Konu Cevaplama Paneli
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Konu: Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.... Konu Cevaplama Paneli
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Lütfen doğru cevaplayın
Başlık: Lütfen Kopya içerik eklemeyin:
  
Mesajınız:
Başlık Sembolleri
Konunun başında Sembol kullanmak için aşağıdaki Listeden bir Sembol seçiniz:
 

Diğer Seçenekler
Diğer Ayarlar

Konuya ait Cevaplar (Yeniler yukarda)
07-06-2019 12:54
Yönetici Merhaba alıntı eserlerin olduğu bölümde paylaşılmış

ve tabiki ekleme yapıyorum hemen
25-05-2019 03:25
mine baysan
Alıntı:
mine baysan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Merhaba, bu yazı ve telif hakları tarafıma aittir. 2002 senesinde Akşam gazetesindeki köşemde yayınlanmıştır. Yazar ismine adımı eklemenizi yoksa sayfadan kaldırmanızı talep ediyorum. Teşekkürler. Mine Baysan
[eskizz]
11-01-2007 10:54
nehir_gözlüm teşekkür ederim arkadaşlar okuyan gözleriniz dert görmesin
10-01-2007 20:26
cimcime_ emeğine sağlık arkadaşım çok güseldiler
10-01-2007 19:51
namık kemal
Birincisiharikaydıarkadaşımellerindertgörmesin
10-01-2007 12:20
nehir_gözlüm teşekkür ederim effendy sağolasın
10-01-2007 11:56
Effendy Eline sağlık..
10-01-2007 11:48
nehir_gözlüm İşte Bu Zamanda Oynanmalı Kar Topu...


Merhaba sevgilim,
Dünya'nın en masum ve en gaddar olduğu zamanda yazıyorum bunu. Parmaklarımı
durdurmayı hiç düşünmüyorum, yazmak istiyorum sana. Benim gördüğüm manzarayı
anlatmak isterim önce; gökyüzü kıpkırmızı, yeryüzü ise bembeyaz. Aslında
yanıbaşımızdaki kilisenin ışığı böyle görmemi sağlıyor ama ben bunu doğal
bir görüntü olarak kabul ediyorum çünkü buradan kilise görünmüyor.
Sokak ışıklarından gördüğüm kadarıyla dışarıda fırtına var. Tek bir insan
bile yok... Saat 03:18; gökyüzü kırmızı, yeryüzü beyaz.
İşte şimdi çıkmalı kartopu oynamaya. Daha kimsenin kirletmediği karları
toplamalı, minik topçuklar yapıp sevdiğine atmalısın. Senin kıyamayıp,
yumuşakça attığın kartopu kafasına geldiğinde yalandan 'ah' demeli ki sen
yanına koşasın... Yavaşça öpesin başından. Sonra birlikte ayak değmemiş,
pislik değmemiş yerlere yuvarlanırsınız. Attığınız o gülücükler bütün
sokakta yankılanır... Seni seviyorum diye bağırır yanındaki, seni seviyorum
diye bağırırsın.
Yerden kalkmaya çalışırken hemen tutar elinden sevgiyle, sımsıkı kavrar ki
kayıp düşmeyesin diye ama nafile. Yine kahkahalarla inler sokak. Kaya kaya
yürümeye başlarsınız bilinmeyene doğru. Ayaklarınız uyum içindedir,
bedenleriniz ise birbirine kenetlenmiş. Minik bir manzara karşısında durur
ayaklarınız, birbirinize bakarsınız. Önce o kırmızı şişmiş ve üşümüş
burnundan öper seni, kıkırdarsın...
İşte tam bu zamanda oynanmalı kar topu.. Herşeyin bembeyaz bir örtü altında
gizlendiği vakit. Tam bu sırada oynanmalı ki deli dolu yaşansın aşk... Rahat
rahat öpebil sevgilini, bakışlardan çekinmeden sarabil. Artık iyice üşümüş
olan ayaklarınla son 1 kare çiz pisliklerin zor ulaşabileceği yere. Şimdi
buraya çok sevdiğim birşey çizeceğim de ve onun adını yaz. Baksın sana uzun
uzun... Melek misin, şeytan mısın? derse yere yat. Kollarını ve ayaklarını
bir bebekmişsin gibi aç kapa sonra kalk yerden. Cevabı bu de!
Ve son kez sarıl ona... Şu anda ki temiz dünyada en temiz duygularını aç
ona.
08-01-2007 14:27
nehir_gözlüm teşekkür ederim canım
08-01-2007 12:18
aSi_GirL yüreğine sağlık
08-01-2007 11:55
nehir_gözlüm
Ne güzel bir laf Tanrım.!
Düşünüyorum da,
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında
Kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
Yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.?
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna
El kaldırmaya kıyamaz?
Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
Korkaklığımı, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem
Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
Bir kus gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım
karşımdakine.
O da çözülecek belki.
Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak.
İncinsek, yaralansak.
Ne olur bir darbe daha alsak.
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o on beş yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
Kirin o sert, o ağır kabuklarınızı
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi....



MİNE BAYSAN

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz Aktif dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:50 .