Konu Cevaplama Paneli
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Konu: Ümit, işkenceyi uzatır... Konu Cevaplama Paneli
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Lütfen doğru cevaplayın
Başlık: Lütfen Kopya içerik eklemeyin:
  
Mesajınız:
Başlık Sembolleri
Konunun başında Sembol kullanmak için aşağıdaki Listeden bir Sembol seçiniz:
 

Diğer Seçenekler
Diğer Ayarlar

Konuya ait Cevaplar (Yeniler yukarda)
23-02-2018 19:01
Nickimi7kedi
Sen zamanla iyileşen bi yaraydın. Ben kaşıya kaşıya büyüttüm seni.
05-10-2015 18:33
Emek. Soğuk olan hava değil Mahsun. İnsanlar soğuk. Hayat çok soğuk.
Keşke bu kadar soğuk olmasaydı da dünya, sen de bu kadar üşümeseydin…
Çok değil, bir iki aya kadar da kış biter zaten. İdare et. Üşümezsin…

Tabutta Rövaşata filminden..
10-09-2014 10:57
Emek. En cok ve en uzun sana inandim..
Tezer özlü
(Özlü, benim hislerimin somut ornegi. Iyi ki tanidim.)
17-07-2014 23:36
Emek.
Düşünüyorum da bir otobüse binersem ve yeterince uzağa gidersem,
en sonunda dünyanın kenarından düşerim..

bir kitapta okudum cok sevdim, bu kadar.
12-07-2014 14:15
Emek.
Arsızlıkla damgalanan
Boş kinayelere gülen bendim.
Kendi varlığımın sesi olayım dedim
Yazık ki kadındım..

|Furuğ Ferruhzad
12-07-2014 14:08
Emek.
Yapamıyordum artık yapamıyordum
Yadsıyarak yükseliyordu yoldan ayak seslerim
Daha büyüktü umutsuzluğum sabırdan..

|Furuğ Ferruhzad
23-06-2014 19:56
Emek. -O, hiç eksik kalmasın istediğindir.. - hiç eksik olmasın istediğin.
O, “keşke olmasaydı” diyemediğin diyemeyeceğindi­r..

-"Kırıldın mı?" diye sordun. Ben de, “Senin ile benim aramda öyle şey olmaz." dedim.

-İnsan olan insan pek az. İnsan, insan oldu mu acı çeker.”

-Bana getirilmişti.
- Kırdım.

Nasıl oldu bilmiyorum. Galiba sallantılı, dengesiz bir yere koymuşum.
Yeterince dikkat etmeden, sonra ters bir hareket etmişim.
Düştü. Kırıldı.

Yeterince düşünmemiştim üzerinde, demek.

Elimdeki, artık, birkaç iri parça ile bir sürü ufacığıydı.
Bazısı neredeyse, kırıntı, kıymık.
Öyle dağılmış, duruyordu.

Tek tek bir yere topladım hepsini; yok olmamalıydı.
Gittim, uygun bir zamk aldım.
Geldim, hepsini bir kağıt üzerinde düzenleyerek, bir araya getirmeye başladım.
Şu parça buna uyuyor. Mu? Ya, bu, şuna…

Zamanla parçaların kopma noktalarındaki dokularının ve zamkın tutma ve yapıştırma niteliklerini öğrendim.
Bazı parçalarsa; yapıştırılamayacak kadar ufaktı.
Onların bulunmaları gereken yerlerde boşluklar oluştu.

Tek tek yapıştırdım, yapıştırabildiklerimi.
Çok uğraştım.
Sonunda ortaya aslının eğri büğrü bir simgesi gibi bir şey çıktı.
Ve şu tümce:

'Dikkatsizlik ederek düşürüp kırdığın, sevdiğin kişinin izlerini taşıyan, senin için değerli bir nesneyi, parçalarını tek tek toplayıp, dikkatle, saatlerce uğraşarak, özel olarak aldığın bir zamkla yapıştırıp onardığında, ortaya orası burası eksik gedik, yamru yumru bir şey çıkar. Ama eskisinden de daha değerlidir artık.
Çünkü şimdi, senin izlerini de, taşıyordur. ‘


Başka bir şey yapamazdım.

*En iç, en içten, en içteki sesine bile aykırı düşebilir mi kişi?
Düşer...


|Oruç Aruoba
15-06-2014 19:35
Emek.
"Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı. Kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır."

|Sait Faik Abasıyanık
11-06-2014 11:29
Emek.
Nerden baksan tutarsızlık,nerden baksan ahmakça.

|Ahmet KAYA/Başım Belada
22-05-2014 13:20
Emek. Günlerdir sesini duymuyorum. Kaç gün oldu saymadım.
Ama çok geçti üzerinden. En son ki konuşmamızı hatırlayamayacak kadar çok geçti.
Bana en son ne dediğini, hangi kelimeyi söylediğini, hangi cümleleri kursağımda bıraktığını,
beni susturup hangi cümleleri söylememe engel olduğunu, hiçbirini hatırlamıyorum.
Şimdi arasan ne hissederim hiç bilmiyorum.
Canımın acısına mı üzülürüm, sesini duyacağıma mı sevinirim bilinmez..
öyle çok gece geçirmiştik ki konuşarak, sesini duymadan uyumaya kaçıncı gece de alıştım onu da bilmiyorum.
İnsan nasıl alışıyor birinin yokluğuna? Nasıl geçiyor acısı?
O çok sevdiğimiz dizi başladığında televizyonu açmıyorum bile.
Aldığın çiçekler çoktan soldu. Mesajlarını bile gördüğümde içimi acıtıyor diye sildim.
Sorsan bana nasıl silebildin diye, buna nasıl cesaret ettiğimi bilmiyorum.
Birkaç resmin vardı bende. Öyle çok dokundum ki onlara. Tenini tekrar keşfettim. Tekrar tekrar ezberledim.
Gözlerine dokundum, dudaklarına, boynuna. Saatlerce ağladım. Hıçkıra hıçkıra ağlarken acı hafifliyordu sanki.
Ya da daha çok acıtıyordum canımı bunu da bilmiyorum.
En son konuştuğumuzda bir daha sesini asla duyamayacağımı biliyordum.
Telefonu kapatacaktık ve bir daha asla duymayacaktım nefesini.
Ayrıldığımızı kabullenecek, öldü varsayacaktım. Kendime bunu inandıracaktım.
Ancak o zaman biterdi umutlar. Ancak o zaman ümit etmez, beklemezdim. Bazı günler oldu çok düşündüm.
Hiç mi duymak istemedi sesimi dedim. Hiç mi içinden aramak gelmedi, hiç mi nefesimi özlemedi. sonra unuttum.
Tüm düşündüklerimi unutmayı umdum. Umut kötü bir şeydi. Boşaydı. Boşunaydı. Öylesineydi. Yersizdi ve zamansızdı.
Ama hep vardı. Vardı.
Sonra bir daha asla konuşamayacağımızı, sesini bir daha asla duyamayacağımı kabullendim.
Bu kez gerçekten kabullendim.
Bakma sen benim sesini duymaya ihtiyacım varmış gibi konuşmalarıma.
Benim sana seni sevdiğimi söylemeye ihtiyacım var.
Seni unutmadığımı söylemeye,
Seni ne kadar çok özlediğimi anlatmaya ihtiyacım var.
Görüyorsun işte umut bitmiyor.

Hadi sen gelmiyorsun, anladım.
Hiç içinden aramakta mı gelmiyor?

|Elçin Gelir.
22-05-2014 13:18
Emek. En zoru başka biriyle olmaya karar vermektir.
Geceler boyu mu düşünür insan yoksa aniden mi verir bu kararı bilmiyorum.
Doğru mu bulur bu yaptığını yoksa yanlış olduğunu bile bile yine de teslim eder mi kendisini bir başkasına onu da bilmiyorum.
Pişman olacağını tahmin eder mi yoksa asla pişman olmayacağına emin olabilir mi onu hiç bilmiyorum.
Ama en zoru başka biriyle olmaya karar vermektir.
Başkasının ellerini tutmaya, başkasının gözlerine bakmaya, başkasına mesaj atmaya, başkası aradığında heyecanlanmaya karar verir.
Sanki acıları dinecek gibi gelir. Sanki bu bir umut zanneder.
Bu sefer mutlu olacağına inanır. Ona güvenmek ister.
Belki bu kez hayat acımasız davranmaz der. Başkasıyla olmaya karar verir.
Sonra özelden biri arar. Kokusunu duyarsın. Adı geçer bir gazetede. O şarkı çalar.
Tanışma yıl dönümünüzdür o gün tarih.
O başkası gider. Aklınızdan, yüreğinizden.
Kendinizi teslim ettiğiniz, güvendiğiniz, mutlu olacağınıza inandığınız o başkası çekip gider birden.
Eski mesajları okurken bulursunuz kendinizi, eski resimler saçılmıştır odanızın her yerine, yine o şarkı çalıyordur siz ağlarken.

Sevmediğiniz biriyle mutlu olmaktansa
Sizi sevmeyen birinin acısını çekmeye devam edersiniz gururla.

Elçin Gelir
22-05-2014 13:15
Emek. Bu kız nasıl bu kadar çok güzel yazıyor?

Ne yazık ki önce sesini unutmakla başlıyor her şey. Nasıl güldüğünü, saatlerce konuştuğumuz şeylerin bir dakikasını zor hatırlamakla başlıyor. Yüzün siliniyor yavaş yavaş. Sanki kağıttan yazı, telefondan rehber, masanın tozu siliyor. Öyle kolay oluyor zamanla
Engel olamıyorsun. Biraz daha acı çekmek istiyorsun. Biraz daha unutmamak. Oysa sendin gecelerce dua eden unutmak için. Ama unutmaya başladıkça daha çok acıyor için. Kimi sevebilirim ki böyle çok. Kimi sevebilirim ki böyle karşılıksız.
' Benim içim seni unutmaya el vermiyorken, bir başkasına yüreğimi nasıl vereyim? '

|Elçin Gelir
29-04-2014 15:30
Emek.
Ben Ahmet Erhan şiirlerine dönerken bir şiir de buraya bırakayım..

Çözemediğim Bir Şeyler Var Hayatımda

Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sualtı gibi derinlerde sessizce bekleyen
Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık
Nereye kadar gidebilirim, gitsem?

Aradığım nedir, o kentten bu kente?
Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir
Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler
Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir.

Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum
Ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu
Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın?
Yüreğimi kabartan o sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu.


Taşlar yığılmış önüne en güzel, en anlamlı duyguların
Uçsuz bucaksız bir tüneldeyim ve her yanım karanlık
Koluma giriyor bazı adamlar, bir şeyler söylüyorlar
Kalıplaşmış, sıkıntı verici, güdük.

Oysa acı diye bir şey var bu dünyada
Ölüm var -ki yüreğimde bu boşluğu yaratan birazda odur.

Yanıbaşımda ölüp gitti dostlarım, ben bakakaldım
Gözyaşlarının da bir yerlere gömüldüğü görülmüş müdür?

Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sanki ilk benim duyduğum garip, anlatılmaz duygular

Sürse daha ne kadar sürer bu, bilmiyorum
Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar?

|Ahmet Erhan
29-04-2014 15:24
Emek.
Çok sigara içiyor
Bırakamadı bir türlü
Ölümle ilgili hiçbir şeyi ciddiye almadığı için diyorlar ama değil
Aslında sadece ellerini nereye koyacağını bilmiyor..

|Ece Temelkuran/ Düğümlere Üfleyen Kadınlar
29-04-2014 15:18
Emek.
Hem devlet hem sana direnemem sevgilim
Sol kolum havadayken sana sarılamam.
29-04-2014 15:17
Emek.
Şunu iyi bilin ki; gösteriş budalası insanlardan, gösterişli laflardan, gösterişin kendisinden, hiç hoşlanmam, bu bir.
Kibirden, kendini beğenmişlikten, bütün bu dağları ben yarattım havalarından, süslü kişiliklerden nefret ederim, bu iki.
Yalakalardan, yalakalıktan, yalakaca edilmiş laflardan ve davranışlardan da nefret ederim bu üç.
Dördüncüsü, gerçeği, içtenliği, samimiyeti çok severim.
Ve Dostoyevski'nin dediği gibi: gerçeğin, her şeyin üstünde, zavallı egolarımızın bile üstünde tutulmasını isterim.

|Zeki Demirkubuz/Yeraltı
04-03-2014 12:43
Emek.
Siz duygularınızın kölesisiniz herkes gibi.
Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz.
Bir aşk, bir öfke, çıldırıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem, bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir.
Bazen bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen öfkeyle kamaşır içiniz.
Yitirmenin ne olduğunu biliyorum. Yaşadığımız aşklar hayatımızı değiştiriyor.
Yapılan hatalarda değişen hayatı bir kez daha değiştiriyor. Savruluyoruz…
Hayata ne ile başlarsan başla elinde çok az şey kalıyor.
Gurur ve aptallık.
Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir,
kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışız.

|Virginia Woolf
11-02-2014 20:43
Emek. 4 yıl be dile kolay..

Kadın


‘soğuk camdan kaldırım’ adını sen mi koydun ?
ben beğenmedim bu ismi; karamsarlığı sen mi buldun?
uzun tutamıyorum nefesimi, sen mi boğazıma kadar ilikledin beni?
ateşine tutuşturduktan sonra mı deniz oldun?
yoksa üşümem saçlarından mı kaynaklı?
rüzgar gibi sen mi tükürdün suratıma ve ağlayınca tokat vurdun?
beni yudumlarken hayal ettiklerin neydi?
ah zalim kadın!
iskemle misin ayağımı bastığım?
ip misin boynuma astığım?
al mısın, üzüm karası mı?
yoksa pembesi misin çamura bastığım?
utanır mısın, düşer misin, küfür mü edersin babam gibi?
öldürsen bile gazete örtmez misin hiç değilse?...
bu gece susmaz mısın?
huzuruna bırakmaz mısın karanlığın?

harcasan ya bir an evvel beni!
tutup boğazımı sıkıp kurutsan iliklerimi!
hiç başını kaldırıp bakmaz mısın?
tek nefes dahi sigaram olmaz mısın peki?
bir kaldırıma taş olup durmaz mısın?
zavallı kadın, ne kadar zavallısın!
susma, karşılık ver tükür suratıma
ışık tut yüzüme, siyah olsun
hadi işe yaramaz kadın, hissettir varlığını
in misin cin mi? Yoksa şeytan mısın?
ah aşağılık kadın, ah güzel kadın!

yanımda mısın?



Halil Babür
09-02-2014 22:14
Emek.
İnsan en çok da fotoğraf çektirirken anlar ki
Bir kişi yeterli sayıda kişi değildir bir kişi olmaya..

|Can Bonomo
21-01-2014 19:36
Emek.
Birisi bana ‘seyahat etmek neye yarar, insan kendisini hiç terketmiyor ki’ demişti.

|Simone De Beauvoir
Bu Konuda 20 fazla Cevap bulunuyor. Bütün Cevapları görmek için buraya tıklayın.

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz Aktif dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:25 .