Sevmeyi bilen bir adamdın
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 23-04-2017, 12:33 #1

Günce

Gönen | Deren <3

Sevmeyi bilen bir adamdın



Boynuma, bileklerime, üstüme başıma sinmiş kokunuzla yaşadığımı bilmiyorsunuz bayım!

En son sarılışımızın üzerinden saymak istemeyeceğim kadar uzun bir zaman geçti. Hafızamda hala çok canlı o an; yüzündeki tebessüm, kollarını belimde hissedişim ve...
Boynuma, bileklerime, üstüme başıma sinmiş kokunuzla yaşadığımı bilmiyorsunuz bayım!

En son sarılışımızın üzerinden saymak istemeyeceğim kadar uzun bir zaman geçti. Hafızamda hala çok canlı o an; yüzündeki tebessüm, kollarını belimde hissedişim ve gözlerindeki hüzün… Zaten biraz hüzünlüdür her veda anı. Senden ayrılmak ve öylece hayatıma devam etmek her zaman zor gelmişti bana zaten seneler boyunca. Kısa telefon görüşmeleri ya da mesajlar hiçbir zaman seninle karşılıklı oturup susmak kadar tatmin edemedi beni. Bilirsin çok konuşmayı, çok anlatmayı sevmem ben beceremem zaten kendimi anlatmayı. Anlasın isterim karşımdaki bakışlarımdan ya da yüzümden halimi. Sen anlardın biliyorum, anlar ve susardın.. Seninle sessizliği paylaştığım zamanlarda aslında çok şey anlatırdık birbirimize… Kelimelerle kirletmeden o anı, bozmadan büyüyü birbirimize doymaya çalışır yine de hep doymadan ayrılırdık.

Geldiğim zaman sımsıkı sarılırdın mesela “Özledim” demezdin de ne kadar özlediysen o kadar sıkı sarılırdın. Seni çok özlerdim ben mesela ama sana ‘Gel, özledim’ diyecek cesareti bulamazdım kendimde. Bilirdim benimdin, gel desem gelirdin ama dudaklarımdan dökülmezdi o çok basit iki kelime. Sevmeye ve ait olmaya engel yaralarım vardı benim çok uzun zaman önceden kalma. Sırtımdaki bıçak yaralarına dokunur iyileştirirdin birer birer… Hayata dair ve insanlara dair umut ekerdin içime… Beni hayatta tutan, bana tebessüm ettiren sadece içime ektiğin o umut tohumları olurdu.

Seninle tanıştığım gün çok şey değişti hayatımda aslında. Önceden gülmeyi beceremezdim ben. Yani yüzüm gülerdi ama gözlerim eşlik edemediği için hep eğreti dururdu yüzümde o en içten sandığım gülücükler bile. Sen bana içten gülmeyi, içten tebessüm etmeyi armağan ettin… Şimdi güzel güldüğümü, gülmenin bana çok yakıştığını söyleyen hiç kimse gülebilmenin hayatımda aldığım en değerli hediye olduğunu bilmiyor, bilmeyecek. Ben biliyorum senden aldığım en değerli hediyenin bu olduğunu. Birine kalbini açmanın ve kırmayacağından emin olmanın ne demek olduğunu da seninle öğrendim esasında. Avuçlarına bıraktığım kalbin yaralı olduğunu da camdan olduğunu da ben daha söylemeden biliyordun sen. Ne çok sıktın ne de öylece bir kenara bırakıp kaçtın…

Sevmeyi bilen bir adamdın…
Senin tarafından seviliyor olmanın hep bir şans olduğunu söylerdim ben. Sense asıl mucizenin benim sevebilmiş olmam olduğunu anlatır dururdun.. İnançsızlığımı bilirdin, oysa ben bu hayatta en çok sana inanırdım ve sen bunu hiç bilmezdin.

Birini deli gibi seviyorken o kişiyi asla hayatının bir parçası olarak istememeyi de sanırım ben sana öğrettim. Seni çok sevdim, seni deli gibi sevdim ama her seferinde hayatımda sana yer olmadığını dile getirdim.. Hiç kızmadın, hiç kırılmadın. Sanki biliyordun neden böyle istediğimi ve hissettiğimi. Demiştim ya; sevmeye engel yara izlerim vardı benim sırtımda.. Dokunuşlarınla iyileşse de duramazdım öylece. Durduğum her an, teslim olduğum her an aynı korkuyla irkiliyordum ben çünkü hayat ne zaman kötü bir son hazırlasa öncesinde ayaklarını yerden kesecek mutluluklar sunuyordu insana ve ben o mutluluklardan kaçıyordum dört nala. Sen beni çok mutlu ettin, sen beni hayal bile edemeyeceğim kadar güzel sevdin… Bunu bilmek bile yetti bana çoğu zaman.

Seninle seneleri paylaştık aşkı hiç kirletmeden. Bir geceyi yan yana paylaşmadık belki, ağlamadık hiç beraber ya da uzun uzun anlatmadık aşkı belki ama aşkı paylaştık hiç leke sürmeden… Sabahın ilk ışıklarında dayandım ben kapına; uykulu gözlerinden öptüm, yatağının sıcağına ortak oldum.. Şehri el ele gezdim seninle, korkmadan… “Bu adam benim!” der gibi tuttum hep ellerinden. Tüm bunlar için bir isim koymaya bir ilişki yaşamaya gerek olmadığını da o an öğrendim. Ben senin sevgilindim, sen bana aittin… Bunun isimlendirilmesine ya da toplum tarafından oluşturulmuş kurallara uymasına gerek yoktu. Yastığında sadece benim kokum vardı, dudaklarında sadece benim izim… İhanet etmemek için illa sıkı sıkıya bağlı olmak ya da herkes tarafından biliniyor olmak da gerekmiyormuş mesela.

İhanet etmek, sevgili olmak ve sevgiliyi dünyalara duyurmak aşkı eline yüzüne bulaştıran adamların yalanıymış meğer. Adam gibi sevebilmek, ait olmak ve teslim olmak için bunların hiçbirine gerek yokmuş. İnsan inandığı şey için ömrünü tüketebilir ve bundan tek bir an bile pişmanlık duymadan yaşayabilirmiş. Biz ömrümüzü tüketiyoruz seninle. Bizim için mutlu son ‘sevgili’ kavramının altında yatmıyor, bizim için mutluluk tanıştığımız ilk andan beri vardı belki. Bir mucizeyi yaşadık seninle seneler boyunca…

Şimdi uzaktasın… Telefonun öteki ucunda… Aynı gökyüzüne bakıyoruz hala. Bazı geceler sanki yan yanaymış gibi davranıyoruz. Sevmeye engel değil mesafeler bunu en iyi biz biliyoruz. Bir gün avuç içlerimde yeniden senin yüzün duracak, söz verdim… Bir gün bir yerlerde aynı teslimiyet duygusuyla dokunacağım saçlarına sen uyurken…

Kokun diyordum… Duruyor boynumda ve bileklerimde…

Bir ömür geçirdim seninle neredeyse… Beklemek yormuyor beni, özlemek acıtıyor bazen sadece.

Aşık insan yorulmaz beklemekten, yılmaz.. Sen söylemiştin…

Kokun diyordum.. İçime batıyor bazen..

Kokun.. Burnumun direğini sızlatıyor ara sıra..



Benzer Konular

Görüntüleme:235, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:43 .