Şifalı diyar: Kazdağları

#1
Şifalı diyar: Kazdağları



Otuza yakın nadide bitki türü, şelaleleri, hem buz gibi suları hem sıcacık kaplıcaları, doğallığı bozulmamış köyleri, henüz tahrip edilmemiş doğası ile kış mevsiminden uyanıp bahara göz kırpmaya başladı Kazdağları

Haber: Tanyol Kıpçak
tanyolkipcak@yahoo.com

İstanbul’a kara-deniz ulaşımı ile 4.5 saat mesafede olan oksijen deposu bölgeye gitmenin şimdi tam sırası. Bol oksijen depolamak için Alpler’e gitmenize gerek yok. Elinizin altında Kazdağları var.

Mitolojik bir efsane bölgeye adını vermiş: Olimpos’da başlayan bir aşk hikayesinin kahramanı olan güzeller güzeli İda’nın Kazdağları’nda noktalanan kaçışı, bölgenin İda diye anılmasına yol açmış. Günümüzdeki adı: Kazdağları. Dünyanın, Alpler’den sonraki en yoğun oksijen deposu. Bilimsel araştırmalarla belgelenen bu gerçek, Kazdağları’nı sıradan olmaktan çıkarıp doğanın muhteşem güzellikleri arasında bambaşka bir yere oturtuyor.

Yeraltı sularının zenginliği, bir yerde ‘karpuz çatlatan’ soğukluk, yanıbaşında ‘el yakan’ sıcaklık, dibinde Ege Denizi’nin masmavi suları, Çanakkale-Balıkesir koridorundaki hava koridoru, Kazdağları’nı oksijen deposu yapmaz da nereyi yapar?... İşte bu yüzden de hani ‘her derde deva’ derler ya, öyle bir yer Balıkesir-Kazdağları. Akciğer, kalp rahatsızlığı olanlardan dinliyorum; “Buraların havası ömrüme ömür kattı. Şimdi çok daha sağlıklıyım.” Eklem ağrılarından, romatizmadan şikayetçi olan bir başkası da şöyle diyor: “Kaplıcalarında şifa buldum.”

Doğallığı bozulmamış

Kazdağları’nın etekleri Ege Denizi. Yeraltı suları açısından bölge, cennet. 6 metreden buz gibi artezyen fışkırırken biraz daha derinlerden gelen 40-60 derece sıcaklığındaki termal suya ulaşmak da mümkün. Termal su her yerde yok, Güre bu konuda şanslı. Birbiri ardına yapılmakta olan termal oteller de bunun göstergesi. Sanırsınız ‘doğal şifa yurdu.’ Ama Kazdağları’nın özelliği, şifasıyla sınırlı değil. Balıkesir’in şirin ilçesi Edremit’ten çıkın yola, Kızılkeçili, Zeytinli, Akçay, Güre, Altınoluk, Küçükkuyu, Yeşilyurt, hatta Assos’a kadar dağ ve deniz tarafında onlarca gezilip görülecek yer bulursunuz: Doğallığı bozulmamış köyler, mesire alanları, Sütüven, Hasanboğuldu Şelaleleri, göğe uzanan köknarlar... Yörenin zengin bitki örtüsü meşhur zaten. Bu özelliği, iklimden kaynaklanıyor olmalı.

O göğü delen köknarların yanısıra dağ laleleri, kırmızı-beyaz şakayıklar, adaçayı, binbir derde şifa otları saymakla bitmez. Haftanın hemen her günü deniz tarafındaki yerleşim birimlerinde kurulan pazarlara inen dağ köylüleri, tamamen doğal ürünleri bağ yapıp satıyor. ‘Ekolojik pazar’ diye ona derim ben. Oradaki kekikin kokusunu, lezzetini hiçbir yerde bulamazsınız. Hiç bir kimyasalın karışmadığı, yağmur suyuyla, dökülen yaprakla beslenen toprakta kendiliğinden yetişen bu bitkiler, Kazdağları’nın ekolojik vitrinini oluşturuyor.

Bitkilerin kurutulmuşunu da bulabilirsiniz. Bunun için, Güre’yi birkaç kilometre geçip Tahtakuşlar Köyü’ne ulaşmalısınız. Orada, Etnoğrafya Müzesi’ni bulun. Emekli öğretmen Alibey Kudar’ın çabalarıyla kurulmuş müzeden, kurutulmuş bitkileri reçeteleriyle birlikte alabilirsiniz. Müzede, Kazdağları’ndaki ‘sosyolojik yapılanmayı’ görmeniz de mümkün: Giysilerden alet edevata, bitki yapısına kadar... Hazır söz nebattan açılmışken ekleyeyim; yörede 30’a yakın nadide bitki türü var.

Bu türleri görmek, pek çok güzelliği tatmak için ‘safari turlar’a katılmanızı öneririm. Bu turları düzenleyen kuruluşların 7-8 kişilik jipleriyle grup oluşturabiliyorsunuz. Böylesine zengin doğal örtünün elbette korunması gerek. Bu nedenle Kazdağları ‘milli park’ kapsamına alınmış. Her şey izne tabi. Gezmek rehber eşliğinde, av özel izinle, mangal yasak, bekçiler, yangın kulelerinde gözetleyiciler var. Sıkı koruma yaramış: Orman içi dağ yazlıkları (!) filan hak getire. Anlayacağınız çok şükür tahrip yok, talan yok...

Ulaşım ve konaklama

İstanbul çıkışlı olanlar, Trakya Otoyolu’na ücret ödeyerek Kınalı gişelerden geçecek, Tekirdağ yoluyla Malkara-Keşan üzerinden Gelibolu’ya gelecekler. Saat başı kalkan feribotlarla Eceabat’tan Çanakkale’ye geçebilirler. Bir diğer yol, Gebze-Eskihisar’dan feribota binip Yalova-Topçular’a gitmek, Edremit Körfezi’ne otobüs yoluyla ulaşmak. Konaklama hususunda sorun yaşamazsınız. Edremit, Akçay, Zeytinli, Güre, Altınoluk, Küçükkuyu gibi yerleşim alanlarında her türlü ekonomik şarta uygun oteller, moteller, pansiyonlar, kampingler var.

İlginizi Çekebilir


#2
hastalıklara şifa yer, Trk Silahl Kuvvetleri ezgi paylasım icin =)


#3
şifasını bilmiyorum ama görülmesi gereken mükemmel bir yer tavsiye ederim herkeze




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:24 .