Sσn єlνєdα ..
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 01-04-2008, 12:35 #1001

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye


Ten kokunu tenime, gece rüzgarı taşır.
Ilgıt, ılgıt esip de , öyle gel gecelere...
Sığınacak yer yoksa, sana sinem yaraşır.
Gündüzlere küsüp de, öyle gel gecelere...

Gözlerden ateşlenir, sevda bir kurşun olur.
Suya eğilirken de, güzel ceylan vurulur.
Sevdalandın bir kere, söyle nasıl durulur,
Yalnızlıktan kaçıp da, öyle gel gecelere...

Sığınmışız bir kere, gök kubbenin altına.
Yalnızlık akkor olur,içte eser fırtına.
Sevdaların yakarken, varmaz mısın farkına.
Alev,alev yanıp da, öyle gel gecelere...

Mevla aşık olana,güçlü bir sabır versin.
Ayrılık ateşine, dayanılır mı dersin.
Yemeninin ucuna, sevdanı düğümlersin.
Düğüm, düğüm çözül de, öyle gel gecelere...

Yürekte bu haykırış, hançer de çığlık varken.
Sinende olan ateş, seni durmaz yakarken.
Gözlerdeki özlemi, ay ışığı yıkarken.
Işık ,ışık süzül de, öyle gel gecelere...





Alt 01-04-2008, 12:35 #1002

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


sen gittin
bir yarım elvedayı çaldı saatler
pusulamda yön korkusu
duruşun zamansız seferi
acemi bir imgeydi aktı kanım
sen gittin
bir daha konmadı dalımıza
ne bir kuş ne bir vefa
efkarıma mim koydum
ve ifadem ağzımda sahih
yorgun bir anı teneffüs eder gibi
buradayım
bekledim yakarış kuyularında sabrı
bekledim adet üzere
kırkım geldi de sen gelmedin
bir sisin arkasına sığındı endamın
gülmedi düşlerimden başkasına
gülmedi güle bile
ey sonbahar güneşini kaza eden çiçekler
ey boynuma muska diye geçirdiğim yalnızlık
bana deyin
kusura açık olan mahalim neresidir
neresi bağ bayındır
kelebeksem kanadımda taşırım ateşimi
aşksa
göklerin mülküne bakar eririm
sen kapısında durmuşum bir kere
arzıma mecalim yok
gün vurur sırtından ufku
bekleyiş ikliminde gölgeler uzar
boş kalır ocağım
yazamam
bu naat beni aşar
metruk bir harfe zeyl düşerim ancak
topraktan bir bakiye sinmişse üstümüze
söz yanmaz mı efendim
adına nispet edilirse
dil dönmez bilirim
bilirim
kağıdın beyaz tenine tamah etmiştir kalem
bilirim
sahile vuran her şişede
denizin bilgeliğinden bir esrar kalmıştır
çökertilen bir damardır yüreğimdeki ısrar
terler hep akşamın kirli menzilinde hayalim
akşam ki karşılıksız bir bedele açılır
seni andıran bir işaret belirirken zihnimde
tökezler beyanım
bu naat beni aşar
söyleyemem
sevdam ki
kalakalır kelimenin ucunda
sukut gibi naçar
söyleyemem
çözülür dizlerimin bağı
hüznüm ile hatıran arasında
kendime gelişlerimde başlar
yazgıma itirazsız boyun eğişim
bir ikindi çağıdır başlar biteviye
ömrüm üşür
kendimden geçişlerime savrulur ağlamaklarım
geçtin vakti
bir ırmak bir geceyi nasıl geçtiyse öyle
bir tebessüm enendi asırların yüzünde
muhacir tedirginliği yaşadık tarzı kadim
geçtin vakti
nutkumuzda ay tutulması
münzevi bir çığlıkla kapandık
hayatın üzerine
sen gittin
nafile bir ibadetti gidişin
kavlayan dudaklarımızda hasretin mührü
gittin
ümit bakaya kaldı gözlerimizde
gittin
lakin gizli bir sen düşürdün içimize





Alt 01-04-2008, 12:36 #1003

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


“nedir bu?...
-içinde yaramın kabuğu var...
-yaranın kabuğu mu?
-düşündüm kü fotoğraf vermekten iyidir, fotoğrafa bakar bakar alışırsın...ama yara öyle değildir,etimden bir parçadır, ne zaman baksan acırsın...
-insan sevdiğine yarasını verir mi?”
Bu sözler miydi beni bu kadar etkileyen yoksa, ben miydim sözlere fazladan mana yükleyen bilemiyorum… İnsan sevdiğine yarasını verir miydi, onu hiç bilmiyorum… Sadece ağlamaklı bir ruh, hüzün taşıyan bir çift göz taşıyorum küçücük bedenimde… Aklımda binlerce fotoğraf karesi taşıyorum, içlerine girdiğimde yolumu kaybettiren!!! Susa durduğum binlerce fotoğraf karesi… Yüzleşemediğim anılarım var kalbimin her köşe başında… İnsan kalbinden kaçar mı??? Evet, kaçar… Onunla yüzleşemediği anlar da, yaralarını görmek istemediği anlar da kaçar… Her yolun en keskin virajında eli bırakılan bir çocuksan eğer, KALPTEN de kaçarsın bu diyarlardan da…
Masamdaki güllere bakıp koşuyorum çıkmaz sokaklara… Kalbimdeki yaralara bakıp kaçıyorum en kuytu köşelere… En korkunç kabusun içindey mişim gibi sıçrayarak uyanıyorum uykulardan!!!
Şizofren acıların yaraları var yüreğimde, yüzleşemediğim!!! Kanadı kırık bir martı var semalarımda uçmaya çalışan yaralı yaralı!!! Her çiçeğe düştüğünde aldanan bir ağacın solgun çiçekleri var ellerimde…
Bir yol, bir yol daha… Yolculuklar, aldanışlar, vuruluşlar ve sonra sevgisiz sofralara oturuşlar var yürek mekanımda…
Her gün bıraktığım sigaraya yeniden başlayışlar, içime her çektiğim nefeste, kocaman bir boşluğa dönüşen acılarım var!!!
Yiyemediğim yemekler, bakamadığım resimler, kullanamadığım eşyalarım var yaralarımı hatırlatacaklarından korktuğumdan…
Saatler var sadece yaralarım iyileşsin diye gözümü üzerlerine diktiğim, günler var acının en iyi ilacı zamandır dedirten, aylar var yaralarıma bak iyileştik kabuk bağladık dedirtecek, zamana diktim gözümü, bir deli misali…
Ölmüş ruhumun başında nöbet tutuyor bedenim gözyaşları içinde… Hani vardır ya, ölenin öldüğüne inanamazsın ya bir süre… Sanki canlanıp geliverecekmiş gibi bir his vardır hep içte… Ruhum öldü, ben nöbet tutuyorum başında kurda kuşa yem olmasın diye… Martı sürüleri dolanıyor leş kargalarına inatla ölünün üzerinde… Yüksek bir dağın zirvesinde bedenim ağıt yakıyor ölen ruhuma… Ne çok severdi martıları ruhum bir bilseniz… Mavi göklerde kanat çırpan o çığlıksever kuşlar!!! Ölüme saygılarından birlik olmuşlar leş kargalarını kovalarcasına uçuyorlar mavi semada… Sesinizi duysa koşar gelirdi arkanızdan O’ da çok severdi martıları, diyor bedenim!!!
İnsan sevdiğine yarasını verir mi?... Ruhum olmadan cevap bulamadığım bu sorunun cevabını ise herhalde mahşer günü öğreneceğim!!!
RUHUM, SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM!!!
Keskin bir virajdan dönerken hurda haline gelen aracımdan sağlam çıkan bedenime inat yaparcasına ölen ruhum, BEDENİM SANA SESLENİYOR!!!

“ Benim için üzülme!”…





Alt 01-04-2008, 12:36 #1004

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

günler günleri haftalar haftaları aylar ayları kovaladı ve sarı sonbahar geldi tabiatın öldüğü mevsim ... artık zaman konfeti misali sarı yapraklarda yürüme zamanıdır... artık zaman sevgiliyle aynı şemsiyeyi paylaşıp ıslanmadan yürümenin mutluluğuna erme zamanıdır... kaldırımda yürürken arabalardan sıçrayan sulardan kaçarken hayatın anlamını bulduğunu sanma salaklığını gösterme zamanıdır...gün geceye bürünürken o alacakaranlık parlement mavisi göğün altında arabaların park lamblarının hazan yağmuruyla ıslanmış yollardaki yakomazuna hazin bir şekilde karışma zamanıdır...gecenin içinde, kaba etini parktaki boş bi bankın soguk tahtasına şuursuzca emanet edip uzaktaki sevgiliyi hatırlayıp bir cigara yaktığında ihtiyacın olan sıcaklığı üstüne giydiğin monta daha sıkı sarılmaktan geçtiği acı gerçeğiyle yüzleşme zamanıdır...zaman yad etme zamanıdır.... bu zamanda sözlerin bi birimi yoktur... artık sözlerin, sıcak yaz günü egenin beyhude bi köy kahvesinde nargilesini tüttürüp cigarasını içen sarı çizmeli mehmet ağanın ağzından çıkanlar kadar önemi vardır....
bu mevsimde sevenler ayrılır hemde sevdikleri halde... bu mevsimde vaz geçer insanoğlu ağır geliyo dediği hayatından.... bu mevsimde kurur yaprakların soymuk boruları...yaprak vaz geçer daldan, dalda bezmiştir artık yapraktan.aynı dalda birbirlerine yarenlik eden iki yaprağın, nafile aşkları hoyrat bi hazan rüzgarıyla son bulur onlarda ayrılırlar... zaman ayrılıktır artık, ...zaman son bulma zamanıdır, ölüm kokar ortalık son yolculuğa uğurlanır tabiat...





Alt 01-04-2008, 12:36 #1005

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


Özlüyorum seni,
Yalansız bir özlem bu
Dolansız, saf bir özlem.
Yeni doğan bir çoçuğun
Minicik elleri gibi
Yumuşak ve mazlum
bir özlem bu...

Gökyüzü kadar büyük
Senin kadar yüce
bir özlem bu...

Hasretten ağlayanan sevdalıların
Yıllarca kavuşamayanların
İki gün bile dayanılamayan
bir özlem bu...

Ne yapacağini bilmeyen
Telefonlar bekleyen
Ağlayan, isyan eden
Kendisini harap eden
bir özlem bu...

Yolda yürürken
Otobüslere dört gözle bakan
Belki, onu görürüm diye
Kıpır kıpır yerinde duramayan
Salak salak, bos bos gezinen
Seni arayan bir özlem bu.

Bulutlara baktığında bile
Sanki seni göreceğini sanan
Orda olmadiğını bilen
Ama yinede şansını deneyen
bir deli özlem bu...

Yani güzelim,
Bir kalpsizi bile,
Ağlatabilecek,
bir deli özlem bu...





Alt 01-04-2008, 12:37 #1006

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Tertemiz bir dostluktan çaldık biz sevmeyi, nerden bilelim aşkın bize çarpacağını. Avuçlarımıza battı kırıkları akan kanlara öylece bakakaldık. Bilseydik aşkın üzerimizde kırılacağını açarmıydık semaya ellerimizi. Dua ederken başka başka sevdalara ansızın birbirimizde vurulup kaldık.
Günlerce, gecelerce gözyaşları biriktirdik satır aralarında. Yasak dediler köşemize çekilip ağlamayı seçtik, savaşmak yerine. Oysa bir yerde bir umut vardı bilemedik. Biz korkular biriktirdik dudaklarımızın buluştuğu noktada. Cesaret diye bir şey vardı ama biz kaçmayı seçtik direnmek yerine.
Gizli sevişmeler yapıştırdık gecenin anlına. Gölgemizi orda unuttuğumuzu bilemedik. Kimse görmeyecekti ya öpüştüğümüzü izimiz kalmış meğer herkes gördü biz göremedik.
Bir kıyamettir koptu aşkımızın adına. Biz ölmeyi seçtik inadına sevişmek yerine. Adı dilden dile dolaşırken sevdanın, damgasını çamurdan vurdular aşka. Biz yine susmayı denedik yersiz utançlarla...
Başımızı eğdikçe boynumuza vurdular azrailin keskin bıçağını. Aklımız ortalık yerde kalsın diye savaşıp durdular sevdayla. Onlar karıştırdıkça sevdayı biz sustuk. Yapacak şey kalmayınca binbir zehir katıp bize aş ettiler aşkın acısını. Biz yine itirazsız yuttuk.
Hep “bir gün” ler ekledik kavuşma hayallerimize. Öyle ya günlerin soyumu tükenir ki vuslat hayallere çiçek olsun. oysa takvimlerde tükenmezse günler ömürde tükenirmiş bilemedik.
Biz birbirimize "seviyorum" derken gözlerimiz sevişiyordu dur duraksız. Bana uçsuz bucaksız okyanus maviliği sana gecenin gizemli karanlığı düşüyordu yaşanacak. Birimizden biri yumsa ölüm kapıda diyordu sevda bize. Biz gecelerce uykusuz kalmayı seçtik, güneşi aramak yerine!
Güneş doğmadıkça günümüze, birbirimizi güneş ilan ettik kendi şehrimizde. Küçük oyunlar oynamayı seviyorduk biz sevda üzerine. Kumdan kaleler yaptık sevgimize, çelikten zırhlar yerine. Oysa dalgalar kumu çökertirdi biliyorduk. Varsın sonu ayrılık olsun deyip biz dağılana kadar beraberiz diye yemin verdik.
Bir gün kum tanecikleri gibi dağılacaktık biliyorduk ama biz uzun zamanlar hayal ettik. Rüzgarın çıkmasına dalgaların şahlanmasına çok var zannettik. Oysa onları bile göremedi küçük yüreklerimiz. Biz kendi kendimizi yok ettik. Korkularımız yendi bizim sevdamızı daha ufacık meltemde kendimizi salıverdik.
Biz ne zamana ne zulmete, nede zalime yenildik. Biz bir çocuk yüreğindeki saflığı sevdaya taşımayı bildiğimiz halde o cocuk kadar cesarete sahip olmayı bilemedik. Biz sevdamızı alıp omuzlarımıza yollara düşmeyi, sadece kendimiz olmayı bilemedik. Oysa biz başbaşa kaldığımız gecelerde hayallerle neleri bilmiştik. Biz bir "güçlü olmayı" bilemedik, birde "korkusuzca sevişmeyi" ...





Alt 01-04-2008, 12:37 #1007

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


Özletiyor Seni Bu Yağmurlar


Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazen
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun





Alt 01-04-2008, 12:37 #1008

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Özlem; nedir özlem hep kendi kendime bunu sorar dururdum. Yine özlem sorusu takıldı kafama, bu sabah karar verdim uzun uzun düşündüm. Sahi nedir özlem Ben neleri özlüyorum arkadaşlarım dostlarım neleri özlüyor diğer insanlar neleri özlüyorlar. Bir dostu, bir arkadaşı,bir sırdaşı anneyi babayı ve çocukları bu listeyi oldukça uzatabilir ve genişletebiliriz.

O halde nedir özlem; bir insanı bir yeri kısacası neyi istiyorsak onu görmek,ona kavuşmak beraber olmak isteğidir,desem, bu kez şöyle bir soru akla gelir,özlem insanı çok mu yakar kavurur içi içine sığmaz bir heyecan mı duyar yerinde duramaz özlediği her ne ise hep gözlerinin önünde baktığı gözünün iliştiği, her yerde, kıyıda bazen seraplar görür, onu görür gibi olur ellerini uzatır, tam yaklaştım, buldum, yakaladım,derken kayboluverir. Gözlerimizin önünde, canımızda kalbimizde,gönlümüzde, duygu ve düşüncelerimizde özlemlerimiz ve yakıcı yıkıcı gücü vardır.

Neleri özleriz konusuna yeniden dönersekevgilimizi,canımızı,kendimizden
daha çok sevdiğimiz nadide varlığımızı,uçsuz bucaksız kırları,çayır ve bayırları,mini minicik yeni doğmuş bir kuzuyu,minicik bir bebeği,bir serçeciği, hep insanoğluna dost olmuş bembeyaz bir güvercini kumruyu,flamingoları minicik Arı kuşlarını ve kırların özgür rengarenk kelebeklerini,hacı leylekleri özlemez misiniz? Kıpkırmızı gelincikleri minicik günaydın diye bağıran sevimli papatyaları,şırıl şırıl dereleri,gürül gürül ırmakları çarşaf gibi uzanan denizi gümüş rengi bayırları masmavi gökyüzünü
davudi bir sesle okunan ezanları enfes gözüken dalından kopartarak yiyebileceğiniz bir meyveyi,ormanları,rangarenk bin bir kokulu kır çiçeklerini
yağmur sonrası gökkuşağını ve güzelim toprak kokusunu,ramazan ayında iftara yakın saatlerde mis ekmek kokusunu hiç özlemediniz mi?
Veya özlemeyenimiz var mıdır? .
Buraya kadar tamam peki ya elimizde bulunan,yanımızda olan,dostlarımızın
arkadaşlarımızın,kardeşlerimizin,canlarımızın,komş ularımızın,çocuklarımızın anne ve babalarımızın,sevdiklerimizin kıymetlerini gerçekten biliyor muyuz?
Yoksa zamana ve alışkanlıklarımıza mı yeniliyoruz?

Lütfen, biraz daha özen ve dikkat hayat çok kısa etrafımıza alıcı gözle şöyle bir bakalım,kendimizi benliğimizi unutarak egodan sıyrılarak,telaşlardan ve koşturmacalar dan bir an olsun başımızı kaldırarak sükunetle suhuletle fakat atalete düşmeden bakalım.Kimi kimleri özlüyoruz?
Kimi veya kimleri özlemeliyiz elimizdekilerin değerlerini gerçekten biliyor muyuz? Şükrünü eda edebiliyor muyuz? Lütfen birazcık daha dikkat ve özen.


Olumlu ve yapıcı yakıcı kavurucu özlemlere





Alt 01-04-2008, 12:38 #1009

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Özletiyor Seni Bu Yağmurlar


Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazen
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun





Alt 01-04-2008, 12:38 #1010

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


ÖZLEM........

Seni Özledim Oğlum

Bilirmisin?

Bir umuttur özlem
Beklediğine sarılmak için
Zamanı durdurmak
Akreple yelkovana rest çekmektir özlem

Bir umuttur özlem
Uzak yürekleri
Bir birine tutturmak
Sıkı sıkı sarılmak
Kopmadan kalbe yapışmak
Bir umuttur anlık zamanda
Sevdiğini elini tutmaya çalışmaktır özlem

Özlem yürekten üşümüş
Dudakların çarpışması

Özlem, terminal hatlarında
Kaybolan duyguları bağlamktır yürekten

Uzatıp elini yüreğine
Bırakmaksızın sarılmak
Yıkılmadan kopmadan

Trenin raylara sarılması gibi
Benim seni yüreğime
Hapsetmemdir özlem

Özlem hiç kopmaksızın
Benim yanımda olmandır
Tükenmeden ayaz gecelerde
Senin geleceğini bilerek
Beklemektir sabahı
Gün doğana kadar

Ve seni yanımda olduğunu görmektir özlem
Ve seni içime çekmektiğim andır özlem
Sevgili oğlum..
Özlem sensindir...





Alt 01-04-2008, 12:38 #1011

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Örsün üstünde ses
Ve kıvılcım
Hep gençlik çığlıkları hatırlarım
Ayakları çıplak, göğüsleri yırtık
Yaralarıma umut basmışlar
Bir gülümseme gibi taşıyorlar
Kamcı izlerini ve kederi
Hatırlarım
Daha dün gibi
Yüzyıllar boyunca
Ezilenlerin serüvenini

Dallar suskun ve buruk
Kar türküleri acılı
Koğuşumdan ve tel örgülerden öte
..........





Alt 01-04-2008, 12:39 #1012

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


Özlüyorum seni. Gücüm yetmiyor unutmaya
Özlüyorum elini tutmayi sesini duymayi
Boynuna sarilip omuzunda aglamayi
Nedensiz sevinçleri
Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi
Özlüyorum
Gücüm yetmiyor unutmaya
Seni aramazsam unuturum sanmistim
Girmez sanmistim hayalin beynime
Geceleri düslerimde
Gündüz baktigim heryerde seni
Özlüyorum..
Renkler gitmenle soldu
Kirmizi kirmiziligini unuttu
Mavi maviliginin farkinda degil
Beyaz yanliz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus
Özlüyorum
Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek
Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler solmayacak
Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim
Sensiz seninle olmayi basaracagim
Sonun yaklastigini hissettigim gün
Beyaz,bembeyaz mendilimi sallayarak
Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek
Seninle sonsuzluga kavusacagim.





Alt 01-04-2008, 12:39 #1013

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Gözlerim takıldı özlemlerime.
Bir serçe kalbimi kırdı.
Toprağın gözyaşıydı gözlerinden elime akan. Güçlü ve kutsal, zarif ve tılsımlı... Ruhum sellere mesken... Ellerim yangın yeri... Yüreğim...
Acı aşkın yazısı, aşk acının turası...
Tarifsiz nice karanlıklar geçti gecelerden, nice isyan vazgeçti hecelerden... Görmüyor musun, nice yıldız ölüyor, sebep senden. Takvimlerden gemiler yaptım. Saldım zifirî gidişine. Battı zamanlarım, kayboldu yokluğunda. Ne yaş kaldı, bana; ne yaşamak. Ne yâr oldum; ne ihtiyar...
Şimdi gelsen... Neye yarar...
Tek kelimeydi bende "dünya", "hayat" tek kelimeydi. Sende saklıydı nice anlam, binlerce söz. İki heceydi "yokluk". İki hece "imkân"... Hecelere bağladın ellerimi, ayaklarımı. İki kelimeyle vurdun sol yanıma. Aldın sözlerimi, anlamlarımı savurdun, kuru toprağa. Ölü kelimeler kapadı üzerimi, makberim oldu o son gülümseyişin. Ben seslenemedim, sen ardına hiç bakmadın.
Şimdi gözlerinden akan, yalanıdır vefanın.
Şimdi "anlam" tek kelime...
Şimdi "sen" anlamını bilmediğim bir hece...
Gün akşam... Mevsim hazan...
Yıllar oldu,
"Değiştim" diyorsun.
Aynısın, görmüyorsun.
Adı hâlâ ayrılık;
değişmedi bende zaman.





Alt 01-04-2008, 12:40 #1014

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Bir Özlem Şarkısı

Ne çok özledim seni bilsen
ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde
ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından
sağır sultanlardan
acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden
kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden
her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan

ne çok özledim seni bilsen
gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi
yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını
tutup sana gelmek isterdim.
henüz uyku sersemiyken yıldızlar
doğmamış başakları okşarken bir rüzgar
ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi
nisan yağmuru gibi yağmak isterdim
teninin karanfile çalan kokusuna
ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine
sesinin aksi sedası olmak isterdim
bir meltem esişinde

ne çok özledim seni bilsen

bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde
ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur
ne acı kalır yürekte ne gözyaşı
bir değse gözlerin gözlerime
ne hüzün kalır gecemde ne matem
ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı

ne çok özledim seni bilsen
yitirilmiş sevdaların harman alevi
düşlerinde pusudayım
kulağım kirişte ellerim tetikte
gözlerim ufukta dalgalanacak
o kızıl saçlarında





Alt 01-04-2008, 12:40 #1015

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


Yine gelmedin kollarıma sevgilim
Kollarım bomboş, sevgisiz
Bir annenin çocuğunu kucaklaması gibi
Beni sımsıkı bedenine, sarmanı bekliyorum
Bekleyip de, beklediğine kavuşamamak
Nasıl bir duygudur, bilir misin?
Beklemek, ama beklediğine kavuşmak
Özlem olan budur, hisseder misin?

Gece simsiyah, çaresiz, mahsun
Ne arzular gizli bu zamanda
Arzu erişildiğinde, sımsıcak
Kaybettiğinde ise kâbus
Beni kâbuslarımdan uyandır, sevgilim
Bitsin bu özlem, gözlerimi açmak istiyorum
Açıp gökyüzünün maviliğini
Sonsuz gizemini, görmek istiyorum.

Seninle yeni bir güne uyanmak ne tatlı
Taptaze bir güne yeni başlamak ne umut
Umutlarım bende bitti, seninle yeni başladı
Benimle beraber yeni bir zamana uyan, sevgilim.
Kollarımda yeni doğmuş bir bebek gibi
Mahsun, sevgi ile büyüyen bir çocuk gibi
Ama sen çocuk değilsin, mahsunluğun da geçti
Yine gelmedin, yine ben mahsun, ben çocuk.....





Alt 01-04-2008, 12:41 #1016

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

"HASRET TADINDA"
Öyle düşüşün vardı ki yüreğimden,
Bana hüzünden başka ne bıraktın...
Bir hatırına düşebilseydim,
Yokluğuna göz yaşı döktürmezdin...
Şehrimin ışıkları yetmiyor aydınlatmaya karanlığımı,
Gittikçe gömülüyorum,
Yeniliyorum sensizliğe...
Beni erken karanlığa attın,
Bitirdin gülüşlerimi,
Bitirdin özlemim(n)i..!!





Alt 01-04-2008, 12:41 #1017

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


Uzaklardan geliyorsun, yorulmuşsundur
Gel uzan yanıma sarılalım bir ölümlük
Düzeltme saçlarını dağınık kalsın
Tütün koksun dudakların elerin kadar
Bildiğim en güzel masalları çıkardım çocukluğumun
tozlu sandığından
Dizlerime yasla başını anlatayım usul usul
Sen uyurmuş gibi yap ama uyuma
Yollar bizden daha güçlü kabul et artık
Harab etme kendini boğulsanda hasretten
Düşemediğin için yollarıma
Bilirsin her hikayenin bir kaybedeni birde kazananı
olduğunu
Bizim hikayemizde bizden başka herkes kazandı
Kaybedeni oynamaktır kaderimiz
Şehirler boyu namlulara sürülen bütün kurşunlar bizim
için...

Hasretlik zor derlerdi inanmazdım
Düşeli bu derde nelere heves ettim bir bilsen
Şiir diziyorum gecelerde, ak gerdanına sayfaların
Uzun uzun yazıyorum yüreğimi sınayan sevdayı
Unutmazsam not düşüyorum altlarına
"Ceylan'ıma"
Herkes bilsin istiyorum seni
Gözlerinin boğulduğum derinliğini
Ellerinin maharetini, güzelliğini
Saçlarından çaldığını gecenin karasını
Ağzını her açışında sesinden dökülen incileri
Sevdamızı, hasretimizi
İçimin nasıl kızıma yangınlandığını
Bilsinler istiyorum işte...

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi
Bu yaşlı şehre öğretiyorum sensizliğe nasıl tahammül
edeceğini
Bir şehri mühürledi gözlerin
Tüm kapılarına zincir diye kirpiklerini vurdum
Kilit üstüne kilit zincir üstüne zincir...
Bundan mıdır acaba sana gelemeyişim?
Geceydi, sen uyuyordun, usulca kalkıp yanından
Ruhumu Palandöken'e gömdüm
Buzdan dudakları büzülüp acıyla selamladı bizi
Eğildi önümüzde ayak bastığımız diğer şehirler gibi
Bahar nasılda erken geldi diyordu limon satan genç
Bir ara söyle, bizdendi....

Sevinmelisin
Bir dikili ağacımız yoksa da şu dünyada
Özlemimizle halleşmiş şehirler bırakacağız ardımızda
Olur ya ayırırsa kader bir gün bizimde ellerimizi
Hani nemli gözlerle ve tebessümle izleyemediğimiz
Türk filimlerin de olduğu gibi
Ayrı ayrı her adımladığımızda
Şehirlerimizin caddelerini
Titreyecekler ışığa koşan pervaneler gibi
Kaç gün oldu sesini duymayalı
Kaç gündür tenine hasret saçlarım
Kaç gündür gözlerim arıyor toprağımı
Saymıyorum artık unuttum tüm takvimleri
Sahi nasıl bakardı senin gözlerin
Kırmızı kazağın var mıydı?
Sever miydin limonu bol şehriye çorbasını?
Çayı, sigarayı
Bıraktığım gibimi duruyor eşyalar evimizde
Hoşgör
Senden daha iyi bilidiğim için sensizliği

Kopup bağrından, bu şehre döndüğümde kıştı
Kardan adamlara havuçtan burunlar takıyordu çocuklar
Baktım bu gün bahçeme
Eriğim çiçeğe durmuş nazlı gelin edasıyla
Kış gitmiş bahar dayanmış kapılara
Ve Cemreler dayanamayıp suskunluğunun kahrına
Düşmüşler birer birer sevdiğim
Havaya suya toprağa....





Alt 01-04-2008, 12:41 #1018

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

Beyaz güvercin kanadina bağlandı yolcu
Havalandı,kaç kırlangıc yuvasında yavru
Örümceğin ağından sevre doğru
Tekbirlerle hayal ile buluştuğumuz kabe
Sevgiliye özlem,gül kokusuna gün doğdu
Boşanan göz yaşları,onun huzuru
Güllerin efendisine özlem,her rüya, gül dolu





Alt 01-04-2008, 12:42 #1019

Pαтяon

Forumun Tiryakisi


Mahrem sevdalardı yüreklerimizde sakladığımız, günü gelse dahi açığa çıkmayan yakarışlarımız, gittiğimizde bıraktığımız anılardı geri gelip almaya çalıştığımız. Faydası olmayan bekleyişler uzanıyordu gölgemizin dibinden gökyüzüne, gökkuşağının ardında ansızın beliriyor, yağmurları tekrar ve takrar yanı başımıza topluyor…
Gök gürlemesin artık, karanlıkta yalnız başına ağlayan bir çocuk belirmesin rüyalarımın derinliklerinde bir yerlerde, özlediklerim dindirsin hasretimi, bitmemiş düşüncelerim, nihayete ersin artık… Bulutlar, çekilin artık üstümden, yıllardır geciken güneşim doğsun, sitemlerim savrulun artık, şu bitmeyen çilelerimin günü dolsun…
Sanadır yazılarım. Yıllar boyu cebimde biriktirdiklerim, sanadır! Güvenilmemek yaradır benliğimde, beklemek ise alın yazım. Gitme demeyeceğim bu defa, ama bil ki nereye gidersen git, seninle bende geleceğim. Kalbine yeniden umut koyup, beni sevmeni umut edeceğim…
Kafanı kaldır, gökyüzüne bak! Düşün sonra hayat nedir diye. Sonra hüzünlerin, acıların gelsin aklına, kederlen yine ama devam et düşünmeye, sonra beni düşün. Kapında kaç zamandır beklediğimi düşün, bunca zaman sonra sana dönmemi sağlayan nedir düşün, seni mutlu görebilmek için feda edebileceklerimi düşün.
Ara sor, ama bil ki bulamazsın, senden kopan parçaların bir yarısı bende, uğraşsan da onaramazsın. Zaman her şeyin ilacı derler ya, bir türlü inanamazsın. Eksik bir parçasın yüreğimin derinliklerinde, ne koyarsam koyayım dolmayan koca bir boşluk gibi sanki yokluğun, umut biriktirmeye yer kalmamış yanında, dolmuş taşmış yüreğimin her yeri kederle…
Tanıdık kuş cıvıltıları bile çalmaz oldu kapımı, hüzün dolu gökyüzü benim için ağlıyor artık. Sen yoksun yanımda, özlediğim, beklediğim ve tek sevdiğim, sen yoksun yanımda! Sana gitme demeyeceğim bu defa, bilmiyorum ne olur, bilmekte istemiyorum açıkçası, savrulup bir yaprak gibi rüzgâra, bana sadece kaderimin gösterebildiklerini göreceğim, ama gitme demeyeceğim bu defa…
Mahremdi birlikte nefes alışımız bile ya da almak isteyişimiz. Sonuç yoktu, gelişmesiz sonuçlara ulaşılamıyordu, giriş olmadan gelişmede olmuyordu çünkü. O gitmişti, yine gitmişti. Bunu kaç kere yaptı bilmiyorum. Yarı yolda bırakıp her şeyi, her zaman en iyi yaptığı şeyi yapmış ve gitmişti, bitmeyen günlerimiz, yaşanamayan sevilerimiz vardı oysa ki, ama o gitmişti!
Bugün mü günahkar, yoksa yarınlar mı bundan sonra. Kadehlerin dibini görüp efkarlanmak mı günah yoksa. Günlerini ona adayıp, gecelerinde de onu düşünmek mi günah? Bazı şeylerin anlamını bir kere daha düşünür oldum, mahremiyet mi yoksa deli gibi sevişmek mi günahtı?
Gizliydi belki de her şey, derinlerde yaşanılan ama bir türlü açığa çıkmayan. Yıllar boyu beklemek ya da sevdiğini söyleyemeden her gece yastığını ıslatmak mıydı sevmek? Gözlerini tavandan ayırmayıp, onun sevdiği şarkıları düşünmekti belki de, umudunu yitirmeyip, bir gün her şeyin güzel olacağına inanmaktı belki de, bilmiyorum…
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir derler ya, hiç sağın kalmadığı bir savaştı bu. Yüreklerde oynanılan kışkırtıcı oyunlardı tamamı. Ne bir kazanan ne de bir kaybeden vardı, her şey bir oyundu ve her güzel şey çabuk biterdi. Uzanıp giderken, bir sahil kenarında kumların üzerine, ansızın bir dalganın gelip çarpması gibiydi gidişi. Yine de, yapacak bir şey yoktu, gitmişti…
Söylediklerini düşünmekti en acı olanı, gitmem gerek deyişini duymaktı yakıp kavuran içimi. Oysa onu mutlu görebilmek için feda edebileceklerimi hayal bile edemezdi, çünkü gitmişti…





Alt 01-04-2008, 12:42 #1020

YαnLızßαяon

Yasaklı Üye

BEŞİNCİ MEKTUP



Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:37 .