Gittiğin günden beri

#1



Gittiğin günden beri
Gittiğin gün artık bu şehir benim olmaktan çıkmıştı.

El ele yürüdüğümüz yollar o kadar yabancılaştı ki kaç kere yolumu kaybettiğimi sayamadım.

Dahası kaç kere kendimi kaybettiğime dair de en ufak bir fikrim yok gittiğin günden beri.

Beraber oturup simit yediğimiz, daha doğrusu yemeye çalışıp martıların çığlıklarına daha fazla dayanamayarak simitlerimizi parça parça onlara attığımız, sahil yolunun sonunda ki o bank var ya; artık o bank bile yabancı bana.

Oysa üstüne isimlerimizi yazıp birde çevrelerini kalple süslemiştik ve o bankın bu sayede tapusunu almıştık.

O bizim bankımızdı, soran olursa tarihini, imzalarımızı, isimlerimizi ve mühür olarak kalbimizi gösterecektik.

Şimdi ne martılar bana yada elimdeki simide bakıyor, ne de ben o civarda simit yemeye dayanabiliyorum.

Aslını sorarsan gittiğin günden beri ben simit bile yiyemiyorum ..

Gittiğin günden beri bu şehirde çay servisleri bile değişti. Her zaman gidip oturduğumuz, bir şeyler yiyip içtiğimiz, bazen kavga ettiğimiz, bazen baharda çiçekleri kıskandıracak kadar sevgimizi gösterdiğimiz çay bahçesini ve orada çalışan, çaylarımıza attığımız şekeri ezbere bilip de o sayıda şeker atıp, karıştırmadan çayımızı getirmeyen o garsonu var ya..

Artık o çocuk da yok.

Şimdi orada başka bir garson çalışıyor ve şekeri yanında getiriyor bardağın, gülmüyor, imrenerek bakmıyor bana.

İlk seferinde çayı şekerini attığını düşünerek içtim tıpkı şu an yaşadığım hayat gibi acıydı tadı, o günden beri hep şekersiz içiyorum, yani tatlı çayım bile kalmadı hayatımda hayatımın tadı gittikten sonra.

Sahi o çok sevdiğimiz deniz kokusu var ya, ya benim koku duyularımda bir sorun var yada artık koku yok.

Deniz, deniz gibi kokmuyor, hoş aslında gittiğin günden beri çiçek, çiçek gibi kokmuyor, yemek, yemek gibi kokmuyor hatta ben bile ben gibi kokmuyorum.

Her yer, her şey ve herkes kendi kokularını bir kenara bırakmış, sen gibi kokuyor.

Giderken parfümünü mü bıraktın bu şehirde..

Tabi sen nereden bileceksin, hani bir şarkıda diyor ya; “Sensizliğin acısını sen nereden bileceksin, sen hiç sensiz kalmadın ki mevsimleri saymadın ki”

Sensizliğin kokusunu sen nereden bileceksin ki diyorum bende...

Gittiğin gün artık bu şehir benim olmaktan çıkmıştı. Galiba sadece bu şehir değil, gittiğin gün bütün şehirler benim olmaktan çıkmıştı, yada sanırım ben seninle senin gittiğin yere geldiğim için hiç bir yere ait değilim artık.

Gittiğin gün ben bu şehirden, bu şehir benden ve ben bana ait olmaktan ayrıldık.
Gittiğin günden beri kısaca ben yaşamiyorum..

Gittin ya..yaşam da beraber götürdün...

Gitttiğin günden beri..ben yokum...

İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:54 .