#2201
Duyuyor musun birtanem? ?

Dün gece yine sendin aklımda
Bir hüznün çıkmaz sokalarında
Gözyaşı oldu hasretin
Ilık bir buse gibi süzüldü yanaklarımda
Yanaklarım kırmızıydı, küskündü aynalara
Ne zaman karşılaşsak sen bakardın onlardan
Başıboş hoyrat aynalardan
Önce ilk sarıldığımız yere gitti duygularım
Bu gün gibiydi yaşadığımız küllenmemişti
O bir ömürdü sanki, ölmeye değerdi
Sonra gözlerin geldi aklıma, güzelliğin
Başımı döndüren mey gibiydin sen
Şelaleler akardı içime gözlerinden
Ardından öksüz kalırdım sanki giderken
Yinede yorulmazdım sensizliğe
Sensizlik ki darağacım, sensizlik ki paramparçayım
Ellerim seni arıyor bu gece, gözlerim gözlerini
Şarkılar hüzünlü, şarkılar buruk
Yoksun ya bu şehir yorgun, bu şehir vuruk
Seni arıyorum inadına gecelerde
Karanlıklar üstüne yemin ederim
Işığım sensin! !
Seni seviyorum birtanem diyorum söyletensin
Basit bir aşk öyküsü değil ki bu
Saman alevi değil ki
Cehennem alevi sanki susuzum
Sensiz mutsuzum
Artık sabah olmayacak uykusuzum
Artık sensiz yaşanmayacak
Yaşıyor sanma beni sadece varsayımım
Sana bağımlı varlığım
Yokluğun ise tükenişimdir
Bir umudu katleder bin umudun olurum
Senin gibi ulaşılmazdır benimde gururum


Duyuyor musun birtanem? ?
Dün gece yine sendin aklımda
Aldın aklımı başımdan gittin
Canımı da aldın yüreğimden
Canımdın sen! !
Vazgeçilmezim, tartışılmazım
Yalnızlığımın sebebi, acılarımın denizi
Esirinim işte bu gece vakitleri
Kollarımda sensizliğin kelepçeleri
Yüreğimde sevdanın zincirleri
Bağlanmışım sana ayrılamam
Görmeden yaşayamam o gözleri


Bir gemi kalkıyor rıhtımdan
Dinle bak sesini, bu son seferi
Veda türküsüne benzer düdük sesi
Ardından mendil sallayanlar
Boşuna aslında boşuna ağlayanalar
Dönüşü olmayacak bu yolculuğun
Bende gidiyorum birtanem, umutlarım yanımda
Geriye bıraktığım limandaki ayak izleri
Ve haykırışım enginlere
Sen; dalgalardan dinle artık sesimi
Sahilde bekle beni
Bir garip martı görürsen gözleri yaşlı! !
Randevusu varmış gibi ecelle telaşlı! !
Bil ki; bir tutam sevgi yolluyorum sana
Bil ki; ağlıyorum uğruna
O zaman son kez de olsa hatırla beni
Cansız bedenime can istiyorum
Canımsın sen, SENİ SEVİYORUM



#2202
Seni öyle sevdim ki,
Bulutları ağlattım.
Dağlara yeşil katıp,
Kırlara çiçek sattım.

Seni öyle sevdim ki,
Nehirleri suladım.
Dumanını atlatıp
Ateşi bile yaktım.

Seni öyle sevdim ki,
Yağmurları ıslattım.
Soğukları dondurup,
Karlara beyaz attım.

Seni öyle sevdim ki,
Mevsimleri şaşırttım.
Denizleri kurutup,
Çölleri deniz yaptım.

Seni öyle sevdim ki,
Dalgalarla kapıştım.
Fırtınalar kopartıp,
Rüzgarlarla yarıştım.

Seni öyle sevdim ki,
Güneşe ışık saçtım.
Geceyi aydınladıp,
Yıldızları avladım.

Seni öyle sevdim ki,
Gidip feleğe çattım.
Ayrılığı bağlayıp,
Hasreti kor'a attım.

Seni öyle sevdim ki,
Mecnun'u kıskandırdım.
Tarihi karıştırıp,
Aşkı yeniden yazdım


#2203
İşte böyle severim ben sevdim mi
Sevmelerim gerçektir, yürektendir
Toprak olurum sevdiğimin bastığı yere
Yastık olurum yattığı yere
İşte ben böyle severim, sevenimi
Sevenimden çok severim yüreğini
Gecelerine düş, semalarına yıldız
Acılarına merhem olurum
İşte ben böyle severim
Eser yaratıp yüreğimde işlenmiş
En güzel tablo yaparım nakış nakış
Sevda sunarım demet demet
İşte ben böyle severim
Susuzluğunda yağmur, yanmasında
Bulut olurum sevdiğime
İşte ben böyle severim
Sevdamı dizelerde yaşatırım
Kâh rüzgâr olur gelinciklerle
Baş başa kalsın isterim yar
Kâh yağmur olur
Sevda sevda yağarım.
Ben işte böyle severim


#2204
bendekİ Sevgİnİn ÖlÇÜsÜ Yoktur
Ne Kadar SevdİĞİmİ Sen Bİlemezsİn
GÖzÜmde HerŞeyİn DeĞerİ Sifir
Sen Benİm İÇİn VazgeÇİlmezsİn

Karanlik Zİndana Benİ Koysunlar
Tutup Ellerİme Zİnzİr Vursunlar
VazgeÇermİsİn Dİye Sorsunlar
Sen Benİm İÇİn VazgeÇİlmezsİn

Sevgİn OlduĞu SÜrece Varim
Sen Yoksan EĞer HerŞeyİm Yarim
Senİ Unutursam Nasil YaŞarim
Sen Benİm İÇİn VazgeÇİlmezsİn

Bİr Umut Bİr Sevda, Bİr Tutku Oldun
AradiĞim HerŞeyİ Ben Sende Buldum
Ben Senİn Yoluna Canimi Koydum
Sen Benİm İÇİn VazgeÇİlmezsİn


#2205
Bu deli gönül, bir sana aşık bir de sevdalı sana.
Git artık başımdan, hayalin yetmiyor ki bana.
Seninle olmak varken, hayalini istemiyorum anlasana.
Sana tutsak kalbim, mahvoldu yokluğunla.
Hayatıma bir girdin, deli ettin beni sonunda.
Hem sevgine hasret, yokluğunda cabası hayatımda.
Kalplerimiz ayrı kalamaz ecel bile ayıramaz bizi sevdamızla.
Sen ve ben seven iki gülüz, birbirimize deliyiz çünki
Delilikte güzel, herkes deliremez öyle değil mi?
Bu aşk bendeyken, herzaman yaşatırım seni, sevgimi.
Nasıl bir sevda bu, içimde kaldı çıkmıyor ki,
Daldım rüyalara, rüyalarda bana yetmiyor ki.
Gecelerim kabusa dönüştü hep yanlız, anlamıyorum ki.
Aşk çemberinin içindeyim çıkamıyorum bir türlü.
Sevgin aktı içime, birde nefesini hissetsem bedenimde.
Her köşe başında aşk yok, herzaman aşk bizlerle...
Aşk aşık olmuş ikimize, bir türlü bırakmıyor ki sevgimizde.


#2206
Güneş batar,
Hava kararır,
Sessizlik çöker,
Yalnızlık devam eder,
Ve özlem...

Ssensizlik ve yalnızlıka geçti,
Ve hâla aynı, hep böyle.
Bu pesimistin alın yazımı?
Hadi söyle.
Sonuda böylemi olacak bu hayatın böyle?
Hiç gülmeyecek mi bu pesimist?
Neden susuyorsun hadi söyle.

Ağlamak mı bu pesimistin kaderi?
Hep beklemek mi?
Hep özlemek mi?
Hep ağlamaklı mı? söyle! ..

Bir pesimist şair yazıyor
Yaşama hevesi kalmamış,
Bıkmış,usanmış.
Ama seni seviyor.

Belki tek umudu sana olan aşkı
O seni çok seviyor! ! !


#2207
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe


#2208
İstediğin Yere Git...


Sus konuşma artık seni dinlemem
Verdiğim sevgiyi yokettin ellerinle
Git başımdan daha çok üzme beni
Kararımı verdim olmayacak


Hep geç kalmaktan şikayet edip durdun hep vaktinde gidemedigin yapamadıgın yapmadığın şeyler için pişmanlık duydun .. yine geç kaldın konuşmak için ağzından çıkacak bir tek cümle icin günlerce gözlerinin içine baktım bana ait tek bir cümleyi aradım gözlerinde telefon başında sabahladım günlerce sen sustun .. sevgimi suskunluguna mahkum ettin.. Sus konuşma artık seni dinlemem ..
Yaşanılan herşeyi suskunluga hapsedip beni sensizliğe mahkum edip gittin.. Ben Sustum..
Beni bana hapsedip gittigin yere geri dön dön ki daha fazla üzme beni
Aklımla kalbimi savaştırdım zorlu ve çok sancılı bir savaştı aylar süren ama dayanamadı kalbim aklıma yenik düştü
Kararımı verdim seninle olmayacak..!!



Dönüşü olmaz aşkın
Yıkarken düşünseydin
Pişmanlık fayda etmez sen istedin


Gittiysen eğer bitirdiysen bir kalemde herseyi sildiysen beni kapattıysan tüm kapıları.. bıraktıysan bir başıma ve en cok ihtiyacım oldugu an yok olduysan umarsızca pişmanlıgın sebep degil göz yaşıma..
Yıktıysan Başkenti başıma.. Ayazında bir başıma soluksuz koyduysan beni ıssız sokaklarında va hiç düşünmediysen arkada kalanı hiç bir pişmanlık fayda etmez acılarıma ..
Sen istedin !!



Unuttun seni ben günahlar boynuna
Yazılmış yazıyı çevirdim tersine
Hani sen benimdin durmadın sözünde
İstediğin yere git, unuttum seni ben


Seni unutmak hiç kolay olmadı unutmaya çalışmak bile acıttı sol yanımı .. Unutmak bir yana yokluguna alışabilmek seni sevmekten zordu
Sevmekle unutmak arasındaki zorlu bir yolda ince bir çizgi üzerinde yürüyordum seni severken unutabilmenin yollarını aradım durdum..
Verdiğin sözler ettigin yeminler bir bir çınladı kulaklarımda 'Seninim' deyişin geldi gözümün önüne ..
Gözlerimi kapadım kulaklarımı tıkadım. sen benim kaderimle oynadın..
İstedigin yere git unuttum seni ben..


Aylardır bekledim haberin gelmedi
Ansızın karşıma çıkmışsın nafile
Sevgimi kaybettin mutluluk uzakta
İstediğin yere git unuttum seni ben

Gelecegin umuduyla kapadığım gözlerimi kac gün sensiz sabahlara açtım .. ne sen geldin nede senden bir haber ..
Vazgeçtim..
Apansız gidişin ardında telafisi olmayan derin kuyular açtı farkına varmadın şimdi gidişin kadar ani gelişin çukurları kapatamayacak kadar boş bir çaba ne yapsan nafile..
Sen gittin ben seni kaybettim .. ardından beni ben ypan ne varsa uğurladım birer birer .. Şimdi geldin ama bende kalan tek şey pişmanlıgım
Sevgimi kaybettin Mutluluk uzakta ..
Unuttum Seni Ben ..
Derlerki kül olmaz ateş yanmadan .. Denizler durulmaz dalgalanmadan
Yandım kül oldum Gelmedin..Dalgalandım taştım görmedin..
Gel dedigimde gelmedin istedigin yere GiT
UNUTTUM
Seni ben..




Alıntı</I>


#2209
Yüreğim


Sevda dergahında divane oldum
Susarak ismini anar yüreğim
Kalbinin oduna pervane oldum
Bir gün dursa bile yanar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Bir gaflet anında girdin özüne
Sirlarin sırrıydı, erdin özüne
Dert senden gelirse, derdin özüne
Gülerek kendini banar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Bu nasıl yanmaktır, bu nasıl çile
Askinla çevirdim deryayı küle
Yanında sen yoksan ateşte bile
Buz tutar, kar olur, donar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Haykırdı hicranlar, türküler sustu
Tek senle barıştı, tek bana küstü
Lal olmuş bülbüldür her akşamüstü
Gönül pencerene konar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Kırık bir saz olur senin elinde
Bin çile hıçkırır bir tek telinde
Avare sakidir hasret ilinde
Vuslatı, vuslata sunar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Uyutur uykuyu kalır uykusuz
Sana sevgi dolu bana duygusuz
Gün olur çöllerde Mecnundur susuz
Gün olur Leyla'ya pınar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Sen sevda yolcusu, yüreğim bir han
Ben çile mahkumu, yüreğim zindan
Sensiz kurak çölde kırılmış fidan
Seninle asırlık çinar yüreğim
Sσn єlνєdα ..
Bir nasihat sana benden hediye
Mansur'un izinde dolaşmak niye
Haykırıp durursun 'aşk benim' diye

Dara çekilmek mi hüner yüreğim


Serdar Tuncer


#2210
Bir Gece Vakti


Bir vakti gecenin,daha bitmemişken gece,yahut son nefeslerini alıp verirken,öylece bir vakitte,dalamadığım uykudan uyandım,başımı yastıktan kaldırıp,aynama koştum.Gözlerimle göz göze geldim ansızın, hüzün çiçeği gözlerim…Ve yüzüm hala masum bir çocuk yüzü.Gözlerimi kaçırdım gözlerimden.Ayağıma en sevdiğim terliklerimi giyip balkona koştum.Çocuk kalbimi çağırdım,kırmadı geldi.Bir deliliktir sardı başımı,aldırmadım yas tutuşuna kalbin…Saçlarımı savura savura döndüm durdum rüzgarla…



En sevdiğim şarkıları söyledim…

Sonra bitince şarkılar,bir hüzün geldi oturdu yine bağrıma,sanki bütün sevdiklerim gitmişler gibi,yada susmuşlar…Kalakaldım…Anlamsızlaştı gece,bütün karanlıklar üstüme çöktü sanki…Sanki bütün sevdiklerimi arkamda bırakıp gittim.Ya da çok sevdiklerim,sustular…



Usulca içeri girip,kendime döndüm.Aynadaydı hala masum yüzüm…Ve hüzün çiçeği gözlerim…Aynadaydı kahverengi…Yastığa gömdüm başımı ve gece son deminde yeniden başladı!Aynadaki kızın gözleri doldu. Sevdiği bir duayı mırıldandı.Işıklarını söndürdüm kalbimin,çok sevdiğim bir yerde, çok sevdiğim birilerini bırakarak,kendime döndüm.



Dün gece ne oldu biliyor musun?Teselliye öylesine muhtaçken ve hala masum bir çocukken kalbim,bütün sevdiklerim sustular!

Belli ki kırgındılar...

Ama dualarını saklayamadılar...

HİSSETTİM!

Kulak verdim ne kadar kalbe girdiysem...

``AMİN`` dedim




ALINTI</I>


#2211
Sakladım Sevdamı

Sσn єlνєdα ..

Demir kapılar arkasına sakladım sevdamı. Karanlık kuyular doldurdum içime hanidir.. Bütün yeşillerimi kapattım zamana, bir korku çöreklendi son vakti akşamın, yüzümde denizin tuzu, ellerimde rüzgara karışmış kokun, ilmek ilmek çözdüğüm saçların düşümde ve bir mavi gece usulca inmekte gözlerime....

Az sonra sevgili son ışıklarda gömülünce dalgın suya, bir kum tanesi daha eksilince ömrümden, her akşam yaptığım gibi, tam da önceden belirlediğim gibi kalkacağım yerimden. Penceremin ardından uzanıp gecenin yaldızlı yüzüne aklımdaki bütün düşüncelerin yerine rüzgarda salınan bir yelkenli koyacağım. Ay ışığı altında nazlı nazlı salınırken, içine papatyalar, hercai menekşeler, şebboylar, gece sefaları serpiştirdiğim yüreğimi koyacağım yanına...

Eğer özlersem yeni bir sevdayı, süzülüp gecenin içinden düşten bir sevgiliye uzanacağım. Saçları yosun kokan bir Reis düşleyeceğim göğün mavisine aldanıp.. Yaz bulutları geçecek üzerimden bir Haziran akşamı.. Sana benzeyecek kimi, kimi bir balığın ışıltılı sırtına, kimi az önce özgürce havalanan şu martının kanadına.. Ardından ince, ılık bir yağmur inecek düşlerimden avuçlarıma İlk damlalar ak dalgalarla savuracak yelkeni, sonra iri dalgalı yalnızlıklara yol alacak benim gibi. Uzandığım yerde sen diye yağmuru kucaklayacağım... Her damla yüzün, her yeşil ellerin ve her mavi çıplak ayakların bir Haziran gibi geleceksin geceme, ben sırılsıklam sarhoş olacağım.

Çaresiz, uzak tutacağım seni kendimden.. Bu demirden perde, aşkı anımsatan her nesneyi, her biçimi, her rengi, her güzel kokuyu, her sevdayı kör kuyulara salacak... Yedi kat mercandan yapılmış, yedi kat deniz dibinde, yedi kat sular altında demir ağlardan örülü kör bir kuyuya...

Senden sonra sevgili, bu düşün ardından her sabah o fenere gideceğim. Yıllar boyu suların dipsiz karanlıklarından sabahın ilk ışıklarında laciverde boyandığı geceler gibi, sevdanın mavilere boyandığı zamanları bekleyeceğim. Güneşin yükselip denizi gümüş tellerle süslediği, ışığın dalgalarla oynaştığı saatlere dek bekleyeceğim... Allı yeşilli kuşaklar çekilmiş, beyazı martı gibi bir kayıkla gelmeni düşleyeceğim... Yorgun bir dalganın önünde koşa koşa gelip o bildik feneri kucakla isteyeceğim köpük köpüğe... Bütün umutları ardından süpürüp gitmene rağmen, inatla sonsuza dek sürecek bir aşkı bekleyeceğim.. Satırlardan çıkıp gelecek bir rengi, bir sözü, bir maviyi...

Sözün rengi olsaydım sevgili; ben mavi olurdum, kucağında mucizeler getiren, mucizeleri emziren bir deniz gibi MAVİ... Meğer yeni doğan güneşin kollarında beyaza mayalansa bile; mavi olmalıydım.... İşte sevgili sen böylesi düşlerime girip çıkarken, sen hayatımdaki tek sahici göz, tek yalansız söz, sen arada bir bulup bulup yitirdiğim tek sevdayken ;sabah olmadan, tan yeri atmadan dönüp o maviliğe seni bulmalıyım. Yoksun, ama ben sen varmışsın gibi düşlemeliyim.. , Düşünmeli, özlemeliyim... Özledin mi sevgili? Özledin mi? Ya ben??

Ah sevgili; ben hala bildiğin gibiyim. Hala ürkek bu yürek yeni bir yolculuğun telaşıyla.. Hala ne zaman bir huzur arasam sığındığım tek yer denizin uçsuz bucaksız koynu... Hala uzun uzadıya mektuplar yazıyorum, özlemini, olmayan bir sevdayı, yokluğu anlatan, hala bir kaç kadeh şarap yoldaş bana yalnız uyuduğum geceler, özleyince tenini birbiri ardına sigara yakmayı sürdürüyorum. yine.. Sözde dostlarla akşam yemeği yiyorum bazen görev icabı, hafta sonları mı ;biliyorsun işte seven sevmeyen kim varsa yanımda ;bir tek sen sevgili olmayan yanım, bir tek sen olmayanımsın.. Okuduğum kitapların sayfaları arasında yeni yolculuklara çıkıyorum hiç bilmediğim, hiç dönmediğim.. Yarım kitapların arasından yine ayraçlar koyuyorum bilinmez bir zamana erteleyip, hala bir iki kitap baş ucumda, bir kaçı salonda koltuklara dağılmış tam bıraktığın yerde, bıraktığın halde.. Yeni değişimler de yaşıyorum ara sıra şaşa kaldığım. Bütün yanlışların suçunu kendime yüklemekten vazgeçtim mesela.. Çok şaşıracaksın ama yeni satırlardan geldim bir kaç saat önce. uzun zamandır okumadığım, ve özlediğimi anladığım, özlemim olan satırlardan.. beni anladığına inandığım mavi satırlardan.. Düşlerin nerede diye soran, düşlerini hiç görmediğim satırlardan. Beni bana anlatan beni bana yazan satırlardan...

O kadar çok yoktum ki sevgili; ne zaman vardım, ben var mıydım, sevda mıydım, yaşamış mıydım karıştığım bir zamandan.. Ben sevgili; bana bir nehir gibi akan ben gitmedikçe çekip gitmeyecek satırlardan çıkıp geldim..

Yalnız olduğumu düşünme sakın ;daha gidecek pek çok yolum, söylenmeyi bekleyen bir çok şarkım, içimde hınzırca gülümseyen bir yaramaz çocuk, içinde kaybolduğum deli dalgalarım, kocaman okyanus sessizliğim, nasılda ertelediğimi fark etmediğim duygularım, sabrım, gücüm, düşlerim ve sevmeyi bilen bir yüreğim var hala.. Zaman sevgili biliyorum ; koşarak geçti, dört nala geçti ömrümün üzerinden. Mevsimleri savurdu, seneleri yığdı yolumun üzerime.. Demir perdeler gerdi gecelerime, açılmaz bildiğim kilitler vurdu yüreğime.. kırmızı gün batımında güvercin kanatlarına yüklediğim sevinçlerimi aradım sonra... Sonra bir gece ıpıssız bir okyanusta yelkenler forayken sesimi hiç duymadan, yüzümü hiç görmeden alabildiğine rüzgar olan satırlardan geldim.., Ben sevgili bitmemiş şiirlerden çıkıp geldim az önce, sevdayı bir şiir gibi yaşayan satırlardan.. Hüzün kadar gerçek, aşk kadar masalsı, sevda kadar güzel.


Sσn єlνєdα ..




Alıntı</I>


#2212
Vazgeçtim

Ne zaman umrumda ne mekan benim
Yarından vazgeçtim dünden vazgeçtim
Ne bu ömür benim ne de can benim
Ben seni göreli benden vazgeçtim

Derde hedef oldum sen oksun diye
Güllere yalvardım sen koksun diye
Sen yoktun yanımda sen yoksun diye
Akşamdan geceden günden vazgeçtim

Sensiz ne yurdum var ne yerim dedim
Senden sorarlarsa ne derim dedim
Belki kavuşursam üzerim dedim
Ben senin uğruna senden vazgeçtim

aLınTı


#2213
Kapatki yalnızlığın başlasın...

Ürkme

İyidir insanın kendi kendine kalması

Alışmalısın..

Mevsimine pek gitmiyor

Şimdi o şarkıyı sustur!

Dinleme artık..

Sanmaki aylardan ağustostur.

Duvalarına yüzümün gölgesi düşerse,

Şaşırma!

Bazı geceler ruhum göç edecektir evine

Bu akşam tek kişilik yap kahveyi

Masaya bir tabak eksik koy...

Şimdi rahatça seyret istediğin filmi

Vaktinde yatıp vaktinde günaydın diyeceksin..

Kurtuldun dırdırımdan...

Bundan sonra akşamları tekbaşına içeceksin..

Kitaplarım sana emanet..

Canın sıkıldığında okursun

Baktın işe yaramıor sende yırtıp atarsın...

Unutuyordum az daha....

Silme camdan o dörtlüğü olurmu?

Nasıl olsa kaybolur kendiliğinden..

Bırak ne olacak..

Hüznüm bir süre asılı kalsın..

Sen şimdi kapat perdeleri

Kapatki

Yalnızlığın başlasın...


#2214
Sonsuzdan gelip
Sonsuza uzanan
Bir caddedir hayat yolu
Bakımlıdır bazı kaldırımları
Taş topraktır bazıları
Gidişi olup dönüşü olmayan
Bir caddedir hayat yolu
Sağa sola kıvrılan
Sokaklar... Sokaklar...
Ah! o sokakların
Kimisi ışıl ışıldır geceleri
Kimisi ay ışığını görmez besbelli
Her köşe başı parselli
Girerken ödersin ücreti
Kimisi bahşişler savuşturur havalara
Kimisi muhtaç küf kokan tokluklara
Tefeciler pohpohlanır da
Satın alınır alın terleri üç kuruşa
Satılık yürekler vardır dükkanlarda
Satılıktır sevdalar, dostluklar

Gidişi olup dönüşü olmayan
Bir caddedir hayat yolu...


#2215
Sen dönülmez bir yolmuşsun kestiremedim bunu önceden, ama aradığım adreste senmişsin meğer. Kendimi sana giden yolun başlangıcınca sanırken aslında sana o kadar yaklaşmışım ki farkında olmadan bu yüzden sensiz yapamayışım. Menzilim sendin tek bildiğim buydu geri dön dersen dönemem bitanem çünkü ben senden habersiz seni alıp gitmişim, sana ulaştıktan sonra ben menzili bile geçmişim. Sen bu yüzden benden bir adım gerisin bitanem sevgi yarışında ben seni çoktan geçmişim... Ardımda sevdalarım, önümde ıslak toprak kokusu kalmıştı. Vazgeçemeyişim ile sabahladım, avuçlarımdaki kalp kırıntılarıyla. Bir sana kadeh kaldırdım birde soğuk kaldırımlara. Gökteki yıldızları meze yaptım ve senden habersiz hepsini kalbime sapladım. Bulutlara elimi uzattım, yüreğimde şimşekler çaktı. Heyecanlarım coştu, koştu, yoruldu ve sensizlikle duruldu...

Nerden sevdim dedim. Cevabını bulamadım. Neden sen dedim. Bu sorununda cevabını bulamadım. Söküğünü dikemeyen terzi gibiydim. Sökülmüştü yüreğim bir baştan bir başa. Titrek ellerim ne iğneyi tutar ne ipliği. Şimdilerde bir boşum, bir elimde hüznün kadehi diğerinde çocuksu sevdam. İçimdeki çocuk minik parmaklarıyla elindeki süt beyaz tebeşirle yazılar yazmakta karanlık odamın soğuk duvarlarına. Küçük harflerle başlayan büyük harflerle son bulan. Eğricik, kargacık, burgacık "özledim" .Yoksa gençliğim en çağlayan vaktinde uçarı bir sevda mıydın umarsız bir sevgi miydin... Sana dokunamamak, seni doyasıya seyredememek, yanına sığınamamak ne bir çocuksu sevda kaldırabilir bu yükü ne de uçarı bir aşk dayanır, en genç vücuduna rağmen çöker omuzları, aslında hep varken bile yanımda olmayışına benim için hep hayallerde kalacağına dayanılır mı sence?

Bir masaldı yaşadıklarım. Bir varmışla bir yokmuşla son bulmayan. Ne üç elmalı bir masalım oldu ne üç elmalık bir sevdam. Hani biri anlatanların, biri dinleyenlerin diğeri de tüm sevenlerin başına düşecekti. Hani? Nasıl bir masaldı bu kahramanı gelip de koynuna almayan. Nasıl bir özlemekti bu sevgiyi boşlukta, sevdayı bilinmezlikte arayan. Nasıl bir masaldı. Yalnızca ikimize gerçek


#2216
Bir gün seni anlatacağım.
Gidişi gelişinden çabuk oldu
Bitişi başlamasından kolaydı
Bir sevda rüzgârıydı
Esti geçti.diyeceğim.

Bir gün seni unutacağım.
Ellerini gözlerini
Dokunuşunu, öpüşünü
Ve sana ait her şeyi.
Biri vardı bir zamanlar
Yıktı geçti diyeceğim.

Bir gün seni
tekrar yaşayacağım.
Gözlerim kapanırken
Son kez hatırlayacağım.
Birini sevmiştim bir zamanlar


#2217
İyilikten, saflıktan ulaşamadım kendime burada…
Burası durmadan hızlanan bir kent. Burada sonsuz arzu çarpışır.
Sonsuz acı… Sonsuz hırs…
En başlarda ne istedim tam bilmiyorum. Ama öyle açık ve
duruydu ki gördüğüm herşey, nereye ve kime baksam beni
kendisine inandırıyordu. Henüz içimde bir başkası yoktu. İçimde
benden ayrı, bana karşı bir ses yoktu. Gidemediğim yerleri mutlu
özlerdim, çünkü gitmesem bile bilirdim ki oraları da benden bir parçaydı.
Çok az ve usulca konuşulurdu.
Çünkü sessizlik vardı ve ve bu sessizlikte en küçük sesler bile
çabucak yayılırdı heryere. Sessizlik kutsaldı, çünkü bütün sesleri
o saklardı koynunda.
Evlerin önünde küçük bahçeler vardı. Geceleri ışıl ışıl yanan
küçük düş ağaçları vardı. Herşey bizim için yaratılmıştı sanki,
göründüğü gibi olan ruhumuza göre. Geceler gündüzlere
usulca sokulurdu. Yavaştı herşey. Çok yavaş…
Kutsal ve sonsuz bir aynaydı gökyüzü. Kendisine içtenlikle
ve sabırla bakanların ismini sayıklardı…
O zaman da vardı kötülük ve şiddet… O zaman da vardı yalan ve sevgisizlik…
Ama yavaş dönerdi dünya. Garip, kutsal bir sessizlik vardı heryerde.
Utanırdı kötüler yaptıklarından. Pişmanlık duyulurdu her yalandan
sonra. Sanki mecbur kalındığı için sevgisizdi insanlar.
Top oynardık mezarlıklarda. Ölüler dünyanın en sevecen
insanlarıydılar. Hayatı onlar sevdirirdi bize. Aynı güneşin
altına uzanırdık birlikte.
O zaman bir tek kalbim vardı benim. Gözlerim bana aitti
nereye gitsem. İçimde kendi sesimden başka hiçbir ses yoktu.
Hayatın o dinmeyen ağrısıyla hatırlardım kendimi. Susar dinlerdim.
O ağrıyı incitmemeye çalışırdım. Kaçmazdım ondan. Bilirdim ki
istesem de kaçamam ondan. Güneşin doğuşu ya da batışına
nasıl saygı duyuyorsam ona da öyle derin bir saygı duyardım…
Toprak, içimde sakladığım halde ulaşamadığım sevgiliydi…
Kendimle değil, toprağın sırrıyla yarışırdım. Kendimden değil,
toprağın sırrından ürkerdim… Bu ürküntüyle barışmak için sık sık
toprağa yüz sürerdim. Koklardım onu. Çıplak bir hazla yürürdüm
üzerinde. Kalbimin üzerinde yürür gibi…
Sonra sular geliyor aklıma. Aktıkça yüzün gibi aydınlanan sular.
İlk orada hatırlıyorum seni. İçimde henüz başka bir ses yokken.
Kalbim ve gözlerim sadece bana aitken…
O suların peşinde, hayatımın peşinde, yüzünün peşinde…
İlk orada akıp giden sularda seninle kendimi gördüm. En çok
sende sevdim kendimi. Akıp giden sularda. İlk kez sende gördüm özlemlerimi…
Akıp giden kalbimi… O parçalanmış ve sadece sana ait
benliğimi ilk kez sende gördüm…
O yavaşça dönen dünyayı, bütün sesleri içinde saklayan o kutsal
sessizliği… Kendisine sabırla ve içtenlikle bakanın adını sayıklayan
o sonsuz gökyüzünü… Gökyüzünün el verdiği o küçük düş bahçelerini…
Toprakla sular arasındaydı kalbim. Bu yakınlıkta ne varsa, bu sır
nereye varacaksa görmek isterdim. Çünkü öyle inanırdım ki kendime,
nereye baksam seni görürdüm. Toprakla sular arasında
giderek aydınlanan yüzünü.
Dalgaların aydınlığı vururdu terkedilmiş evlere. Bir kapı açılır,
içeri üşümüş bir ışık girerdi. Dışarıda bir sonsuzluk kimsesiz yanardı.
Bir ceset vururdu sahile, ömrüm olurdu yorgun ve ıslak saçları…
Sen olurdun yüzünü saklayan herkes… Sonra… Sonra biterdi toprak…
Akmaz olurdu sular. Kirlenirdi o kutsal sessizlik…
Düş ağaçları kesilirdi… Seni bekleyecek yer bırakmazlardı bana…
Sürüklerdi beni peşinden hızlanan dünya, bu durmadan hızlanan kent…
Sürüklerdi beni kalbimden ayrılan ikinci kalp,
sürüklerdi beni gözümden ayrılan ikinci göz…
Ruhumdan ayrılan öbür ruh, sürüklerdi beni…
Artık bu kent o kent değil, bu kalp o kalp değil, bu gözler
o gözler değil… Seni sevdiğine inandığım o insan bu insan değil…
Burada gidilecek hiçbir yer yok. İnsan en fazla o öbür,
o yalancı kalbine çarpıyor… Burada insan en fazla o sahte
gözünü hissediyor içi acı*****… Ne kadar sevse de dünyanın
bütün sevgisizliğini üzerine alıyor burada insan…
Hep başkalarının sahte yasını tutuyor…
Burada her sabah, her akşam insan yeniden,
hep yeniden başlıyor hayatına. Sanki hiç
yaşanmamış gibi, hiç gidilmemiş gibi, hiç ders
alınmamış gibi… Burada insanın yalan yüzü değil,
o en derinde sakladığı kalbi kararıyor önce…
Artık burası herhangi bir kent: Kalabalık, doyumsuz, aceleci,
konuşkan, acımasız, telaşlı unutkan, intikam dolu ve hep kaybetmiş…
Burada sistem, kirletilmiş arzularla içimize, beynimize sızıyor,
o “kurtarılmış beyin hücrelerimize”. İşte sevgiyi, yitirdiğimiz ve
özlediğimiz aşkımızı, işte en derinde yatan
insanlığımızı aradığımız yer burası…
İşte seni aradığım yer burası: Herşey satılık burada, herşey
ambalajlı. Sevgi, umut, ütopya, başkaldırı, inanç, ölüm, farklı hayatlar…
Herşey, herşey satılık burada.. Burada herşeyin bir fiyatı var…
Burası durmadan hızlanan bir kent… Aşk bile burada serbest
piyasa kurallarına bağlı… Sahte bir kalple peşinden koştuğum
bu dünya seni bana anlatmaz, artık biliyorum…
Burası benim önümden koşan bir kent… Burada ikinci kalbimle,
ikinci gözümle, ikinci benliğimle yarışıyorum. Burada kendimle
amansız kavgalıyım…
Seni sevdiğim kadar sevmedim bu hayatı, inan…
Ne olur bir tek buna inan…
Çünkü sende gökyüzüm var. sende sonsuz yağmurlarım, k
utsal sessizliklerim var… Sende o küçük düş ağaçlarım var…
Affet bu küçük insanlığımı… Affet peşinden geldiğim bu kenti…
Affet o derin doyumsuzluğumu…
Göremedim affet, sen bu kentte denizden çıkan bir cesettin.
O yorgun ve ıslak saçları ömrüm olan bir ceset… Affet beni…
Gidilecek başka bir yer yokmuş bu kentte… Toprakla akan su
arasındaki yüzünden başka… İşte bunu öğrettin bana… O sessiz,
o kutsal yüzünle bana bunu öğrettin. Bu kentte aşk olamayacağını…
Beni kendine çağırdın. Akşamın o ıstıraplı eşiğine…
Son bir umutla sana sarılıyorum sevgili. Dünya nereye giderse gitsin,
bir tek sen kaldın bu kentte, birtek sen kaldın içimdeki iyilik
yüzünden utandırmayan beni…
Ben bu dünyadan kaçtım ve gidecek başka yerim yok…
Burası içimi kanatarak hızlanan bir kent…
Bir yanım ölü, bir yanım sen…
Sevgiliysen tanı beni, bil öyleyse…
Dediğin gibi sevgili,
daha fazla yabancı ölmek istemiyorum sana….


#2218
Sσn єlνєdα ..


#2219
Yüreğimin en sessiz harfiyle sesleniyorum sana
Sen yine aşka sağır susuşunla,
Şiirimden kanıyorsun.
Oysa kanayan gözlerimde seni taşıyorum bilmiyorsun.
Kelimeler batarken kuytularıma,
Gözlerimdeki hazandan eylül kokusu getirdim sana.
Yalnızlığıma biriktirdim seni
İsmini düş yaptım kendime…
Sende tutsak oldum içimin zindanlarına,
Sen avaz avaz koşarken ayrılığa,
Ben en sessiz cümlelerimi ayırdım yalnızlığıma
Noktalarımdan yakaladı hayat,
Ayaklarıma takıldı düşler ve sözler.
Sana kelepçeli düşlerden zaman ördüm,
Çığlık çığlığa susuşunla bir değil binlerce öldüm.
Damarlarımdan çekildi sensizlik,
Bir sürgün başladı içime.
Yanıp yanıp kül oldum sana,
Ayrılığına savrulup dem vurdum aşka…
Şimdi en siyah bir gecede,
Sözler kaçıyor bir bir sessizliğe,
Hüznün yağmurunda buluşuyor ayrılığın taneleri.
Yine şiirime sen bulaşıyor.
İklimime sen düşünce , ben üşüyorum.
Soğuğunda erirken, bir köz oluyorum…
Susuyor saatler zaman terk ediyor beni.
Bense hangi mevsime dönsem; sen estiriyor bu şehri.
Nereye gidersem gideyim, kaçış yok biliyorum,
Seni ardımda bırakmadıkça,
Söküp içimden gitmedikçe,
Sende başladığım her yol sana çıkıyor.
Kendimden vazgeçiyorum öyleyse,
beni bırakıp ardıma gidiyorum.
Meçhullerin sürüklediği bir hayatı bırakıp avuçlarına
Gömüyorum tüm şiirleri aşka,
Senden, benden geçip gidiyorum zamansızlığa !...


#2220
Bu Ayrilik ÖldÜrmez Benİ...Anliyor Musun


Sahile vuran köpük köpük dalgalar içinde

Hayatımın bir bölümü karaya ulaşırken

Diğer yarım denizde kalır

Uçsuz bucaksız mavilikler

Deli dolu renk cümbüşüne döner…

aynı ritimle dans eder deniz kızları

ve hiç bitmeyen suyun melodisine eşlik ederler
ben katılamam bu devrana…

köşeye atılmış deniz kabuğu gibi kalır

birinin beni duyması için kulağını dayamasını beklerim, umutsuzca….


Nihayet gece olur

Ve karanlığıyla örter kimliğimi… saklanırım…

Kimsenin bulamayacağı

Bulsa da tanıyamayacağı şekle bürünürüm…
Yaşamak istemem…

Bu ayrılık öldürmez beni anlıyor musun?

Kim bilir kaçıncı vedan?

Kaçıncı ayrılığa imza attı yüreğin?

Ve kim bilir kaç sevdanın failiydin?

Alıp alıp yüzüme sürdüğüm ıslak avuç içlerini

Kim bilir kimler özlemekte…

Ellerini tutan parmaklarımı sıkıyorum

Kırmak, kanatmak istercesine…

Ve sessiz bir sitem gönderiyorum

Seni tanıdığım güne…

Gün ağarıyor, her şey daha belirgin artık

küçük dokunuşlarıyla rüzgar tenimi okşarken

benden neler aldığını, bana neleri bıraktığını düşünüyorum

giden sen miydin? Yoksa yarım mı?

kalkmam gerek, yola düşmem gerek
Bu ayrılık öldürmez beni anlıyor musun




Alıntı</I>




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:20 .