basın yolu ile sesini duyurmaya çalışmıştır.
• İttihatçı ve Bolşevik olmakla suçlanmışlar, düzenli bir cemiyet olamamışlardır.
• Cemiyet ismini İzmir’in işgal edileceği haberinin alınması üzerine “İzmir Reddi İlhak Cemiyeti” olarak değiştirmiştir.

İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti

• İzmir’in işgali üzerine kurulmuştur. İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti işgalden bir gün önce bu ismi almıştır.
• I.ve II. Balıkesir Kongresi ile Alaşehir Kongresi’ni düzenlemişlerdir.
• Yunan işgaline fiilen karşı koymuş bir cemiyettir
• Kuvay-i Milliye hareketinin başlamasını da sağlamıştır

Kilikyalılar Cemiyeti (21 Aralık 1918)

a)İstanbul’da Ali Fuat Paşa’nın gayretleri ile kurulmuştur.
b)Adana ve çevresinin Ermenilere verilmesini engellemek ve Fransız işgalinden korumak için kurulmuştur.
c)Bölgedeki ulusal güçleri birleştirmek içim 30 Mayıs 1920’de Pozantı Kongresi’ni düzenlemiştir.

Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti (12 Şubat 1919)

• Merkezi Trabzon olmak üzere Trabzon ve çevresinde Pontus Rum Devleti’nin kurulmasını engellemek için kurulmuştur.
• Erzurum Kongresinden sonra Doğu Anadolu Cemiyetinin bir şubesi haline gelmiştir

Trabzon Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti

• Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk Devleti kurmak amacı ile kurulmuştur.
• İlk kurulduğunda padişaha bağlı iken daha sonra Milli Mücadele’ye katılmıştır.

Doğu Anadolu (Şark Vilayetleri) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

• 4 Aralık 1918’de İstanbul’da kuruldu.
• Merkezi İstanbul’da bulunan bu cemiyet daha sonra Erzurum ve Elazığ da şubeler açmıştır.
• Doğuda bağımsız bir Ermeni Devleti’nin kurulmasını engellemek için kurulmuştur. Ermenilerin Doğu Anadolu'da nüfus olarak çoğunlukta olmadığını açıklamıştır.
• Cemiyet Ermenilerle mücadele etmek, Doğu illerinde Türklerin Ermenilere sayıca üstün olduğu kadar tarih, kültür ve uygarlık yönüyle de üstün olduğunu kanıtlamak için Fransızca Le Pays, Türkçe Hâdisât ve Albayrak gazetelerini çıkarmıştır.
• Cemiyet şu kararları almıştır: Kesinlikle Doğu Anadolu’dan göç edilmeyecek. Doğu illeri bir saldırıya uğrarsa birleşilecek. Bilim, din ve ekonomi alanında teşkilatlanılacak.
• Doğu Anadolu'da Türk ve Müslüman nüfusun fazla olduğunu belirtmiş ve Doğu Anadolu'nun bütünlüğünün korunmasını savunmuştur.
• Erzurum Kongresi'ni düzenlemişlerdir.
• Mustafa Kemal, Sivas Kongresinde Ulusal Dernekleri bu cemiyet aracılığı ile birleştirmiştir.
En etkili olan cemiyettir.

Milli Kongre Cemiyeti (29 Kasım 1918)

• II. Meşrutiyet döneminde Türkçülük fikrini ve Türk milliyetçiliği hareketini Milli Eğitim vasıtalarıyla yaymak amacıyla kurulan “Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti” üyeleri tarafından İstanbul’da kuruldu.
• Partiler üstü bir cemiyet olarak kurulan Milli Kongre Cemiyeti’nin amacı; Türkler hakkında dünyada yapılmış ve yapılmakta olan propagandalara yayın yoluyla karşı koymak ve Türk milletinin haklarını, tarihi vazifelerini, medeni vasıflarını belirtmekti.
• 1919 yılında Milli Kongre Türkler hakkında tanınmış yazarların sözlerini, dünya kamuoyunda Türklerin durumu ve Ermenilerin Müslümanlara yaptıkları zulümler hakkında vesikalar ve Fransızca eserler yayımlayarak etkili olmuştur.
• Türk vatanının kurtuluşu için bütün kurum ve cemiyetlerin birleşmesi gerektiğini belirtiyordu. Çünkü Türk milleti, ancak bu birlik ve dayanışmayı sağladığında başarıya ulaşacaktı
• “Kuva-yı Milliye” deyimini ilk kullanan cemiyettir.

Anadolu Kadınları Müfaaa-i Vatan Cemiyeti

• 5 Kasım 1915’te Sivas’ta kuruldu.
• Vatanın bütünlük ve bağımsızlığı uğrunda bütün Anadolu’nun birliği çalışmak gayesiyle mitingler ve kongreler düzenlemiştir.
• Vatanın savunmasında kadınların da üzerine büyük görevler düştüğünü belirterek kadınların görevlerini yapmaya hazır olduklarını vurgulamışlardır.

Gizli Karakol Cemiyeti

• İstanbul'dan Anadolu'ya silah ve Cephane kaçırılmasında önemli bir rol oynadı.

Milli Cemiyetlerin Ortak Özellikleri

• Mondros Ateşkes Antlaşmasına ve işgallere bir tepki olarak ortaya çıkmışlardır.
• Azınlıkların taşkınlıklarına karşı kurulmuşlardır.
• Cemiyetlerin tabanını çoğunlukla eski İttihatçılar oluşturmuştur.
• Cemiyetlerde “Türklük” duygusu ön plandadır.
• Cemiyetler yalnız bulundukları bölgeleri kurtarmak için kurulmuş olup programları vatanın bütünlüğü özelliğini taşımazlar (Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır).
• Genellikle basın ve yayın yoluyla mücadele etmişlerdir. Ancak işgallerle birlikte silahlı mücadeleye başlamışlardır.
Yayın yoluyla bulundukları bölgelerde, Türklerin çoğunlukta olduklarını dünya kamuoyuna duyurarak işgallerin haksızlığını savunmuşlardır.
• Kurtuluş Savaşı’nın örgütlenmesine katkıda bulunmuşlardır.
• Yeni bir Türk Devleti kurma amacı taşımazlar (Trakya Paşaeli Cemiyeti hariç).
• Düşmanı belli bir süre oyalamışlardır.
• Ulusal bilincin gelişmesine, yayılmasına, canlı tutulmasına kaynak olmuşlardır.
• Halkın savaşı maddi ve manevi yönden desteklemesine öncülük etmişlerdir.
• Bu cemiyetler kendiliklerinden oluşmuşlardır. Hükümet ya da her hangi bir organın katkısı yoktur.
• Birbirlerinden kopuk ve bağımsız hareket etmişlerdir. Milli Cemiyetler; Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı ile birleştirilmiştir.
• Cemiyetler yöresel kongreler düzenleyerek siyasi ve silahlı mücadeleler yapmışlardır.
• Yararlı cemiyetlerin başlangıçtaki en büyük eksikliği merkezi bir otoriteden ve birlikten yoksun olmalarıdır. Erzurum Kongresinde giderilmeye başlayan bu eksiklik, Sivas Kongresinde bütün derneklerin bir çatı altında toplanmasıyla tamamen giderildi.
• Yararlı cemiyetler genellikle İstanbul ve çevresinde kurularak faaliyet göstermiştir. İstanbul’da kurulmalarının en önemli nedeni, devletin merkezi olmasından dolayı haberleşme ve ulaşımın kolay olmasıdır Ayrıca basın ve yayın merkezi olması da etkilidir
Cemiyetlerin hemen hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson İlkeleri’dir.



Araf Bunu beğendi.

Alt 12-11-2016 #4

`Minά.

Denizkızı#

Türk Göçleri
Göçlerin Nedenleri:
1- Köklü iklim değişiklikleri. (Kuraklık, Otlakların azalması)
2- Nüfus artışı
3- Bulaşıcı hayvan hastalıkları
4- Türk boyları arasındaki hâkimiyet mücadelesi
5- Çin, Moğol ve Kitan gibi komşu devletlerin baskıları
6- Türk Töresine göre yeni yerler fethetme arzusu. (Cihan anlayışı)
Uyarı:: Cihan anlayışı İslamiyet’ten sonra cihad anlayışına dönüşecektir.
Uyarı:: Türklerin göç edip yerlerini değiştirmelerinde bağımsızlıklarına düşkün olmaları önemli rol oynamıştır.
Uyarı:: Atı ve tekerleği kullanmaları, göçebe yaşantıya alışkın oluşları, göçleri hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır.
Göçlerin Sonuçları
1- Birçok bölgenin, siyasi, etnik ve kültürel yapısında değişmeler meydana gelmiştir.
2- Türkler göç ettikleri bölgelerin halkına, hayvancılık ve madencilik ile ilgili bilgilerini aktarmışlar ve bazı toplumların çağ atlamalarında etkili olmuşlardır.
3- Türk kültürü geniş bir alana yayılmıştır.
4- Bazı Türk toplulukları göç ettikleri bölgelerin dini ve kültürel özelliklerini benimsediklerinden ulusal benliklerini kaybetmişlerdir.




Alt 12-11-2016 #5

`Minά.

Denizkızı#

Kavimler Göçü (375)
*Asya’nın batısında yaşayan Hunların, ekonomik sıkıntılar ve dış baskılar nedeniyle, batıya doğru hareketleri sonucunda, Karadeniz’in kuzeyindeki Ostrogot, Vizigot, Vandal, Frank, Germen, Burgont, Sakson, Sepit topluluklarının Hunlardan kaçmasıyla meydana gelen büyük göç dalgasına Kavimler Göçü adı verilmiştir.
Sonuçları:
1- Avrupa’nın etnik ve siyasi yapısı şekillendi.
2- Bugün ki Avrupa milletlerinin temeli atıldı.
3- Merkezi krallıkların parçalanmasıyla Feodalite (Derebeylik) rejimi ortaya çıktı.
4- Roma imparatorluğu 395’te Batı ve Doğu (Bizans) olarak ikiye ayrıldı. 476’da Batı roma yıkıldı. Böylece İlkçağ sona erdi ve Ortaçağ başladı.
5- Avrupa’daki barbar kavimler arasında Hıristiyanlık yayıldı
6- Avrupa’ya giren Türkler çeşitli devletler kurdular. [Avarlar, Bulgarlar, Macarlar, Peçenekler, Uzlar (Oğuzlar) ve Kıpçaklar (Kumanlar)]




Alt 12-11-2016 #6

`Minά.

Denizkızı#

*Türklerin sözlü kaynakları yanında yazılı kaynakları da vardır.
Bunlar:
Göktürkler: Orhun Abideleri
Uygurlar: Karabalasagun
Kırgızlar: Yenisey yazıtları

Bazı Terimler:
Yuğ: Cenaze töreni
Uçmağ: Cennet
Ayuki: Hükümet
Tamu: Cehennem
Kam-Şaman, Baksı: Din adamı
Kamdu: Bez parçası (Para olarak kullanılmış)
Fresk: Uygurlarda duvar resmi
Sagu: Ağıt
Bitikçi: Kâtip
Sav: Atasözü
Balbal: Mezar taşı
Tudun: Vergici
Buyruk: Bakan
Yargucu-Yargan(zabıta,polıs): Yargıçlar
Ayguci: Başbakan
İdi kut: Hükümdar unvanı
Kurgan: Mezar
Töre: Hukuk kuralı
Otağ: Ordu komutanı için kurulan çadır.
Yabgu: batıyı yoneten hukumdarın kardeşi ,yonetıcı
Kımız: at sütünden yapılan bir tür içecek








Alt 12-11-2016 #7

`Minά.

Denizkızı#

Türklerin Müslümanlığı Seçmelerinin Nedenleri:
1-Gök Tanrı inancı ile İslamiyet arasındaki benzerlik
2-Töre hukuku ile Şeri hukuk arasındaki benzerlik
3-Her iki inançta da kurban kesme geleneğinin olması
4-Cihan hâkimiyeti düşüncesinin İslamiyet’teki Cihat düşüncesiyle benzeşmesi etkili olmuştur.
Türklerin İslamiyet’e Hizmetleri:
1-İslam dünyasının koruyuculuğunu üstlenmiş ve halifeliğin devamını sağlamışlardır.
2-İslam uygarlığıyla Türk uygarlığını birleştirip, İslam uygarlığını geliştirdiler.
3-İslamiyet’i, Anadolu, Balkanlar, Orta Avrupa ve Hindistan gibi bölgelere yaydılar.
4-Avasım, şehirlerini kurdular, Bu şehirler koruyucu niteliğindedir. Bizanslılara karşı savaştılar. En önemli kent Malatya’dır. Battal Gazi destanının kaynağı burasıdır












Alt 17-11-2016 #8

`Minά.

Denizkızı#

Türk siyasi tarihinde şu ana kadar 4 tane anayasa var olmuştur. Bu anayasalar, dönemin koşullarına göre biçimlenmiş, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan yasalar olmuşlardır. Bu anayasaları kısaca şöyle söyleyebiliriz: Kanun-i Esasi, 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası, 1982 Anayasası.


1. Kanun-i Esasi


– Kanun-i Esasi, ilk Osmanlı (yani Türk) anayasasıdır. 1876 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
– Genç Osmanlıların etkisiyle yapılmıştır.
– Meclis-i Umumi adında parlamento kurdurmuş ve iki meclisten oluşmuştur.
a) Meclis-i Ayan: Padişah tarafından atanan üyelerden oluşuyordu.
b) Meclis-i Mebusan: Halk tarafından seçimle geliyordu. Padişaha halk tarafından seçilen bu mec isi istediği zaman feshedebilme yetkisi verilmiştir.
– Kanun-i Esasi meşruti monarşi sistemidir.
I. Meşrutiyet, II. Abdülhamit tarafından kaldırıldıktan sonra, bu sefer Genç
Türkler’in etkisiyle II. Meşrutiyet ilan edilmiş, sonrasında 31 Mart Olayı meydana gelmiştir. Padişahın yetkileri daraltılmış, meclisin yetkileri artmıştır. Sistem tam olarak meşru monarşi haline gelmiştir.

2. 1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye)


Son Osmanlı Mebusan Meclisi Müdafaa-i Hukukçuların etkisiyle Misak-ı Milli’yi kabul etti. Mebusan Meclisi, İngilizlerin İstanbul’u işgaliyle kapandıktan sonra yeni bir devletin habercisi olan TBMM 23 Nisan 1920’de açıldı. Kurucu bir meclistir.
I. TBMM 20 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasiye’yİ (1921 Anayasası) kabul etti.
1921 Anayasası’ndaki sistem meclis hükümeti sistemidir.
Temel ilke ise, milli egemenliktir.
– Yasama ve yürütme güçleri meclis hükümeti sistemi olması nedeniyle yasama organı olarak TBMM’nin elindedir.
– Bakanlar meclis tarafından seçilir ve meclis bakanları her zaman değiştirebilir.
– İt ve nahiyelerde yerinden yönetim ilkesi (mahalli idareler) ¡ilk kez bu anayasa ile kabul edilmiştir.
– Devlet başkanlığı makamı ise henüz yoktur.

3. 1924 Anayasası


TBMM hükümeti tarafından yapılmıştır. Meclis hükümeti sistemi ile parlamenter sistem arasında karma bir sistem özelliği taşır.
Meclis hükümeti sistemine benzeyen yönler:
– Türk milletini ancak TBMM temsil eder ve yasama ve yürütme erki TBMM’de toplanır.
– Meclis hükümeti her zaman denetleyebileceği ve düşürebileceği halde hükümetin meclisi feshetme yetkisi yoktur.
Parlamenter sisteme benzeyen yönleri,
– Meclis yürütme yetkisini ancak cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu eüyle kullanır.
– Hükümet politikalarında ‘lükümet n koflektif sorumluluğu’ ilkesi benimsenmiştir.

1924 Anayasası sert bir anayasadır. Anayasanın değiştirilmeyecek maddeleri olduğu gibi diğer maddelerini değiştirmek de zorlaştırılmış!!r
– Kanunların anayasaya aykırı olamayacağı belirtilmiş, ancak bunu denetleyecek kurum olan Anayasa Mahkemesi’ne yer verilmemiştir.
– 1924 Anayasası’nda 1928 yılında yapüan değişiklikle “devletin dini İslamdır” ibaresi kaldırıldı. “Laiklik ilkesi” 1937 yılında yapılan değişiklikle getirildi.
Tabii hak anlayışı kabul edilmiştir. Kişise haklar tanınmış, ama sosyal haklardan bahsedilmemiştir.
1924 Anayasası çoğunlukçu anlayışı benimsemiştir. Çoğunluk iradesinin genel iradeyi yansıttığı ve bunun kamu iyiliğine yöneldığ; benimsenmiştir. O dönemin zorunlu koşutları, siyasi partilerin sürekli var olmayışı çoğulcu anlayış yerine çoğunluk iradesini gerektirmiştir.
– 1923 yılında Halk Fırkası kuruldu. 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 1925 yılında Şeyh Sait Ayaklanması sonucu kapatıldı. Çok partili sisteme geçişin ikinci denemesi 1930’da kurulan Serbest Fırka, Menemen Olayı nedeniyle kapatılmıştır. 1931’de Ahali Fırkası kuruldu. Bir süre sonra kapatıldı. Çok partili hayata ancak 1946’da geçilebilmiştir.

4. 1961 Anayasası


27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi sonucu yürürlükten kaldırılan 1924 Anayasası yerine, 9 Temmuz 1961 tarihinde yeni anayasa, kurucu meclis tarafından halkoyuna (referandum) sunularak yapılmıştır. Kurucu Meclis, Milli Birlik komitesi ve Temsilciler Meclisi’nden oluşuyordu.
– Anayasanın üstünlüğü ilk kez tam olarak benimsenmiştir.
– Kuvvetler ayrılığı daha da güçlenmiş, kuvvetlerin yumuşak ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Parlamenter sistem özelliği güçlendirilmiştir.
– Yargıç güvencesi getirilmiş, Yüksek Hakimler Kurulu kurulmuştur. (Hakimlerin özlük hakları düzenlenmiştir.)
– TBMM, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olarak ikiye ayrılmıştır.
– TRT ve üniversiteler gibi özerk statüye sahip kamu kuruluşları ilk kez yaratılmıştır. (1971 sonrasında TRTnin özerkliği kaldınlmış, üniversitelerin özerkliği azaltılmıştır.)
– 1924 Anayasası’nın “çoğunlukçu” ahlayışına karşı ‘çoğulcu’ toplum anlayışı benimsenmiştir. Siyasi partiler hakkında düzenlemelere ilk kez yer verilmiş, siyasi partilerin demokratik devlet ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu belirtilmiştir.
– 1961 Anayasası temel hak ve hürriyetleri sınırlarken “hakların özüne dokunulamaz” demek suretiyle sınırlamada ’hakkın özü* kavramını getirmiştir.
– Sosyal devlet anlayışı ilk kez benimsenmiştir.
1961 Anayasası 1971 ve 1973 yılında iki defa ara rejim nedeniyle ciddi değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliklerle özetle:
– Yürütme organı güçlendirildi.
– Bakanlar Kurulu’na KHK (Kanun Hükmünde Kararname) çıkarma yetkisi ilk kez tanındı. (1971)
– Temel hak ve hürriyetlere daha ciddi sınırlamalar getirildi. Devlet memurlanna sendika kurma hakkı kaldınldı.
– AYİM (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) ve DGM (Devlet Güvenlik Mahkemesi) kuruldu. (2004 yılında 1982 Anayasası’nda yapılan değişiklikle bu mahkemeler kaldırılıp Ağır Ceza Mahkemeleri’ne dönüştürülmüştür)

5. 1982 Anayasası


1982 Anayasası, 1961 Anayasası gibi askerî darbe sonucu olmuştur. Yine bir kurucu meclis tarafından yapılmış, bir geçiş dönemi öngörülmüştür. Kurucu meclis Milli Güvenlik Kurulu (Milli Güvenlik Konseyi) ve Danışma Meclisi’nden oluşmuştur.
– 1961 ve 1982 Anayasalarının her ikisi de halkoyuna (referandum) sunularak kesinleşmiştir.
– 1982 Anayasası daha ayrıntılı (kazuistık) ve katı (sert) bir anayasadır. Değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddelere yer verilmiştir. (Anayasanın ilk üç maddesi değiştirilemez!)
– Cumhurbaşkanının, onaylamadığı bir Anayasa değişikliğini ‘halkoyuna’ sunma yetkisi
– Siyasal karar alma mekanizmasında tıkanı-lıklrı giderici hükümler getirilmiştir.
1982 Anayasası ‘çoğulcu’ anlayışı benimsemekle birlikte, daha az katılımcı bir demokrasi modeli getirilmiştir. Yönetimde istikrar; temsilde adalet ilkesi benimsenmiştir.




Alt 21-11-2016 #9

`Minά.

Denizkızı#

Trablusgarp Savaşı 29 Eylül 1911
İkinci Balkan Savaşı 1912- 1913
Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915

Doğu (Kafkas) Cephesi 1916-1917
Suriye-Filistin Cephesi 1917-1918
Kurtuluş Savaşı (1919 - 1923)

Sakarya Savaşı 20 Ekim 1921
Büyük Taarruz 4 Mart 1922

Atatürkün katıldığı savaşlar.





Alt 21-11-2016 #10

`Minά.

Denizkızı#

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ.
23 Ağustos – 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan. Türk milleti için bir ölüm kalım savaşı olan Sakarya Meydan Muharebesi; Kurtuluş Savaşı içinde kader tayin edici olmuştur.
Bu savaştan önce Yunanlıların başlıca hedefi; Ankara yönünde ilerleyerek, Türk Ordusunu yok etmek ve Kurtuluş Savaşı’nın sembolü ve direniş merkezi haline gelen Ankara’yı ele geçirmekti. Böylece Türk azim ve direnme gücü yok edilmiş olacaktı. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emir ve komutasında, Türk ulusunun kanıyla yapılan ve dünya harp tarihine en uzun meydan muharebesi; Türk Kurtuluş Savaş’ı tarihine de subay muharebesi diye geçen Sakarya Destanı 21 gün 21 gece devam etmiş ve 13 Eylül günü Yunanlıların Sakarya Nehri’nin doğusunu tamamen terk etmesiyle son bulmuştur.
Başkomutan Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında ülke savunmasını şu şekilde ifade etmiştir. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O sathı bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça bırakılamaz. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir; fakat, küçük büyük her birlik durabildiği noktadan yeniden düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler, ona uymaz; bulunduğu mevzide sonuna kadar durmaya ve direnmeye mecburdur

Taarruz inisiyatifinin Türk Ordusu’na geçmesini sağlayan Sakarya Zaferi, TBMM hükümetine siyasi başarı kapılarını aralamış Türk milletinin özgürlüğünü ve vatanını kurtaracağı inancını da kuvvetlendirmiştir.
Kpss,Tarih notlarım.



Sakarya Savaşı sonunda; Türk Ordusu’nun 1683 yılındaki 2.Viyana Kuşatmasındaki yenilgisinden beri süregelen çekilmesi sona ermiştir. Bu savaş, Türk ordusu’nun son savunma savaşıdır.
Düşman 10 Eylül’de karşı taarruzla Afyon-Kütahya hattına kadar atılmıştır.
Savaş Türk ordusunun üstün zaferiyle sonuçlanmıştır.
Sonuçları:
Ulusal Kurtuluş Savaşının son savunma savaşıdır.
Düşmanın saldırı gücü tükenmiş, Türk topraklarını ele geçirme istek ve umudu yok olmuş, savunmaya geçmişlerdir.
Bu savaşa Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü Paşalar katılmıştır. Subaylar savaşıdır.
M. Kemal’e mareşallik rütbesi ve Gazi ünvanı ( 19 Eylül 1921) verilmiştir.
Sovyetler Birliği ile Kars, Fransızlarla Ankara Antlaşmaları imzalanmıştır.
TBMM Anadolu’da kesin egemenlik sağlamıştır.
TBMM’nin yaşama ve varolma mücadelesindeki en büyük başarısıdır




Alt 21-11-2016 #11

`Minά.

Denizkızı#

Kurtuluş Savaşı, İstiklâl Harbi ya da Millî Mücadele olarak adlandırılan, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Misak-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadele. 1919-1922 yılları arasında gerçekleşmiş ve 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile resmen sona ermiştir.

EL-CEZİRE CEPHESİ
Birleşik Krallık ateşkes imzalanmasından sonra ilk iş olarak Musul'u işgal etti. Britanyalıların buraya gelmesi Musul Vilayetinde yaşayan insanları mutsuz etmişti. İnsanların ayaklanmasıda pek te uzun sürmemiş 23 Mayıs 1919'da Zaho'da Şeyh Mahmut Berzenci'nin önderlik ettiği bir ayaklanma meydana gelmişti. Birleşik Krallık modern silahları ile bu ayaklanmayı bastırmışlardı. Ancak bu ilk direnişin ardından 1920 yılında Telafer'de ayaklanma meydana geldi. Ancak yedek kuvvetlerin gecikmesi sonucunda ayaklanma İngilizler tarafından bastırıldı. Bu sıralarda dağlarda direniş devam ediyordu. Direniş sonucunda Revanduz kurtarılmıştı. Özdemir Bey komutasında ki Kuva-yi Milliye birliği ve Kürt Aşiretleri ile Musul bölgesine taaruza geçmiş ve Britanyalıları Derbent Muharebesinde bozguna uğratmıştı. Özdemir Bey'in kuvvetlerini bölmek için Britanyalılar sürgündeki Mahmut Berzenci'yi çağırmış. Fakat Mahmut Berzenci, Özdemir Bey ile anlaşmış ve isyan etmiştir. Bunun üzerine Birleşik Krallık geri çekilmiş ve aşiretler Süleymaniye'ye girmiştir. Fakat Boğazlar bölgesinde oluşan savaş durumu yüzünden burada ki birliklerin çoğu o bölgeye gitmiş ve kalan birlikler ile Britanyalılar arasında çatışma çıkmıştır. Çıkan çatışma sonucunda Özdemir Bey'in birlikleri Birleşik Krallık Ordusu tarafından mağlup edilmiş ve Özdemir Beyİran'a çekilmiştir.

Kronoloji
1 I. Dünya Savaşı sonrası, Ekim 1918 - Mayıs 1919
2 Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 - Mart 1920 3 Hakimiyetin sağlanması, Mart 1920 - Mart 1922 4 Barışın sağlanması, Mart 1922 - Kasım 1923





Alt 21-11-2016 #12

`Minά.

Denizkızı#

Maveraünnehir, Orta Asya'da, Ceyhun (Amu Derya) ve Seyhun (Siri Derya) nehirleri arasında kalan tarihibölge.
Bugün bu bölge Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında bölünmüştür. Orta Çağ'da İslam uygarlığının geliştiği bölgelerden biri olan Maveraünnehir'deki Semerkand ve Buharakentleri önemli kültür merkezleridir. Ayrıca Göktürklerin yıkılmasından sonra anayurtlarını terkeden bazı Türklerin geçişlerini kolaylaştırıyordu.




Alt 21-11-2016 #13

`Minά.

Denizkızı#

Dandanakan Muharebesi ya da Dandanakan Meydan Muharebesi, (1040), Selçuklu Devleti'nin Gazne Devletini yendiği ve Gazne Devleti'nin çözülmesine yol açan muharebedir. Bu muharebeden sonra Gazne Devleti yıkılış dönemine girmiş, Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur.


Dandanakan Savaşı (1040):
Selçuklular ile Gazneliler arasında yapıldı.
Sebepleri:
* Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak istemeleri.
* Selçukluların kendilerine yurt arayışı içinde olmaları.

Sonuçları:
Gazneliler yenilgiye uğratıldı ve yıkılma sürecine girdi.
Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Horasan ve İran toprakları Selçukluların eline geçti.
Büyük Selçuklu Devleti kuruldu (1040).
Tuğrul Bey sultan ilan edildi. Devleti Çağrı Bey ile birlikte yönetti.
Rey şehri alınarak başkent yapıldı.
Selçukluların İslam dünyasındaki otoritesi arttı.
* Abbasi halifesinin, Şii Büveyhoğullarının baskılarına karşı Selçuklulardan yardım istemesi üzerine Tuğrul Bey, Bağdat Seferine çıkarak 1055 Abbasileri Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Böylece Türk-İslamdünyasının koruyuculuğu Selçukluların eline geçti. Bu olaydan sonra İslam Dünyasının dini lideri Abbasiler, siyasi lideri de Selçuklular oldu.
* Bizans üzerine sefere çıkılarak Doğu Anadolu’da başarılı savaşlar yapıldı. Bir çok şehir alındı (Erzurum, Kemah, Malatya, Sivas).





Alt 21-11-2016 #14

`Minά.

Denizkızı#

Kösedağ Savaşı'nın Nedenleri:

Yassı Çemen Savaşı’ndan sonra Selçuklulardan çekinen Moğollar,devletin iç isyanlarda bile zorlanmasından cesaretlenerek Erzurum’u yağmaladılar.

Moğollar'ın Baba İshak Ayaklanması'nın Anadolu Selçuklu Devleti’ni iyice zayıflattığını görmeleri.

Selçukluların gücünü sınayan Moğollar istedikleri sonucu alınca Anadolu’ya Baycu komutasında bir ordu gönderdiler.


Savaş:

Moğollar ile Sivas ile Erzincan arasında Kösedağ da yapılan savaşta,sayı üstünlüğüne rağmen iyi yönetilemeyen Selçuklu ordusu yenildi.


Kösedağ Savaşı'nın Sonuçları ve Önemi:

1- Anadolu Moğol istilası altına girmiş,yakılıp yıkılmıştır.

2- A.S.D. Moğollara bağlandı ve ağır vergilerle ezilmiştir.

3- A.S.Sultanları Moğolların kuklası durumuna düşmüş,sık sık taht değişikliğine neden olmuştur.

4- Anadolu Türk birliği bozulmuş,çeşitli beylikler kurulmuştur.

5- Ticaret yollarının önemini kaybetmesi ve ürünlerin toplanamaması nedeniyle Anadolu’da kıtlık yaşandı.

6- Moğollar yarım yüzyıl Anadolu’yu sömürdüler.

7- Selçuklulara bağlı olan Ermeniler ve Trabzon Rum İmparatorluğu ayrılarak Moğollara bağlandılar.

8- Selçuklu Devleti parçalanma ve yıkılma sürecine girdi.

9- Olumlu gelişmesi ise Moğolların önünden kaçan Türkmenlerin Anadolu’ya gelerek Anadolu’nun Türkleşmesini hızlandırmalarıdır.




Alt 24-12-2016 #15

`Minά.

Denizkızı#

Yasemin Devrimi, halkın ayaklanması üzerine 23 yıldır Tunus'u yöneten Zeynel Abidin Bin Ali'nin ülkeden kaçmasıyla sonuçlanan durumun genel adıdır
Yasemin Devrimi, Tunus'un birçok şehrinde gerçekleşen protestolardır. Protestocuların hedef aldığı başlıca konular işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma,ifade özgürlüğü ve kötü yaşam koşulları olmakla beraber, 23 yıldır ülkeyi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali'nin başkanlığı bırakıp 14 Ocak 2011'de ülkeden kaçmasıyla sonuçlanan olaylar bütünüdür. Kasım 2010'da, meyve sebze satıcısı olan işsiz bir üniversite mezununun, satış arabasına polisin el koymasından sonra kendini ateşe vermesi ile başlayan protestolar Tunus'ta son 30 yıldır yaşanan sosyal ve siyasal olayların en dramatik dalgalarından biriydi ve yaralanmalar ve hayat kayıpları ile sonuçlandı. Ben Ali'nin ayrılmasından sonra, yeni bir seçim 60 gün içinde yapılacaktı.
Renkli Devrimlerin jeopolitik terminolojisi ile paralel olarak,Protestolar batılı medyada Yasemin Devrimi olarak da adlandırılır.Medyanın bu yöndeki etkisinden dolayı, diğerleri protestoları ve Başkan Ben Ali'nin bu çıkışını Twitter Devrimi veya Wikileaks Devrimi olarak adlandırırlar.




Alt bir Hafta önce #16

Majik

tobacco addict

kaç aldın ?




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:36 .