Mısır
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 28-02-2009, 20:20 #41

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905



yorumlariniz için Türk Silahlı Kuvvetleri ederim arkada$lar
in$Allah gitmek nasip olur isteyenlere





Alt 28-02-2009, 20:24 #42

Zeynepbp

ÖZEL ÜYE


gitmek lazım
saol cnm





Alt 28-02-2009, 22:36 #43

böceksavar

Forumun Tiryakisi


hep hayalimdir mısıra gitmek
paylaşım için tşkrler





Alt 14-03-2009, 20:09 #44

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905


Alıntı:
Zeynepbp´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
gitmek lazım
saol cnm
Bisii deGil tatlim (;

Alıntı:
--madamchatlaq--´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hep hayalimdir mısıra gitmek
paylaşım için tşkrler
InsAllah bi gün nasip olur
rica ederim tatlim





Alt 14-03-2009, 20:36 #45

»MehLikα«

`Azєlчα x


İlgimi çeken bir ülke,
Teşekkürler canım.





Alt 15-03-2009, 01:22 #46

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905


Alıntı:
»MehLika«´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İlgimi çeken bir ülke,
Teşekkürler canım.
Rica ederim tatlim





Alt 15-03-2009, 09:31 #47

superisi123

Forum Heveslisi


harika yaa ama türkiye kadar olamaz





Alt 17-03-2009, 17:59 #48

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905


Alıntı:
superisi123´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
harika yaa ama türkiye kadar olamaz
haklisin cnm





Alt 18-03-2009, 16:54 #49

.CanDy.

Forumun Tiryakisi

buraLar Mısır'ın görünen yüzü oLSa gerek ama GüzeL bir yer SaoL Cnm PayLaşım iÇin





Alt 19-03-2009, 00:17 #50

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905


Alıntı:
.CanDy.´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
buraLar Mısır'ın görünen yüzü oLSa gerek ama GüzeL bir yer SaoL Cnm PayLaşım iÇin
Bisii deGil tatlim





Alt 19-03-2009, 16:40 #51

.Arzu.

Mazi


ayy ben cok severim misri arapcada gelen sene kismetse gidicez gezmeye





Alt 19-03-2009, 21:25 #52

coRn3T

Foruma Isınan Üye


TskLer GüzL Resmler





Alt 02-04-2009, 22:38 #53

Leyl-i Serâir

DâussıLa.

Mısır


Kahire'den Kızıldeniz'e
MISIR


Çöl rüzgârı ve Nil Vadisi'nin yeşil palmiyeleri eşliğinde bir serüven... Luksor'un Krallar Vadisi ve teneke sal ile geçilen Nil Nehri...


Mısır

Luksor'da yüzyıllardır ölümün temsilciliğini yapmış Krallar Vadisi'nin kapılarından bisikletle geçmek, farklı bir ayrıcalık hissini de beraberinde getiriyor.



Maceramız güneşli bir Kahire gününde başladı ve yine dünyanın annesi denilen bu antik kentte sonlandı. Konumuzun baş kahramanları bisikletlerdi. Rotamızı Kahire'den çıkarak, Nil Nehri boyunca Asuan'a, oradan Doğu Çölü (Es-Sahraü'ş-Şarkiye) üzerinden Kızıldeniz, oradan da yukarı doğru ilerleyerek yine başlangıç noktamız olan Kahire'ye dönüş olarak belirlemiştik. Asıl istediğimiz, bisikletle özgürce hareket etmek, istediğimiz yerde kamp kurabilmekti. Yol arkadaşım, Canondale ile Kastle bisikletleri, uyku tulumları, matlar, çadır, kap kaçak, su şişeleri, birkaç kıyafet, Atlas'tan aldığımız bir Mısır rehberi, kocaman bir Mısır haritası, bisiklet tamir takımı, güneş yağı, sabun, diş macunu, vb. ıvır zıvırla hep birlikte kuyunun dibine doğru düşmeye başladık...

Yüzümüze ilk çarpan serin çöl sabahıydı. Bisikletlere atladığımız gibi Kahire yollarına vurduk kendimizi. Sabahın altısı olmasına karşın yarım saat içinde kendimizi çılgınca bir rallinin ortasında bulduk. Bir yandan sıcak, bir yandan trafik, bir yandan da ezilmeden ilerlemeye çalışmak son derece zordu. Ama en sonunda hedefimize vardık ve milyonlarca turistin yaptığı gibi piramitleri tavaf ettik. Ancak Kahire, bisikletin uyandırdığı özgürlük duygusuna uymadığından, bir gece dinlendikten sonra kendimizi bir an önce şehir dışına attık. Bisikletle Kahire'den kaçarken kilometre saatimiz yirmiyi gösteriyor. Hızımız yorgunluk derecesine göre devamlı değişiyor. Bir, bir buçuk saatte bir durup yol kenarındaki çayhanelerde çay içerek dinleniyoruz. Bir arabanın nasıl mazota ihtiyacı varsa, bizim yakıtımız da içtiğimiz çay ve yediğimiz tatlı bisküviler.

Akşama kadar Beni Suef'e ulaşmak istiyoruz. Geçtiğimiz küçük köylerdeki her yaştan ve cinsiyetten Mısırlı 'hello' diyerek el sallıyor. Bazen 'hello'lara, 'selamünaleyküm' diye cevap vererek onları şaşırtıyoruz. Nil kenarından akan otoyol dümdüz devam ediyor. Nil Nehri kuzeye doğru boydan boya geçtiği ülkeyi büyüklük bakımından birbirinden farklı, son derece kıraç iki bölgeye ayırıyor. Bu bölgelerden batıda kalanı Batı Çölü (Es-Sahraü'l-Garbiye), Libya sınırına kadar uzanıyor. Doğuda kalan Doğu Çölü (Es-Sahraü'ş-Şarkiye) ise Kızıldeniz'le sonlanıyor. Nil Nehri, Kahire'yi geçtikten sonra bir yelpaze biçiminde açılarak 160 kilometre uzunluğunda ve 240 kilometre genişliğinde büyük bir delta oluşturuyor. Irmak, ülkeyi Yukarı ve Aşağı Mısır olarak da ikiye ayırıyor. Tarih boyunca Aşağı Mısır olarak bilinen Nil Deltası, Kahire'den başlayarak İskenderiye ile Port Said arasındaki kıyı şeridine kadar uzanıyor. Yukarı Mısır olarak bilinen, bizim bisikletle yol aldığımız Nil Vadisi ise Kahire ile Asuan arasında, ırmağı izleyen dar yerleşim kuşağını içine alıyor. İşte biz de otoyolun sağ tarafından Yukarı Mısır'a ilerliyoruz. Sol ve sağ tarafımızda Nil Vadisi'nde yeşeren palmiyeler ve zümrüt yeşili bitki örtüsü uzanıyor



Mısır

Kızıldeniz kıyısındaki küçük balıkçı kasabası Kuser'de, birkaç dalış merkezi de bulunuyor.


Yanımızdan geçen arabaların hepsi kornalarıyla bizi selamlıyor. Küçük kamyonetlerin arkasına balık istifi dizilmiş erkek yüzleri, yolda gördükleri bisikletli kadın karşısında hayret ifadelerine bürünüyor. Nadir de olsa ciplerin arkasında seyahat eden kadınlar, işaret parmaklarıyla birbirlerine kadın bisikletçiyi gösteriyorlar. Akşama kadar pedal basıyoruz. Karanlık bastırdığında Beni Suef'e ulaşmak için yirmi kilometrelik yolumuz kaldı. Yol arkadaşım direksiyonun hâkimiyetini kaybetmemden yorulduğumu anlıyor ve kaza yapmamak için durmak gerektiğini söylüyor. Bir benzin istasyonunda boş bir odada elektrik panellerinin arasına çadırımızı kurup uyumaya çalışıyoruz.

Sabahın köründe, benzin istasyonunda çalışan görevli yanımıza gelerek burayı bir an önce terk etmemiz gerektiğini söylüyor. Apar topar çadırımızı toparlayıp eşyaları bisikletlere yüklüyor ve Beni Suef'e doğru yola çıkıyoruz. Gece hiç dinlenemediğimden bacaklarımda pedallara basacak hal yok. Bu yüzden yirmi kilometre, geçmeyen bir zaman dilimi içerisine sıkışıyor. Bisikletle seyahat, tamamen insanın fizik gücüne bağlı, eğer yorgun ya da hastaysanız bir kilometreyi bile gidecek haliniz olmayabiliyor. Oysa kendinizi iyi hissettiğinizde kilometreleri birbiri ardına aşmak büyük bir zevk. Beni Suef'e en sonunda vardık ve kocaman bir gün boyunca dinlendik. Burası Türkiye'nin Güneydoğu illerinden Hatay'ı anımsattı bana.

Sabah Beni Suef'teki otelden çıkarken turizm polisi koruma amacıyla bizi takip etmeye başladı. Sadece kentin dışına kadar geleceklerini sanıyoduk, oysa şehrin dışına çıktığımızda bir başka polis cipine teslim edildik. Bundan beş altı yıl önce Luksor'da bir otobüs dolusu turist silahla tarandığından, Mısır polisi artık turistlerin başına herhangi bir şey gelmesi ihtimalini bile sıfıra indirme hususunda çok kararlı. Bu yüzden Nil kıyısı boyunca gideceğimiz her yerde peşimizde olacaklar.



Mısır



Nil kıyısında, modern bir kent olan El Minya'ya ulaşmak için iki gün yol almamız gerek. Ancak polis, kamp yapmamıza izin vermiyor ve yol üzerinde, konaklayabileceğimiz başka yer yok. Mecburen bisikletleri cipe atıp El Minya'ya kadar böyle gideceğiz. Çöl yolundan Nil Nehri'nin bulunduğu otoyola geçmek içinse teneke bir sala bindik.

En sonunda polis bizi El Minya'da bir otele yerleştirdi. Bir sonraki gün yeniden polislerle başladı. Birkaç saat pedal bastıktan sonra polis, tehlikeli olduğunu ileri sürerek bu bölgelerden bisikletle geçmemizi yasakladı. Bisikletlerimizi tekrar cipe attılar. Yerel bir tren istasyonuna götürüp Nil kıyısındaki tozlu kasabalardan biri olan Sohag'a kadar trenle gitmek zorundayız.

Sohag'a vardığımızda iki genç polis, Luksor trenine binmemizi sağladı. Böylece beş altı günde, bisikletle tadını çıkararak ilerleyeceğimiz yolu bir anda makinelerin hızıyla aldık. Luksor treninde uzun bir süreden sonra ilk defa bizi izleyen gözler yok.

Özgürlüğün ne demek olduğunun daha iyi ayırdına varıyoruz. Trenin penceresinden, uzakta kalan Nil Nehri'yle, kıyısındaki palmiyeleri izleyerek, akşama doğru Luksor'a geldik. Fiziksel ve sinirsel olarak o kadar yorgunuz ki, sızıp kaldık.

Sabah otelden ayrılıp Nil kenarında harika bir kahvaltı yaptık. Şehirde bisikletlerle biraz gezdikten sonra, Nil Nehri'nin karşı yakasında yüzyıllar boyunca ölümün temsilciğini yapmış çöl tarafındaki Krallar Vadisi'ne doğru yola çıktık. Burada çöle gömülmüş krallar ve kraliçelerin, sonsuzluğa kadar huzur içinde uyumak için yaptırdıkları mezarlar var.


Mısır


Luksor'da kral ve kraliçelerin, ölümlerinin ardından huzur içerisinde uyuyabilmeleri için yapılan tapınaklar, günümüzd milyonlarca turistin akınına uğruyor.


Krallar Vadisi'ne bisikletle girmekse insana kendini çok özel hissettiren bir duygu. Her pedal basışımda vadi önümde yavaş yavaş açılıyor. Çölün ıssızlığında bir başına ilerlerken, uzayda, boşluğun ortasında hareket eden bir astronotun hafifliğini hissediyorum.
Luksor'dan çıktığımız sabah, bir saat kadar sakin sakin bisiklet kullandık. Nil'in hiç değişmeyen dümdüz ve palmiyeli kıyısı boyunca ilerliyor, havada uçuşan kelebeklerle yarenlik ediyorduk. Ama Luksor sınırına gelir gelmez yeniden durdurulduk. Bu sefer bize eşlik etmek için gelenler Mısır askeriydi. Bir turist otobüsüne, Asuan'a kadar eşlik eden askerlerin komutanı, sert tavırlarıyla bisikletleri cipe atmamızı ve otobüse binmemizi emretti. Birkaç dakikalık kavga sahnesinden sonra, elimizden hiçbir şey gelmediği için bisikletleri cipe yükleyerek, turist otobüsüne bindik. Dört saatlik tehlikeli bir yolculuktan sonra 'Mısır'daki tüm araçlar gibi turist otobüsü de çılgın bir hızla ilerliyordu 'Nil Nehri'nin kıyısında, modern binalara boğulmuş turistik Asuan kentinde bizi otobüsten atarak özgürlüğümüzü yeniden verdiler elimize. Moralimiz sıfırlandığı için bir an önce bisikletlerimizi özgürce kullanabileceğimiz Kızıldeniz'e çıkma kararını aldık.

Sabah erkenden bindiğimiz otobüsle çölü geçerek çölde bisikletlerle ilerlememiz de yasak çünkü Kızıldeniz kıyısındaki maden kasabası Marsa Alem'e vardık. Dayanılmaz öğle sıcağında güneye yani Sudan tarafına doğru yaklaşık on beş kilometre kadar pedal bastık. Sağ tarafımızda Kızıldeniz'in, solumuzdaysa çölün sonsuzluğu uzanıyor. Dalış kampına vardığımızda bisikletlerimizi kıyıya çekip, dinlendik.
Birden kulağıma tatlı bir esinti ve dalgaların sesi geldi; uzun bir süreden bu yana ilk defa duvarsız bir yerde, doğanın ortasında uyanmak öyle güzel ki! Yaşadığım ana her şeyin değdiğini düşündüm. Yol arkadaşım tripotunu kurarak sabah ışığında Kızıldeniz'i fotoğraflamaya çalışırken, ben sadece sabah rüzgârını içime çekmek için derin derin nefes aldım.



Mısır

Mısırlılar, Nil Nehri üzerinde kullandıları küçük sandallara "uçan felucca" diyorlar.


Öğlene kadar burada dinlendikten sonra, pedallara basarak Marsa Alem'e kadar 15 kilometreyi yeniden alıyoruz. Rüzgârın da arkamızdan esmesiyle hızımız bir hayli artmış durumda. Yönümüz Kahire'ye doğru olduğu için çöl sola, Kızıldeniz'se sağ tarafımıza geçti. Çöl sıcağında ilerlemek gerçekten de bir hayli yorucu. Hafif rampaları çıkarken bir hayli zorlanıyorum. Ama aşağı inerken sanki vücudum yokmuşçasına büyük bir özgürlük duygusuyla bırakıyorum kendimi; işte o anda yokuş yukarı çıkarken çektiğim zahmet tamamıyla siliniyor aklımdan. Yokuş aşağı inerken kendimi bu özgürlük duygusuna bırakıyor ve çöl renginin, rüzgârın, sıcağın, Kızıldeniz'in turkuvaz mavisinin tüm bedenime karıştığını duyumsuyorum. Dünyaya karıştıkça bisikletle seyahat etmenin getirdiği ayrıcalığı yaşıyorum. Böylece yetmiş kilometre daha ilerleddik ve karanlığın bastırmasıyla kumsalda kamp kurduk. Kızıldeniz'in suları tam önümüzdeki kayalıklara vuruyordu.

Sabah, peynir ekmek ve çaydan oluşan kahvaltımızı yaptıktan sonra eşyalarımızı toparlayıp bisikletlere yüklüyor, deniz kenarından yukarı yürüyerek ana yola çıkıyoruz. Yola çıktıktan bir süre sonra, hızımızın bir gün öncesine göre çok yavaş olduğunu fark ettik. Bunun nedeniyse önümüzden esen kuzey rüzgârı. Saatte altmış kilometre esen rüzgâr, bisikleti arkaya doğru öyle bir ittiriyor ki, ilerlemekte güçlük çekiyoruz. Akşama kadar bisiklet kullanarak en sonunda, çevresindeki dalış merkezleriyle turistleri çeken küçük balıkçı kasabası Kuser'e vardık. Masmavi suları ve kumsalıyla büyüleyici bir güzelliği var bu kasabanın.

Şimdiye kadar Mısır'da gördüğümüz en hoş yer olan kasabanın sahilinde öğlene kadar dinlenip kocaman bir kahvaltı yaptıktan sonra yola çıktık. Hedefimiz Kızıldeniz kıyısındaki bir başka kent olan Safaga. Rüzgâr hiç yardımcı olmadığı için, bütün gün ahlayıp oflayarak pedallara bastım. Yolun görüntüsü hiç değişmiyor, çölün ortasında ilerliyoduk. Ama bu çöl, öyle kumullardan oluşmuş ve kilometrelerce dümdüz ilerleyen bir yer değil. Tüm Kızıldeniz kıyı şeridindeki çöl engebeli ve alçak dağlardan oluşuyor. Akşam Safaga'ya vardığımızda çok yorgunuz ama yol almış olma duygusu bize iyi geliyor.

Safaga, Kızıldeniz kenarında kentleşmiş, binalarla dolu bir yer. Kentteki yoğun yapılardan uzaklaşıldığında turistlerin dalış için geldiği merkezler bulunuyor. Kentin içerisindeyse görülecek fazla bir şey yok. Sabah kalkıp Hurgada2ya gitmek üzere yola koyuluyoruz. Çölde ilerlemeye alıştık artık. Ama yine de rüzgârın bizi gerilere atması yüzünden iyiden iyiye yorulduk. Üstelik çölün ve Kızıldeniz'in sunduğu güzellikler de, birkaç metrede bir karşımıza çıkan şantiyelerle iyice bozulmuş durumda.

Hurgada'ya ancak akşam varabildik. Burası Rusların akın akın geldiği turistik bir kasaba. Ertesi gün yapıların arasından akan incecik yollara girerek Kızıldeniz kıyısında ücret verilerek girilen bir sahile attık kendimizi, Kızıldeniz'in masmavi sularında yüzdük.
Yukarıya yani Süveyş Kanalı'na yakınız artık. Bu yüzden Kızıldeniz ve çöl görüntülerinin yerini tesisler ve endüstriyel binalar almış durumda. Kamp yapabileceğimiz yer kalmadığı için yolculuğa daha fazla devam etmeme kararı aldık.
Sabah saat yedide İstanbul'dayız. Dolmabahçe Sarayı'nın yanındaki çay bahçesinde, puslu ve serin bir İstanbul gününde Boğaz'ın gri sularını seyre dalıyoruz.



Mısır


Mısır


Mısır





Alt 04-04-2009, 15:33 #54

darknessroom

Foruma Isınan Üye

ben mısırla cok ilgileniyorum





Alt 05-04-2009, 20:25 #55

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905


Alıntı:
x[ M!SS P!NK ]x´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ayy ben cok severim misri arapcada gelen sene kismetse gidicez gezmeye
in$Allah canim


Alıntı:
coRn3T´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
TskLer GüzL Resmler
Rica ederim canim (:





Alt 24-04-2009, 20:04 #56

~ Kadeгimsiп.

Forum Üstadı


Mısır

süper





Alt 27-04-2009, 14:01 #57

Impossible.

Nothing lasts forever.


mısırı Görmek istiyorum ya





Alt 02-05-2009, 14:05 #58

qamseLim

ÖZEL ÜYE

Tşkler cnm..





Alt 15-05-2009, 00:49 #59

• ».Dαηcє[♥]Qυєєη.« •

1905


insAllah görürsün (:
yorumlariniz için t$K ederim





Alt 16-05-2009, 18:10 #60

◊◊Gûñ~Іşıĝı◊◊

mavioje


tşkler





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:50 .