Sponsorlu Bağlantılar:
  GELİŞMEK İÇİN GELİŞMEYİ İSTEMEK LAZIM
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 09-01-2007, 12:19 #1

Mehmet Emin Danış

Aktif Üye

GELİŞMEK İÇİN GELİŞMEYİ İSTEMEK LAZIM

GELİŞMEK İÇİN GELİŞMEYİ İSTEMEK LAZIM

“Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının bolca bulunduğu, coğrafik açıdan doğallığını henüz yitirmemiş dünyanın en önemli bölgesinde, doğal kaynakları, tarihi ve doğal dokusuyla büyük potansiyele sahip ülkelerinden birisi olan Türkiye’nin bütün bu değerlere rağmen gelişmemiş olması bütün vatandaşlar gibi beni de üzüyor.”

Yapılan son açıklamalara göre Türkiye’de yoksulluk sınırı 2 bin (yeni) liraya yükselmiş. Devlet İstatistik Enstitüsünün 2002 verilerine göre Türkiye'de 18,4 milyon kişi, gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırının altında, bu konuda yeni bilgilere ulaşamadım. Nüfus artışı hesaplandığında (ki nüfusu en fazla artan kesimi yoksulların oluşturduğu bilinmektedir) bu sayının 22-23 milyon kişiye ulaşmış olması muhtemel. Yani Türkiye nüfusunun 1/3’ü yoksulluk sınırı altında, hatta açlık sınırında… Çünkü yoksulluk sınırındaki insanların ekonomik ve sosyal durumuna, yaşantı şartlarına baktığımızda pek de doydukları söylenemez. Bana göre, karnını istediği gibi doyuramayan, yeterli oranda giyinemeyen, sosyal güvencesi olsa bile sağlıkla ilgili harcamalarını gönül rahatlığıyla yapamayan insanlara tok demek mümkün değil.
Ülkemizin mevcutlarına baktığımızda bu duruma hayıflanmamak elde değil. Şöyle ki, Uzay Çağı, Milenyum Çağı, İnternet Çağı.. derken 2007 yılı da geldi.
Yeraltı ve yer üstü kaynaklarının bolca bulunduğu, coğrafik açıdan doğallığını henüz yitirmemiş dünyanın en önemli bölgesinde, doğal kaynakları, tarihi ve doğal dokusuyla büyük potansiyele sahip ülkelerinden birisi olan Türkiye’nin bütün bu değerlere rağmen gelişmemiş olması bütün vatandaşlar gibi beni de üzüyor.
Bu yazımda 2007 yılı öncesindeki mevcutlarımıza bakıp, geleceğimizle ilgili görüşlerimi anlatmaya çalışacağım. Giriş paragrafında belirttiğim cümleler genişleterek incelendiğinde açıkça görüleceği gibi Türkiye’nin oldukça büyük imkan ve avantajları olmasına rağmen insanlarımızın geleceğe karşı güveni kalmamış.
Şöyle ki;
- Genel bütçenin yanı sıra İl Özel İdareleri ve Belediyeler, ilgili kanunlar kapsamında bütün illerde kendi bütçesini kendisi yapmakta ve kendi meclisinde onaylamaktadır. Yani merkezi idareden istenen destek gelmezse, gönderilemezse bile her il kendi oluşturacağı imkanlarla kendi sorununu çözme şansına sahip.
- Yeraltı zenginliklerimiz dünyanın birçok ülkesinin sahip olabileceğinden fazla.
- Kültür ve turizm açısından oldukça zengin değerlere sahip ülkeyiz.
- İçme suyu ve doğal su kaynaklarına bolca sahibiz.
- Ülkemizin henüz tam bozulmamış doğal yapısı var, binlerce yıllık, onlarca medeniyete ait kültürel zenginliğe sahip.
- Dünya’yla rekabet edebilecek sanayi tesislerimiz, oldukça büyük potansiyele sahip Organize Sanayi Bölgelerimiz var.
- Büyük bir güçle, tek başına, 4 yıldır iktidar olan AK Parti tarafından yönetiliyoruz. Milletvekillerinin yanı sıra Büyük Şehirler dahil çok sayıda Belediye yönetimi bu parti mensuplarının elinde, İl Genel Meclislerinin büyük çoğunluğu onda, Belediye Encümenlerinin çoğunluğu AK Partide. (Yani yapılmak istenen olumlu çalışmaları engelleyebilecek güçlü muhalefetle karşı karşıya olmayan bir iktidar yönetiminde yapılabilecek çok şey var ve 4 yıldan bahsediyoruz, 4 yıl ki Türkiye gibi bir ülkenin yönetiminde az bir süre değil.
Bu imkan ve avantajlarımız bize öyle muhteşem gelişme fırsatı veriyor ki, başka bir ülkenin elinde bu fırsatlar olsaydı bırakın 70-80 yıl beklemeyi, daha ilk yıllarında dünyanın en büyük ülkesi olacak kadar hızlı gelişirdi.
Çözüm yolu da sanıldığı kadar zor değil.
- Ciddi eğitim imkanları oluşturarak özellikle mesleki kurslar yoluyla kalifiye eleman sayısı arttırılmalıdır.
- Kentlerin plansız gelişimi engellenmeli. Verimli tarım arazileri yerine tarıma elverişli olmayan verimsiz alanları imara açalım.
- Bürokratlar ve seçilmişler görevlerini hatır için değil, iş yapıyor gibi görünmek için değil, insani bir görev anlayışıyla eşitlikçi ve disiplinli bir anlayışla taviz vermeden yapmalıdır.
- Yasalarda düzenleme yapılarak özellikle bürokrasi azaltılmalı, olabilir işler için inisiyatif kullanabilecek cesur memur ve yöneticiler yetiştirilmelidir.
- Türkiye’nin ürettiğini Türkiye’de işleyip satmalıyız, yeni ürünler ortaya çıkarmalıyız, markalarımız olmalı, güçlü rekabet şartlarına karşılık Türkiye milliyetçisi oluşumlar çerçevesinde bir araya gelmeliyiz. Nasıl ki başka ülkenin ürünlerini öncelikle o ülkenin sahipleri tüketiyor ve gittikleri her yerde kendi ürünlerinin reklamını yapıyorsa bizler de bu anlayışla kendi değerlerimiz hakkında yeterli bilgi ve donanım edinip, her birimiz birer ayaklı ve canlı reklamcılar olmalıyız.
- Yoksulların çok olduğu, az gelişmiş veya gelişmekte olan illeri kalkındıracak olan yatırımcılara arsa temin etmeliyiz, elinde arsa bulunan vatandaşlarımızın biraz daha düşük ücret talep ederek arsasını üretici firmalara satmaları veya uygun bir ortaklık payına razı olup üretime katkı sağlamaları için teşvik edici imkanlar oluşturmalıyız.
- Tarımsal ürünlerimizi ambalajlayıp piyasaya sunmanın yollarını zorlamalıyız. Bol ürün çeşitlerimiz var, bunları markalaştırmak için profesyonel anlayışla birlikler oluşturmalıyız.
- Gelir getirici alanlarda Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) yapacak ofisler kurup aktif hale getirmeliyiz. Tonlarca ürün satabilecek imkanları aramak üzere araştırma yapan bu ofislerin giderlerinde cimri olmamalıyız.
- Bize bilgi verecek tecrübeli beyinler transferine yönelmeliyiz ve bu beyinleri az gelişmiş veya gelişmekte olan illere yönlendirmeliyiz. Bu beyinlere bilgiyi çabuk kavrayacak gençlerimizi asistan olarak vermeliyiz, böylece kısa sürede tam donanımlı ekonomi ordusu yetiştirmeliyiz.
- Yeterli imkana sahip olmayan potansiyel illerde turist ve diğer konuklarımız için sosyal tesisler oluşturmalıyız. Konuklarımızın rahat edeceği otel veya pansiyonlar kurmalıyız. Onlara hizmet edecek lokanta ve tur gibi oluşumlarımızda düzgün fiziği ve lisanıyla, eğitilmiş, temiz, görgülü ve saygılı personeller çalıştıralım.
- Yetişmiş ve yetişmekte olan çocuk ve gençlerimize imkanlar açalım, onların yollarındaki engelleri birlikte kaldıralım.
- Her şeyden önemlisi kararlı, azimli, samimi ve dürüst olalım.



Benzer Konular

Görüntüleme:320, Cevaplar:3

Alt 15-01-2007, 22:57 #2

*°|CaRaMeL_a|°*

Forumun Tiryakisi

Baslik dogru bi kere yazida öyle




Alt 16-01-2007, 01:08 #3

özlem

Forum Üstadı
eline sağlık




Alt 16-01-2007, 11:36 #4

Mehmet Emin Danış

Aktif Üye
Teşekkür ederim.




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:36 .