#7081
Anlamı olmayan bir zamandı yaşanan,
Susmaların sineye çekmelerin kalanıydı kırıntılar..
Öylece yok saydığım üzüntülerime ekledim bu gün seni..
Yine bu gün seni affedilmemelerin pişmanlığına bıraktım..
Gözlerimde kar tanecikleri çıkıp gitmelerimden birini yaptım bu gün.. Sessizce susarak çıkıp gittim..
Aldırmadım zamana,
Ağladım son defa ama gitmene değil,
Ağladım hatana kıymet bilmeyişine,
Beni her anlamadığında anlar bir gün diye bekleyişlerime,
Ağladım bu gün son defa..
Bu kadar kolaydı gitmesi ve ben bunca zaman sineye çekmek yerine kolay gitmeliydim belkide..
Kolay geldi bu gün herşey,
Gözlerimde kar tanecikleri..
Bilmediğim bi şehirde bilmediğim sokaklarını dolaştım..
Bu gün seni affedilmemelerin pişmanlığına bıraktım..



#7082
GECELERİM

Bir güzel sıyırıyorum kendimi ,günün kılıfından
Gördüğümde penceremden
Eli çantalı gece vardiyacısının ,karda yürüyüşünü.

Hissetmedi bile onu gördüğümü,
... alıp bireyselliğimi, elime
atıveriyorum,keskin bir nişancılıkla
çocukluğumda babama attığım coşkuyla,
vardiyacının tam yüreğine.

Ve açıkken yatağım yanımda
Yazıyorum, bu yüreğime düşenleri
Kaçmasınlar diye uykularım gibi.


#7083
AŞK NEDİR ?



EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..



sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye
kalbiniz deli gibi çarmaya başlıyorsa
bu
aşk değil HOŞLANMAKTIR...


ellerinizi ondan çekemiyor
sürekli dokunmak, sarılmak istiyorsanız
bu
aşk değil ARZULAMAKTIR...


yanınızda bir tek o olduğu için
onu istioyorsanız
bu
aşk değil YALNIZLIKTIR...


herkes onunla olmanıızı beklediği için
onunlaysanız....
bu
aşk değil SADAKATTİR...


size sıcak. yakın davrandığı için
onunlaysanız....
bu
aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR...


üzülmesini istemediğiniz için
onunlaysanız...
bu
aşk değil ACIMAKTIR...


ona değer verdiğiniz için
hatalarını hoş görüyorsanız
bu
aşk değil ARIKADAŞLIKTIR....


bütün gün ondan b
aşkasını
düşünmedğinizi söylüyorsanız
bu
aşk değil KOCA BİR YALANDIR....


onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız
bu
aşk değiil... [YARDIMSEVERLİKTİR....


o üzgünken sizinde kalbiniz acıyorsa
işte bu AŞKTIR ....


tarif edemediğniz bi çekim yüzünden ondan
ayrılamıyorsanız
işte bu AŞKTIR ....


o herkese güçlü görünmesine rağmen
içindeki zayıflığı hissediyorsanız
işte bu AŞKTIR ...


b
aşkalarını da çekici bulmanıza rağmen
hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız
işte bu AŞKTIR ...


AŞK İNSANINI İÇİNDE YAŞADIĞI EN BÜYÜK SAVAŞTIR ..


#7084
Ruhumda gezinip duran, geçirgen bir ıslaklık var.
İşte bu yüzden;

Kardan suları yuvarlayıp yeşerebilen kadınlar yapıyorum ve tek tek asıyorum ağaçlara yaprak yerine.
Sonra toprak falına bakıyorum hayatın;
Ölüyor ..
Ölmüyor..
Biriktirmeye bitimli günler iliştiriyorum yol kenarlarına.
Nefesim buruşuyor, sesimin etrafı çiziklerle dolu.
Dudaklarım yaşarıyor, sözcükler süzülüyor dişlerimden.
Acılarım kanıyor hıçkıra hıçkıra duvar diplerinde.
Hayatın törpü taşında rendelenecek tek düş kalmadı.
Kalbimin fermuarı sıkıştı.
Feri kaçtı uyanıklığımın.
Şah dedi hayat, mat oldu damarlarım.


#7085
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Kimse kahraman yapmasın seni masalına…
Kimse seni ben kadar yazamayacak yar.
Karanlığımdayım… Kimse ışık sunmasın.

Az daha gelmeyin, ölmeyi becereceğim bu kez.
Uzundur yaşamak denilen türkü.
Ve bir ses ile düşer bazen notalarından.
Söyleyeni susar, söyleteni gider sözler biter…
Bir son için eline kalemi dolamak…
Hadi yeniden / yenilmeden dercesine son diyebilmek…
Hadi son…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Sonsuza dek yazılabilecek masala son düşürmek istemezdim elbet.
Isırganlar düştü ellerime / yüreğime… Sonuma susadım.
Titrek ellerimle yazdığım şiirleri yırttım bugün.
Dün ateşe verdim birikmiş yazıları.
Genzimden hala harf kokuları ve ellerimde yıllanmış kelimelerin cinayet bulguları…
Kirpiğimde asılı kalıyor masal. Gözyaşlarıma takılıyor.
Hadi dinin gözyaşlarım.
Hatırlamıyor musunuz sizi kaç kez uslandırdım?
Benim masalımda ikekşi tekil şahısla başlıyordu tüm çekimler.
Varlığıma hiçbir satır aralığında rastlanılmıyordu.
Kayıptım… Kayıbım…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Üstüme atılabilirdi tüm Mecnunluk masalları.
Bitmeyen aşkların çekilmeyen çileleri yıkılabilirdi şahsıma. Ki kayıptım.
Bir masal yazdım. Müebbet hükmü giydirildi parmaklarıma.
Şimdi üstüme bırakılan suçlar olsa ne yazar?
Kayıbım… Bulunsam, önce kendi masalımdan hesap sorulacağım.
Sonum müebbede bakar.
Üstüme atılan düşler ancak müebbedimi idam yapar…

Ölmeyi bile beceremeyecek kadar beceriksizken ben, hangi düşün yıkılışının becerilerindesin sen yar?
Bir yanım dürtüyor dilimi. “Anlat!” diyor.
“ Masalsılığını düşünün, Anlat!..
Bu kez susma. Madem bu bir sonsa ardında virgül bırakma, soru işareti kalmasın gözünü yumduğun yerde.
Haykır! Ve bu sona kattığın tüm işaretleri noktalaştır.”
Hayır diyorum. Susuyorum…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Üşüdüğümde yalnızlığım örtülüyor üstüme.
Bu titremeler bitmez yar.
Ve zoraki de olsa yumulmalı gözlerim gecesini oynayan semaya.
Ki artık uykusuzluğumu uykuya daldıracağım masalım yok.
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Bir bahar göster bana Yar, dünsüz olsun.
Unutulması gerekenler unutulsun.
Bilinsin yine gözümden sızan kan, bileğimden damlayan yaş…
Kötü gün niyetine saklanmış tüm hüzünler kullanılmalı şimdi.
Gün, kötü gün…
En iyi büyüme şeklidir hüzün yar.
Büyümeli ve hatırlamamalı hiçbir şeyi…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Sol omzumdan bir çığlık düşüyor yere. İrkiliyorum…
Kuşdili cümleler savuruyorum nedensiz.
Belki de en çok kendim anlamıyorum.
Elim her zamanki kekemeliğini yapıyor.
Ve kalemime pelteklik bulaşıyor, adın yazılacak diye yar.
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Boşluğa yazılar döküyorum içimden;
Bir askı kaç kez gözlerinizden akıtabilirsiniz?
Ve gözyaşlarınızda kaç kez aynı imzayı görebilirsiniz?
Hadi, içinizi toplayın da cevap verin
Susabilir misiniz?
Emeklerken düşsel kırıklarınızın yolsuzluğunda
Düşebilir misiniz?
Oysa düşmek için yürümek gerek,
Bilmektesiniz…
Korkmaktasınız,
Aşk adına çıkılan her yoldan cayarken varlığınız
Unutmayınız
Siz ın en ortasındasınız…
Ve bu savaşta payınıza sadece yenilmek düşer
Farkında mısınız?
Cevapları yok yazımın…
Yankılanıyor sadece uzun koridorlu bir boşlukta.
Duyan yok…
Düşe düşe yara bere oldu masal. Şimdi son düşüşümü bekliyorum. Tutmayın… Düşmeye çabalıyorum.
Tükendim mi yar? Neden bu son?
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Yorgunum…
Masala kapattım kalem uçlarımı…
Caymıyorum hâlbuki masaldan. Sadece susuyorum yar. Artık bilinmeyecek sözüm…
Geldiğim yolları tekrar çiğniyorum.
Bu kez denizim yok ayak diplerimde.
İçimi yıkayacak, beni hayata yıkacak dalgalar yok.
Olsun…
Bu harf kalabalığında elbet boğulmak düşer payıma…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Yazmak sen kadar hiçbir şeye yakışmıyor yar.
Bu kalem sen kadar kimseyi yazmıyor.
Ama vakit susmak artık... Nasıl susacağımı bilemesem de…
Hani derdim ya; yazdıklarımın altındakiler sen anla yar.
Şimdi yazamadıklarımı da sen anla…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Söz tutulacaktır şüphesiz; sonsuza dek yazılacaksın.
Harfler resmetmeyecek sadece yazıldığını, içime karalanacaksın…
Yaz bitti… Masaldı ya yazılanlar, masal kadardı bir yaz…
Mevsim sonbahar, bilmekteyim…
Bilmekteyim; zaman, alışkanlıklar diye başlayan can sıkıcı cümleleri…
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Zamanlara devrilmeyeceksin yar.
Yüzüme doğan sayısızca gün, avuçlarına sıkıştıramasa da masalını, bitmeyeceksin…
Alışılagelmiş olmayacaksın. Hep ince bir sızı kalacaksın.
Gözlerimin kenarında hazır bekletilen gözyaşlarımda aranacaksın.
Bulunacaksın da üstelik saklanılmayacaksın…
Son sözü defalarca söylenmiş bir yenilişti masal, yar!
Büyük yenilmek için masal yazmış gerçeğim.
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Neydin yar? Adım kadar bilirken nedendi bu giz? – Sebepsiz…
Kırık bir tebessüm iliştiriliyor zorla yanağıma.
Oysa bilseler, gülmek için hiç savaş vermeyeceğim bir dilimdeyim.
Ağlamanın elinden tutmuş yarenliğim. Bu sona sunulacak tek şey gözyaşlarım..

Kendime dönük soruyorum, kendimi bana yabancılaştırıp;
Siz gözleriniz kapalı masal yazabilir misiniz?
Aşinaysa acılar tanırsınız kalemi.
El yordamıyla bulabilirsiniz satırınızı ve yürekten sızan bir hüzün yoluyla dümdüz gidebilirsiniz.
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Yazdıklarınızı dönüp okumamak ve canınızı daha fazla yakmamak için kapalıdır gözleriniz.
Yazabilirsiniz. Bu masalın okuru siz değilsiniz…
Seni yazarken kendimi nerde unuttum yar? Nasıl oldu da kendime “siz” oldum?
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Güneş suya düşüyor, titriyor varlığı.
Gece doğuyor şehrime. Maviler kararıyor. Vapurlar denizi parçalarcasına geçiyor karşı kıyıya. Ortaköy’ e uzanıp gidiyor gözlerim.
Serseri adımlarımı özlüyorum, sahil boyu düşülmüş.
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..
Ve SoN diyorum içimi yararcasına.
Kız Kulesi şaşkın.
Ve SoN diyorum.
Kule ağıtlar iğneliyor masalımın sonuna...


#7086
Hadi Hırsızlık Öğrenelim!

“İyi bir mürşit gönül hırsızıdır.”

Geçenlerde bir dostum iyi bir mürşidi böylece tarif edince, uzun bir süre hırsızlık yöntemleri üzerinde düşünmek zorunda kaldım.

Özellikle 'hırsızlık' diye vurgulamıştı sözün sahibi.

İnsanları doğruya yöneltmek için, kalplerine hakkın sevgisini koymak için gön...üllerini çalmak gerekiyordu,

gönüllerini habersiz almak gerekiyordu,

gönüllerine habersiz girmek gerekiyordu…

Düşündüm ki, hırsızların kullandığı bütün yöntemler; iyi bir dostluk için de, sevimli ve sevgili bir eş olmak için de işe yarayabilir.

Aklıma gelen bütün hırsızlık yöntemlerini sıralıyorum aşağıya…

Bakalım siz hangilerine cesaret edeceksiniz?

Kapı kapalıysa vazgeçmeyeceksin. Özellikle hırsızlara karşı kapılar kapalı tutulur, kilit üstüne kilit vurulur, değil mi?

Dostu olmak istediğin insan, sevgisini kazanmak istediğin ve sevgini ifade etmek istediğin eşin, gönlünün kapılarını bir hırsıza karşı kapattığı kadar sıkı sıkıya kapatmış olabilir mi? Elbette ki hayır!

Biraz aralıktır kapı, hatta anahtarı üzerinde yahut kasıtlı olarak paspasın altına konulmuştur. Ama senin içeri girmeye niyetin yoksa, kapıya en büyük kilit vurulmuş demektir. Açmak istemediğin yahut hiç görmediğin kapıdan daha sıkı kapanmış kapı yoktur.

İşte tam bu noktada bir hırsız edası takınmalısın, yarı açık bırakılmış, anahtarı üzerinde unutulmuş kapıları bile açmaya niyetli olacaksın. Özellikle sıkı sıkıya kapatılmış çelik kapıların ardında mühim bir şeylerin saklı olduğuna inandıracaksın kendini.

Eve kimsecikler yokken gireceksin. İyi bir hırsız evin tenhalaşmasını bekler. Sen de, el ayak çekilince, herkesin uykusu derinleştiğinde yahut evdekiler tatile çıktığında, usulca sokulmalısın gönül evinden içeriye.

Onu herkesin terk ettiği zamanda tercih etmelisin. Herkes onu fark etmeyecek kadar uykudayken gönül evine dalmalısın. Herkesin evde olduğu zamanlarda hırsızlık yapamazsın. Kimse yokken sen var olmalısın.

Hiç umulmadık zamanları kollayacaksın. Bazen hırsızlık yapmak için evin tenha olmasını beklemen de gerekmez. Riskli olmakla birlikte, usta hırsızların tercih ettiği bir yöntemdir bu. Zira bu sırada ev daha korunaksızdır, kapı ve pencereler açıktır.

Böyle zamanlarda, kimse hırsız beklemez; tıkırtılara kulak vermez. Herkesin büyük heyecanla beklediği mühim maç saatleri, ya da büyük bir merakla beklenen dizinin başladığı saatler, becerilerini özel olarak göstermek isteyen hırsızlar için bulunmaz fırsattır. Bu gibi zamanlarda, çoğunlukla evin dışında duran araba, teyp, bisiklet, yeni ayakkabı gibi şeyler hedeflenir. Bununla birlikte, fırsat bulunursa, evin içine de girilebilir.

Böyle bir hırsızlık için çoğunluğun yaşadığı hayat tarzından farklı yaşaman gerekir. Hemen herkesin TV seyrettiği saatte “iş”te olman, herkesin karşısında saatlerini tükettiği eğlencelere burun kıvırıyor olman gerekir. Gönül hırsızlığı da bu inceliği gerektirir.

Herkesin yaptığını yapmaman, herkesin yapmadığını yapman gerekir. Herkesten farklı durman fevkalade mühimdir. Çoklarının öne koyduğunu sen arkaya atmalısın.

Çoklarının tercih ettiğini terk ediyor olmalısın. Yani, biraz “garip” yaşamalısın. Kur’ân’ın “bilmezler”, “farkında değiller”, “akıl etmezler” dediği çoklardan değil de, “azlar”dan olmalısın.

İçeride sessiz olacaksın; parmaklarının ucunda dolaşacaksın. Hırsız öyle bağıra bağıra girmez eve, zile basmaz, kapıyı tıklatmaz. “Ben geliyorum” demeden gelir. İçeride ise kimseye duyurmadan dolaşmak zorundadır. Yoksa gizli köşeleri, mücevher kutusunu, para kasasını bulamadan yakalanır.

Sen de gönlün içine, gönlün sahibine fark ettirmeden gireceksin. İçeride onun nefsini uyandıran, hevasını ayağa kaldıran, şeytanını paniklettiren işler yapmayacaksın.

Sözünü, hırsızın ayaklarının ucunda dolaşması gibi, hece hece tartarak söyleyeceksin. Kelimelerin hem çıtırtısız olacak hem de seni gitmen gereken yere bir an önce ulaştıracak kadar net olacak. Fazladan ve gürültüyle konuşma ki, evden kovulmayasın.

Yükte hafif, pahada ağır şeyler arayacaksın. Hırsız taşıyabileceği şeyleri yüklenir. Boş yere yük almaz üzerine. İçeri girmenin riskine değer şeyler alarak gider.

Sen de bir gönlün odacıklarına girdiğinde, gönül sahibinin de unuttuğu kıymetli şeyleri görmelisin. Elinde olanların, sandığa sakladıklarının değerini bilmelisin.

Onların eksikliği ile ne kadar çok kaybetmiş olabileceğini ona öğretmelisin.

Kendini ev sahibi zannedip, yükte ağır şeylere gönül veren muhatabını, pahada ağır şeyler hususunda uyaracaksın.

Bir hırsızın bakış açısıyla bakacaksın dünya nimetlerine, ötelere taşıyabileceğin pahada ağır şeyleri göreceksin, herkesin burada yığdığı yükte ağır şeyleri önemsemeyeceksin.

Sen kıymetli şeyleri omzuna yüklendiğinde o bunları öğrenmiş olacak nasılsa?

Dr.Senai DEMİRCİ






#7087
ruhum bedenime düşman
bedenim unut
ruhum yaşat diyor seni
filizlerin saklı içimde onları besleyip büyüteceğim
taa ki parlak bir güneş sağanak bir yağmur onu keşfedinceye dek........
keşfedilirse söyle bir düşüneceğim
öyle atlamayacağım yunusların mavi denizlerde
en derin yeri bulunca dalmaları kendince oyun oynamaları gibi
hiç düşünmemiştim nedense.
Seninle sonun başlangıcındayken ne yapacağımı
Umutlarım,hayallerim çılgınlıklarım
sana yapacağım kaprislerim
nazların cilvelerim sabırla beklediğim yuvam
evliliğim belki de doğacak küçük sevimli ikimizden bir parça olacaktı
Bebeğim hep içimde saklı kaldı.sonbaharın kuruttuğu sararttığı yaprakların düşmek ve kaderlerine razı olduklarını gördükçe,
Tek tek toplayıp yerlerine geri yapıştırmayı ve yeşermelerini istiyorum
Ne onlar yeşermeye, ne sen dönmeye meyillisin
Böyle bir şey her halde aşk acısı
Daha beteri var mı denemedim
İmkansız burada başlıyor herhalde
Güneşim soldu artık bana gülmüyor
kendi kendini yedin bitirdin diyor
Yaratmaya çalışma artık diyor
Kendin ettin kendin çek diyor
Anladım ki düşene gerçekten kimse acımıyor
O an dostun kalmıyor
Aradığın herkes başkalaşmış senden uzak
Seni dinleyemeyecek kadar yorgun
kendinle bir hesaplaşma başlıyor
ayrılığın hesaplaşması
Bedeli ağır
Cezası ise
sen uzaklara sürgünlüsün
Ben burada mühürlüyüm...


#7088
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.


Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!


#7089
yokluğunu gösteren takvim yaprakları
sonbahara takılmış gibi
bir bir dökülürken yerinden
boşluğa savrulur “gelirsin” umutlarım
oysa dört mevsim baharı yaşayacak
gökkuşağının renklerini keşfedecektik
umutlar hep yeşil
çiçekler hep kırmızı olacaktı
gelmedin

acılarımın el izleri dururken yüreğimde
ve kanarken olur olmaz zamanlarda
ve örümcek ağlarına benzer hüzünler
sarkarken dört bir yanımdan
şimdi
yokluğunu kalın bir yorgan gibi sarar
sensizliğe hükümlü geceler

elmas gibi
inceden inceye işlemeye çalıştığımız sevdanın
köklerine su yürümeyince
kendiliğinden çürüdü
mermerin damarından çatlamasına benzeyip
bölünmüşken dört bir yerinden
bir türlü sabah olmayı bilmez geceler

dağlardaki esmerlik yüreğime girmiş
ve göz yaşlarım yağmura benzemişken
hep ertelenmiş
hep "geç"e bırakılmışken gelmelerin
ve bir daha geriye dönmeyeceksen
rüzgarın ninnisini eklediğin gecelerde
uykularına al beni...


#7090
Giderken yağmur vuruyordu camlara
Yağmurun sesine karışmıştı ayak seslerin
Çaresizliği ve umutsuzluğu yaşayan biri kalmıştı geride
Ve ben, ve sen, ve sevgi ya
aşkımız
Bitmişti... Hepsi bitmişti...
Geride ise küllenmeye başlayan bir
aşkta
Hala bir rüzgar bekleyen
Bir ateş parçası kalmıştı
Ve bir rüzgar bekliyordu yeniden alevlenmek için
İlk ayrılıktı bu...
İlk
aşk ve ilk ayrılık...
Giderken sessizliği öğrettin bana
Giderken hüznü öğrettin
Hiç gelişin olmadı zaten...
Bazen içimdeki umut bir mum oldu
Karanlık gecelerde seni aramak için
Lakin rüzgara karşı yürüdüğümün farkında değildim...
Ve şimdi...
Her yağmur sesinde seni düşlerim
Her yağmur sesinde seni özlerim
Ve hala giden sevgili seni beklerim
Seni beklerim... Yağmur yüreklim...


#7091
ben hep seni düşünürken
kimbilir sen kimi düşünüyorsun
hayallerimde kendimi avuturken
kımbilir sen kimi hayal ediyorsun
her zaman yanın da olmak isterken
kim bilir sen kımınle olmak ısterdın
ben sen le olmek ısterken
kımbılır sen kımınle olmek ıstersin...


#7092
Hayatta güvedigim bir sen vardın.O kadar inandırmıştın ki beni sevdigin.İyi ve kötü günümde hep yanımdaydın sen.Hayır kötü günümde hiç olmadın aslında!Sen varken benim her dakikam gülücüklerle doluydu.Bilmiyordum daha önce aglamak ne demek,acı çekmek ne demek...
Şimdi ne oldu gittin de...
Ben kos koca dünyada, o kadar kalabalık arasında bir başıma kala kaldım.
Artık kime güvenebilirim ki?
Kalbim bile beni yarı yolda bırakıyor.Ben unuttum diyorken o hala senin için atmaya devam ediyor!
Sözler verdin... Bu kadar emin olma dedim dinlemedin,üstüne bir de yeminler ettin...
Daha başından biliyordum bir gün benden vazgeçeçegini!
Aramızda okadar mesafeler vardı ki...
Ama sen inandırdın hep bana sagdık kalacagına,ne kadar uzakta olsanda kalbin hep benimle olacagına..
Ne oldu şimdi?
Sen degilmiydin beni bu kadar çok seven...
Senden başkasına güvenmememi söyleyen..
Ben saftım kolay kanardım ya,ama o kadar çok seviyordun ki beni asla kıyamazdın bana!?
Artık Gözün görmek istemiyor,bütün gününü bana ayırırken şimdi bir dakikanı bile vermiyorsun..
Ben konuşmaya çalıştıkça kaçıyorsun,herşeyi kırıp döküyorsun bende,Benden duyacagın güzel şeylere bile alınıyorsun…
Ne desen küfür gibi..


#7093
yaşıyorum
kaçışınla durdurduğun zamanı
ve,
olmayışınla dondurduğun günleri
konuş,bağır,çağır
isyanın olsun haykırışların
benimse feryadım
içimde bir ateş,
bir cümle dudağımda
"hiç sevmedim kimseyi senin kadar..."
şimdi ben susuyorum...


#7094
Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye

Merak etme; güneş bana da doğacak

Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak

Denizin tuzu tenimi ısıracak

Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi

Ruhumu sımsıkı saracak.


#7095
Sensizlik

Biliyorum bana yar olmayacaksın
Beni böyle divane edip kaybolacaksın
Zalim sevgili yine beni hülyalara salacaksın
Sensiz atmayan bu kalbin katili olacaksın


Sensizlik inan çekilmez bir azap
Sevmediğin bu yaralı kalp harap
Sensiz şu dünya olsa cennet
Cehennem ateşinden farksızdır inan hasret


Bu hayat geçsede sensiz
Kalsada bu aklım çaresiz
Bu hayatta olsamda kadersiz
Yerin dolmayacak bu gönül hep sensiz


#7096
Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Sensiz.....Sensiz Soldum Havasını.....Sensiz Seyre Daldım Sahillerini....Sensiz Uçurttum Uçurtmalarını....Sensiz Çekiverdim Sandallarını.....

Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Sensiz....Özlemlerim Depreşti Yine Kederden.....Duygularım Denizin Maviliğinde Övşelendi....Gözlerimden İrili Ufaklı Yaşlar Yuvarlandı Yanaklarıma...Koyu Bir Matem Kapladı Yüreğimi....Keskin Rüzgarın Hışıltısı İle Yalpalanan Saçlarım Kahır Çilelerini Sundular TEK TEK......

Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Sensiz.....Senin Olmadığın Sokakları Mesken Edindim....Senin Dinlemediğin Şarkılara Kulak Kesildim.....Senin Görmediğin Şeylere Yöneldim....Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Yine Sensiz......

Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Sensiz.....Katran Karası Gecelerinde İpil İpil Yanan Yıldızlara Bakıp.....Amansız Acıların Feryadına Kulak Kabartıp......Musiki Nağmelerine Bıraktım Bedbah Olan Şu Yüreğimi.....Şarkılar Seni Söyler Dedi Üstadın Biri.....Bende Seni Söyledim Hece Hece...Bilmem Duydunmu Beni.....

Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Sensiz....Söylermisin Ama Neye Yarar BU Şehir Sensiz....Bir Kenti Avuçlarıma Aldım Yine Sensiz...........


#7097
güzellmiş teşekkürler


#7098
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..



“ Sen sustukça tenhalarda,
Yirmi dokuz harf, iki yürek
Bilmediğin kalabalıklara seni anlatacağım “


Kapat tüm kapılarını.
Sadece dinle,
En sevdiğimiz şarkı radyoda çalınıyor bak..
Uzaklığına inat
Sen ellerini uzat bana
Gözlerini kapat kirpiklerime.
Saçlarını bırak yüreğime.
Ve sokul nefesimin sen kokan nefesine.
Kelimeler bir şiire başlamışken
Yüreklerimiz
Sevdanın raksına dursun.

Suskunluğuna doyamadım sevgili.
Varlığında öldür beni.
Seni anlattığım yerden sor bilmediklerimi
Anlatma beni.
Yorma kendini.
Sen sustukça,
Ben sustuğun yerde yüreklendiririm harflerimi.
Seni anlatabildiğim kadar yaşatırım cesedimi.
Seni anlatamadığım gün,
Sonsuzluğa bağışlarım yufka gençliğimi.
Adının harfleri and olsun ki,
Gövdemin en körpe yerinden koparırım yaralarımı.
Sen beni suskunluğuna bahşet yeter ki,
Sustuğunda bıraktığın her boşluktan
Ben bir hayatı bağışlarım sevda gözeneklerine.

Sustuğun yerde,
İçime bir başka çekiyorum seni sevgili.
Adının tüm harfleri ıslak dudaklarımda.
Şiirlerim sevdanda ıslanmayı bekliyor
Mürekkebimin en taze yerinde.

“ Beni sesinin yokluğuna alıştıran yüreğine “
Seni sensiz de yaşatabilecek kadar güçlü yüreğime “


#7099
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..



Bir dudak boşluğunda nefes nefes aşkımız
En güzel namelerle çalınıyor şarkımız
Hatıramda gözlerin birde yıldız parkımız
Yokluğunda yazmıştım aşkımı duvarlara
Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara





EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..


Bir tek gözlerin kaldı yokluğunda aklımda
Gözlerinle tebessüm hala gönül saklımda
Sen eylül'de çiçeksin çiçekteki balımda
Aşkımı ben yazmışım dağlardaki karlara
Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara



EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..


Elin elime deydi gönlüme bir yar gibi
Seninle berraklaşır denizlerin şu dibi
Gülüşün sevindirir yeryüzünde garibi
Varalım gel beraber yaza kışa ve aşka
Sen varken darılmam ben çiçeksiz baharlara


#7100
EŁis; Utαncımdαn değil αslındα bu kαfαmı yerden kαldırαmαyışlαrım. Sadece boynumdaki pişmanlığım ağır ..

Dün bütün gece seni düşündüm yanarak
Bir an geldi ki zannettim kalbim duracak
Ellerim tutuştu hasretini okşayarak

Nasıl istedim, istedim deliler gibi
Sayıkladım hep sıcak sıcak nefesini
Gel ne olursun gel son defa sev beni

Gel, sarıl bana sarıl seni istiyorum gel
Neden bilmem özlüyorum ellerini ver
Yok, yalan değil artık inkar etmiyorum yeter
Hatta belki seviyorum istiyorsan eğer

Bu gece gel yarın istersen yine git
Hatta unut ne varsa verdiğim al götür öyle git
Eve kokun siner duvarlara sesin
Hatta unut sen dün gece nerdeydin kimle seviştin

Nasıl istedim, istedim deliler gibi
Sayıkladım hep sıcak sıcak nefesini
Gel ne olursun gel son defa sev beni




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:05 .