Harikalar diyarı HİNDİSTAN
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 02-05-2012, 18:13 #1

Melodi.

^

Harikalar diyarı HİNDİSTAN



44 bin tanrılı inanç ile tek tanrılı inanç arasındaki uyum... Baharat kokulu rengarenk sokaklar... Dans eden kobralar, birbirinden yetenekli filler, kutsal inekler... Kast sistemi içinde inanılmaz hikayeler...
Harikalar diyarı HİNDİSTAN


Yeryüzünde bir harikalar diyarı varsa kesinlikle Hindistan’da saklı. Şu kadarını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; bugüne kadar gördüğüm en renkli, en şaşırtıcı, en öğretici ve her yönü ile en keşfedilesi ülke Hindistan.

Birkaç hafta önce Hindistan’dan bir davet aldım: Dünyadan 50 gazeteci ve 100 işadamının katılacağı bir gezi... Türkiye’den benim çağrılmam onur verici ama işler de yoğun, kararsızım... Eşe-dosta soruyorum: Gitmeli mi gitmemeli mi? Kimi “Git, farklılık olur” diyor. Kimi de “Sakın gitme, sevmezsin, sokakları dilenci dolu, yemeklerini yiyemezsin” buyuruyor. “Ben Ahmedabad’a davetliyim, siz nereye gitmiştiniz?” diye soracak oluyorum ve öğreniyorum ki aslında gitmemişler de etraftan duyduklarını aktarıyorlar. O halde ne yapmalıyım? Bu tür önyargılara mahal vermemek için kesinlikle gitmeliyim. 8 saatlik uçuşun ardından önce Mumbai’ye (eski adıyla Bombay) varıyor, sonra da aktarma uçağı ile Ahmedabad’a geçiyorum. Havalimanına iner inmez rengarenk giyinmiş kadınlar ve erkekler, alınlarında tilak (kırmızı boya), gözlerinde merakla karşılıyor sizi.

Sayısız din var

Dünyanın, Çin’den sonraki en kalabalık ülkesi Hindistan, sayısız farklı dine ev sahipliği yapıyor. Hinduizm en çok takip edilen din iken ikinci sırada Müslümanlık var. Laik yönetime sahip ülkede din, geleneklere nüfuz etmiş durumda. Örneğin estetik olarak da çok güzel duran, kadın ve erkeklerin alınlarına sürdükleri ‘tilak’ Hint tanrıçalarından günümüze kalan bir hatıra. Aynı zamanda üçüncü gözün simgesi olarak kullanılıyor. Yılın neredeyse her döneminde, farklı bölgelerde gerçekleştirilen festivaller de aslında bu dinlere ait özel günlerin kutlamaları...

Uçaktan inince insan şehre inmek için yanıp tutuşuyor. Otele gitmek üzere havalimanında bekleyen moto-taksilerden birine atlıyorum. Moto-taksi: Motosiklet taksi. Normal taksilere kıyasla çok daha ucuz ve tabii çok daha eğlenceli. İnsan, o taksiye binince daha çok hissediyor Hindistan’ın baharat kokan havasını. Fotoğraf makinem elimde, yol boyunca her gördüğümü çekmeye çalışıyorum. Baktığım her şey farklı, görmeye ve göstermeye değer: İhtişamlı tapınaklar, karmakarışık trafiğin ortasında istifini bozmadan hayatını yaşayan inekler, motosiklet kullanan peçeli kadınlar, peçelerin örtmediği şehla bakışlar, simsiyah saçları beline gelen birbirinden güzel genç kızlar... Hindistan’dan başka nerede görebilirsiniz ki bunları?

44 BİN TANRI VE TAPINAKLAR

Hindistan’a gidip de tapınak ziyaretinde bulunmamak, olmaz. 15. yüzyıldan kalan Jain Tapınağı başta olmak üzere, bölgedeki diğer tapınakları da geziyoruz. Gittiğimiz birçok tapınak yapı itibari ile aynı ama her birinin farklı hikayesi var. Sanırım, bu kadar değişik hikaye olmasının temel nedeni tapınakların farklı tanrılara adanmış olması.

Hinduizm’de 44 bin tanrının varolduğunu hatırlayınca... Bir uyarı: Tapınak alanına girmeden önce ayakkabıları çıkarmak gerekiyor. Biz genellikle tarihi tapınakları ziyaret ediyoruz ama yenilerinin inşası sürüyor. Burada insanlar sevdiklerinin adına tapınak yaptırıyorlar. Bunun son örneği de halkın, ülkede çok sevilen bir aktör olan Amitabh Bachan adına yaptırttığı tapınak...

Elbette ülkenin görülmesi gereken yerleri tapınaklardan ibaret değil. Buradaki cami ve kiliseler de yapı itibariyle ülkemizde olanlardan epey farklı, mutlaka görmelisiniz. Hatta vaktiniz varsa farklı dinlere mensup Hintlilerle sohbet edin. Bu kadar fazla dine ev sahipliği yapan bir ülkede, insanların nasıl bu kadar uyum içinde yaşadığını o zaman daha iyi anlarsınız. Bir dine göre kurban olan inek, başka bir din için dokunulmazlık derecesinde kutsiyet taşıdığı halde, iki farklı dinin insanlarının aynı mahallede nasıl sorunsuz yaşadığına ancak o zaman tanık olabilirsiniz.

Aklınızda bulunsun



- Hindistan hiç de söylendiği gibi değil: Güvenli, turizm açısından da gelişmiş bir ülke. Zaten düşünecek olursak, dünyanın hangi köşesi gerçek anlamda güvenli ki?..
-Hindistan’a günübirlik turistik vize almanız mümkün. İstenen belge sayısı da az.
-Başta Türk Hava Yolları olmak üzere Hindistan’ın birçok şehrine Türkiye’den direkt uçuşlar yapılıyor. Biletleri önceden alırsanız çok da ucuza uçarsınız.
-Birçok bölgede alkollü içecek satışı, yerel halka yasak. Bayiden alkollü içecek almak istediğinizde pasaport isterlerse, şaşırmayın.
-Başta moto-taksiler olmak üzere ulaşım ucuz. Ama moto-taksileri bile denetlenen bir mekanizma var; nereden nereye kaça gidileceği tarifelendirilmiş. Binmeden önce kontrol edin.
-Hediye olarak güzel kumaşlar veya kozmetik ürünleri alabilirsiniz. Farkı anlayin diye belirtiyorum; Türkiye’de 90 liraya satılan bir güneş kremini oradan 10 dolara aldım.

Bir dosttan mektup var



Dost canlısı ve Türk sevdalısı insanların yaşadığı Hindistan’ın tanınmış yazarlarından Reeth P Arora, siz Cumartesi Postası okurları için bir kaç satırlık mektup gönderdi ülkesinden. Benden iletmesi: “Hindistan’dan bütün Türk dostlarımıza sıcacık bir merhaba. Benim ülkem esmer tenli insanların toprağı... Tac Mahal’i, Himalayalar’ı bilmeyeniniz yoktur. Ya da Bollywood ile tanımışsınızdır ülkemi... Ama gelirseniz; yılan oynatıcılarından, baharatlardan ve Tac Mahal’den çok daha fazlasını göreceksiniz.”

BULUNMAZ HİNT KUMAŞI



Alışveriş için zaman bulur bulmaz (gerçi kadınlar buna zaman, olmasa da yaratır ama...) Hint kumaşlarını keşfetmek üzere bir kumaşçıya giriyoruz. Ortam, gerçekten büyüleyici, etkilenmemek elde değil. Alabildiğine renkli, çeşit çeşit kumaşlar... Satış yöntemi de sıradışı. Kadınlar, tezgahlara paralel hazırlanmış uzun masanın etrafında oturuyor, satıcılar müşterilerin istediği kumaşları tek tek önlerine seriyor...

Satıcının da müşterinin de işi zor, çünkü birbirinden güzel kumaşlar arasından seçim yapmak saatler alıyor. Belki de bu yüzden müşteriyi oturtma yöntemine başvurulmuştur, ne dersiniz? Bir gece Mandinagar’daki bir heritage (Dünya mirası) otelinde kalacağız. Otel bölge beyine, bizim bildiğimiz şekliyle, bölge ağasına ait.

Ağanın eşi bizi girişte karşılıyor, boynumuza çiçekten kolye takıp alnımıza tilak tozu sürerek “Namaskar” (hoşgeldiniz) diyor. Sonra ağa, arabalarını getirtiyor: Bize tarlalarını gezdirecek. Atlıyoruz safari ciplerine... “Bu köyler ve köylüler benim” diyor, şaşırmamak ne mümkün! Meğer oradaki topraklar ve bölgenin yönetimi ağaya aitmiş. Köylüler toprağı işliyor, ağa da istihdam sağlıyor. Ağa aynı zamanda devlet görevlisi. Her çocuğun zorunlu eğitimi, köylere elektrik ve su sağlanması, onun görevleri arasında. Hatta, sıkı durun: Çocuğunu okula göndermeyen aile işinden oluyor. Bu uygulamanın yetkilisi de yine ağa.

‘İNSAN SAFARİSİ’ DEDİKLERİ

‘Safari’ deyince aklımıza Afrika gelir, değil mi? Ben de öyle sanırdım ama Hindistan’da da safari yapmak mümkün. Doğa safarisinde kaplan görenler olmuş da biz sadece envayi çeşit yılan, ceylan, maymun ve yabani tavşana rastladık. Ülkede bir de ‘insan safarisi’ yapılıyor. Koloni halinde yaşayan köyleri ziyaret edip köylülerle tanışma fırsatı buluyorsunuz.

Ancak Hindistan basınında, bu tür safarilerin sayısının arttığı, halkın bu durumdan rahatsız olduğu vurgulanıyor. Yakında, bu safarilere kısıtlama konulabilir. Katılıyorum. Biz iki koloniyi ziyaret ettik. Güleryüzle karşılayıp ikramda bulundular ama onların özel alanına girdiğimizi düşündüğüm için rahatsız etme endişesiyle tek kare fotoğraf çekemedim. Bana sorarsanız gezinin adı bile rahatsızlık verici: İnsan safarisi.

Bollywood’dan yılda bin film...

Hindistan sineması Bollywood adıyla anılıyor, malum. Oradaki setleri görmeden ‘Hindistan’ı görmüş’ sayılmıyorsunuz. Bunun için de Mumbai’ye gitmek gerekiyor. Hindistan’ın modern yüzü Mumbai, dünyanın en kalabalık nüfuslu üçüncü şehri. Ülkenin finans ve kültür başkenti. Yüksek gökdelenler, lüks arabalar ve Bollywood, hep orada. Yıllar önce ‘Avare’ filmi sayesinde tanıştığımız, son olarak da Oscar ödüllü ‘Slumdog Millionaire’ ile gündemimize oturan Bollywood’da yılda ortalama bin film yapılıyor.

Bu sayı, Holywood’dakinin kat kat fazlası. Hal böyle olunca, Bollywood gelişmiş: Stüdyolar akla zarar, kadrolar zengin, oyuncu ve yönetmenler başarılı... Düşünün; Hint filmleri, sadece Doğu ülkelerinde yılda 4 milyar izleyiciye ulaşıyor. Bütün samimiyetimle söylüyorum; gerçekten güzel, sıradışı, eğlenceli, farklı bir tatil yaşamak, valizinizde birbirinden hoş ve ucuz hediyelerle dönmek istiyorsanız tereddüt etmeden Hindistan’a gidin. Hangi bölgesine mi? Tavsiyem; her eyaleti ayrı güzel olan ülkenin hangi bölgesinde hangi festivalin düzenlendiğine bakın. Hindistan hakkında sayfalarca yazabilirim aslında ama iyisi mi tadında bırakayım. Uzun sözün kısası; Ozan Doğulu, Atiye’yi pakladı mı paklamadı mı bilmiyorum ama Hindistan beni stresten, önyargıdan, karmaşık duygulardan pakladı.



Benzer Konular

Görüntüleme:989, Cevaplar:3

İlginizi Çekebilir >
Alt 30-06-2012, 21:59 #2

Demoŋ oŦ ђell ♫

Foruma Isınan Üye


Oyuncak gibi çok gzeeel





Alt 08-07-2012, 16:58 #3

sana ne

!


takilarini severim





Alt 29-07-2012, 16:52 #4

böceksavar

Forumun Tiryakisi


gitmek istiyorum





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:15 .