Filistin Yolcusu
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 31-05-2010 #1

Kulûbu'd-Dâria

Forumun Tiryakisi

Filistin Yolcusu

Filistin yolcusu; içimde her şeyden var…
Hiç olmadığım kadar metanetli, hiç olmadığım kadar cesaretli, hiç olmadığım kadar sabırlı, hiç olmadığım kadar imanlı, hiç olmadığım kadar riyadan uzak, hiç olmadığım kadar atik, hiç olmadığım kadar hayat dolu, hiç olmadığım kadar denize yakınlık nasib eyle Rabbim…ve bu hiç olmadıklarım hep benimle olsunlar artık….
Kafamda binbir düşünceyle çıkıyorum bu yolculuğa. Bir tanesini çok sindiremedim. Diğer biniyle alışığım yıllardır yürümeye.
Bu yolculukta tüm adrenalinimi tükettiğimde önce bu binbir düşüncenin birinden kurtulup sonra diğerlerini rafineleştirmiş olarak dönmeyi istiyorum her nereyeyse bu dönüş.
Ve bismillahirrahmanirrahim.
...
Filistin gibi hissediyorum bu yolculukta.
Tüm arkadaşlarım ailem, akrabalarım heyecanla bekliyoruz hep beraberiz ama çok yalnızım. Her adım atışımda çok yalnızım…Düşebilecek bir uçaktan, uçsuz bucaksız bir deniz ortasında batabilecek bir gemiden, kalbini kıracak birilerinin şerrinden hiçbir sevdiğim koruyamıyor beni, tıpkı İsrail’in şerrinden koruyamadığımız Filistin gibi… Bu yüzden Filistin gibi hissediyorum çok yalnız….ve hep yanımda olan birileri…
600 civarında insan ve bunlara bilmem kaç bin tane daha eklenmiş çevreleri. Hepimizin kalbi ağzında bir bekleyiş sürecindeyiz. Her gün bizi sevenlerimizi teskin etmeye çalışırken yine çok yalnız hissediyorum. Kimseyi teskin etmek istemiyorum yorgun düşüyorum, bazen korkularımı dile getirmek istiyorum taşıdığım ağırlığı birilerine atmak istiyorum. Benim korkularımdan korkmayacak birinin beni dinlemesine, korkularımdan telaş etmeyecek birisine döküle saçıla içimde taşıdığım ağırlıkları atmak istiyorum. Denizden çok korkarım ben.
Bir yandan da mutluluğumu paylaşmayı istiyorum. Gazze’ye kutlu yolculuğun mutluluğunu. Tarihi bir hareketin parçası olmanın mutluluğunu, nasip olunmuş olmanın mutluluğunu. Bu ağırlığımı da paylaşamıyorum. Arkamızda bu yolculuğa talip aklı bizde kalan bir sürü de insan bıraktık. Gelemeyişinin burukluğuyla içi acıyan bir sürü insan. Onu da heybeye atıyorum ve ağırlaşıyor taşıdıklarım.
Ve çok yanlızım
İşte o an binlerce kez en yalnız hissettiğimde yüzümü dayadığım Varlık… tıpkı Kabe’de o girdaplaşmış kalabalığın içinde Hacer’ul Esved’e ulaşmaya çalışırkenki şaşkınlığın içinde aval aval elimi kolumu kurtarmaya çalışırkenki çaba içinde, bir hamleyle beni Mültezem’e yapıştıran kalabalıklar gibi kalabalık düşüncelerim beni O’na yapıştırıyor.
Her geçen gün köşeye sıkıştırıp tek çıkışın Kendi olduğunu iliklerime kadar hissettirmek isteyen Rabbim! Bu yolculuk öncesi işlemiş olduğum günahlarımı yolculuk esnasındaki hatalarımı ve varsa göreceğim gün bundan sonrası için beni affet.
Aklımın ucundan geçmeyecek bir kadere kadir eden Rabb, bana bambaşka kapılar açarak keşfetmemi istiyorsun. Kendi yönelmek istediğimdem başka başka yerlere alıp götürüyorsun. Ben Sana sonra da Senin ilham edeceğine tabiyim. Ne olur beni Senin sevdiğin başka başka yerlere götür hep
Hiç bizimkilerle bu kadar telefon görüşmesi yapmamıştık. Annemin pek adeti değildi her gün aramak, bende bu kadar ilgiye alışık değildim. Sanki sondan bir önceki görüşmelerimizi yapıyoruz gibi, tekrar tekrar görüşüp halleşiyoruz.
Babam sağolsun hep destekledi, belki içi buruk ama asla ön kesmedi. Her telefonu kapatırken bir euzu besmele çekiyor. Tüm şerlerden korunmak için kızını bu kalkanla oralardan koruyor.
Etrafındakilere, O kızın oralarda ne işi var? diyenlere anlatmaya çalışıyor annem. Neden yollara düştüğümüzü.. Anlamayınca anlatamayınca gelip bana çatıyor.
Buralarda bunların ne işi var dediğimiz o kadar insan var ki anne diyorum. Hepsine canı gönülden inanmak istiyorum. Cennetten bir duyguymuş inanmak. Anneme rahat olması için her yalvardığımda “seni düğün derneğe göndermiyorumki benden rahat olmamı” bekleme diyor.
O kadar inanmışızki İsrail’in yenilmezliğine dünyanın efendisi olduğuna, Hey gidi İsrail dünyayı ahıra çevirmiş Dingoluk makamına oturmuş gafil!
Size istediğini yapabilir diyor herkes. İnşallah yapamaz, yaptığı istediği olamaz. Bekleyişteyiz bizde. Bizimde kalbimizdeki o realist hastalıkları kırıp geçirsin bu yolculuk.
Annem teyzeme “oralarda” benim ne işimin olduğunu anlatmaya çalışmış anlatabildiği kadar, zavallı teyzem iptal olmuş ve “dur ben sana anladığımı anlatayım da sende bağa he de. Gomşum fakir, bende oğa (yani ona) yardım etmek istiyrum. Ebir (öbür) gomşuda hereklen (fasulyelerin uzarken bükülmesini engelleyn uzun çubuk) bekleyki yardım etmeyeyim hemi ….
He teyze, işte olay aynen senin anladığından biraz daha farklı. Komşunun evini gelip yıkıp virana çevirmiş birileri. Diğer komşularda ona yardıma çıkmış ama ne var ki o herekle bekleyen gaspçı komşu beklemekteymiş.



Benzer Konular

Görüntüleme:354, Cevaplar:0

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:41 .