Unutmam!

#1
Sana yazılmış fakat asla postalanmamış mektuplardan, seninle paylaşılmış beni uykusuz seni ruhsuz bırakmış gecelerden bahsetmek istiyorum biraz bu gece.
Saat gece yarısını çoktan geçti; maskelerimizi indirip kendimiz olabilir, kendimizi acının ve yokluğun kucağında avutmaya çalışabilir, postalanmamak üzere yeni mektuplar yazabilir ve en önemlisi duygulardan bahsedebiliriz artık. Belki hiç anlatmadığım ben’den bahsederim bu defa sana biraz. O sert duruşun altına sakladığım kadından, içimden konuştuklarımdan, “Seviyorum” dediğinde veremediğim karşılıklardan…
Herkes kadar korkularım var aslında ama bu hayatta en çok neyden korktuğumu sorsalar seni anlatırdım sanırım, beni nasıl sardığını ve aslında ne güzel sevdiğini. Sevilmekten korktum ben, bir sevgide yitip gitmekten, alışıp kaybetmekten, çok yükseklere çıkıp öylece düşmekten, ellerimin bir gün boş kalmasından, planlar yapıp o planlarla yalnız bir odada öylece oturmaktan korktum. Oysa seni ilk gördüğüm gün hayatta bir yerlerde bir şekilde daima yan yana olacağımı içimde bir yerlerde hissetmiştim ben. “Senelerce çektiğine değdi” dedirtecek mutlulukları senin yaşatacağını daha ilk gün anlamıştım ben. Seninle oturup neredeyse hiç konuşmadan uçsuz bucaksız maviliklere baktığımız o ilk gün biliyordum hayatımın o andan sonrasının bir daha asla aynı olmayacağını. Biliyor ve korkuyordum.
Benim etrafımda bir duvar var, tuğlalarını yanılgılarımdan, yanlışlarımdan yaptım. Sağlam duvarlarım, yıkmam da öyle kolay kolay. Bin şey geçer aklımdan birini bile anlatmam. Acı çekerim, anlatmam. Çok mutlu olurum, dile getiremem. Sen sarıldığında bana ilk defa mutluluktan ölüyorum sanmıştım, mutluluktan ölüyordum da yüzümde bir tebessümü çok görüyordum sana neredeyse. En içten kahkahalarımızı atarken bile bir gün bu rüyadan uyanacağıma ve uyandığımda kendimi aynı cehennemde bulacağıma inanıyordum ben. Mutlu anları kendi elimle bozuşum bundandı belki de hep. Mutlu olmaktan o kadar korkuyor, mutluluğun büyük bir bedeli olduğuna o kadar çok inanıyordum ki asla tam anlamıyla mutlu olmayı göze alamıyordum. Beni mutlu etmek için var olduğunu söylerdin sen hep. “Beni çoktan mutlu ettin, çok mutlu ettin” diyemezdim ben. Söylersem bozulurmuş gibi gelirdi bana hep.
“Hiçbir şey paylaşmıyoruz” derdim ben hep. Oysa o kadar çok şey paylaştık ve o kadar çok tanıdık ki birbirimizi… Yeryüzünde belki de başka kimse bizim kadar iyi tanımıyordur birbirini. Ben senin anlattıklarını değil yalnızca, anlatmadıklarını da anlıyordum aslında. Kendinden bahsederken gizlediklerini, zayıf yanlarını, korkularını anlıyordum. Sense benim tedirgin oluşumu. Hiç söylemedim ama belki biliyordun sevildiğini. Çok sevildiğini.
Kimsenin seni anlamadığından ve aslında anlaşılmak gibi bir derdinin de olmadığından söz ederdin sen hep. İnsanların çok da önemli olmadığını, olmasalar da olurluklarını anlatır dururdun. Mesafeler oluştururdun aranda yıllardan ve yollardan oluşan… Kimsenin seni anlamadığından şikayet eder yine de seni bir tek benim anladığımı ve benim tüm detaylarında seni tanıdığımı söylemeye çalışır huzurlu uykular için benim gece karanlığıma sığınırdın durmadan…
Bunca yıldan sonra öğrendiğim bir tek şey var hayatta aslında; insanlara, zaman ve mekanlara yeniliyorsa yaşananlar kesinlikle gerçek değildir ve olmamıştır asla… Bunca yıldan sonra değişen zamana, yenilenen mekanlara inat yaşananlar hala dimdik ayakta… Beni ilk öptüğün yerdeki ağaçları kestiler mesela birkaç sene oluyor; önünden her geçişimde hatırlarım hala… Senin evine çıkan yol kapandı sonra ama biliyorum ki şimdi bir duvarla kapanan o yolun ardında sen varsın hala, senin evin, senin kokun, senin beni sarıp sarmaladığın o dik yokuş var hala… Biliyorum ki o yıkıntıların altında senin elimi ilk tutuşun, benim seni ilk tanıdığım anlar var hala… Bak yaşıyor anılar işte, zaman ve mekanlar değişirken durmadan anılar kalıyor öylece. Unutulmuyor, bazen uyutmuyor…
Sen unutulmaktan, suskunluğumdan ve seni asla aramayışımdan şikayet ederken aslında ben bunları düşünüyordum. Bunları yazıyordum boş kağıtlara. Seninle yaşananları unutmamak adına ara ara gidip bakıyordum o yerlere, gözlerimi kapatıp yeniden yaşamak için. Canlı kal diye hafızamda. Seneler sonra seni görmeye bir kez daha cesaret edebildiğimde hatırımdaki gibi bulmak istiyordum aslında seni.
O kadar çok yazdım ki seni… Onca yıl ağzımı açıp tek kelime etmedikten sonra o kadar çok anlattım ki. Küçük Prens’te bir yerde “Onu sizlere anlatmaya çalışmamın nedeni onu unutmak istemiyor olmam” diyordu. Ben senden bahsederken, seni anlatırken de bu duygular içerisindeydim sanırım. Sen hep seni hiç dinlemediğimden şikayet ederken ben seneler sonra ağzından çıkan her kelimeyi ezberlediğimi fark ediyorum. Sesinin durmadan zihnimde yankılandığını ve bir tek anının bir tek anını bile unutmadığımı fark ediyorum. Senden köşe bucak kaçarken her hücremin sen olduğunu, gittim sanırken en çok sende kaldığımı fark ediyorum.
Bir yerlerde… Çok farklı bir zaman diliminde… Yan yanayız seninle…
Uzun yaşayacak zamanımız, birlikte yaşlanacak umudumuz var…
Göğüs kafesimin içerisinde senden bir parça… Bırakmaz asla…
Ellerimden tutuşunu, sıkı sıkı sarılıp mutluluk vermeni…
Öpüşünü, çocuk gözlerini ve cesaretinin arkasına sakladığın çocukluğunu..
Unutmam!
Her şeyi unuturum belki, şimdi karşıma çıksan yine mutluluk korkumu aşamam kaçarım belki ama unutmam!

İlginizi Çekebilir
  • Bir Ben Unutmam...
    Bir ıslık sesi var havada... Bir serin yel esiyor çorak tepelerden..Bir mavzer patlar uzaklarda,vurulan bi...

  • Bir Tek Seni Unutmam..!...
    Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım. Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak. Susuşlarımda saklı ka...

  • unutmam gerek...
    Bir gece yarisi ve ben daha uyumadim Verilecek hesabim var Ve yarim kalmis bir mutluluk hikayesi,... tamam...

  • unutmam unutamam!!:(...
    oncelıkle sLm:D sımdı anlatcaam konu komık değil ama benım en coq hatırladım bı anım coq kucktum 6 7 ...

  • Unutmam Seni...
    Sonbaharın serin esen rüzgarlarında Sabahın güneşi, akşamın ayışığında Arıyorum! Kaybettim geceyi ve gündüz...





Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:40 .