Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...

#1
Doğanın dantel gibi işlediği vadiden kıvrıla büküle derinlere gidiyor yol. Her bir dönemeçte dağların yeşili, tonu daha bir farklı görünüyor göze. Bitmek bilmeyen bir yeşil deniz bu... Kimi zaman tepelerdeki zirvelerde yer alan tahta evler, kimi zaman şelaleler, yeşiller arasından bir görünüyor, bir kayboluyor. Yeşilden insanın başı dönüyor. Evet, konusu edilen yer Doğu Karadeniz...

Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Doğu Karadeniz'e ilk kez gidiyorsanız Trabzon ilk konaklama yapacağınız yer olmalı... Tarihi İpek Yolu'nun kuzeydeki ucu olan Trabzon, saray entrikaları ve lüks yaşamı ile Doğu'nun masallarına kaynaklık etmiş. Argootlar, Altın Post'un peşinde giderken Trabzon açıklarından geçmişler, Ksenefon'un Onbinleri burada konaklamışlar. Bizans İmparatorluğu'na alternatif burada kurulmuş; Cervantos "Don Quixote" romanındaki güzeller güzeli Dulcinea'yı buradan esinlenerek yaratmış. Yavuz Sultan Selim burada 22 yıl valilik yaparken Kanuni bu şehirde doğup büyümüş. Hatta Napolyon, soyağacını Trabzon Pontus İmparatorluğu'nun kurucusu Komnenoslar'a kadar uzatmaya çalışmış.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Trabzon Sümela Manastırı, Uzungöl, Ayder Yaylası gidilecek başlıca yerler. Akşamüzeri Uzun Sokak'ta bir gezinti, Kadınlar Pazarı, Kunduracılar Sokağı'nda kalan bir kaç tel kori ustasını izlemek eski havasını kaybeden Rus Pazarı yetebilir. Ziyaret edilen yerler arasında akşamüstü ise kenti tepeden gören Boztepe'de çay molası, yorgunluğunuzu hemencecik alıveriyor.
Trabzon'da dini yapılar içerisinde en tanınmış olanı şüphesiz Sümela Manastırı'dır. Manastırın kentteki diğer yapılar gibi Komnenoslar tarafından 13. yy'da kurulduğu bilinmektedir. Manastırın en eski bölümü ayazma ve bitişiğindeki kilise olarak kullanılmış olan Apsisli mağarasıdır. Tarihi yerlerin ardından artık tamamen yeşil diyarlardayız. Trabzon'a 99 km uzaklıkta bulunan Uzungöl eski güzelliğini koruyamasa bile hala güzel.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Daha sonra yolumuz Rize'ye doğru gidiyor. Şehrin adına söylenceler bir hayli fazla, bir tanesi şöyle; Eskiden yörede çokça yetişen pirinç, kente adını vermiş. Rumca pirinç anlamına gelen "Rhissos" zamanla "Rize'ye" dönmüş. Bir başkası ise daha acıklı… Roja isminde güzelliği ve yardımseverliği ile ünlü bir kadın yaşar buralarda. Roja, sevgilisi Ali Reis'i kocadenize kurban verir. O günden sonra ormandaki evinde inzivaya çekilir. Günler, aylar geçer. Bir gün komşuları Roja'nın artık acıklı türkülerini duymaz olurlar. Evine geldiklerinde bir not bulurlar; "Bütün malımı, varımı, yoğumu yoksullara dağıtın, gelip burada ev, bark kursunlar beni de aralarında yaşatsınlar." Böylece insanlar Roja'nın evinin çevresinde yaşamaya başlar, kentin adını da değiştirirler Rize olur. Roja'nın akan gözyaşları da Rize'nin sürekli yağan yağmuru olmuştur.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Yöre, doğal güzellikleriyle olduğu kadar, mütevazı ama lezzetli yemekleriyle de konuklarını büyülüyor. Hemşin yaylalarına gitmeden Çayeli girişinde "Hüsrev" adlı ünlü bir restoran var. Hüsrev'in en ünlü yemeği ise kurufasulye. Bildiğiniz üzere Karadeniz'in pidesi de oldukça meşhurdur. Lezzetli bir Karadeniz pidesi yemek için tercih edeceğiniz pek çok yer mevcut. Eğer balık yemek isterseniz, dağ yolu tesislerinde hazırlanan lezzetli balıklar sizi bekliyor.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Rize'ye girişten sonra, Çayeli-Pazar-Ardeşen arasında 20 kilometrelik bir yol var. Ardeşen'e 3 kilometre kala, yeşilliklerle dolu bir yoldan yaklaşık 22 kilometre ilerleyince Çamlı Hemşin'e ulaşabilir. Buralarda 3000 metreyi aşan doruklar ve yüksek ormanlarla karşılaştığınızda yeşil bir cennetin ortasında bulursunuz kendinizi. Tarihi Zil Kalesi, alabildiğine yeşil vadilerin, yaz aylarında bile karlı tepelerin, sisler ve bulutların diyarı Hemşin yaylaları... Bu doğal güzelliklerin arasında dolaşmak, insana huzur verirken, ileri atılan her adında merak ve macera hissi uyandırıyor. Hemşin'den batıya doğru gidildiğinde Çat Köyü Vadisi ve oradan daha da aşağıda Elevit Yaylası ve Fırtına Deresi ile karşılaşılır. Kaçkar'ın kuzeyinde kalan bu yaylalar, sakin bir tatil gezisi için ideal.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Yayla Zamanı
Bir yeryüzü şekli olarak yayla, dağlık ve yüksek sarkımlı bölgelerde yer alan belirgin düzlükler, ağaçsız platolardır. Her yol her yaylada çok büyük bir problem, kaya vb. olaylar olmadığı sürece, yayla şenlikleri gerçekleşiyor. Anadolu'da görülen yaylacılık geleneği hayvancılıkla birlikte anılıyor. Bir bölgenin yayla niteliğinde olması için bazı özellikler taşıması gerekir. Yaylalar orman sınırının üzerinde bulunan ve yüksekliği nedeniyle tarım yapılamaz; ancak çayır ve mera bitkileri açısından zengin olanlardır. Yayla zamanı, yaylalarda havaların ısınıp karların erimesiyle başlar; soğuklar ve ilk karla birlikte sonra erer. Yaylaya çıkış hazırlıkları bahar ortalarında başlar. Yayla evinin eksiklikleri saptanarak bunlar yavaş yavaş derlenir. Bazı köylerde, çıkış tarihinden onbeş yirmi gün önce ilginç bir hazırlık vardır. Kış ve bahar boyunca ahırda beslenen büyük baş hayvanlar, güçsüzleşen kaslarıyla 8-10 saatlik yayla yolunu yürüyemezler. Onlara antrenman vermek gereklidir. Bu görev de çocuklara düşer, önlerine kattıkları hayvanları köy yollarında yürüterek onları güçlendirmeye çalışırlar.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Yaylaya çıkacak gücü bulamamak, ölümle eş anlamlı
Yayla çıkış yaylacılık geleneği içinde çok önemli bir ayrıntı ve neredeyse genlere işleyen bir dürtüdür. Yayla vakti geldiğinde insanları göçe zorlayan bir saplantı gibidir. Her göçün saatler ya da günler süren anısı yıl boyu konuşulur. Yayla yolculuğunun önemini, oğlu olan bir annenin yaktığı ağıttan kolayca anlamak olasıdır.
(H. Kenan Gedikoğlu):
Aca göç edeceğuk mi çiçekli yaylalara,
Aca takacağuk mi püskülli burunçlari.
Gideceğuk mi Hıdırnebi derneklerine,
Yayla yollarında tabanca atacağuk mi,
Türkü söyleyeceğuk mi soğuk su başlarında.
Kendinde yaylaya çıkacak gücü bulamamak, artık ölüme hazırlanmakla eş anlamlıdır. Bu yüzden kimse bu durumu kabullenmek istemez ve tüm gücünü zorlayarak yayla yolunda kendini kanıtlamaya çalışır.
Buna örnek olacak bölgede anlatılan çeşitli öykülerden biri şöyledir; Köyün birinde yaşlı bir kadın oldukça hasta bir halde yatağında yatıyormuş. O günlerde yaylaya çıkış zamanı gelip çatmış. Kadıncağız hasta yatağında yapılan hazırlıkları izliyormuş. Çocukları hasta annelerinin yaylaya gitmesine izin vermemişler, "yatağından çıkarsan daha kötü olursun" diye uyarmışlar. Ancak hareket saati gelip de, tüm köy sevinçle yaylaya doğru yola çıktığında kadıncağız "bari sizi yolcu edeyim" diye kapı önüne çıkmış. Ancak "şu köşeden size bakayım", "şu dönemeçten size el sallayayım", "şu ağacın oradan geri döneyim" derken, onun yaylaya kadar çıktığına tanık olmuşlar...

Yapıların ana malzemesi taş ve ağaç
Bölge yaylasında gözlenen mimari, yol boyu basit evlerden oluşan yakın bir mimaridir. Yapı malzemesi ağaç ya da taştır. Yayla evinde duvarların ağaç ya da taş olması, yaylanın orman alanlarına mesafesi ya da yaylaların yakın çevresinde taşın bol bulunuşuyla ilgilidir. Yayla yemekleri deyince akla ilk gelen ve özellikle kısa süreli kalmak amacıyla yaylalara çıkanların tek arzuları beş sözcükle özetlenebilir. Et yiyip, soğuk su içmek...
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...

Meşhur Yayla Şenlikleri
Yayla şenlikleri; toplanmaya, horon oynamaya elverişli geniş düzlüklerde yılda bir kez yapılan, gelenekselleşmiş açık hava eğlenceleridir. Şenliklerin ana amacı türkü söyleyip oyun oynamak, eğlenmektir. Ancak şenlik yerinde buraya gelen insanlar tanışıp, söyleşir, dostluk kurarlar. Şenlik yeri dost ve arkadaşların, akrabaların buluşma yeridir. Bu hoşgörü ortamında delikanlılarla genç kızlar da görüşüp fısıldaşma olanağı bulurlar. Obaların tümünden şenlik alanına gitmek üzere yola çıkılır. Oba insanları en düzenli, en gösterişli yürüyen obanın kendilerinin ki olmasına gayret ederler. Erkekler kemençe, tulum ya da davul-zurna eşliğinde önde horon oynayarak yürürler. 8-10 adım geriden ise, önde genç kızlar daha sonra yeni evliler, sonra yaşı geçkince olanlar ve en geride yaşlılar sıralar halinde erkekleri izlerler. Giysilerin renkleri de genç kızlardan yaşlılara doğru, parlak sarı-kırmızı-turuncu renklerden, bordo-kahverengi-koyu yeşil ve siyaha doğru değişir.
Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Yaylalardan ayrılırken memleketinizden ayrılıyormuş gibi bir hüzün kaplayacak içinizi. Kalanları kıskanacaksınız. Sevdalı dağlara sevdalanacaksınız. Hasret çekeceksiniz. Bu gezi buraya belki de ilk gelenlerin bir kez daha mutlaka uğrayacakları tatlı anılar içerisinde bir düş gibi tekrar gelinceye kadar bellekten silinmeyecek.

Giysi olarak ne getirmeliyim?
Bir tur şirketi vasıtasıyla Doğu Karadeniz gezisine katılacaksınız almanız gerekenler şu şekilde belirtiliyor. Yağmurluk, yürüyüş ayakkabısı, terlik,1 yün atlet, 3 t-shirt, 2 pantolon, 1 tane gece yatarken giymek için ince eşofman, 1 tane kazak ya da sweat, 1 tane polar mont (ya da dengi), 1 tane mont, 1 şort, mayo, bere, 4 çift çorap, şapka, havlu ve kişisel malzemeler (diş fırçası, macunu, güneş kremi, sabun vb... Pansiyon konaklamalı turlara katılacaksanız yanınıza daha fazla eşya da alabilirsiniz. Elbiselerin bol ve rahat kesimli olmasına dikkat edin.

Bitmek Bilmeyen Yeşil Bir Deniz...
Fotoğraf makinenizi almayı unutmayın!
Yürüyüş sırasında geride kalmayacak şekilde fotograf çekmenize müsaade ediliyor. Zaten rehberleriniz fotoğraf çekmeye değer yerlerde gerekli molaları verecektir. Bizim önerimiz yüksek hafızalı bellek kartı ya da yedeğini yanınızda bulundurmanız. Çünkü muhteşem manzaralarla karşılaşacaksınız.

İlginizi Çekebilir


#2
Azerbaycanda Quban rayonu var,biraz ora benzedi




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:23 .