#1801
Madem ki Sen Yoksun
Madem ki sen yoksun yanımda
Madem ki senden başkasına varmıyor ellerim
Madem ki sensiz çarpmıyor kalbim
Yaşamak haram bana

Şu öksüz yüreğimin sahibi sen
Şu yaralı kalbimin ilacı sen
Şu sevgimin sahibi sen
Sen yoksan yaşamak haram bana

Sensiz bir günüm geçiyor
Kelimelere sensiz başlayıp
Sensiz bitiriyorsam
Sensiz nefes alıyorsam
Dudaklarımda senin ismin yoksa
İşte o zaman o hayat haramdır bana



#1802
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, Nerdesin?

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlıyacağım.


#1803
Bırak Gitsin


Sen gönlümün kapısını
Boşa çalma giremezsin
Bıraktığın acıların
Sızısını bilemezsin

Bir yakar ki ta derinden
Titretiyor temelimden
Gittiğin o günden beri
Kan geliyor yüreğimden

Yaptığını anlamamı
İsteme ki anlayamam
Yeterince yaktın beni
Daha fazla dayanamam

Ellerini ellerime
Uzatma ki tutamazsın
Sen bu aşkın lokmasını
Bal eğleyip yutamazsın

Bırak öyle dokunmadan
Nere gidecekse gitsin
Ben aşkınla yok olmadan
Bırak bitecekse bitsin


#1804
Ölüme Gazel



Ne kötü bir dünya bu; sevgisiz, acımasız
Yaşarken dolu dizgin, ölüvermek apansız

Sen, en güzel yerinde olsan bile yaşamın
Alırlar, götürürler bir yerlere zamansız

Bütün o sevdiklerin, dostların, yakınların
Koyup giderler seni orada yapayalnız

Çalkalanır gidersin kapkara bir boşlukta
Ne sevinç, ne de keder; artık her şey anlamsız

Hakkın yok üşümeye, ağlamaya, gülmeye
Unutma! ölüsün sen, boş bir kalıpsın cansız

Her şey geride kaldı, ne sandın yalan dünya
Gördüğün gibi işte; bir ölüm var yalansız.



#1805
Mahşer Güneşi


Geceler gündüzleri
gündüzler geceleri
kovaladıkça kovalıyor
Saatler günlerin
günler haftaların
düşmüş de peşine
yıllar da dizi dizi dizilmiş
yılların ardına peşi sıra
Amansız bir kovalamaca
amansız bir tâkip sürüp
gidiyor zaman yaratıldığından
bu yana hep
Bu böyle devam edecek
Tâ ki kıyâmet kopana dek
Tâ ki ufukta mahşer güneşi
Parıl parıl parıldayana dek.


#1806
Geceyle Konuştum



Karanlık güneşi götürdüğünde
Geceyle konuştum kendi kendime
Şafağın şebnemi gözüktüğünde
Geceyle konuştum kendi kendime

İçim sızlar, ağladığımda
Bir başka diyara uğradığımda
Ansızın uykudan uyandığımda
Geceyle konuştum kendi kendime

Ah vah edip sızlandığımda
Sevincimde ve de kızgınlığımda
Yeri gelip ben de nazlandığımda
Geceyle konuştum kendi kendime

Hasret çekip, ruhu efkar basınca
Kuşlar yuvadan göçüp uçunca
Hak'kın yoluna birgün adım atınca
Geceyle konuştum kendi kendime

Ecel kapıma dayandığında
Son bir nefesle kıvrandığımda
Can bedenden ayrıldığında
Geceyle konuştum kendi kendime


#1807
Sevipte Sevilmeyenler icindir

Bu Siiri tüm sevipte sevilmeyenlere...
Bu Siiri sevgi dolu ümitlerle, sevenlere..
Hani o bin cile cekipte, güldürülmeyenlere..
Bu Siiri hayatin gercek yüzünü görenlere armagan ediyorum....



Hayallerimde hale yasiyorsun..
Rüyalarimda sanki beni izliyorsun...
Yüzüme gülerek bana yalan söylüyorsun ...
Kizim sen insafsissin.. beni aglatiyorsun..

Et tirnaktan ayrilmaz.. ben senden nasil ayriliyim ...
Bu sevgim seni aglatmaz... peki ben nasil aglamiyim..
Sevipte, sevilmeyenler kavusmaz... simdi ise yanlizim..
Hatiralar ve anilar unutulmaz.. o zaman ben nasil unutiyim..

Her unuttum dedigim an.. yine hatirladim
Her sevmiyorum dedigim an.. yine agladim...
Sanki bitmez bir aci.. belime baglanmis..
Ben sana degil güzelim .. SENIN O YALAN DOLU GÖZLERINE INANDIM


#1808
Gülölümü



Herhangi bir evin
herhangi bir odasında
kırmızı bir gül ölümü solumakta

I

sen şimdi kara bir kuşkusun
kalabalık bir şehrin yitiklerinde
mavi ellerini de siyaha boyuyorum
öylece kalıyorsun kendi cehenneminde

II

herşey çok boyutlu
ellerinde yumuşacık bir İstanbul
ellerin yine mavi
İstanbul
martıların,
geçip giden suların,
gemilerin çığlığında şimdi.

III

Madem ki öleceğim
bir deniz ortasında ölmeliyim
ya da bir gece yolculuğunda
ve
mutlaka mavi olmalı kefenim

IV

gölgelerimiz
yan yana uzamıştı cadde boyu
kızkulesi sağımızda
kalıyordu
tütün, şarap ve balık kokuyorduk
ve
zaman korkmadan geçiyordu
suların üzerinden
İstanbul
beyoğlu sokaklarında
dileniyordu,
balık tutuyordu boğazın serin sularında,
çığlıkçığlığaydı.
köprüler
enikonu serilmişti
suların üzerine

insanlar boyuna yoksullardı
bir çocuk
hiç durmadan simit satıyordu
bir adam
yoksul sandalyesinin dibinde
köprü altında
upuzun yatıyordu.
herkes kendi dünyasındaydı.
biz
neresindeydik
kendimizin?
masmavi, ipincecik bir ipti yaşamak
en çok sustuğumuz yerde kanıyordu
yalnızlıklarımız eşitlenmişti
bundandı belki durup durup
hüzünlenmeler de
en güzel yanılışım demek isterdim
ellerinin maviliğine


#1809
Üzerine
Gün doğmamış düşler,
Sayıkladığında kırık rüzgar baladlarını
Kaç aşk boyudur zaman
Bilir misin?


Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.

Kahküllerinde damıttığım gözyaşlarım
Ruhunda imbiklenişler ,
Hayallerimi yatırışlarım!!!
Sonrası bir dala tutunma arzusuyla
Goncalarında jale olmak.

O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.


Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde...

Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.

Odanın bir yerlerinde unutulmuş
Bir zamanların şaşaalı Müzik Dolabından
Bir kırkbeşlik sarıverecek sevdayı.
Ardından
Sana yazdığım o şarkının
La minör çırpınışları aksedecek
Şöminenin alaz senkromlarında.

“Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor…” ***

Bittiğinde Şarkımız ;
Uzanıp söyleyen dudaklara,
Kaydedeceğim Veda buselerini
Sevda demirbaşlarına.


#1810
GÖLGE AŞKLAR KUARTETİ


Gün döndü sevda yüklü kanatlara
Döküldü tan kuşku sürgünlerine…


Bir sevda yankılanır hazan düşlerimde
Rüzgar yalarcasına geçer kıraçlarımı
Dönemeçlerimde giz sevdalar
Titremelerle girilmiş koyunlarda şüphelerim

Bilirim ki
Aşk ötesidir uzanışlarım…

Dolunay ürküsü nazarların
Gölge aşklar kuarteti misali
Yoksul davul vuruşlarıyla
Damla damla hazana dönüşen aşk

Gecenin sabaha selamı gibi
Baharda çiçek olur konfetiler
Kamelyalarım sarar sevda sürgünlerini
Manolya beyazlarında erer sukûta

Bu sevda
Açılan ellerin restidir…

Anarken şiir düşlerin oylumlarını
Pusulada mealsiz belli belirsiz sapmalar
Kuzey güney med cezirlerinin
Esaret ateşinde yalnızlıklar.

Çıkarırım tüm senfonilerden
Fa diyez yakarışları
Bilesin…

Aşk
Sadece aşk olmalı

Ataklarında vurgulu sazlar suskun
Ortada sadece kemane dansları salınmalı
Ay ağlamaklı
Yürek yitik
Sevda başıboş dalyanlarda

Havaysa aşka dönük…


Suyu ısınmış sazların
Titrek bam tellerinde örtülü sevdalar
Rakkas kıvrımlarında ayın dördü
Ebem kuşakları yıkmakta horonu

Dersin
Gecenin dönümü ayrılık
Sabah hasrete vuslat

Dersin
Bir gece uzantısı sevişmelerin
Yaprak sesleri akmış bahar gözlerine
Yüreği hala tutsak kuşku sürgünlerimin …


#1811
Dudaklarımda hasretin...

Tutsak olmuşum gözlerine..
Baktıkça ışıldıyor gözlerim..
Hasta olmuşum ellerine..
Tuttukça sanki havalanıyor bedenim..
Aşık olmuşum sözlerine..
Duydukça dudaklarımda küçük bir gülümseme..
Aşkı tadamayanlara inat..
Yaşıyorum aşkı anlatıyorum dünya aleme..
seviyorum işte, ötesimi var..
Sanma ki içimde aşkın ta kendisi var..
Damarlarımda geziniyor deli öfkem..
Gözlerimden akıyor dudaklarıma..
Gülümsememde sankib ri burukluk var..
Yaşayamadan biten aşklara inat..
Unutmak zor belki hatta olanaksız..
Başka gözler war üstünde..
Başka bir el var bedeninde..
Yinede güçlüyüm diyebiliyorum..
Çabalıyorum, yaşayamadıklarımı hapsediyorum..
Sanmaki mutluyum böyle..
Aşk denen oyuna meydan okusamda..
Bir yanım aşık sana deli gibi..
Öbür yanım kızgın we öfkeli..
Duygularım dalgalı denizler gibi..
Boğulmadan ulaşmalıyım uzaktaki o adaya..
Biliyorum ordasın bekliosun beni..
Kalbinde hala bir parçam saklı sevgili..
Her ne kadar zor da olsa,bilirim,
Seviyorsun işte inkar etmiyor gözlerin
Bana inat başka hayaller peşindesin..
Umutsuzca yaşıyorsun sahte aşkları..
Kalbinde ben varken, dudaklarında hasretim..
Karanlık odalarda aşkı bulmaya çalışıyorsun..
Kendi mutluluğunu kendin hapesiyorsun..
Ne kadar sürer bilmem bu yolculuk..
Bir yanım o adaya ulaşmak istiyor..
Sarılıp öpmek istiyor seni..
Özlemişim demek istiyor..
Diğer yanım korkmuyor boğulmaktan..
vazgeçm iş ellerinden, bu sevdadan..
Kumsaldaki deniz kabukları kadar masum sanma kendini..
İçindeki siyaha sarılmış yüreğin..
Beyazını yok etmiş gördüklerin..
Ne dersen de, ne düşünürsen düşün sevgilim..
Yinede bilki BÜTÜN ŞİİRLER SANA..
ELLERİM, YÜREĞİM, BEDENİM HALA SENİN..
DUDAKLARIMDA HASRETİNNN......


#1812
Başka Ne Verdin
Kulumsun dedin dünyaya getirdin
Bir akılsız baştan başka ne verdin
Genç yaşımda kara çula yatırdın
Sonu meçhul işten başka ne verdin

İnandım kalp ile; gördüm göz ile
Bağlandım sana yürekten öz ile
Hep avundum; şükür denen söz ile
Hayal ile düşten başka ne verdin

Kırk yıl gezdim, dolandım hüsran yerde
Vuslatın dost ile aramızda perde
Hani verdiğin çareler nerde
Birkaç damla yaştan başka ne verdin

Derdi, gamı çekmek bana pay oldu
Geçmedi günler bir türlü, ay oldu
Emeklerim gitti boşa, zay oldu
Temmuzda kıştan başka ne verdin

Şu gönlüm dünya varından caymadı
Neyleyim, vicdanım hakka uymadı
Verdiklerin ile gözüm doymadı
Toprak ile taştan başka ne verdin.


#1813
DAĞ RÜZGARI


Kaderde senden ayrı düşmekte varmış,
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan,
Hele seni böyle deli divane sevmeden,
"Yalnızlık güzeldir" diyordum.
Al başını, kaç bu şehirden,
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara,
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git,
Git gidebildiğin yere git diyordum.
Oysa ki senden kaçılmazmış,
Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış,
Bilmiyordum...
Yine de dayanmaya çalışıyorum işte,
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen,
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye,
Rüzgar güzel bir koku getirmişse,
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum.
Yaşamak seninle bir başka zamanı,
Bir başka zamanda seni yaşamak,
Her şeyden önce sen,
Elbette sen,
Mutlaka sen,
İster uzaklarda ol,
İster yani başımda dur,
Sen ol yeter ki bu zaman içinde,
Ben olmasam da olur.
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır,
Bitmiyorsun...
Çaresizliğim gün gibi aşikar,
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin,
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran,
Sen güneş kadar sıcak,
Tabiat kadar gerçek,
Sen bahçelerde çiçekler açtıran,
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık,
Sen, o tek sevgi içimde,
Sen görebildiğim tek aydınlık,
Bir nefeste benim için al,
Havasızlıktan öldürme beni,
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak,
Susadım diyorsam,
Bir yudum su içmelisin,
Ben yorulduysam sen uyumalısın.
Ellerim sevilmek istiyor,
Saçlarım okşanmak istiyor,
Dudaklarım öpülmek istiyor,
Anlamalısın...
Ağaçların yeşili kalmadı,
Gökyüzünün mavisi yok,
Bu dağlar o dağlar degil,
Rüzgarında kekik kokusu yok.
Kim bu çaresiz adam?
Bu kan çanağı gözler kimin?
Kaç gecedir uykusu yok,
Gündüzü yok,
Gecesi yok,
Yok!
Yok!
Anladım...
Sensiz yaşanmaz bu dünyada,
İmkanı yok...


#1814
Seni Yaşamak..!!

Bu akşam deniz misali gökyüzü,
sanki yüreği kanayan tanrıça.
Sırılsıklam saçları,dağılmış dalga dalga,
bir ağıt kopuyor gözlerinden;
Usul usul ağlıyor...
Sıyrılıp farklı bir tene bürünürken gözyaşları,
bir değil bin çatlağına sızıyordu dudaklarının...
Ona çarpılan bir damla güneşin doğurduğu,
yedi kutsal renk,milyonlara bölünüp kanıma karışırken,
işgalinden kendini kurtaramayan yüreğimi istila etti.
Bir balıkçı feneri gibi kısılıyor gözlerim.
Ruhumun derinliklerinde,
beni çağıran sese bedenim teslim olurcasına,
adımlarım hızlanıyor,Konuşamıyorum...
Yağmur sularına kapılıyor sesim.
Gökyüzüne tutuyorum yüzümü,
gözlerim kapalı var gücümle tutunacak,
bir cümle dileniyorum senden.
Avazımı sildi süpürdü bu yağmur;
Bütün şehir bu yağmurun altında tüneyerek,
bir sessizliğe büründü;
bir gardiyanın baş ucumuza dikilip,
her birimizi kendi hücresine götürdüğünü gördük.
Ayrılıktı bu tanıdım...
Muhtemelen sende tanımışsındır..?
Hayatımızın beklenmedik evrelerinde,
Azrail gibi baş ucumuza dikilip soğuk kanlılıkla beklerdi.
Bazen mektup beklerken,gara giderken,
bir şehirden bir şehire yolculuk yaparken
ve bazende duymak istediğimiz
bir cümlenin kabuğundan saklanıp yüreğimize inerdi...
Her gelişinde bir şeyler götürür,
gün gelir bir yanımızın eksik olduğunu anlardık.
Bir şey daha anlardık...
Eksik bir yanımızın diğerimizde olduğunu.
Ve ben şimdi özlüyorum seni bir yanım...
Bu yüzden bir kez daha bildiğimi saklayacağım senden.
Bin kez daha ayrılık dikilip götürsede hücreme,
bin kez daha seveceğim seni...


#1815
Bırak Unutsun


O seni çoktan unuttu desinler,
Aldırma hayata küsme arkadaş.
Yarası geçiyor bak yavaş yavaş.
Onu gözünde küçülttü desinler.

Eğer sevdiysen bilirim dertlisin,
Onda değil sen bende kıymetlisin.
Yeter çok içtin bak zaten demlisin
Üzülme, ağlama, bırak unutsun!...


#1816
Başka İş Hep merak ederim
Nasıl sevişir kardelen çiçeğiyle kar
Ve kar damara nasıl akar,
Uzatıp başını ak yorgandan
Nasıl sessizce ortaya çıkar?
Oysa geldi de denemez
Şenlikleriyle bahar.

Benim bildiğim bahar
Çiğdemle başlar,
Bu işte belli ki
Başka bir iş var.


#1817
Bu Şehir, Varoşlarında Gizlerdi Seni...



Bekçileri,
polisleri peşimdeyken bu kasvetli şehrin...
En anarşist tarafımla sevdim ben seni...
duvarlarına yazı yazardım,
geçtiğin yollardaki bütün evlerin...
seni seviyorum diye haykırabilmek isterdim
en ümitsiz tonlarında hayatın
oysa siyasal aşklar dökülürdü hayta ruhumdan yalnızca...
dedim ya..
en anarşist tarafımla sevdim ben seni...
varoşlarında gizlerken bu şehir seni...

sağımda solumda sen vardın...
bir tarafta olmalıydım oysa ben...
en kiremit rengi öfkelerimle tutuşurken kavgalara...
hangi elimi kaldıracağımı bilemeden bu amansız aşka...
öfke kusardı akşamlar..
geceler nefret kokardı üçlere doğru...
bir cılız anarşist tedirginliğiyle hüzünlenirdi yüreğim..
dedim ya..
en anarşist tarafımla sevdim ben seni...
varoşlarında gizlerken bu şehir seni...

kaldırımlara vururken, yalancı yakamozlar,
ankara kadar dumanlıydı başım...
kuğulu park’ta süzüm süzüm süzülürdün...
bir saman alevi gibi sönerdin bir polis sireniyle sonra...
içimi cız ederdi bir sevda...
ne sağında kaldım bu aşkın, ne de solunda...
bir türlü bilemedim,
yüreğim Ankara’nın hangi tarafında..
dedim ya..
en anarşist tarafımla sevdim ben seni...
varoşlarında gizlerken bu şehir seni...

Ankara garında bir sisli şubat akşamı...
bir heyulaydın.
kaybolup gittin çığlık çığlık sanki.
Bileklerime vurulurken kelepçeleri uzun bir ayrılığın,
bir yarım izmarit gibi,
duman duman tüterdin içimde için için...
oysa aşklar bitmiştir artık...
herşey boştur...
ve aslında yaşanan herşey anarşist bir oyundur...
dedim ya..
en anarşist tarafımla sevdim ben seni...
varoşlarında gizlerken bu şehir seni...

seninle beraber herşeyimi kaybettim gülüm...
ruhumu kemiren bütün haksızlıklar
anlamsızlaştı burjuva akşamlarda...
ne kadar isterdim,
bu şehrin bütün duvarlarına adını yazmayı oysa...
hayatın artakalan bütün tonlarıyla...
herşey uysallığında bir suskun ayrılığın.
Seni bulup bir gül uzatabilmek için...
Parkemi bırakmalıydım bir dost pususunda...
Yalnız ve bir yüreğimle geçmeliydim
bütün düşman pusulardan
kıyak bir Birinci dumanıyla...
dedim ya..
en anarşist tarafımla sevdim ben seni...
varoşlarında gizlerken bu şehir seni...


#1818
Bırakın Gitsin

Söyleyin ne verdi bana dertlerden baska
Küstürdü beni sevgiye,hayata ve aska
Benimde elbet birgün sans1m dönecek,
Birakin su zalimi birakin gitsin.

İnanin sevilmek çok geldi ona
Simdi onuda dünyasi çöksün
O da ask acicini bu derleri görsün
Birakin bizim sevdamiz burada bitsin.

Yasatmadi bana bu askimizi doyasiya
Zehir katt1 ekmegime, suyuma, asima,
Bahari görmeden kisi getirdi dallarima
Birakin su zalimi birakin gitsin..

Anmayin yanimda o vefasizin adini
Tekrar kanatmayin su kapanan yarami
Çok çektim ben ondan tekrar bana bunu yüklemeyin
Birakin su zalimi ne olursunuz birakin gitsin...


#1819
Çiseleyen Kehanet



güneş azat edince ışığını
ay son kez selamlayınca yakamozlarla denizi
gökyüzü savurunca saçlarını karanlıktan kızıla
diner rüya ikliminin çiseleyen kehaneti
ve mabetlerin çağrısıyla yere düşerken son damla
firavuni uykular yüz tutar aralanmayan göz kapaklarında

yakamozlu denizler kırbaçlarken arzumu
utangaç martılar geceye köprü atar dualardan
deniz kabukları takılır, susamış gözlerimden rüyalara
ıssız patikalarda savrulur suskun ruhum
yıldızlar kırç olup düşerken avuçlarıma mahzun
mabetlerin çağrısı çalar beni zümrüt geceden usulca


#1820
Başka da Hiçbir Şey

acılar ve hüzünler bıraktım ardımda
anlaşılmayan ve yalansız sözcüklerimi
çürüyen gözlerimi, yalnızlığımı bıraktım sana
sen dudaklarımda ay ışığı bir ıslıksın
ayak izlerimin kaldığı İzmir sokaklarında

ağlamanın ayıbını taşıyan gözlerimde gözlerinin izleri
utançlı ve felçli ellerimde ellerinin izleri kaldı
başka da hiçbir şey

beni bekleme.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:05 .