Beni Güzel Hatırla..!

#1
Bunlar son satırlar... Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından ya da bir yağmur sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu... Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için. Uyandın ve ben bittim... Beni güzel hatırla! Çünkü; sevdim seni ben, herşeyini... Sana sırdaş oldum, dostun oldum, koynunda gecelerce ağladım.Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini, beni çok üzdün, kınamadım. Alışıktım ben vefasızlığına, el oldun aldırmadım... Beni güzel hatırla AŞKIM! Sayfalarca mektup bıraktım sana. Şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım. Sakladım günahını, sevabını içimde sessizce gittim... Sende öncekiler gibi sen de anlamadın beni!... Beni güzel hatırla! Sana unutulmaz geceler bıraktım, sana en yorgun sabahlar... Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım. En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka, söylenmemiş "Merhaba"lar sakladım her köşeye vedalar bıraktım duraklarda. Ne ararsan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda. Beni güzel hatırla! Kucağında uyuduğunu düşün, saçlarımı okşadığını, üşüyen ellerimi ısıttığını, mutlu olduğum anları getir gözünün önüne. Dudağımdan öptüğün dakikaları... Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün şaşırtmayı severim biliyorsun. Bu da sana son sürprizim olsun. Şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum... Beni güzel hatırla. Gidiyorum!...

İlginizi Çekebilir


#2
YÜREĞİNDE BANA DA YER WAR MI?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun "ben"i?
Hisset;
Hisset parmaklarına değen kağıdın icinde dolaşan damarlarımı...
Hisset damarlarımdaki kanımın, seni aramak icin deliler gibi dolaşmasını...
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Dinle;
Duyuyor musun yüreğimin ritmini?
Gönlümde esen rüzgarları dinle...
Nefesimi tutmasam gözlerindeki derin ovalarda titreyen bütün yeşillikler kül olur!
Sazlar büyür simsiyah, kuruyan gözpınarlarında!..
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Yazık;
Mekanlar durduruyorsa seni.
Ve yazık kendini bağladıysan maddelere...
Ipsiz bir ucurtmayım ben. Ve, kuyruksuz...
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgarım sensin.
Susma ve sakın gozlerini kapatma;
Düşerim!
Yüreğinde yer var mı?
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin üzerine düşen yaprak gibi;
düşürüyor musun gülüşlerini ve opüşlerini sesimin üstüne?..
Akıyor musun benimle beraber;
Akıyor musun yıldızlara doğru?
Yıldızlar... Yıldızlar neden boylesine vefasız?
Neden her üşüyüşümde lapa lapa yağıyorlar avuclarıma;
Ve neden eriyip kayboluyorlar?..
Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni, bilmiyorum.
Bilmek istemiyorum...
Ama parmaklarının ucunda "şu an" ne olur hisset beni.
Hisset.
Hisset parmaklarına değen kağıdın icinde dolaşan damarlarımı...
Hisset damarlarımdaki kanımın, seni aramak icin deliler gibi dolaşmasını...
Soylemiştim değil mi;Ipsiz bir ucurtmayım ben ve kuyruksuz...
Saclarının cizgilerinde süzülen...
Rüzgarım sensin.
Susma ve sakın gozlerini kapatma;
Düşerim!
Yüreğinde yer var mı?


#3
Düşünürsen; Yalnızlığımın resmi oturmayacaktır gözlerine. Söz verdiysem bir kere "unutmayacağım" diye, unutmayacağımdandır. Görebilseydin keşke.. Tahta masamda yemeğimi yerken, iki bardak, iki tabak koyduğumu her vakit görebilseydin. Karşımda duran sandalye de var. Çay demliyorsam iki kişilik.. Perondan iki bilet alıyorsam giderken uzaklara iki kişilik.. Çınlıyorsa kahkahalarım iki sesle.. Ağlıyorsam şarkılarda.. Şaşırma! Biri senin içindir. Çiçekler ekiyorsam saksılara.. Açtığında kanatlanıyorsa yüreğim petunyalarda.. İki yürek uçuruyorsam neşemin renklerinden rüzgara.. Sevmeyi vefa diye bildiğim içindir. Arılar göz bebeğimin kelebeği yapıyorsam.. Bulutları hasretimin şımarık çocukları.. Lafımı olur acıların, lafımı olur sensizliğin.. Yağmurları sen sanıp ıslanıyorsam eskisi gibi.. İki kişilik yaşıyorsam hayatı.. Biri elbet BİZİM İÇİNDİR!


#4
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban
bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir
perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler,
beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın
kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...

Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere,
derinlere doğru işlemeye başlar. İnsan korkusuz olur, daha derinden anlamaya
başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır,
kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ta ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de
onunladır, yitirdikleri de... New York'ta, bir sokakta, kartondan
kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona
emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza
karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha
yakınızdır, inan...

Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun âşık olduğum yıllarda, gözüme
uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü
sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp,
içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar
diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar,
parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere
gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini,
kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker
insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından
korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle
yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm
insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu
evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz
başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı
taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular,
taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için
geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi
kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği
büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını
geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:32 .