Senİ YÜreĞİmde TaŞiyorum

#1
Seni düşündüm dün gece yarısı. Gidişini, ayrılıklarımızı ve birlikte olduğumuz günleri...
Şimdi sen uzaklardasın belki ama ben hala ayrılık anındayım. Radyoda sevdiğimiz türkü yüreğimi kanatıyor. Seninle birlikte bütün güzellikler yolcu olmuş. Bir tek ben bırakıp gidemiyorum anıları. Bir tek ben yapayalnız kalmışım. Bir tek ben kaçırmışım otobüsleri. Kent boşalmış gibi sokaklar bomboş...
Sevgiler hep yürekte taşınır ve hiç ağır gelmez. Ağır gelen, ayrılıkların verdiği acıdır. Ağır gelen ikiyüzlülüktür. Ağır gelen kötülerin iç dünyasıdır. Ağır gelen yalnızlıktır. Ağır gelen söyleyecek çok şeyi olup da konuşamamaktır. Ağır gelen, sözcüklerin boğazında düğümlenmesidir. Sessiz çığlıktır insanın içinde ki ağır gelen...
Balkondayım, biraz yorgun, biraz da durgun. Acı bir yalnızlık içimi kemiriyor ve hiçbir şey dört duvarın verdiği yükü hafifletemiyor. Çünkü sen uzaklardasın. Yokluğun bir yıldız kadar uzak, bir dokunuş kadar yakın.
"Hiçbir şey istediğimiz gibi tam olmuyor", demiştin bir gece. "Her şeyin bir sonu var. Uzak ya da yakın." Doğruydu. Her şeyin bir sonu vardı. Kimbilir belki de Eylül gecelerinin o ılık rüzgarlarında bir daha birlikte olamayacağız. Kayan yıldızlarda dilek tutardık hatırlarsın o gecelerde.
Ben, hep seninle birlikte bir yaşamı dilerdim gökteki yıldızlardan. Sense uzaklara bakardın. Kısa bir sessizlik olurdu aramızda öylesi anlarda. Sen ellerinle saçlarını dağıtır, avuçlarınla yüzünü kapatır gülümserdin. Tebessüm dolu yüzüne sanki bütün yıldızlar gülümserdi. Ve sen sevgili, gülümsediğinde çok daha güzel olurdun. Gülümseyişinde yüreğim çiçek tarlasına dönüşür, gözlerim bahar şölenlerine tutulurdu sevinçten. Şimdi ellerinin sıcaklığını özledim. Teninin rengini, ten kokunu, sevişmelerin tadını, dudaklarımı acıtırcasına öpüşünü özledim.
Söylesene sevgili, sen neyi hayal eder, neyi dilerdin o Eylül gecelerinde kayan yıldızlardan? Şimdi sen de özlüyor musun geçmiş günlerini? Unutmak kolay değil bilirsin. Ayrılıklarda hep kavuşmanın umudu vardır şimdi seni beklediğim gibi. Kavuşma umudu olmayan ayrılıklar yok oluşu anımsatıyor. Ne kadar yoğun başlarsa başlaşın aşk, sevgi büyüsü bitti mi bitiyordu her şey.
Hani o dönüşü olmayan son yolculuk gibi. Ve her ayrılık, içinde onarılması mümkün olmayan yaralar açıyordu. Hiçbirimiz masum değildik. Ve bir çoğumuz da olması gereken yerde değildi. Senin yanında olamadım. Oysa sen gökteki yıldızlardaki hayalimdin. Bulutlara tutunup günün güneşini göremedik birlikte. Sonsuzlukta sessizce kayıp gittin gecenin içine doğru. Bütün dileklerim silindi, kabul olmadı.
Bu koca kentte, insan selinin içinde kimi zaman yalnız hissedersin kendini. En çok mezarlıklardan dönüşte akıllara düşer bir gün sonun sonun geleceği. Uzun ağaçların rüzgar esintileri uzak diyarlara götürür insanı. Hoş, kendine özgü bir esintisi vardır mezarlık ağaçlarının. O mezarlıkların, o kalabalığın içinde, kimbilir ne kadar çok insan vardı birbirini seven, ne çok sevgililer vardı. Sevenlerin yanında birbirini istemeyen, hep kin güden akrabalar da vardı. Ama oralarda, o mezarlıklarda, o sessiz yolculukta her şeyden uzak bir sessizlik var, değil mi? Birbirini tanımayan, aynı kentten olmayan insanlar kardeşcesine aynı kaderi nasıl da paylaşıyorlar?
Sevememek mutsuzluğa giden bir yolda ilk adımdı. Kötü sözlerin izleri yıllarca devam ediyordu kapanmayan bir yara misali. Ne zaman biraz geciksem, bana kızar, "İnsan tutamayacağı sözleri vermemeli", demiştin. Oysa söz verip de tutmadığımız o kadar çok şeyimiz var ki. Sen de uzaklara gitmeyeceğine, hep dost kalacağına, sevginin hep benimle olacağına söz vermiştin. Sen de sözünü tutmadın, bak yanımda yoksun. Canım sıkıldığında, odalara sığamaz olduğumda sığınacak kimsem yok. Hüzünlerimi anlatabilecek, sarılıp ağlayabilecek, bütün sırlarımı paylaşabilecek, her şeyiyle güvenebileceğim hiç kimsem yok. İyi günlerde dost olan, kötü günde arayıp sormayan, dargınlığında bütün bildiklerini başkalarına anlatan, özel sırlarımı bir koz olarak kullanmak isteyen kötü insanlarla dolu dışarısı. Kendine güven duyan, kendisine saygısı olan, iyi günde de, kötü günde de o güne kadar bildiklerini anlatmayacak, gözümde küçülmeyecek kaç insan var ki tanıdığım? Belki de hiç kimse yok. Olsa da çok az. Belki de hiç kimse sandığımız kadar büyük değil. Değer verdiklerimiz o kadar da değerli
değil.
Bu ilk değildi böyle aldanışım.
Bu ilk değildi ağlatışın.
Balkondayım. Vakit akşam. Biraz yorgun, birazda durgunum. Yüzündeki o tatlı gülümseyişini anımsıyorum. Dolgun dudaklarını, öpüştüğümüzü. Kanım hızlanıyor. O dudaklarınla başkasını öptün mü bilemiyorum? Bunu düşünmek bile istemiyorum.
Bir çok şeyi erteledik yaşamımızda.
Bir yanımız ertelenmiş düşlerin toplamı.
Bilemedik ertelemeyi bırakmayı. Geçmişi unutup yeniden başlamayı ögrenemedik. Sıyrılamadık geçmişin izlerinden. Hatalarımızla, gururumuzla yeni yaşamlar kuramadık. Başaraamdık çünkü geleceğin bilinmeziyle değil, geçmişimizle var olduk.
Şimdi anımsamak da güzeldi.
Anımsamak ve birbirimizi aramamız az şey değildi en dar vakitlerimizde. Telefon tellerinden sesini duymak bile çok güzeldi. Mutluydum. Mutluluk, yıldızların parlamasıydı her gece. Yalnız tek başına olunca mutlu olamıyor insan. Çünkü mutlulukta bütün boşluklar doluyordu ama tek başına her şey anlamsızlaşıyordu.
Gözlerinin içinde binlerce yıldız vardı o Eylül gecelerinde. Bütün günlerin gecelerinde yıldız var sanırdım gökyüzünde, yokmuş. Yanılmışım ben. Yanılmışım sen de yaşıyorsun bu dünyada. Hemde o yüreğinle.
Seni düşününce gece gözlerim yaşardı ve ben ağladım sevgili. Sevgiler yürekte taşınır ve hiç ağır gelmez. Ben seni yüreğimde taşıyorum.
Ve sonsuz bir acının esiriyle.
Tatlı rüyaları, iyi geceler dilekleri çalınmış geceler benim artık. Oysa ne çok isterdim, bir bebeğin ağlayan sesinde gece yarılarında seninle
birlikte uyanmayı...
Şimdi bir yıldız daha belirse gökyüzünde bu gece ve bütün dileklerimi tekrar dileğimde yarın sabah hepsi gerçek olsa. Yarın sabah bu kente gelip, otogardan arasan, "Geldim, gel beni al" desen. Koşar adım gidip seni beklesem otobüs yolunda. Benim eve yerleşsen birkaç gün de olsa. Yine akşamları uzun yürüyüşlere çıkıp deniz turlarına katılsak. Bal rengi gözlerin karışsa denizin sularına. Ve bu rüya gerçek olsa. Tüm sevgi yokluklarımızı geride bırakıp gecenin yıldızlarını gözlerinden toplardım.
İnsan tek başına kök salamıyor bu dünyada. Tek başına hayat paylaşılamıyor...

İlginizi Çekebilir


#2
eline sağlık cnm


#3
Trk Silahl Kuvvetleri ederim gözde abla


#4
yüreğine sağlık cnm


#5
Trk Silahl Kuvvetleri ederimm


#6
ellerine sağlık


#7
yüreğine sağlık şekerimmm benim


#8
GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL ELLERİNE VE GÖZLERİNE SAĞLIK


#9
teşşekür ederimm hepinize


#10
eline sağlık


#11
İnsan tek başına kök salamıyor bu dünyada. Tek başına hayat paylaşılamıyor...
_________________


ellerine sağlık cnmmm...


#12
yüreğine sağlık


#13
ELLerine sağLık..


#14
ellerine sağlık cnm güzeldi


#15
eLLerine sağLık çok güseLdi




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:30 .