Seni İçimde Taşıyorum
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 20-04-2017, 15:51 #1

Günce

Gönen | Deren <3

Seni İçimde Taşıyorum



Bir dünya iki kişi için en fazla ne kadar dar olabilir? Ve iki insan tüm şartlar mutlu olabilmek için bu kadar uygunken ayrı olmayı başarabilir?

Ne güzel söylüyor aslında o çok sevdiğim şarkı her şeyi: “O bizim kavuşmalarımız yarim, mahşere kaldı…” Ben seninle çok şey öğrendim, senden çok şey öğrendim, seninle çok mutlu oldum ama kalmanın yolunu yordamını öğrenemedim bir türlü. Hani her zaman her yerden çekip giden benimdir ya, sen söylersin hep “Sen sadece gitmeyi biliyorsun” diye, yine öyle oldu işte. Kalmayı bilemedim, kalmayı beceremedim, hayatı senin avuç içlerindeki çizgilerde bulmuşken ellerin olmadan yaşamayı seçtim. Nedensiz, sensiz olmak için hiçbir sebep yokken ve senle olmak için hiçbir engel yokken üstelik.

Seni ilk gördüğüm gündü. Ilık bir bahar akşamı. Daha seninle hiç konuşmadan ve sadece seninle ilgili adını biliyorken “Bu adam benim hayatımın bir parçası olacak” demiştim, öyle hissetmiştim. Aslına bakarsan şimdi düşündüğümde o gün o anda az bile söylemişim. Sen hayatımın bir parçası olmadın hiçbir zaman; yemeğimin tuzu, çayımın şekeri, derdimi kederimi süpürüp götüren sevinç rüzgarları ve daha birçok şey oldun. Aslında her şey oldun. Hayatın ta kendisiydin sen. Issız sokaklarınla, tıklım tıklım karnavallarınla sen hayatın ta kendisiydin. Hem hüzünlü, hem şenlikli… Kışların da vardı, kasıp kavuran yazların da… Soluğum oldun sen. Şimdi sesimin soluğumun bu kadar kesilmesi ondan.

Bana en çok da sen yakıştın, şüphem yok. Ellerime en çok senin ellerin, gözlerime en çok senin göz rengin… Hatırlıyor musun insanlar hep “Tek kişi gibisiniz” derdi, gülerdim ben. Bizim seninle sadece ağız birliğimiz yoktu. Suskunluğundan da anlardım seninle. Suskunluğumuz da birdi. Hayal birliği bile yapmıştık zamanla seninle hatta. Dudaklarının kıvrımından anlardım derdini. Kirpiklerinin sayısını bilirdim mesela, bir tanesi bile düşse yanağına benim canımdan can giderdi. Ellerini ezbere bilirdim sonra, gözüm kapalı bulurdum ellerini. Ellerin cennet kokardı biraz.Her tutuşumda tam olur, her tutuşumda hayatımın en mutlu anının o an olduğunu düşünürdüm. Gizli bir sevinç duyardım seninle olmaktan. Ne tuhaf.

Heyecanımı da hiç kaybetmedim mesela. Günler birbiri ardına geçer giderdi de benim seni gördüğümdeki heyecanım hiç gitmek bilmezdi sanki. Her yan yana gelişimizde aynı heyecanı içimde hissederdim. Kıpır kıpır olurdu içim, elimi kolumu nereye koyacağımı bilmez, ellerimin nasıl titrediğini görme diye cebime saklardım ellerimi. Senin ağzından dökülen her söz kutsaldı mesela. Koşulsuz inanır ve bir meczubun tutkusuyla dinlerdim seni. “Aşk kendinden vazgeçme halidir” diyen Meral Okay gibi vazgeçerdim benden, sırf biraz daha sen olabilmek için.

“Şanslı” derlerdi bana, benim içim içime sığmazken “Senin hissettiğini hissedemeden, sevgiyi aşk sanarak göçüp gidenler var bu dünyadan” derlerdi, daha bir gururla dolardı içim, seni böyle büyük bir aşkla sevebildiğim için. Kendimden bu kadar geçsem de seninle bir olabildiğim için gizli bir gurur duyardım. Hala da öyle aslında. Gitsem de, bitsek de ben seninle tam olmanın gururunu taşıyorum hala içimde. Soluğundan öpmüş olmanın, soluğunu ciğerlerimde taşımış olmanın mutluluğunu yaşıyorum hala. Hayatına dokunabilmiş olmanın, iz bırakmış olmanın ve senin de içinin aynı duygularla dolup taşmasının haklı gururunu yaşıyorum hala.

Uçlarda dolaştık biz seninle hep. Bir kalbin patlayacak kadar şiddetli çarpıp patlamadığını öğrendik mesela. Kimsenin cesaret edip giremediği derin sularda yüzdük, en keskin uçurumlardan paraşütsüz düştük. Bir insanın bir insana nasıl yetebildiğini gördük. Hak verdik aşkı anlatan yazarlara, hak verdik şairlere. Sövdük dünya düzenine. Kendi düzenimizi kurduk, kendi krallığımızı… İçinde yaşadık. Cana nasıl can katılırmış öğrendik. Ben en çok da seninle ömrümün uzadığını hissettim sanırım.

Her şey böyle güzel giderken insan nasıl olur da çeker gider diye soruyor insan kendine bazen.Aslında en çok her şey bu kadar güzel, bu kadar kusursuzsa korkar insan. Benim de sessiz sedasız hayatından çekilmemin, bir görünüp bir kaybolmamın altında aynı korku yatıyor aslında. Korku… Korkuyla son bulur zaten hayattaki her güzel şey. Korku öldürür, korku yok eder, korku en tehlikeli virüslerden bile daha hızlı yayılır ve ele geçirir insanı. Yine de kopamadım aslında. Orada olduğunu, ne zaman “Gel” desem geleceğini biliyordum ya… Sana her defasında işkence olsa da “Gel” demekten alamadım kendimi, içime seni doldurmaya yetecek anlar yarattım bize. Kalamadım ama. Korkumdan…

Soluğum kesildi sandım sonra. Daha az konuşur, daha az içten kahkahalar atar, daha az tebessüm eder oldum zamanla. Daha çok düşünmeye başladım. Geçmişte yaşıyorum hala zaman zaman. Seni güzel hatırlamayı, seni anılarımda capcanlı tutmayı sevdim sanırım.

Kim bilir belki sadece yara olup durmadan kanadığında aşk oluyordur. Geri kalan tüm duygular aşkın yansımasıdır belki. Daha ehlileşmiş, daha güvenli… Aşk kadar güzel değil, aşk kadar unutulmaz değil belki ama aşkın küçük çocukları gibi… Okuduğumuz o masallar belki o kadar da mutlu değildir ha? Sadece biz mutlu yerlerine kadar okumuşuzdur belki? Belki kavuşamadığın zaman güzeldir her şey.

Kalbimde seni taşımanın, aşkı iliklerime kadar hissetmenin ve aşka leke sürmeden hakkını vere vere yaşamanın haklı gururunu yaşıyorum. Belki bir gidiştir seni de sonsuz yapan.

Seni içimde taşıyorum.
Seninle bir gün yolum mutlaka yeniden kesişecek biliyorum.
Mutlaka…



Benzer Konular

Görüntüleme:353, Cevaplar:1

İlginizi Çekebilir >
Alt 20-04-2017, 16:42 #2

` baLım.

çalan son müzik

offfffff off içim yanıyo içim





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:24 .