Seni sana rağmen sevdim ben..

#1
Seni sana rağmen sevdim ben… Hep kaçışlarla dolu, hep eksik… Bir yanını tamamlasam, mutlaka bir yerden açık veriyordun. Tamamlamaya uğraştıkça senin gözlerinde kaybolup gidiyordum…

Bedenine değil, ruhuna taliptim ben. Bu yüzden bu kadar zorlanıyorum. Ben bir adanın değil bir kıtanın kâşifiydim. Yola çıkmıştım bir kere dönüşü yoktu, ama öyle çok duraklıyordum ki geriye dönüp baktığımda başladığım yerden birkaç metre bile uzaklaşamadığımı fark ediyordum. Üstelik menzilin ucundaki sen, benden daha hızlı yol alıyordun, belli ki KAÇIYORDUN. Ufukta bile görünmeyen bir seraptın artık. Kaç kez “VAZGEÇ” dedim kendime, kaç kez o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm.

Zaten yaşadığımda bu değil miydi? Seninle birlikte varlık bulduğumu düşünürken, senin olmaman yokluk hissinden başka ne verebilirdi ki bana?
Oysa nasılda coşku doluydum başlarken… Gecelerimi de gündüzlerimi de sana adamaya hazırdım. Her gün yeni bir yönünü öğrenip şaşıracaktım. Seninle yaşadığım hiçbir şeyin tadını unutamayacaktım sözde. Sen sonbahar rüzgârında kopmuş bir defneyaprağı, ben ise sana dal olacaktım.

Hangimiz yaprak hangimiz dal karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları uyuyalı çok olmuştu artık. Şimdi aynı uykuları yeniden uyuyorum. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu… Bir gece birinin bir gece diğerinin sonsuzluğunda kayboluyorum.
Ne garip, kendimi kuşatma altındaki bir ordunun kumandanı gibi hissediyorum. Ne çok askerim var bana ihanet eden… Ben düşmanı alt edemeyeceğimden değil, bu arkadan vuruşlar yüzünden yeniliyorum.

Bir beyaz bayrak gerekir artık bana. Bütün mevzilerini kaybetmiş bir komutanın onurunu daha fazla zedelemeden teslim olmayı bilmesi gerek. Uzun sürmez esaretim. İçimde bu yenilginin acısını yıllarca taşıyacak olsam bile bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
Gidiyorum. Geride yaşanmış zamanları bırakarak. Artık seni ürkekliğinle baş başa bırakıyorum.

Hep tamamlanacak değil ya, bırak bu da yarım kalsın…

Aşkımı verdim sana yüreğimi verdim. Aşk sendin, sen yüreğimdin… Her atışı senin iki hecelik adını fısıldardı. Kimse anlamaz ama belki anlarsın, duyarsın diye. Hak etmiş miydin bunu? Bu kadar büyük bir aşkla sevilmeyi hak etmiş miydin? Geç kalmış bir soru bu. Nasıl hissettiysem öyle yaşadım ben aşkımı. Yüreğimi teslim etmemiş olsaydım sana, aşk olmazdı bunun adı. Böyle yaşadım ben hep, sen beğensen de, beğenmesen de… Hesaplı aşklar bana göre değil.” Ne verirsem, ne alırım ” sorusunu soranlardan olmadım. Senin için attı yüreğim, bunu söylemekten de gocunmadım.

Umutlarımı bağladım sana, hayallerimi verdim… Bir gelecek düşledim seninle yoksa hata mıydı? Yarım aşkları, kaç kovala oyunlarını, göstermelik dargınlıkları bir kenara bırakıp bu gönül dolu dolu yaşarken yarına dair umutlar besledim. Hepsinde sen vardın sensiz olmayacaktım. Bu günü de yarını da seninle yaşayacaktım. Bu hayatta iyi ya da kötü ne olacaksa birlikte karşılayacaktık. Bazen bir Türk filmi tadında bazen gerçeğin tam ortasında yaşayacaktık. Bir birimize güç verecektik. Hayata karşı direnme gücünü birbirimizden alacaktık.

Ruhumu verdim sana, bedenimi verdim. Olmadığın zamanlarda ruhumu bıraktım sana, yalnız kalmayasın diye. Çünkü bu ruh sensiz bir cesetten farksızdı. İçimi sıkıntılar basardı. Müebbete mahkûm bir hükümlü gibi bedenime tünel kazıp firar etmeyi düşünürdü hep. Bu yüzden özgür bırakırdım onu. Ve ruhumun gideceği tek yer her zaman senin kalbin olacağı için onu merak etmeme hiç gerek yoktu. Ya bedenim? Gözlerim gördüğü hiçbir şeyi ayıramazdı sensizlikten bir anda her şey sen oluverirdi. Ellerim ellerine o kadar alışmıştı ki başka bir şeye dokunamazdı. Yürümezdi bacaklarım senin olmadığın yollarda. Oysa sana her bakışı yeniden doğuşu olurdu bedenimin. Yeni doğmuş bir bebek kadar saf ve masum bir şekilde çıkardı karşına.

Hayatımı verdim sana… “ CAN ” deseydin onu da alırdın benden gözümü bile kırpmazdım. Zaten aşk bu değil midir? Sevgiliye dokunduğun anda ölsen, sanki kırk bin melek seni omuzlarında cennete uçuruyormuşçasına, minik bir tebessümle teslim edersin canını.

Bütün bunlar yetmedi sana biliyorum. Yetseydi eğer şimdi ben bunları yazıyor olmazdım. Bir öfke, bir kırgınlık, bir söyleniş sanma bunları, istesem de yapamam zaten. Ben hatayı kendimde arıyorum. Belki de küçücük bir ayrıntı her şey için yeterli olacaktı…

İlginizi Çekebilir


#2
Kaç kez “VAZGEÇ” dedim kendime, kaç kez o yolun kenarındaki bir ormana girip yok olmayı düşündüm.

superdi emegine saglik


#3
yüreğine sağlık yine çok güseldi fatih


#4
Tşkler canlarım gözlerinize sağlık........


#5
Hayatımı verdim sana… “ CAN ” deseydin onu da alırdın benden gözümü bile kırpmazdım. Zaten aşk bu değil midir? Sevgiliye dokunduğun anda ölsen, sanki kırk bin melek seni omuzlarında cennete uçuruyormuşçasına, minik bir tebessümle teslim edersin canını.

Bütün bunlar yetmedi sana biliyorum. Yetseydi eğer şimdi ben bunları yazıyor olmazdım. Bir öfke, bir kırgınlık, bir söyleniş sanma bunları, istesem de yapamam zaten. Ben hatayı kendimde arıyorum. Belki de küçücük bir ayrıntı her şey için yeterli olacaktı…


ablam yüreğine sağlık fatihcim canımsınn


#6
ellerine sağlık canım


#7
okuduğunuz için tşkler Sizleri sewiyorum canlarımsınız.............................




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:37 .