Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti

#1
Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Aphrodite Tapınağı Ana Girişi: Tetrapylon (dört kapı)

Afrodisias Anadolu'nun Karya Bölgesi'nin kuzey-doğusunda, Tanrıça Aphrodite'e adanmış antik Roma kenti. Bugün, İzmir'e 230 km uzaklıktaki Aydın İli Karacasu ilçesine bağlı Geyre Köyü yakınında yer alan Afrodisias, Salbakos (Baba) Dağı'nın (2308 m) batı eteğinde, denizden yaklaşık 600 m yükseklikteki bir plato üstünde kurulmuştur.
Aphrodisias antik kentinin içinde Pekmez Höyük, Kuşkalesi ve Akropolis adlarıyla bilinen üç yer prehistorik dönemlerden itibaren iskan görmüştür. Prehistorik yerleşmelere ait dolgular Pekmez Höyük'te tespit edilmiştir. Pekmez Höyük'ün yüksekliği yaklaşık 13 m, taban çapı 125 m'dir. Ovanın güneyinde üçüncü bir prehistorik yerleşme yeri ise Kuşkalesi'dir.
Antik Çağ yazarlarından Byzantionlu Stephanos (MS 6. yüzyıl başı) kentin adını Ninoe olarak belirtmiştir. Bu ad Akadlardaki Tanrıça Nin ya da Nina (İştar) ile benzer olup Aphrodite kültüyle ilişkilidir. Yunan coğrafyacılar Strabon (MÖ 64-24) ve Pausanias (MS 143–176) ile Romalı tarihçi Tacitus (MS 56–117) ve Romalı bilgin Yaşlı Plinius (MS 23–79) gibi antik yazarların yapıtlarında da hakkında bilgiler bulunan Afrodisias'ın Roma’yla yakın ilişkileri, MÖ 82'de imparator Sulla'yla başlar, Julius Caesar (hükümdarlık dönemi MÖ 46–44) ve ardından adına kutsal bir yapı yapılmış olan Octavianus'la (Augustus, hükümdarlık dönemi MÖ 27-14) devam eder. Bu dönemlerde kente imparatorların yardım ettiği bilinmektedir. Bu nedenle MS 1. ve 2. yüzyıllarda Afrodisias, hem dini bir merkez durumuna gelmiş hem de kültür ve sanat alanında gelişerek Karia'nın bir metropolisi olmuştur. Kentin adı, bu dönemde Aphrodite'nin adını unutturmak istercesine, Stauropolis olarak değiştirilmiştir. Kent daha sonra, 1080–1256 arasında Anadolu Selçuklularınca ele geçirilmiştir.
Roma ve öteki merkezlerde ele geçen ve üstünde Afrodisiaslı sanatçıların imzası bulunan birçok yapıtın yanı sıra ören yerindeki kazılar sonucunda ortaya çıkarılmış yüksek nitelikteki heykel ve öteki plastik yapıtlardan, Afrodisias'ın Yunan ve Roma dünyasının en önemli heykelcilik okullarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kentte bilim, edebiyat ve felsefe konularında değerli kişilerin yetişmiş olduğu da bilinmektedir. Tıp alanındaki yazılarıyla tanınan Ksenokrates, Neron (hükümdarlık dönemi MS 54–68) ve Flaviuslar döneminde (69-96) bu kentte yaşamıştır. Roman yazarı Khariton (MS 2. yüzyıl) ve Aristoteles felsefesinin yorumcusu olarak tanınan Aleksander (MS 200) Aphrodisiaslı ünlülerdendir.
Aphrodisias kenti, MS 260'larda Got akınlarının tehdidine karşı yapılmış 3,5 km'lik bir surla çevrilidir. MS 4. yüzyılda onarım gördüğü anlaşılan bu surların iç kısmında kuleler yer almaktadır. Altı kapıyla dışarıyla bağlantısı sağlanmış olan kent, toplam 520 hektarlık bir alanı çevreleyen sur içinde genelde düz bir topografyaya sahiptir. Ancak güneye doğru, bugün akropolis olarak tanımlanan, prehistorik yerleşmelerin bulunduğu, 15–20 m yükseklikteki höyük yer almaktadır. Höyüğün batı yamacında yapılan kazılarda kerpiçten yapılmış tunç çağı yerleşmelerinin kalıntıları gün ışığına çıkarılmıştır. Kentin kalkolitik çağına ışık tutan buluntularsa akropolisin güneydoğusunda yer alan Pekmez Tepesi'nde ele geçmiştir. Her iki yerleşmeden elde edilen buluntular Aphrodisias'ın Ege (Troia, Yortan, Kusura, Beycesultan) ve Anadolu'daki (Kültepe, Elmalı-Karataş) öteki 3. ve 2. bin yerleşmeleriyle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.
Afrodisias kenti, deprem kuşağındaki konumu nedeniyle, tarihi boyunca pek çok depremden şiddetle etkilenmiştir. Özellikle 4. yüzyıl ve 7. yüzyılda burada büyük depremler olduğu bilinmektedir. 4. yüzyıl depremi ayrıca Afrodisias'ın bulunduğu mevkide su akış mecralarını da değiştirmiş, kentin bazı kısımlarını su baskınlarına maruz kalmaya müsait bir hale getirmiştir. Su baskınları sorununu çözümleme amaçlı ve aciliyet içinde inşa edildiği anlaşılan tahliye sisteminin kanıtları bugün de görülebilmektedir. 7. yüzyıldaki depremden sonra Afrodisias bir daha hiçbir zaman tam olarak kendine gelememiş ve bakımsızlığa düşmüştür. Zamanla kalıntılar kısmen Geyre Köyü alanı ile örtülmüştür. 20. yüzyıl başlarında Geyre Köyü'nün bir kısmı yine bir deprem nedeniyle boşalmış, boşaltılan alanın altındaki kalıntılar ortaya çıkmıştır. 1960'larda Geyre, deprem olasılığı da düşünülerek bugünkü yerine taşınmış ve belde olmuştur.

Aphrodite Tapınağı

Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Aphrodite Tapınağı


Kentin tanrıçası Aphrodite için yapılan tapınak kentteki en eski mermer binadır. Tapınağa ait kutsal alanın (temenos) sınırlarının belli olması bu alana tanınan sığınma hakkından dolayı önemli olmuştur. Tapınak çevresindeki yazıtlarla önce bu imtiyazın Iulius Caesar ve ardılı, daha sonra da Roma İmparatoru Augustus tarafından verildiği ortaya konulmuştur.
MS 1. yüzyılın başlarında tamamlanan mermer tapınağın yapımında yardımcı olan seçkin yerel ailelerin isimleri sütunlar üzerine yazılmış, tapınağın kurucusu olarak kabul edilen G. Julius Zoilos, yaşamı boyunca Aphrodite rahibi ünvanı ile onurlandırılmıştır.
Geleneksel tarzda Ion tapınağı olarak yapılan yapının kısa kenarında sekiz, uzun kenarında on üç iyon tarzı sütün bulunmaktadır. Yapı, MS 2. yüzyılın sonlarında revaklarla (stoa) çevrelenmiş, doğu uçta sütunlarla süslü bir cephe yapılmıştır. Böylelikle ana tapınağın doğusunda bir ön avlu oluşturulmuş; bu avlu, 3. yüzyılın başlarında yüksek duvarlarla çevrilmiştir. Bu duvarların çevrelediği alanın girişi ise mavimsi gri mermerden tek parça ve beyaz mermerden spiral yivli sütunlarla süslenmiş, ayrıca erosların av maceralarını içeren zengin mimari kabartmalarla bezenmiş anıtsal kapı (Tetrapylon) ile sağlanmıştır. Bu kapı, şehrin kuzey-güney doğrultusunda uzanan ana caddesinden kentin en kutsal alanına giriş çıkışı kontrol altına almıştır.
Tapınak, Hıristiyanlığın kentin ana dini haline geldiği MS 500 yıllarında dış sütunların kilisenin içindeki nef sütunlarına dönüştürülmesi, tanrıça heykelinin bulunduğu kapalı kısmın (cella) yok edilerek buradan elde edilen taşların yapının dış duvarlarının yapımında kullanılması suretiyle kentin en büyük tapınağı haline getirilmiş, Aphrodite heykelleriyle kabartmalarının yerini Hıristiyanlığa ait semboller almıştır.

SEBASTEİON: Iulius-Claudius Hanedanı İmparatorlarının İbadet Yeri


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Sebasteion Tapınağı (Güney Cephe)
Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Sebasteion Tapınağı (Kuzey Cephe)


Tapınak, Afrodisyas'ın kuzey-güney doğrultusunda uzanan ana caddenin doğu kenarında ve Aphrodite Tapınağı'nın önavlusunun güneybatısında yer alan, Roma İmparatorlarına (Sebastoi) ait kutsal alanda bulunmaktadır. Roma İmparatorlarının tanrı olarak kabul edildiği dönemde, imparatorların gücüne saygı göstermek ve kent ile Roma İmparatorluğu arasındaki kuvvetli bağı vurgulamak amacıyla yapılmıştır. İmparatorların Tapınağı anlamına gelen Sebasteion sözcüğü de bu ilişkiyi doğrulamaktadır.
Tapınak, Roma'nın ikinci imparatoru Tiberius döneminde (MS 14-37) yapılmaya başlanmış, Nero döneminde MS 60 yılı civarında bitirilmiştir. Aphrodite'ye, Roma'nın tanrı imparatorlarına (Theoi Sebastoi) ve Afrodisias halkına adanan tapınak, yerel iki ailenin önderliğinde yapılmıştır.
Tapınak dört bölümden oluşur: Doğu uçta yüksek merdivenlerle ulaşılan ana tapınak yapısı ve batı uçta yer alan anıtsal kapı (propylon) ile ortadaki avlunun her iki yanında yer alan uzun revaklar.
Kentin ana kuzey-güney caddesi üzerindeki Propylon oldukça yüksek ve sütunlarla süslenmiş bir yapıdır. Alt katta ion, üst katta korint sütunların yer aldığı kapının üzerinde barok bir alınlık vardır. Toplam 16 sütun dört sayvan (aedicula) meydana getirmektedir. Bunların içinde bir dizi heykele ait kaideler bulunmaktadır.
Bu girişin sonrasındaki merdivenlerle mermer döşeli bir avluya girilmektedir. 14 m x 90 m boyutlarındaki bu avlunun doğu ucunda Roma korint tarzı bir tapınak, kuzey ve güney kenarlarda ise yükseklikleri 14 m'ye ulaşan 3 katlı yapılar yer almaktadır. Kuzey ve güney cephelerdeki yapıların ikinci ve üçüncü katlarında insan boyutunda yapılmış 200 adet kabartma bulunmaktadır. Giriş katında dor, ikinci katta ion, üçüncü katta da korint üslubunda olan sütunların toplam sayısı 300'ün üzerinde olup, giriş katındaki odalar, yapının üretim merkezi ve pazar yeri olarak kullanıldığı Geç Antik Çağ'da eklenmiştir.
Tapınağın mimarisi, Hellenistik ve Roma geleneklerini birleştirmektedir. Ortadaki dar bir alanın oldukça yüksek ve süslü yan cephelerle çevrelenmesi ve payelerle duvara bitişik yarım sütunlar arasındaki kabartmalı cephelerin tasarımında antik tiyatroların sahne binası süslemelerinden esinlenilmiş olması yapının Hellenistik yanını ortaya koymaktadır.

Sebasteion Kabartmaları


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Periler ve Bebek Dionysos


Sebasteion Tapınağı'nın kuzey ve güney kenarındaki cephelerin ikinci ve üçüncü katlarında yer alan, insan boyutlarında yapılmış, 200 adet kabartma Sebasteion Kabartmaları olarak adlandırılmaktadır.
Iulius-Claudius hanedanı imparatorlarının ibadet yeri olarak bilinen tapınağın güney cephesinin üçüncü katındaki kabartmalar, Roma imparatorlarını ve tanrıları, ikinci kattakiler ise Yunan mitolojisinden öyküleri betimlemektedir. Kabartmalardaki mitolojik kahramanlar geçmişi; Roma İmparatorları ve onlarla aynı katta yer alan tanrılar ise bugünü simgelemekte; böylelikle Roma İmparatorlarının Antik Yunan'ın devamı olduğu savını doğrulayacak bir bağlantı kurulmaya çalışılmaktadır.
Kuzey yapının ikinci katında, Augustus tarafından imparatorluğa katılan 50 adet ethne, yani halklar kabartması; üçüncü katında ise Roma İmparatorları ile Gün ve Okyanus gibi zaman ve mekanın evrensel alegorilerinin betimlemeleri yer alır.
Heykeltraşların eş-zamanlı bir çalışma sonucunda yaptıkları 200 kabartmanın kazılar sonucunda bulunabilen 80 adeti, 31 Mayıs 2008 tarihinden itibaren Mimar Cengiz Bektaş tarafından tasarlanan Afrodisias Müzesi Sevgi Gönül Salonu'nda sergilenmektedir.

Stadyum


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Afrodisias Stadyumu


MS 1. yüzyılda inşa edilen Stadyum, yapıldığı yıllarda kentin kuzeyindeki önemli bir yolun kenarındaydı. Yapı, yaklaşık 262 m uzunluğunda ve 59 m genişliğinde olup Akdeniz'deki benzerleri arasında en iyi korunabilmiş olanıdır. Mermerden yapılan seyirci kısmı(cavea) 30.000 seyirciyi, kent nüfusunun en az iki mislini alabilecek büyüklüktedir. Seyirci kısmı, izleyenlerin görüş alanını genişletmek amacıyla hafif kavisli olarak yapılmıştır. Tam ortasında koltuk şeklinde düzenlenen oturma yerleri kentin ileri gelenlerine ayrılmıştı.
Yaklaşık 180 metre uzunluğundaki koşu sahasının her iki ucu, benzerlerinden farklı olarak kapalı ve yarım daire şeklindedir. Seyirciler yapıya kuzey-güney yönünde bulunan sokaklara açılan büyük merdivenlerden güneyden girmekteydiler. Atletizm yarışmaları için kullanılan yapının doğu ucu, meydana gelen depremlerin kent tiyatrosunda oluşturduğu ciddi hasarlar nedeniyle arena oyunları, sirk ve hayvan gösterilerine uygun bir biçime dönüştürüldü. M.S. 4. yüzyılın ortalarında ise yapının kuzeybatısındaki seyirci sıralarının üzerinde görülen sıra kemerler ve duvarlar kent surları ile birleştirilmiş, böylelikle kentin herhangi bir şekilde işgal edilmesi durumunda buranın bir saldırı noktası olarak kullanılması fırsatı yaratılmıştır.

Tiyatro


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Sebasteion Tiyatrosu


MS 1. yüzyılın ikinci yarısında yapılan Tiyatro, 10.000 kişilik bir seyirci grubunu içine alabilmekteydi. Klasik dönem tiyatrolarında olduğu gibi yarım daireden biraz daha kavisli olan seyirci kısmı (cavea), tarih öncesi dönemden kalma büyük bir höyüğe yaslanmaktadır. Yapı, aynı yüzyılın sonunda, tüm oturma sıralarının mermerle kaplanması ve tonozlar üzerinde bir üst seyirci kısmının eklenmesi suretiyle genişletilmiştir.
Sahne binası seyircilerin oturduğu bölümden kapalı geçişlerle (paradoi) ayrılmış ve bu alanlardan tiyatroya giriş sağlanmıştır. Sahnenin üstündeki üç katlı yapı ise dor üslubunda düzenlenen ve dışarıya çıkıntı yapan sütunlarla süslenmiş, duvar payeleri üzerinde yükselen üçgen alınlıklar ve nişlerle zenginleştirilmiştir.
Mermer sahne binasının üzerindeki arşitravda yapının MÖ 20 yıllarında, önceleri Octavianus'un kölesi olup daha sonra özgür bırakılan G. Julius Zoilos tarafından vakfedildiği belirtilmektedir. MS 2. yüzyılda gladyatör dövüşlerinin, güreş yarışmalarının ve hayvanlarla yapılan gösterilerin ilgi görmesi üzerine en öndeki iki sıra kaldırılıp onun yerine düz bir duvarın eklenmesiyle orkestra bölümü derinleştirilmiş, böylece bu vahşi gösteriler sırasında izleyicilerin tehlikeden korunması sağlanmıştır.
Yaklaşık 5 m yüksekliğe ve 15 m uzunluğa sahip sahne duvarı, Romalı önderlerin ve imparatorların mektupları ile Afrodisias'a tanınan ayrıcalıklarla ilgili senato kararlarının yer aldığı Hellence yazıtlarla kaplıdır.

Meclis Binası (Bouleuterion)


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Meclis Binası (Bouleuterion)


Sırtını Kuzey Agora'ya veren tiyatro benzeri Meclis Binası (Bouleuterion), 2. yüzyılın sonu veya 3. yüzyılda yapılmıştır. Tonozlarla desteklenen yarım daire düzenindeki oturma kısmının üstü bir çatı ile kaplıdır. Özgün haliyle 19 sıradan oluşan seyirci bölümü 1.000 kişiyi içine alabilmektedir. Geç Roma-Erken Bizans döneminde çökmüş ve daha sonra onarılmamış olan summa cavea (üst cavea) başlangıçta, tonozlu 11 oda üstüne oturmaktaydı. Yapının sahne duvarında, arkadaki koridora açılan beş kapı ve bunların arasında da içinde heykeller duran nişler yer almaktadır. Sahne binası iç koridorunun her iki ucunda üst caveaya çıkışı sağlayan merdivenler vardır. Bu koridorun güney duvarındaki beş kapıdan da, kentin önde gelenlerinin portrelerinin bulunduğu, agora kompleksinin bir parçası olan porticus post scaeniuma (sahne binası arkasındaki portik) geçilmektedir. Sahnesi çok katlı olup girinti ve çıkıntılarla süslüdür. Sütunları spiral yivli gri mermerden yapılmıştır. Cephesi, tanrılar ve yerel hayırseverlerle halkı temsil eden Boule ve Demos gibi kişileştirilmiş heykellerle süslüdür. Sahne zemini daha sonraki tarihlerde aşağıya alındığı için arkasındaki sahne binası daha yüksek hale gelmiştir. Sahne binası üzerinde yer alan bir yazıttan yerel bir vatandaş olan Flavius Amperilius'un 5. yüzyılın ortalarında yapıda bir değişiklik yaptırdığı anlaşılmaktadır. Sahne zeminindeki opus sectile (değişik biçimlerde, çoğunlukla geometrik biçimlerde kesilmiş renkli taş parçacıklarının harç tabakası üzerine yerleştirilmesi suretiyle yapılan) mozaikleri Afrodisias Müzesi tarafından korumaya alınmıştır.

Agora ve Tiberius Portikosu


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Agora


Bouleuterion'un güneyindeki Agora'nın planlamasına MS 1. yüzyılda başlanmış, MS 2. yüzyıla doğru boyutları genişletilerek inşasına devam edilmiştir. Üç yanı İon düzeninde portiklerle çevrili olan yapı 205 x 120 m boyutlarındadır. Kuzey portiğinin sütunları günümüzde de ayaktadır. Agoranın hemen güneyinde, arşitrav blokları üstündeki yazıta göre İmparator Tiberius'a adanmış, İon düzeninde, dikdörtgen planlı bir portik yer almaktadır. Tiberius Portiği'nin en etkileyici yanı frizinde meyve ve çiçek çelenkleriyle bezeli mask ve başların bulunmasıdır. Bu portiğin güneybatısında yapılan kazılarda, Diocletianus'un (hükümdarlık dönemi 285–305) fiyat listelerini içeren birçok yazıt parçası ele geçmiştir. Bir olasılıkla bu listeler, portiğin güneyindeki Büyük Bazilika'da bulunmaktaydı.

Hadrian Hamamları


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Hadrian Hamamları


Hadrian Hamamları, kentin günümüze kalmış en büyük yapılardan biridir. M.S. 2. yüzyılda tipik Roma hamamları tarzında simetrik bir düzende yapılmış ve İmparator Hadrianus'a (117-138) adanmıştır. Yapı, yarım daire biçiminde niş ve havuzlarla donatılan bir dizi tonozlu mekandan oluşmaktadır. Beş büyük mekândan oluşan yapıda, ortada her iki yanı, havuzlu birer tepidariumla (ılıklık) bağlantılı caldarium (sıcaklık) yer alır. Doğuda praefurnium (külhan), onun yanında ortası yuvarlak havuzlu sudatorium (terleme mekânı), kuzeydeyse içine basamaklarla inilen bir havuzu bulunan ve frigidarium (soğukluk) olabilecek bir bölüm bulunmaktadır.Bu mekanların doğusunda yer alan bir dizi oda sütunlarla çevrili geniş bir ön avluya bakmakta, kuzeyinde de ince bir işçilikle yapılmış bir çeşme yer almaktadır. Hamamların doğusunda yer alan ve Güney Agora içinde bulunan büyük havuz da hamamlardan gelen suyla beslenmiştir.
Büyük kalker bloklardan örülmüş ve önemli bir kısmı ayakta olan duvarların üzerleri mermer plakalarla kaplıydı. Yıkılan tonozların moloz harçla yapıldığı ve iç kısımlarının sıva ile kaplandığı görülmektedir. Çatının oluklu kiremitle kaplandığı anlaşılmaktadır. Günlük yaşamda önemli bir yeri olan hamam binası ile çeşme ve ön avlu, görkemli bir mimariye sahip olup mitolojik sahnelerin işlendiği kabartma ve heykellerle süslenmiştir. Bu bölgeden elde edilen büyük boyutlu heykeller bugün Afrodisias Müzesi'nde sergilenmektedir.

Kazı Çalışmaları


Türkiye'deki Antik Kentler - Afrodisias Antik Kenti


Kenan Erim'in Mezarı


17. yüzyılın sonlarından itibaren Batılı gezgin ve araştırmacıların dikkatini çeken kentte önce İngiliz Dilettanti Derneği ekibi, ardından Fransız arkeolog ve gezgin Charles Texier'le (1802–71) başlayan araştırmalar, 20. yüzyılın başlarında Fransız amatör arkeolog Paul Gaudin'in 1904–05 arasında sürdürmüş olduğu kısa süreli kazılarla devam etmiştir. Gaudin'in kazıları özellikle, daha sonra Hadrianus Hamamı olarak adlandırılan yapıda başlamış, buluntuların büyük bir bölümü İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne gönderilmiştir. Afrodisias'ta I. Dünya Savaşı'ndan önce, Atina Fransız Okulu da bir kazı yapmak istemişse de, bu gerçekleşmemiştir. 1937 sonbaharında Giulio Jacopi başkanlığında İtalyan ekibin başlattığı ve birkaç hafta süren kazı çalışmaları sırasında Hadrianus Hamamı'nın doğusunda, bir olasılıkla Agora'ya ait, İmparator Tiberius'a (hükümdarlık dönemi MS 14–37) adanmış, İon düzeninde bir portik gün ışığına çıkarılmıştır. 1961'de kentte, New York Üniversitesi adına Kenan T. Erim tarafından sistematik kazı ve incelemeler, kurtarma, koruma ve onarıma yönelik olarak başlatılmıştır. Ayrıca, 1966–84 arasında National Geographic Society'nin yardımlarıyla, özellikle Tiyatro ve prehistorik yerleşmelerin bulunduğu höyükte araştırmalara devam edilmiştir. Günümüzde de sürdürülen bu çalışmalar, Prof. Kenan T. Erim'in 1992'de ölümü üzerine New York Üniversitesi himayesinde; Oxford Üniversitesi Lincoln Kürsüsü'nde Klasik Arkeoloji ve Sanat Profesörü olan Prof. R.R.R. Smith ile New York Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü'nde Prof. Christopher Ratte'nin ortak yönetimi altında sürmektedir.

Tanıtım Çalışmaları


Afrodisias antik kenti, kazı ve restorasyon çalışmalarıyla tanıtım etkinleri açısından ülkemizdeki en şanslı ören yerlerinden biridir. Bu şansın oluşumunda rahmetli Prof. Dr. Kenan T. Erim'in yaşam öyküsünden kaynaklanan yabancı kurum ve kişilerle ilişkileri yanında ülkemizdeki iş aleminin ve özel kuruluşların desteğini sağlama konusundaki bireysel ve örgütsel çabaların büyük etkisi olmuştur. Onursal başkanlığını Kültür ve Turizm Bakanının, Başkanlık görevini de Koç Holding Başkan Vekili Ömer M. Koç'un yaptığı Geyre Vakfı ile Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, bu alanda yaptığı katkılarla sergi, konser, konferans gibi etkinliklerle kazı ve restorasyon çalışmalarının finansmanını sağlamakta ve kentin tanıtımını gerçekleştirmektedir.

İlginizi Çekebilir




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:33 .