Sen gittiğinde, söz de bitiyor...!!!!
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 09-01-2007, 10:50 #1

Tatlı cadı ezel

Forum Heveslisi

Sen gittiğinde, söz de bitiyor...!!!!



[align=left:1761ad0d2d]Sen gittiğinde,

...sonbahar tüm hüznü ile çöker omuzlarımın üstüne, Yapraklar sararır birdenbire, dökülür hüzünlü omuzlarımdan kırık kalbimin derinliklerine. Yabancı dilde söylenen bir tangonun anlaşılır hisleri eşe geçirir ruhumu, sessizce... Omuzlarımın umutsuz direnişinde, seninle birlikte sensiz, sonsuzluğa düşerim. Pencereler kapatır göz kapaklarımın önünü. Gözlerim duymaz olur. Sesin zaten görülmez... Oysa sen yankılanırsın uzaklardan kopup gelen yüzünün izinde... Beni bana taşıyan bin türlü aşk tarifinde...

Bir koku hediye kalır sen gittiğinde...

Sensizlik kokusu kaplar evleri, sokakları, bu yalnız, bu terkedilmiş, bu ürkek şehrin şu yalnızlık havasını. Yanımdan geçen her kadının kokusu sensizliği taşır bana. Sensizlik ağırdır, sensizlik uzundur, sensizlik zordur. Sokaklar boş, sözler boş, şehir boş, her şey boşalır... Bir sessizlik çöker artık ihtiyar adımlarıma. Gençlik ağır gelir sensizlik sınırlarında. Gemiler vardır sana doğru gelen, trenler, uçaklar, arabalar... Bir de *********ah bir çalsa..********* dediğim telefonlar. Sesinin o sarı hasreti. Uzaktan kopup gelmesini beklediğim o bir çift sözün hasreti. *********Seni seviyorum********* dediğin o sessizliklerin hasreti...

Ağzından çıkan her kelimenin pastel rengini özlerim, omuzlarının utangaç duruşunu, soğuk havalarda hoyratça ellerini tutşumu.

...seni özlerim, sensiz sessizliğimde.

Sen gittiğinde, durur zaman.

Güneş, ay, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgârlar durur, insanlar durur. Ben durmam.

...ben seni özleyemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Bulutlara takılırım, güneşle şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabını sorar, rüzgârlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar, çok geçmeden insanlar ne doluğunu anlamaya başlar. Sen, acımasız zamanı da beraberinde gotürürsün. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler saygıyla geleceğin günü bekler.

Bende beklerim.

...sensiz zamanı bensiz geçiririm.

Sen gittiğinde uçan bir halı ile düşlerine konuk olurum.

Kendi rüyalarımdan seninkilere bir masal pensi olarak patika bir yol bulurum. Uykularımda sana koştuğum için sensizken hep seninle uyurum. Göz kapaklarım sana açılan mağaranın iki serserisi, iki bekçisi, 40 Haramiler*********in son ikisidir... Geceleri içine düştüğüm karanlıklar sana açılan aydınlıkların habercisidir. Sensiz, tarih yazılı masallardan ibarettir. Sensizliğin en büyük dostu, geceleri bir masal prensesini uçan bir halı prensine taşıyan saliselerdir.

Sen gittiğinde kırmızı bir mühür vurulur hayatı(mı)n üzerine.

Sen gelene kadar *********tadilat nedeni ile kapalı(yız)dır********* kalpler. Ruh dünyalarında yıllık sayımlar yapılır. Yediğim her şey seninle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep *********sen********* çıkar. Bir tek *********sen*********in sağlaması beni *********ben********* yapar.

Yolumu eşkiyalar keser sen gittiğinde.

Hayat daha zor geçer. Beyaz yalanlar, maskeli süvariler, boş bedenler sen gelen kadar kapımın önünde nöbet bekler. Dostluklar ağır bir yüktür. Sana anlatılacak anlamlı anlamsız çok şey vardır. Sözcüklerin içi çok daha çabuk boşalır. Ve kafama düşünülmemesi gereken, bir çöp torbası dolu fuzuli düşünce takılır. Suskunluklar daha bir anlam kazanır. Sen görmezsin, sen bilmezsin, eminin hissetmezsin...

Sensizken beni taşımak her zamankinden daha zorlaşır.

Sen gittiğinde,

Gündüzleri sokak lambaları sanki hiç sönmüyor ve geceler zifiri karanlıkta geçiyor. Nefes alınmıyor, yalnızca veriliyor. Arabalar duruyor, yollar hareket ediyor. Güneş dünyanın etrafında dönüyor, dünya ayın çekim alanına giriyor. Kumlar denizleri kaplıyor, yunuslar toplu intiharlarla kendilerini kumsallara vuruyor. Karada yenilen vurgunlara derin düşüncelerde sıhhat bulunuyor. Sonbaharı yaz takip ediyor, yaz sonrası ilkbahar geliyor. Her kar yağdığında güneş açıyor ve güneşli havalarda beni en çok sensizlik donduruyor.

Bir yara açılır içimde, senin her gidişinde.

Çaresiz bir hayat mahkumu...

Umutsuz bir yalan taciri belirir o derin yaranın içinde. Ruh avcısı olurum, beden simsarı...

Sensizlik alıp sensizlik satarım. Başkalarında hep seni ararım. Kaçayım derken yine sana yakalanırım. Kan kaybı değil, sensizlik çektiğim. En çaresiz anlarımda yani sen kaybından ruhumu teslim etmek üzereyken senden gelen bir kart beni yine bana, telefondaki sesin beni yine sana taşır. Bir hayal mahkumunu siyah beyaz flu bir fotoğraf karesi tekrar hayatla tanıştırır.

Sen gittiğinde, ben de giderim.

Gittiğin uzaklıkların tam tersinde sana ulaşmaya çalışır, kendime yenilirim. Utanmak gelmez aklıma her gördüğüm cansız ruha seni sorarım. Tanımazlar seni. Oysa beni görenler senin de varlığını anlar. Kimlik kartı olarak seni taşırım. Umulmadık çevirmelerde kolluk kuvvetlerine seni takdim eder, iş başvurularına imzayı hep *********sen********* diye atarım. Doktorlar sıhhatimi öğrenmek için seni dinlerle. Senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerimde seni görmek isterler. Tüm tahlil sonuçları sen çıkar.

Danışmalara seni rehin bırakırım. Çıkışta seni ceketimin iç cebine koyarım. Kalbimin üzerinde sen durursun. Biliyor musun benim varlığımı bana, en iyi sen kanıtlıyorsun.

Sen gittiğinde, söz de bitiyor.

...ve SENSİZLİK,SENİN KADAR AĞIR GELİYOR.. [/align:1761ad0d2d]



Benzer Konular

Görüntüleme:425, Cevaplar:3

İlginizi Çekebilir >
Alt 09-01-2007, 11:00 #2

Tatlı cadı ezel

Forum Heveslisi


[align=left:3fe1ed9afa]Biliyorsun ben senden sadece sana verdigim sevgiyi kabullenip bu sevgiyi yaşamanı istemiştiM!
Yüreğim tahtı da tacıda sana vermişti..Yalnız seni istiyordu. Yuregimde kalıp saltanat surmek
varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyLe ittin..
Cok sevilmek bu kadar kotu muydu ? Sevgiye hasretim dediğini Düşünüyorumda hayatıma bilmedigin
anlamlar getirmişsin. Gözüm kapaLı hayatımı ortaya koydugum bir kumar Oynamışım.. Seni Kazanacaktım ;
ya da kendimden vazgececektim Hem seni kaybettim hem de kendimden vazgectim.. Varmıydı boyLe
Kimsesiz darmadagın oLmak ?
Keşke beni Böyle ödüllendirecegine Hic ödül vermeseydin.. Onca şeyi senin yuregine feda ettiğim haLde yuregin
kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi..
Sevmek ; Ölümüne Cesaret Buzdan Değil Ate$ten Yurek İster . Boyle bir yurek veremedin bana Adi uzerinde sevdaydı
bendeki zorda sevdayı Büyütmek kolay değildi elbet.. Butun guzellikleri kainati seni sevmesi için birine verseydin
yinede bu kadar sevilemezdin.. Hic kimsenin yuregi benim kadar buyuk ve deli olamaz... beni kırgınlıklarla celişkilerle
cevabı sende olan bir sürü soruyLa ve bitmek tükenmek biLmeyen "keşke"Lerle bıraktın.. Her gün alabildigine yanıyor istesem de
istemesemde seni özlüyoruM. yüregimi koparıp atardım elimde olsa Sevdan beni Divane etti kendime söz gecmiyor artık.
Bir Limandayım ve senin bindigin gemi coktan uzaklaşıp gitti.. Bunu kabuLLenemiyorum Zoruma gidiyor Canımı acıtıyor
Sen yuregimde bir hasret oLarak kaLacaksın.. Yuregim sarayından seni kovmuyor Tacıda tahtı Da sensiz bırakmıyor .. [/align:3fe1ed9afa]





Alt 09-01-2007, 11:02 #3

Tatlı cadı ezel

Forum Heveslisi


[align=left:35eb58df8b]Sen ve Yoklugun


Anlatmak mümkün mü bilmiyorum; kelimelere, sayfalara sığdırılabilir mi sensizlik? Başı olur muhakkak da sonu gelir mi yazının? Sen diye başlayıp, yokluğunla tamamlasam cümleleri, merhem olabilirler mi yaralarıma? İçimdeki bu eksiklik, ıssızlık, yansımaz mı satırlara?
Birazdan göreceğiz sanırım; çekiştirip durduğu kalemi, elimden alır almaz yüreğim...

Sen, gölgesinde dinlendiğim kökü bende bir çınardın.
Gazel dökmüş bir bahardı yokluğun!

Sen, bir saçak altıydın dolu yağarken sığındığım; dağ başında tahta, küçük bir kulübe; ayazlarda ısındığım...
Tutunduğum tüm dalları kıran, korkunç bir fırtınaydı yokluğun!

Sen, hep yolumun üzerinde suyu sonsuz bir pınardın.
Tenimde, yüreğimde çöl yanığıydı yokluğun!

Sen, ayrılığı bile sevdiren sapsarı bir güldün; kavuşmaların o tatlı heyecanı.. Ömrüme yüklenen; anlamsız, tesellisiz bir hasretti yokluğun!

Sen, türküler gibi yanık, mısralar gibi hoyrattın.
Şiirleri dilsiz, türküleri issiz bıraktı yokluğun!

Sen, bakmaya doyamadığım siyah-beyaz bir fotoğraftın; atmaya kıyamadığım, eski, değerli bir kitap...

Sen, bütün yorgunluğumu alan bir akşam güneşiydin; umudumu besleyen serin bir seher yeli...

Sen, dağların bağrında kirlenmemiş bir ırmaktın; kumsalımda serinleyen çığlık çığlığa bir martı..

Sen, avuçlarımda taze ekmek kokusuydun; yüreğime kazınmış muzip, şirin bir gülümseme...
Dinmeyecek sandığım gözyaşlarıydı yokluğun!

Sen, tozpembe ruyalardın, ilk sana anlattığım...
Uyanmayı beklediğim bir kabustu yokluğun!

Sen, en tatlı sohbetlerin gevezesiydin; sözü hiç tükenmeyen bir düş gezgini...
Ortasında boğulduğum sessizlikti yokluğun!

Sen, kadehimdeki en berrak şaraptın, gökyüzümdeki en parlak yıldız..
Avuntusuz gecelerin korkusuydu yokluğun!

Sen, aklın başında değil de, yüreğin elindeyken gelirdin bana; sanki soluk soluğa yaşanmalıydı herşey, hep aceleciydin.

Sen, mutlulukla kıydığım; ölüm ayırana kadarlık bir nikahtın.
Sıranın acıya geldiği, bir bedeldi yokluğun!

Sen, yazılarıma eni konu yerleşmiş; adı, cismi belirsiz bir sevda; mutlulukla sarmaş dolaş bir hüzündün!
Kalemimi tutuşturan; ölümü, hasreti cümlelerime taşıyan bir ateşti yokluğun!

Sen, hayatla yaptığım bütün savaşların ganimetiydin.
Namlusu yüzüme dönük bir silahtı yokluğun!

Sen, vazgeçmemin engeliydin; anlaşmaya hep uydum. Ölümle hayat arasında gidip gidip geldiğim, Rus ruletiydi yokluğun!
[/align:35eb58df8b]





Alt 09-01-2007, 11:31 #4

ALDIRMA

Forum Üstadı


Sen, vazgeçmemin engeliydin; anlaşmaya hep uydum. Ölümle hayat arasında gidip gidip geldiğim, Rus ruletiydi yokluğun!


süperdi ya harikasın





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:18 .