Önce Mİydİ...sonra Miydi...yaĞmur Muydu...?

#1
Önce Mİydİ...sonra Miydi...yaĞmur Muydu...?


Sonra yağmur başladı...

Serindi.



Denizin iyot kokusu, yosun kokusu, tuz kokusu, çakıl taşlarının kum kokusu

Billur damlalarda toplanmıştı.

Yüzümü göğe kaldırdım.

Sonbaharın sarı yapraklarında nefeslenen damlaların savruluşlarını seyrettim.

Damlalarda gökkuşağı kırılıyordu.



Ya da ben öyle sandım.



Bir yağmur damlası gözümün tam içine düştü. Acı duydum.

O serin ıslaklık, burgu gibi gözbebeğimden yüreğime kadar indi.

Gökkuşağı uzaklarda parça parça oldu.



Belki de olmadı, ben öyle sandım.



Saçlarım yüzüme yapışmıştı ve ellerim üşüdü birden.

Durup dururken sokağım yabancılaştı gözümde.

Telaşlandım, güvensiz hissettim kendimi.

Tüyleri ıslanmış, ıslanınca daha da siyahlaşmış,

Sert ve uzun gagalı kargalar havalandı köşe başından.

Islak kanatlarının gürültüsü sonbaharın sessizliğinde yankılandı.

Belki de yankılanmadı, ben öyle sandım.



Yağmur gürültüsüzdü. Sadece yağıyordu. Sakince ve sessizce.

Ilık değildi hayır. Serindi. Yavaş yavaş yağıyordu.

Yolun eğik bölümünde biriken suda zıplayan damlaları saymaya kalktım.

Bir, yedi, yirmiiki...

Suda yüzüm yansıdı.

Islak saçlı, yabancı bakışlı yüzüme bakakaldım.

Bir damla sudaki yüzümün üstüne düştü.

Gözümün çevresinde bir halka oluştu önce.

Sonra bir tane, bir tane daha...

Hızla çoğalan küçük halkalar yüzüme yayıldılar.

Onlar çoğaldıkça, karıştım. Ben karıştıkça halkalar çoğaldı.



Yağmur hızlandıkça her şey karıştı.

İyot kokuyordu evet. Denize gidemeyenlere, denizi getiriyordu.

Çocuksu bir hayal filizlendi yüreğimde aniden.

Herkese istediğini getiren yağmurlar, rüzgârlar dolaştı durdu hayallerimde.

Kuşların renkli kanatlarında kırıldı bu kez gökkuşakları.

Yeni, hiç görülmemiş renkler uçuştu.

Mavi renk geldi avucuma kondu.

Sanki bir kuştu.

Dokundum.



Küçüktü, sıcaktı ve yüreği telaşlı atıyordu.

Belki de atmıyordu, ben öyle sandım.



Yüzümü suda bıraktım.

Çocuksu hayalleri sokağımın başında.

Küçük ve başıboş adımlarla, seyrek yapraklı ağacın yanına gittim.

Islak ve karışıktım.

Yağmur hiç dinmeyecek gibi yağıyordu.

Yorgundum herhalde.

Yağmuru da, rüzgârı da, yorgunluğumu da umursamayacak kadar...

İnce gövdeli ağacın gövdesinde dolaştı gözlerim.

Bunca yağmura rağmen kuru yerleri vardı; şaşırdım.

Yaslandım.



Yüzümü göğe kaldırdım.

Sonbaharın sarı yapraklarında nefeslenen damlaların savruluşlarını seyrettim.



Önce miydi, sonra mıydı, yağmur muydu?



Hiç bilmedim…

İlginizi Çekebilir


#2
cok güzeldi canım pylaşım için saol


#3
Alıntı:
Yüzümü göğe kaldırdım.
Sonbaharın sarı yapraklarında nefeslenen damlaların savruluşlarını seyrettim.
Önce miydi, sonra mıydı, yağmur muydu?
Hiç bilmedim…
Harika bir yazı.Ellerine sağlık.


#4
emeğine sağlık çok güzeldi


#5
paylaşım için saQL


#6
YorumLarınız ıcın Türk Silahlı Kuvvetleri eDerım ArkaDaslar . ..


#7
EmEğinE SağLıK


#8
cok hos bir yazi
emegine saglik




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:11 .